6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Fesih protokolünde ibra kaydı ve komisyon alacağı talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1482 E. 2019/336 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin protokolde, belirtilen konu dışında herhangi bir alacak ve borcun bulunmadığı kararlaştırılmışsa, komisyon alacağı talebi ancak protokolde açıkça belirtilen işlem yönünden ileri sürülebilir; protokolde adı geçmeyen diğer işlemler yönünden talep dayanaksızdır. Ayrıca, komisyon alacağının kaynağı olan bir davadan, alacaklı tarafın kendi talimatıyla feragat edilmiş ve bu nedenle herhangi bir bedel tahsil edilmemişse, feragat sonrası ortada tahsil edilmiş bir bedel bulunmadığından komisyon hakkı doğmaz.

Ele alınan sorunlar

Fesih protokolündeki ibra kaydı nedeniyle komisyon alacağının kapsamı → ret

İddia: Davacı, 17/08/2015 tarihli ön protokolde satışın gerçekleşmemesi halinde dahi komisyon ödeneceğinin açıkça yazıldığını, fesih sözleşmesindeki ibra kaydının bu hakkı ortadan kaldırmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Fesih protokolünde, davacının portföyünde olan taşınmaz için alıcı tarafa karşı açılan davanın devam ettiği, dava kazanıldığında hak edilecek alacağın %80'inin davacıya ödeneceği, bunun dışında taraflar arasında başkaca hiçbir alacak ve borç bulunmadığı açıkça yazılıdır. Bu nedenle davacının alacak talebi yalnızca protokolde belirtilen alıcı yönünden davalıya yöneltilebilir; protokol içeriğine göre satıcı yönünden bir talepte bulunulamaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davadan feragat edilmesi nedeniyle bedel tahsil edilememesi ve komisyon hakkının doğmaması → ret

İddia: Davacı, davalının alıcı ve satıcıdan komisyon alacaklarından feragat etmesinin kendi komisyon hakkını ortadan kaldırmayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı tarafından davalı şirket vekiline gönderilen mail içeriğinde, alıcıya karşı açılan davadan feragat edilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasının davacı tarafça talep edildiği anlaşılmaktadır. Devam eden davadan elde edilecek bedelin %80'inin davacıya ait olacağı kararlaştırılmış ise de, bu dava davacı hak sahibinin talimatı üzerine feragatle sonuçlandığından ve tarafların anlaşmasıyla vazgeçilen satıştan dolayı davalı tarafça herhangi bir bedel tahsil edilmediğinden, davacının talebi üzerine feragat edildikten sonra bir bedel de alınamayacağından, davacının komisyonu hak ettiğine ilişkin iddiasının dayanağı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Fesih protokolünde ibra kaydı bulunması halinde komisyon alacağı talebinin protokolde açıkça belirtilen işlemle sınırlı olacağı ve alacağın kaynağı olan davadan alacaklının talimatıyla feragat edilip bedel tahsil edilmemesi halinde komisyon hakkının doğmayacağı yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
fesih protokolü ibra komisyon alacağı feragat gayrimenkul danışmanlık sözleşmesi

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1482

KARAR NO 2019/336

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/12/2017

NUMARASI 2016/1192 Esas 2017/1122 Karar

DAVA

Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 14/03/2019

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ;taraflar arasında 16/03/2015 tarihli gayrimenkul danışmanlık hizmet sözleşmesinin 29/02/2016 tarihli fesih sözleşmesi ile sona erdiğini,sözleşmenin 3.maddesinde belirtilen iş dışındaki diğer hususlarda tarafların herhangi bir alacak ve borcu olmadığı karara bağlandığını, ancak sözleşmenin 3.maddesine göre müvekkilinin kendi pörtföyü olan ..i villasının satışı ile ilgili hizmet verdiğini villanın İ...’a satışı ile ilgili 17/08/2015 tarihli ön protokol imzalanmasını sağladığını,ancak yandaki evdeki köpeğin tehlikeli olduğunu öne sürerek evi almaktan vazgeçtiğini, satıcının kaparoyu iade ederek satıştan vazgeçtiğini,alıcı ve satıcının satıştan caymasının müvekkilinin alacağını ortadan kaldırmayacağını, 01/01/2016 tarihli sözleşme nedeniyle yaptığı işlemlerin davalı adına yapıldığından hizmet verdiği alıcı ve satıcıya doğrudan husumet yöneltemediğini, davalının ise alıcı ve satıcıya karşı yasal işlem yapmayarak müvekkili zarara ugrattığını, 17/08/2015 tarihli Ön Protokole göre satıştan vazgeçilse dahi davalının satıcı ...’den 48.000- TL.+KDV, ...’dan ise 30.500- TL.+KDV aracılık hizmeti alarak %80’ini müvekkile ödemesi gerektiğini belirterek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000-TL.

tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; tarafların 29/02/2016 tarihinde sözleşmeyi karşılıklı olarak feshettiklerini,... taşınmazının satışı gerçekleşmediğinden ne alıcıdan ne de satıcıdan komisyon alınmadığını, ancak davacının dava açmakta ısrar ettiğini, bunun üzerine ...i aleyhine 19.01.2016 tarihinde 2016/1112 Esas sayılı dosyasıyla 23.000-TL+KDV üzerinden icra takibi başlatıldığını,... aleyhine ise 19.01.2016 tarihinde 25.000-TL alacak davası açıldığını, ...'nin, icra takibine itiraz ettiğini davacı ile yapılan görüşmede itirazın iptali davası açılmaması, ...'a açılan davaya ise devam olunmasında mutabık kalındığını,... yönünden alacak talebinin 29/02/2016 tarihli protokole göre haksız olduğunu, ... yönünden davacı tarafın hakkından feragat ettiğini ve davanın geri çekilmesini bizzat şirket yetkililerinden kendisinin talep ettiğini,davacının talebi üzerine ...'a açtığı davadan da feragat ettiğini tahsil edilen bir bedel bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, şirket adına danışmanlık yapan davacının satışı gerçekleştirmediği, her ne kadar doğrudan böyle bir tazminat talep hakkı olmasa bile açılan takibin sonuçsuz yine davalı aracı kılınarak açılan davadan ise feragat edilmiş olması, dosyadaki yazışma ve mailler ile sabit olup vaki hakkından bu şekilde vazgeçtiği, davanın bu şekilde sonlanması ile haklarından vazgeçmiş olduğu, 29/02/2016 tarihli fesih protokolü hükümleri karşısında davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; 17/08/2015 tarihli protokolde satışın gerçekleşmemesi halinde dahi emlak komisyonu ödeneceğinin açıkça yazıldığını,29/02/2016 tarihli fesih sözleşmesinin 3.maddesinde belirtilen iş dışındaki diğer hususlarda tarafların herhangi bir alacak ve borcunun olmadığının karara bağlandığını, müvekkilinin dava ve icra takibi açma hakkı olmadığı gibi feragat hakkının da olmadığını, davalının alıcı ve satıcıdan emlak komisyonu alacaklarından feragatının komisyon hakkını ortadan kaldırmayacağını belirterek kararın bozulmasına, davanın kabulune karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Taraflar arasında ki hizmet sözleşmesinin sonlandığı ve bu aşamada 29.2.2016 tarihli protokolün düzenlendiği her iki tarafın kabulün de olup ;protokolde davacının portföyünde olan bir taşınmaz için alıcı taraf olan ...'a karşı açılan davanın halen devam ettiği ,dava kazanıldığı takdirde hak kazanılan alacağın % 80'inin davacıya ödeneceği ,taraflar arasında hiç bir alacak ve borç bulunmadığı protokolde yazılıdır.Buna göre fesih protokolünde başkaca alacak ve borç bulunmadığı açıkça yazıldığından ,davacının alacak talebini yalnızca ... yönünden davalıya yöneltilebileceği,başkaca bir alacak ileri sürülemeyeceği ,protokol içeriğine göre satıcı ... nedeniyle bir talepte bulunamayacağı anlaşılmaktadır.

Davacı tarafından davalı şirket vekiline gönderilmiş olan ; 7 nisan 2016 tarihli mail içeriğinde ; ... hakkında ki davanın geri çekildiği , ,alıcı ...'a karşı açılan davadan feragat edilmesi için gerekli işlemlerin yapılmasını bildirmesini talep ettiği anlaşılmaktadır.Taraflar arasında yapılan protokol gereği halen devam eden davadan ...'dan alınacak bedelin %80'inin davacıya ait olacağı kararlaştırılmış ise de ;bilahare açılan davadan davacı hak sahibinin talimatı üzerine davalı şirket tarafından feragat edildiği anlaşılmakla tarafların anlaşmasıyla vazgeçilen satıştan dolayı davalı tarafça bir bedel tahsil edilmediği ,davacının talebi üzerine davadan feragat edildikten sonra bir bedel de alınamayacağı sabit olup,davacının davalı nezdinde komisyonunu hak ettiğine ilişkin iddiasının da bir dayanağı olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin hükme yönelik ileri sürdüğü istinaf sebebleri yerinde görülmeyerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davalı yan gider avansından karşılanan 35-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.14/03/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273603 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2957 E. 2021/2324 K. · Onandı

Fesih protokolü ile tarafların birbirinden alacağının kalmadığının kabulü

Gerekçe özeti

Taraflar arasındaki danışmanlık/hizmet ilişkisini sona erdiren fesih protokolünde, belirli bir davanın sonucuna bağlanan ödeme dışında tarafların birbirinden başkaca alacağının kalmadığı kararlaştırılmışsa ve danışmanın kendi talebiyle ilgili davadan feragat edilmiş, aracılık edilen işlemden fiilen tahsilat da yapılmamışsa, danışman aracılık ettiği taraflardan doğrudan komisyon isteyemeyeceği gibi bedeli tahsil etmeyen taraftan da tazminat talep edemez.

Emsal değeri

Tarafların birbirinden alacağının kalmadığını kararlaştıran fesih protokolü ve danışmanın kendi talebiyle gerçekleşen feragat karşısında tazminat talebinin reddedileceği yönündeki kabul, Yargıtay'ca onanmış olup benzer danışmanlık alacağı uyuşmazlıkları için dayanak niteliğindedir.

Kavramlar: gayrimenkul satış danışmanlığı sözleşmesi fesih protokolü feragat komisyon bedeli ispat yükü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/2957 E.  ,  2021/2324 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.12.2017 tarih ve 2016/1192 E. - 2017/1122 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 14.03.2019 tarih ve 2018/1482 E. - 2019/336 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasında 16.03.2015 tarihli gayrimenkul satış danışmanlığı sözleşmesi imzalandığını, davacının davalı RE/MAX adına satış danışmanlığı yaptığını, davacının dava dışı ...’ye ait villanın dava dışı alıcı ...’a satışına aracılık ettiğini, 17.08.2015 tarihli protokole göre gayrimenkulun satılacağının ve davalıya komisyon bedeli ödeneceğinin kararlaştırıldığını, dava dışı satıcı ve alıcının daha sonra villa satışından caydıklarını, satıcının alıcıya cayma bedelini dahi iade ettiğini, davalıya komisyon bedelinin ödenmediğini, davalının ... aleyhine takip başlattığını, ... aleyhine dava açtığını, açılan davadan feragat edildiğini, ilamsız takibe yapılan itiraz üzerine takibin durduğunu, davacının danışmanlık hizmet bedelinin tahsil edilemediğini, davacının aracılık ettiği sözleşmeye ilişkin taraflara doğrudan husumet yöneltme hakkının bulunmadığını, davalının da bedeli tahsil etmeyerek davacının zararına sebep olduğunu ileri sürerek, fazlaya dair hakkın saklı tutularak 10.000.- TL tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının, davalının gayrimenkul danışmanlığını yaptığını, bu sözleşmelere göre davacının aracılık ettiği satışlarda tahsilat yapma yetkisinin bulunmadığını, ... ve ... arasında yapılıp sonradan cayılmış sözleşmede hizmet bedelinin tahsili için takip ve dava başlatma yetkisinin davalının tasarrufunda olduğunu, davalı ticari itibarını dikkate alarak yasal yollara başvurmayı düşünmese de davacının ısrarları üzerine , bu şahıslar aleyhine takip ve dava yollarına başvurulduğunu, davacının davalı vekiline gönderdiği mail ile ... aleyhine açılan davanın geri çekilmesini talep ettiğini, bunun üzerine davacının davadan feragat ettiğini, ...’nin de aleyhine başlatılan takibe itiraz ettiğini, netice itibariyle bu şahıslardan davalı tarafça yapılmış bir tahsilat bulunmadığını, taraflar arasında imzalanan 29.02.2016 tarihli protokole göre tarafların aralarındaki satış danışmanlığı sözleşmesini feshettiklerini, protokole göre ...

aleyhine açılmış davanın kazanılması veya kaybedilmesi haline göre tarafların ne şekilde paylaşım yapılacağını kararlaştırdıklarını, diğer konularda, dolayısıyla ...’den talep edilebilecek komisyon bedeli yönünden de tarafların birbirinden alacak ve borcunun kalmadığının kararlaştırıldığını, davacının davalıdan tazminini isteyebileceği zararın bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davanın danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan alacağın, gayrimenkul danışmanından tahsili istemine ilişkin tazminat davası olduğu, davacı ile dava dışı satıcı ve alıcılar arasında 08.08.2015 tarihli ön anlaşma yapılsa da bu anlaşmaya göre satışın gerçekleşmediği, davacının üstlendiği hizmeti tam olarak yerine getirmediği, müşterilerden herhangi bir komisyon bedeli alınmadığı, davacının bu bedeli doğrudan müşterilerden talep hakkının bulunmadığı, davalı tarafından başlatılan takip ve davaların sonuçsuz kaldığı, toplanan delillere ve özellikle davacı tarafından davalıya gönderilen elektronik postaya göre de davacının bu hakkından vazgeçtiği, davalının da marka değeri, ticari itibarı nedeniyle bu davalara devam etmediği, taraflar arasında imzalanan 29.02.2016 tarihli fesih protokolü ile de tarafların birbirinden herhangi bir hak ve alacağının kalmadığının kararlaştırıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, taraflar arasındaki hizmet ilişkisinin 29.02.2016 tarihli protokolle sonlandığı, bu protokole göre ... aleyhine açılmış davanın sonucuna göre davacıya ödeme yapılacağının, taraflar arasında başkaca hususlarda alacak borç bulunmadığının kararlaştırıldığı, buna göre davacının ... yönünden talepte bulunamayacağı, davacı tarafından davalıya gönderilen 07.04.2016 tarihli elektronik postada ...’a karşı açılan davadan feragat edilmesi için gereken işlemlerin yapılmasının talep edildiği, ... aleyhine açılan davadan da davacının talebi üzerine davalı tarafça feragat edildiği, davalı tarafça dava dışı alıcı ve satıcıdan tahsil edilmiş bedel bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 11.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.