6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tek satıcılık sözleşmesinde denkleştirme tazminatının hak düşürücü süresi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/657 E. 2019/1313 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalHak düşürücü süre

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı talebi, TTK 122/4 uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir; bu süre hak düşürücü süredir ve bu süre geçtikten sonra ileri sürülen talep süre yönünden reddedilir. Ayrıca tek satıcılık ilişkisinin ve buna bağlı borca aykırılığın varlığı, iddia eden tarafça ispatlanmalıdır; karşı tarafın yetkili temsilcisi tarafından imzalanmamış tek taraflı bir yetkili satıcı belgesi ile aynı adres/yetkiliye sahip fakat farklı tüzel kişilikteki bir şirketten yapılan alımlar, tek satıcılık ilişkisinin devamını ispata yeterli değildir.

Ele alınan sorunlar

TTK 122/4 uyarınca denkleştirme tazminatı talebinin süresi → ret

Gerekçe: TTK 122/4 uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. Bu sürenin hak düşürücü süre mi zamanaşımı süresi mi olduğu öğretide tartışmalı olup yasada açıkça belirtilmemiştir; kanunda dava açılmasından değil tazminat talebinin ileri sürülmesinden söz edildiğinden, bu bir yıllık sürenin tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için hak düşürücü süre olduğu kabul edilmiştir. Somut olayda taraflar arasındaki ticari ilişkide son işlem 30/11/2013 tarihinde yapılmış, bu tarihten sonra davalı tarafından davacıya satış yapılmamıştır. Dava, ticari ilişkinin sona erdiği tarihe göre TTK 122/4'teki bir yıllık hak düşürücü süre içinde açılmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

30/11/2013 sonrası dönem için tek satıcılık sözleşmesinin ve manevi tazminat koşullarının ispatı → ret

İddia: Davacı, ... markalı ürünün Kıbrıs'taki tek yetkili satıcısı olduğunu, ilişkinin fiilen devam ettiğini, davalı ile aynı adres ve yetkililere sahip dava dışı ... şirketi üzerinden ticari ilişkinin sürdüğünü, dosyadaki yetkili satıcı belgesinin bu durumu ortaya koyduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının işlem yaptığı dava dışı şirket ile davalının faaliyet adresi ve yetkililerinin aynı olması, bu şirketlerin farklı tüzel kişiler olduğu gerçeğini ortadan kaldırmaz. Davacı tarafından sunulan, davacıya ürünlerin satımı konusunda tam yetki verildiğine ilişkin yetkili satıcı belgesi tek taraflı düzenlenmiş olup davalının temsil ve ilzama yetkili temsilcisi tarafından imzalanmadığından tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde değildir. Bu dönem için taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunduğunu ve davalının borca aykırı davranışı nedeniyle kişilik haklarına saldırı oluştuğunu ispat yükü kendisinde olan davacı ispat edememiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 122/4'teki bir yıllık denkleştirme talep süresinin niteliğinin (hak düşürücü süre olduğu) daire tarafından benimsenmesi ve bu sürenin tek satıcılık sözleşmelerine de uygulanacağının kabulü yönünden emsal değer taşımaktadır; ayrıca aynı adres/yetkiliye sahip farklı tüzel kişiliklerin ticari ilişkinin devamı bakımından tek başına yeterli ispat aracı sayılmayacağı hususunda da yol gösterici niteliktedir.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
TTK 122/4 uyarınca denkleştirme tazminatı talebinin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir; bu süre hak düşürücü süredir ve süre geçtikten sonra ileri sürülen talep reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tek satıcılık sözleşmesi denkleştirme tazminatı hak düşürücü süre acente manevi tazminat ispat yükü

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 122/5TTK 122/4TTK 122 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 142TBK 58 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/657

KARAR NO 2019/1313

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/02/2018

NUMARASI 2016/513 Esas 2018/103 Karar

DAVA

Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/10/2019

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin KKTC'de faaliyet gösteren ve çeşitli markaların pazarlamasını ve satışını gerçekleştiren firma olduğunu, müvekkili ile davalı ...A.Ş. şirketinin "..." marka temizlik ürünlerinin Kıbrıs dahilinde tek satıcılığının 2012 yılından beri devam ettirdiğini, müvekkili firmanın birden fazla markanın Kıbrıs dahilinde satışını gerçekleştirmekte ise de ... kuruluşu davalı firma ile aralarında varılan mutabakat sonucu ... markasını Kıbrıs'ta tanınan bir marka haline getirmek için azami özen ve çalışma gösterdiğini, reklam harcamaları yapmış olup satış noktaları oluşturduğunu ... markasının yayılmasını ve satışını sağladığını, bunları yaparken de ... aldıkları malların ödemesini zamanında yaptığını, ürünün satış miktarını artırıp cirosunu yükselttiğini, davalının müvekkilini zor durumda bırakmak amacıyla satış hedefini yükselttiğini, Kıbrıs'ta başka firmalara da satış yaptığını, bu nedenle müvekkilinin cirosunun düştüğünü, müvekkilini zarara uğrattığını, bu nedenle 5.000 TL maddi, 50.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili firmanın ... markasının sahibi olduğunu, ... markalı ürünlerin KKTC'de satışının başlaması üzerine davacı tarafından ürünleri satmak üzere bir takım ürünler istendiğini, bu ürünlerin davalı tarafından satıldığını, taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi söz konusu olmayıp ticari ilişkinin de 2013 yılı sonunda karşılıklı sona erdirildiğini, tek satıcılık sözleşmesi kabul edilse dahi TTK 122. madde gereğince müvekkilinin organize ettiği reklam ve pazarlama faaliyetleri sonunda tanınırlık ve müşteri çevresinin oluştuğunu, davacının denkleştirme ödemesini gerektirecek ticari bir mağduriyetinin söz konusu olmadığını, ticari ilişkinin davacının haksız tutumu nedeniyle sona erdiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece tek satıcılık sözleşmesi karşılıklı edimler yükleyen bir sözleşme olup satıcının bağımsız olarak kendi adına ve hesabına hareket edebilme yetkisi ve sürümü arttırmaya yönelik faaliyette bulunma yükümlülüğü mevcut olduğu, davacı taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunduğunu iddia etmiş ise de davacının markanın tanınması konusunda satışın arttırılmasına ilişkin yatırım yaptığına dair delil bulunmadığı, taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesinin bulunduğunu ispat yükü üzerinde olan davacı ispat edemediği, taraflar arasında alım satım ilişkisi bulunduğu, bunun dışında ticari ilişkinin olduğuna dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; bilirkişi raporuna karşı itirazlarının göz ardı edildiğini, tek satıcılık ilişkisinin yazılı olarak kurulmasının şart olmadığını, fiili durum itibari ile de işbu ilişkinin devamlılığının mevcudiyetinin tespitinin mümkün olmasının hukuki bir gerçek olduğunu, müvekkiline davalı firma tarafından gönderilen belgenin bilirkişilerce sadece satış yetkisi verdiği şeklindeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, Kıbrıs sınırlarında ... adlı ürünün satışı ile tam yetki verilmesinin müvekkili firmaya tekel sağlamak demek olduğunu, yine bilirkişilerin 2014 ve 2015 yıllarında ... ürününün ....A.Ş. tarafından müvekkili davacı firmaya verildiğinden bahsedildiğini, müvekkilinin tüm ticari ilişkisini ...

şirketi ile devam ettirmesine rağmen ürünlerin ... üzerinden Kıbrıs’a gönderildiğini, ... adlı ürünün ...’e ait olduğunu, kaldı ki ....A.Ş. ile ....San. Ve Tic. A.Ş.’nin adresleri ve yetkililerinin aynı olup, 31 Mart 2017 tarihi itibari ile birleştiklerini, müvekkilinin yıllarca ... markalı ürünün Kıbrıs sınırlarındaki tek yetkili satıcısı olduğunu, gerek fiili durum itibari ile Kıbrıs gümrük kayıtlarında ... adlı ürünün müvekkili firma haricinde başkaca bir firma tarafından teslim alınmadığını ve bu kayıtların gümrük kayıtlarından edinilmesi gerektiğini, dosya kapsamında mevcut yetki belgesinin de müvekkiline verilen tek satıcılık yetkisini ortaya koyduğunu, nedensiz ve hakkaniyete aykırı olarak ...

firmasının müvekkilini ulaşılamaz hedeler ile zor durumda bıraktığını, mal göndermediğini, KKTC piyasasında ilk kez ve müvekkilinin haberi olmadan başka bir firmaya mal göndererek müvekkilinin yatırım ve harcamalardan faydalanarak müvekkilinin oluşturduğu müşteri çevresinden faydalandığını, müvekkilini zarara uğratarak iyi niyetli olmayan ve ticari temayüllere aykırı tavır ile kar elde etmeye devam ettiğini, müvekkilinin itibarını zedelediğini, mahkemece yeterince araştırma yapılmadan gümrük kayıtları dahi istenmeden karar verildiğini belirterek; kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir,Mahkemece davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.6102 Sayılı TTK nun 122/5.maddesi gereğince acente tarafından talep edilebilecek denkleştirme tazminatının niteliğine uygun düştüğü ölçü de tek satıcılara da uygulanabileceği kabul edilmiştir. 6102 Sayılı TTK 'nın 122.maddesinde " (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir." hükmü düzenlenmiştir. TTK 122/4 maddesi uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekir.

Bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüşbirliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı; maddenin gerekçesinde de sürenin niteliğinin uygulama tarafından belirlenmesi gerektiği, sebebinin de hukuk geliştirme olanaklarının önünün kapatılmaması olarak gösterildiği, bu hususun uygulamaya bırakıldığı anlaşılmaktadır. Kanunda dava açılmasından sözedilmediği tazminat talebinin ileri sürülmesinden sözedildiği ,1 yıllık sürenin tazminat talebinin ileri sürülebilmesi için bir hak düşürücü süre olduğu ...(İst BAM 12H.D.2018/418 E- 2018/1657)6098 sayılı TBK ,'nın 142 ve 58. maddesi uyarınca borca aykırı davranış kişilik haklarını ihlal edecek bir zarara yol açması halinde manevi tazminata hükmedilebilecektir.

Uyuşmazlık; Taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunup bulunmadığı ve davacının yönünden denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat talep edebilme koşulları oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Somut olayda taraflar arasında mevcut ticari olan ilişki uyarınca son işlem 30/11/2013 tarihinde yapılmış, bu tarihten sonra 2014 ve 2015 yıllarında davalı tarafından davacıya yapılan hiçbir satış bulunmamaktadır. Dava aradaki ticari ilişkinin sona erdiği tarihe göre TTK122/4 maddesi uyarınca 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmamıştır.

30. 11.2013 tarihinden sonra ise davacı ... markalı ürünleri 2014 ve 2015 yıllarında dava dışı ... şirketinden satın almıştır. Davacı davadışı ... adlı şirketin faaliyet adresi ve yetkilerini aynı olması nedeniyle davalı ile ticari faaliyetinin devam ettiğini idda etmiş ise de şirketlerin faaliyet adresi ve yetkililerinin aynı kişiler olması bu şirketlerin farklı tüzel kişi ve şirket olduğu hususunun ortadan kaldırmayacaktır. Davacı tarafından dosyaya sunulan 01.01.2014 tarihli davacıya parex marka ürünlerin satımı konusunda tam yetki verilmesini ilişkin tek taraflı düzenlenen ve davacının imzasını taşımayan yetkili satıcı belgesi'nin davalı ... temsil ve ilzama yetkili, temsilcisi tarafından imzalanmamış olup, bu haliyle tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde değildir.

Bu dönem için taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunduğu ve davalının borca aykırı davranışı nedeniyle kişilik haklarına saldırı olduğu ispat yükü üzerinde olan davacı tarafından ispat edilememiştir. Açıklanan nedenlerle maddi tazminat ve yasal koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddi yerine yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bununla birlikte dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353(1)b-2 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; Bakırköy 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/02/2018 Tarih 2016/513 Esas 2018/103 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Maddi tazminat ve koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin REDDİNE"İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gerekli 44,40 TL harcın; davacı tarafından peşin yatırılan 939,27- TL harçtan mahsubu ile fazla olan 894,87-TL'nin hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine,Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden maddi tazminat nedeniyle 2.180,- TL, manevi tazminat istemi nedeniyle 2.180,-TL olmak üzere toplam 4.360- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/10/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/274188 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4812 E. 2021/4970 K. · Onandı

Tek satıcılıkta denkleştirme talebinin 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olması

Gerekçe özeti

Acenteye tanınan denkleştirme tazminatı, niteliğine uygun düştüğü ölçüde tek satıcıya da uygulanır; ancak istem hakkı sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içinde ileri sürülmelidir. Tek satıcılık sözleşmesinin varlığını ispat yükü bunu iddia edende olup imzasız/tek taraflı belge bu ilişkiyi kurmaz; manevi tazminat ise ancak borca aykırılığın kişilik haklarını ihlal eden bir zarara yol açtığı ispatlanırsa doğar.

Emsal değeri

Tek satıcılık ilişkisinde denkleştirme isteminin TTK 122/4'teki 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu ve sürenin ticari ilişkinin sona erdiği tarihten işlemeye başladığı yönünde emsal değer taşır.

Kavramlar: denkleştirme tazminatı tek satıcılık sözleşmesi hak düşürücü süre acentelik hükümlerinin kıyasen uygulanması ispat yükü manevi tazminat

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/4812 E.  ,  2021/4970 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 05/02/2018 tarih ve 2016/513 E- 2018/103 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 24.10.2019 tarih ve 2018/657 E- 2019/1313 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacının, KKTC'de faaliyet gösteren ve çeşitli markaların pazarlamasını ve satışını gerçekleştiren firma olduğunu, davacı birden fazla markanın Kıbrıs dahilinde satışını gerçekleştirmekte ise de Pareksi Kıbrıs'ta tanınan bir marka haline getirmek için azami özen ve çalışma gösterdiğini, reklam harcamaları yapmış olup satış noktaları oluşturduğunu, Pareks markasının yayılmasını ve satışını sağladığını, bunları yaparken de Pareksten aldıkları malların ödemesini zamanında yaptığını, ürünün satış miktarını artırıp cirosunu yükselttiğini, davalının davacıyı zor durumda bırakmak amacıyla satış hedefini yükselttiğini, Kıbrıs'ta başka firmalara da satış yaptığını, bu nedenle davacının cirosunun düştüğünü, zarara uğradığını iddia ederek şimdilik 5.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davalının Pareks markasının sahibi olduğunu, Pareks markalı ürünlerin KKTC'de satışının başlaması üzerine davacı tarafından bir takım ürünler istendiğini, bu ürünlerin davalı tarafından satıldığını, taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi söz konusu olmayıp ticari ilişkinin de 2013 yılı sonunda karşılıklı sona erdirildiğini, tek satıcılık sözleşmesi kabul edilse dahi TTK 122. madde gereğince davalının organize ettiği reklam ve pazarlama faaliyetleri sonunda tanınırlık ve müşteri çevresinin oluştuğunu, davacının denkleştirme ödenmesini gerektirecek ticari bir mağduriyetinin söz konusu olmadığını, ticari ilişkinin davacının haksız tutumu nedeniyle sona erdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce, tek satıcılık sözleşmesinin karşılıklı edimler yükleyen bir sözleşme olup satıcının bağımsız olarak kendi adına ve hesabına hareket edebilme yetkisi ve sürümü arttırmaya yönelik faaliyette bulunma yükümlülüğünün mevcut olduğu, taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunduğunu iddia etmiş ise de davacının, markanın tanınması konusunda satışın arttırılmasına ilişkin yatırım yaptığına dair delil bulunmadığı, taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesinin bulunduğunu ispat yükü üzerinde olan davacının bu hususu ispat edemediği, taraflar arasında alım satım ilişkisi bulunduğu, bunun dışında ticari ilişkinin olduğuna dair delil bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce, davanın, tek satıcılık sözleşmesinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, 6102 sayılı TTK’nın 122/5. maddesi gereğince acente tarafından talep edilebilecek denkleştirme tazminatının, niteliğine uygun düştüğü ölçü de tek satıcılara da uygulanabileceği, 6102 sayılı TTK'nın 122. maddesinde "(4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir." hükmünün bulunduğu, TTK 122/4. maddesi uyarınca denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiği, bu sürenin niteliği hususunda öğretide görüş birliği olmadığı, hak düşürücü süre mi yoksa zamanaşımı süresi olup olmadığının yasal düzenlemede açıklanmadığı, ancak bu sürenin hak düşürücü süre olduğunun kabul edildiği, 6098 sayılı TBK'nın 142 ve 58.

maddesi uyarınca borca aykırı davranışın kişilik haklarını ihlal edecek bir zarara yol açması halinde manevi tazminata hükmedilebileceği, uyuşmazlığın, taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunup bulunmadığı ve davacı yönünden denkleştirme tazminatı ve manevi tazminat talep edebilme koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplandığı, somut olayda taraflar arasındaki mevcut ticari ilişki uyarınca son işlemin 30.11.2013 tarihinde yapıldığı, bu tarihten sonra 2014 ve 2015 yıllarında davalı tarafından davacıya yapılan hiçbir satışın bulunmadığı, davanın aradaki ticari ilişkinin sona erdiği tarihe göre 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığı, 30.11.2013 tarihinden sonra davacının Pareks markalı ürünleri 2014 ve 2015 yıllarında dava dışı Digicom şirketinden satın aldığı, davacı dava dışı Digicom adlı şirketin faaliyet adresi ve yetkililerinin aynı olması nedeniyle davalı ile ticari faaliyetinin devam ettiğini iddia etmiş ise de şirketlerin faaliyet adresi ve yetkililerinin aynı kişiler olmasının bu şirketlerin farklı tüzel kişi ve şirket olduğu hususunu ortadan kaldırmadığı, davacı tarafından dosyaya sunulan 01.01.2014 tarihli, davacıya Parex marka ürünlerin satımı konusunda tam yetki verilmesine ilişkin tek taraflı düzenlenen ve davacının imzasını taşımayan yetkili satıcı belgesinin davalı ...

temsil ve ilzama yetkili temsilcisi tarafından imzalanmadığı, bu haliyle tek satıcılık sözleşmesinin bulunmadığı, bu dönem için taraflar arasında tek satıcılık sözleşmesi bulunduğu ve davalının borca aykırı davranışı nedeniyle kişilik haklarına saldırı olduğunun davacı tarafından ispat edilemediği, açıklanan nedenlerle maddi tazminat ve yasal koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddi yerine yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı, bununla birlikte dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı gibi yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, maddi tazminat ve koşulları oluşmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK’nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK’nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK’nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK’nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.