6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurulun devredilemez yetkisi ve pay defteri kaydının niteliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/463 E. 2019/342 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)kaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Pay defterine yapılan kayıt bildirici niteliktedir ve YK tarafından onaylanıp pay defterine kaydedilen pay devri tamamlanmış sayılır; bu kaydın, üzerinde hak iddia eden üçüncü kişinin taraf olmadığı bir davada YK veya genel kurul tarafından tek yanlı olarak silinmesi, ilgilinin haklarını ihlal eder ve butlanla maluldür — bu yalnızca ilgili kişilerin açacağı ayrı bir dava ile çözümlenebilir. Genel kurulun, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı gibi devredilemez yetkilerini genel bir yetkilendirmeyle yönetim kuruluna devretmesi TTK 408/2-f'ye aykırı olup emredici hükme aykırılık nedeniyle butlanla maluldür. Ayrıca, geçersiz genel kurul kararları için talep iptal ise mahkeme talep sonucuyla bağlı olup (HMK 26/1) butlan tespitine karar veremez; bu husus istinaf sebebi olmasa da re'sen gözetilir.

Ele alınan sorunlar

Yönetim kurulunun 25/10/2016 tarihli kararının (pay iptali/kayıt) geçerliliği → kabul

İddia: Davalı vekili, davacının usulsüz olarak edindiği paylara ilişkin pay satış sözleşmesi ve ödeme belgesi ibraz edilmediğini, bu hususlar incelenmeden verilen kararın kaldırılıp davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6762 sayılı Kanun'un 417/son fıkrası uyarınca şirkete karşı ancak pay defterinde kayıtlı kişi ortak sıfatını haizdir ve pay defterine kayıt bildirici niteliktedir; YK tarafından onaylanıp pay defterine kaydedilen devir işlemi tamamlanmış sayılır. 6100 sayılı Kanun'un 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren 500. maddesindeki YK'nun yanlış beyana dayalı kaydı ilgilileri dinleyerek silebilmesine ilişkin düzenleme somut olayda uygulanamaz. Davacı adına kaydedilen payların silinmesi, ancak bu paylar üzerinde hak iddia edenler tarafından açılacak pay devrinin iptali ve pay defterine kayıt istemli bir dava ile çözümlenebilir; YK'nun bu yolu izlemeden davacının paylarını silip başkaları adına kaydetmesi davacının haklarını ihlal eder ve 25/10/2016 tarihli YK kararı butlanla maluldür. Ancak ilk derece mahkemesinin, pay devirlerinin geçerli olarak yapıldığı ve bu nedenle YK kararının butlanla malul olduğu şeklindeki gerekçesi, paylar üzerinde hak iddia edenin taraf olmadığı bu davada pay devrinin geçerliliğinin tespit edilmesi suretiyle kurulduğundan doğru görülmemiş; sonuç (butlan) korunarak gerekçe düzeltilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Genel kurulun 4 no.lu kararı ile yönetim kuruluna taşınır/taşınmaz tasarrufu için verilen genel yetkinin geçerliliği → ret

İddia: Davalı vekili, YK'nun temsil yetkisinin kapsam ve sınırlarının TTK 371'de düzenlendiğini, YK'nun yetkisini ana sözleşmeden veya genel kuruldan alacağını, genel kurulun YK'na taşınmaz satışı yetkisi vermesinin hukuka aykırı sayılmaması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TTK 408(2). maddesinde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasındadır. Genel kurul toplantısının 4 no.lu maddesinde şirketin taşınır ve taşınmazları üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin YK üyelerine verilmesi, genel kurul tarafından genel bir yetkilendirmeyle bu yetkinin yönetim kuruluna devri niteliğindedir ve TTK 408/2-f maddesine aykırı olup emredici hükme aykırılık teşkil etmesinden ötürü butlanla maluldür.

Gerekçe kaynağı: özgün

Genel kurulun 4 ve 5 no.lu kararları hakkında talep (iptal) yerine butlana hükmedilmesinin HMK 26/1'e uygunluğu → kısmi kabul

Gerekçe: Butlan ve iptal halleri ayrı ayrı hususlardır; geçersiz genel kurul kararları yönünden iptal değil, geçersizliğin (batıllığın) tespiti istenir. Ancak davacı iptal istemişse, isteme uygun olarak iptale karar verilir (Yargıtay 11. HD'nin 20.6.1994 tarihli, E.1928, K.5247 sayılı kararı). HMK 26(1) uyarınca hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. İlk derece mahkemesince butlanına karar verilen 4 ve 5 no.lu kararların butlanla malul olduğu yönündeki gerekçesinde isabetsizlik olmamakla birlikte, dava dilekçesinde her iki kararın iptali talep edilmişken butlanına karar verilmesi HMK 26(1)'e aykırıdır; bu husus re'sen incelenerek 4 ve 5 no.lu kararların butlanına ilişkin hüküm kaldırılıp iptaline karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Genel kurulun 5 no.lu kararı ile YK'nun 25/10/2016 tarihli kararının onanmasının geçerliliği → kabul

Gerekçe: Gerek YK gerekse genel kurul, davacının üzerine kayıtlı paylarını bir yargı kararına dayanmadan silemeyeceğinden, her iki kararın (YK'nun 25/10/2016 tarihli kararı ile genel kurulun bunu onayan 5 no.lu kararı) butlanla malul olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, pay defterine kaydın bildirici niteliği ile YK'nun bir yargı kararına dayanmadan ortağın kayıtlı payını silememesine ilişkin tespiti ve genel kurulun devredilemez yetkilerinin YK'na genel yetkilendirme yoluyla devrinin butlanla malul olacağına dair tespiti; ayrıca iptal talep edilmişken butlana hükmedilemeyeceğine (HMK 26/1) ilişkin re'sen yapılan düzeltme, bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının butlanı genel kurul kararının iptali talep sonucuyla bağlılık (HMK 26/1) pay defterine kaydın bildirici niteliği genel kurulun devredilemez yetkileri (TTK 408/2) yönetim kuruluna yetki devri yasağı pay devrinin geçerliliği

Atıf yapılan mevzuat: 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu (eTTK) — 6762 sayılı Kanun 417/son · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — 6102 sayılı Yasa 447 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 408/2-fTTK 408(2) · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — 6100 sayılı Kanun 500 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 26(1)

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/463

KARAR NO 2019/342

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/01/2018

NUMARASI 2017/401 Esas 2018/29 Karar

DAVA Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 14/03/2019

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili davalı şirketin 11/01/2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı gündemin 4.maddesi ile YK üyelerine şirketi resmi ve özel kurumlarda taşınır ve taşınmaz tasarrufunda bulunmaya, ahzu kabza, sulh ve ibraya vs. konularda en geniş şekilde temsil için yetki verildiğini, kararın TTK 408/f bendine açıkça aykırı olduğunu, şirket varlığının bütünüyle satılmasının genel kurul kararı ile yapılabileceğini, 5.madde de ise şirket hissedarları ... şirkete sunduğu 17/10/2016 tarihli dilekçe ile şirket ortaklarından kimseye hisse devri yapmadığını bildirmesi üzerine şirketin 25/10/2016 gün, 2016/6 sayılı YK kararı ile herhangi bir sözleşme ibraz edilmeden yapılan hisse devirlerinin iptaline karar verildiğini, bu karar uyarınca müvekkiline ait hisse sayısının 871, diğer ortak ...

ait hisse sayısının ise 7.403 olarak kabul edildiğini, ortaklık payı ve oranının bu şekilde pay defterine işlenmesine dair genel kurulda alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirket genel kurulunun şirket ortaklarının ortaklık paylarını tespit etme yetkisi bulunmadığını, ortaklar arasındaki pay uyuşmazlıkları, YKna intikal etmiş ise bu konuda YK.nca karar verileceğini, karara karşı çıkılması durumunda uyuşmazlığın yargı organlarınca halli gerektiğini, bu yüzden karara muhalif kaldığını, müvekkilinin ... hisse devraldığını, bu devrin ... şirkete verdiği 20/08/2007 tarihli muvafakatnamede yer aldığını, bu muvafakatname ile şirketin diğer hissedarlarına da hisse devri yapıldığını, ancak sadece müvekkiline ait hisse devrinin iptal edildiğini ileri sürerek dava konusu genel kurul kararlarının iptaline ve ile YK.nun 25/10/2016 tarih 2016/6 sayılı kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının şirkette uzun yıllar YK üyeliği yaptığını, şirketin tüm işlerinin fiilen davacı tarafından yürütüldüğünü, şirket hesaplarının incelenmesinde usulsüz pay devirlerinin görüldüğünü, masraf olarak yatırılan paraların akıbetı hususunda davacı ile yüzleşince davacıya karşı şirkette güven zaafiyeti yaşanmaya başlandığını, ... şirkete yazdığı dilekçe ile kimseye hisse devri yapmadığını bildirip payının buna göre belirlenmesini talebi üzerine yapılan araştırmada hisse devir sözleşmesi bulunmadığı, davacının hisse devir sözleşmesi sunamadığını, bu nedenle davacı payının 871 olarak belirlendiğini, TTK'ya göre pay satış sözleşmesinin şekle tabi olup, şekil şartına aykırı pay devrinin hukuken yok hükmünde kabul edileceğini, şirket genel kurullarının şirketin yönetimi ve temsili hususunda dilediği şekilde karar alma hak ve yetkisine sahip olduğunu, davaya konu karar ve işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, Genel kurul toplantısının 4 no.lu maddesinde alınan karar ile şirketin taşınır ve taşınmazları üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi YK üyeleri .. ve ... verilmiş olup, bu şekilde genel kurul tarafından genel bir yetkilendirmeyle yetkinin YK.na devredilmesi TTK 408/2-f maddesine açıkça aykırı olup, kanunun emredici hükmüne aykırılık teşkil etmesinden ötürü butlanla malul olduğu, ...tarafından davacıya toplam 2696 hisse devredildiği, söz konusu pay devirlerinin YK tarafından yazılı muvafakatnameye dayalı olarak gerçekleştirildiği, bu itibarla yapılan devirlerin geçerli olduğu, dolayısıyla YK.nun 25/10/2016 tarih 2016/6 sayılı kararı ve genel kurulun 5 no.lu davacının hisse adedinin iptali yönündeki kararlarının 6102 sayılı Yasa'nın 447 maddesi uyarınca mutlak butlanla batıl olduğuna karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili; davacının YK.nun kararı ile muhasip üyeliğine seçildiğini ve kendisine dış ilişkilerde de temsil yetkisi verildiğini, davacının usulsüz olarak edindiği payların iptali ve YK üyeliğinden çıkarılması sebebi ile kararlara muhalefet ettiğini, müvekkili şirketin konusunun TTK ve TBK'nın ilgili maddelerine uygun şekilde düzenlendiğini, YKnun temsil yetkisinin kapsam ve sınırlarının TTK 371.maddesinde düzenlendiğini,YKnun, yetkisini ana sözleşmeden veya genel kuruldan alacağını, ana sözleşme ve şirketin konusunda yer alan konularda işlem yapma yetkisi olup, genel kurulun yönetim kuruluna taşınmaz satışı yetkisi vermesinin hukuka aykırı olacağının kabul edilmemesi gerektiğini, genel kurulda davacının usulsüz olarak edindiği payların iptali kararı alındığını, davacının dosyaya pay satış sözleşmesi ibraz etmediği gibi işbu pay satışı neticesinde yaptığı ödemeye ilişkin belge de ibraz etmediğini, pay satışlarının davacının muhasip üye olduğu dönemde gerçekleştiğini ve şaibeli olduğunu, bu hususlar incelenmeden verilen kararın kaldırılarak yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava dışı şirket ortaklarına ilişkin bir kısım paylar 21.8.2006 ,3.12.2008, 10.11.2011, 18.6.2012 tarihli YK kararları ile pay devrinin onaylanmasına karar verilerek davacı adına davalı şirketin pay defterine kaydı yapılmıştır. Bu payların senede bağlanmamış çıplak pay olduğu ve kayıt işlemlerinin tamamının 6762 sayılı kanun yürürlüğü zamanında gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Şirket ortağı ... şirket yönetim kuruluna yaptığı başvuru üzerine pay devir sözleşmesi ve bedelin ödendiğine dair belge ibraz edilmediğinden 25/10/2016 tarihli 2016/6 sayılı YK kararıyla davacının üzerinden bir kısım payının silinerek gerçek sahibi olduğu belirtilen diğer paydaşlar adına kaydına karar verilmiştir.6762 sayılı kanunun 417-son fıkrası uyarınca ;şirkete karşı ancak pay defterinde kayıtlı bulunan kişi ortak sıfatına haizdir.Pay defterine kaydın bildirici nitelik taşıdığı genel olarak kabul edilmiştir.

YK tarafından pay devri onaylanarak şirket pay defterine kaydedildiğine göre , devir işlemi tamamlanmıştır.6100 sayılı kanun 1 temmuz 2012 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş ve yeni bir hüküm olarak getirilen 500.madde ile " YK.nun iktisap edenin yanlış beyanı sonucu pay defterine yapılan kaydı ,ilgililerin görüşlerini alarak silebilir "düzenlemesinin somut olayda uygulanamayacağı ; davacı adına kaydedilen payların ve şirket pay defterine yapılan kaydın ancak davacı payları üzerinde hak iddiasında bulunanlar tarafından açılabilecek pay devrinin iptali ve pay defterine kayıt istemini havi bir dava ile çözümlenebileceği ,şirket YK.nun davacının paylarının iptali ile başkaları adına kaydedilmesine ilişkin aldığı kararın davacının haklarını ihlal ettiği anlaşılmakla sonucu itibariyle 25/10/2016 tarihli 2016/6 sayılı yönetim kurulu kararının butlanına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Ancak mahkemece pay devirlerinin geçerli olarak yapıldığı,bu sebeble YK kararının butlan ile malul olduğu benimsenmiş ise de ; paylar üzerinde hak iddia edenin taraf bulunmadığı bir dava da pay devirlerinin geçerli olduğu,geçerli olarak yapılan pay devri neticesinde alınan YK kararlarının geçerli bulunduğuna dair gerekçe ile butlana karar verilmesi doğru görülmemiş bu sebeble hükmün kaldırılarak yeniden hüküm verilmesi gerekmektedir.Genel kurulda alınan 5 no.lu karar ile şirket YK.nun aldığı 25/10/2016 tarihli 2016/6 sayılı YK kararının onanarak Genel kurul YK kararı doğrultusunda paydaşların pay oranlarını yeniden belirlemiştir.Bu suretle davacı adına kayıtlı paylar davadışı kişiler adına kaydedilmiştir.Gerek YK gerekse genel kurulun davacının üzerine kayıtlı paylarını bir yargı kararına dayanmadan silemeyeecğinden her iki kararın butlan ile malul oluduğu sonucuna varılmaktadır.

4 nolu karar ile YK üyelerinden ... şirketi resmi ve özel kurum ve kuruluşlarda taşınır ve taşınmaz tasarrufunda bulunmaya, ahzu kabza, sulh ve ibraya vs.temsil ve ilzama en geniş şekilde temsil etmesine karar verilmiştir. TTK nun 408(2).maddesinde önemli miktarda şirket varlığının toptan satışına genel kurulun genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri arasındadır. Genel kurul toplantısının 4 no.lu maddesinde alınan karar ile şirketin taşınır ve taşınmazları üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi YK üyelerine verilmiş olup, bu şekildeGK tarafından genel bir yetkilendirmeyle yetkinin yönetim kuruluna devri TTK 408/2-f maddesine aykırı olup,emredici hükme aykırılık teşkil etmesinden ötürü butlanla malul olduğu hususunda ki tesbitte de isabetsizlik bulunmamaktadır.Butlan ve iptal halleri ,ayrı ayrı hususlardır.Geçersiz genel kurul ararları yönünden iptal değil ,geçersizliğin ,yani batıllığın tesbiti istenir.

Ancak davacı iptal istemişse ,isteme uygun olarak iptale karar verilir. (Yargıtay 11 HD nin 20.6.1994 tarihli E.1928 esas K.5247 sayılı kararı.)HMK 26(1) Hakim,tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır;ondan fazlasına veya başka birşeye karar veremez . İlk derece mahkemesince butlanına karar verilen 4 ve 5 nolu kararların butlan ile malul olduğu yönündeki gerekçesinde isabetsizlik yoktur ancak ; dava dilekçesinde genel kurulda alınan her iki kararın iptali talep edilmiş iken butlanına karar verilmesi HMK 26(1) maddesine aykırı olup istinaf nedeni olarak ileri sürülmese de bu husus re'sen incelenmek suretiyle genel kurulda alınan 4 ve 5 nolu kararların butlanına ilişkin hüküm kaldırılarak iptaline ,YK kararının ise gerekçesi düzeltilerek butlanına karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İstanbul Anadolu 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17/01/2018 Tarih 2017/401 Esas 2018/29 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KABULÜNE, davalı şirketin 11/01/2017 tarihli genel kurulda alınan 4 ve 5 nolu kararların İPTALİNE, Şirket yönetim kurulunun 25/10/2016 Tarihli 2016/6 Sayılı kararın butlanla malul olduğunun TESPİTİNE"İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 42-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273597 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/2770 E. 2020/852 K. · Bozuldu

TTK 408/2-f yalnız önemli miktarda varlığın toptan satışına ilişkindir; genel temsil yetkisi bu kapsamda değildir

Gerekçe özeti

TTK 408/2-f uyarınca genel kurulun devredilemez yetkisi önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı ile sınırlı olduğundan, yönetim kurulu üyelerine şirketi taşınır ve taşınmaz tasarrufunda bulunmaya, ahzu kabza, sulh ve ibraya en geniş biçimde temsil ve ilzam yetkisi veren genel kurul kararı bu maddeye aykırılık oluşturmaz. Ayrıca dava dilekçesinde kararların iptali istenmişken butlanına hükmedilmesi HMK 26(1)'deki taleple bağlılık kuralına aykırıdır; yazılı muvafakatnameye dayalı olarak yönetim kurulunca gerçekleştirilen pay devirleri ise geçerlidir.

Emsal değeri

TTK 408/2-f'nin kapsamının 'önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı' ile sınırlı olduğunun ve yönetim kuruluna geniş temsil yetkisi verilmesinin bu kapsamda sayılmayacağının belirlenmesi yönünden bağlayıcı içtihat değeri taşır.

Kavramlar: genel kurulun devredilemez yetkileri temsil ve ilzam yetkisi butlan genel kurul kararının iptali taleple bağlılık pay devri muvafakatname

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2019/2770 E.  ,  2020/852 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17/01/2018 tarih ve 2017/401 E- 2018/29 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 14/03/2019 tarih ve 2018/463 E- 2019/342 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin 11/01/2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı gündemin 4.maddesi ile YK üyelerine şirketi resmi ve özel kurumlarda taşınır ve taşınmaz tasarrufunda bulunmaya, ahzu kabza, sulh ve ibraya vs. konularda en geniş şekilde temsil için yetki verildiğini, kararın TTK 408/f bendine açıkça aykırı olduğunu, şirket varlığının bütünüyle satılmasının genel kurul kararı ile yapılabileceğini, 5.madde de ise şirket hissedarları ...'ın şirkete sunduğu 17/10/2016 tarihli dilekçe ile şirket ortaklarından kimseye hisse devri yapmadığını bildirmesi üzerine şirketin 25/10/2016 gün, 2016/6 sayılı YK kararı ile herhangi bir sözleşme ibraz edilmeden yapılan hisse devirlerinin iptaline karar verildiğini, bu karar uyarınca müvekkiline ait hisse sayısının 871, diğer ortak ...'a ait hisse sayısının ise 7.403 olarak kabul edildiğini, ortaklık payı ve oranının bu şekilde pay defterine işlenmesine dair genel kurulda alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirket genel kurulunun şirket ortaklarının ortaklık paylarını tespit etme yetkisi bulunmadığını, ortaklar arasındaki pay uyuşmazlıkları, YK'ye intikal etmiş ise bu konuda YK.nca karar verileceğini, karara karşı çıkılması durumunda uyuşmazlığın yargı organlarınca halli gerektiğini, bu yüzden karara muhalif kaldığını, müvekkilinin ...'dan hisse devraldığını, bu devrin ...'ın şirkete verdiği 20/08/2007 tarihli muvafakatnamede yer aldığını, bu muvafakatname ile şirketin diğer hissedarlarına da hisse devri yapıldığını, ancak sadece müvekkiline ait hisse devrinin iptal edildiğini ileri sürerek dava konusu genel kurul kararlarının iptaline ve YK'nin 25/10/2016 tarih 2016/6 sayılı kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, genel kurul toplantısının 4 no.lu maddesinde alınan karar ile şirketin taşınır ve taşınmazları üzerinde tasarrufta bulunma yetkisinin YK üyeleri ... ve ...'a verilmiş olduğu, bu şekilde genel kurul tarafından genel bir yetkilendirmeyle yetkinin YK'ye devredilmesinin TTK 408/2-f maddesine açıkça aykırı olduğu, kanunun emredici hükmüne aykırılık teşkil etmesinden ötürü butlanla malul olduğu, ... tarafından davacıya toplam 2696 hisse devredildiği, söz konusu pay devirlerinin YK tarafından yazılı muvafakatnameye dayalı olarak gerçekleştirildiği, bu itibarla yapılan devirlerin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ve YK'nın 25/10/2016 tarih 2016/6 sayılı kararı ve genel kurulun 5 no.lu davacının hisse adedinin iptali yönündeki kararlarının 6102 sayılı Yasa'nın 447 maddesi uyarınca mutlak butlanla batıl olduğuna karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, dava dilekçesinde genel kurulda alınan her iki kararın iptali talep edilmiş iken butlanına karar verilmesinin HMK 26-(1) maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüyle, kararın kaldırılmasına ve davalı şirketin 11/01/2017 tarihli genel kurulda alınan 4 ve 5 nolu kararların iptaline, şirket yönetim kurulunun 25/10/2016 Tarihli 2016/6 Sayılı kararının butlanla malul olduğunun tespitine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

1-İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2-Dava, anonim şirket genel kurul ve yönetim kurulu kararlarının iptali ve batıl olduğunun tespiti istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirketin 11/01/2011 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 4 no’lu bendinde yer alan karar ile yönetim kurulu üyelerinden ... ve ...'ın şirketi resmi ve özel kurum ve kuruluşlarda taşınır ve taşınmaz tasarrufunda bulunmaya, ahzu kabza, sulh ve ibraya, temsil ve ilzama en geniş şekilde temsil etmesine karar verilmesinin, 6102 sayılı TTK’nun 408/2-f maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle ilgi genel kurul kararının iptaline karar verilmiştir. Ancak, 6102 sayılı TTK’nın 408/2-f maddesine göre, önemli miktarda şirket varlığının toptan satışı, genel kurula ait devredilemez yetki ve görevlerdendir.

Davaya konu genel kurul toplantı tutanağının 4. maddesinde yer alan düzenlemenin ise şirketin önemli miktarda varlığının toptan satışı anlamında bir görev ve yetkinin devrini içermediği, dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nun 408/2-f maddesine aykırılık teşkil etmediğinin kabulü gerekir. Bu nedenle, mahkemece, davalı şirketin 11/01/2011 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 4 no’lu bendinde yer alan kararın, 6102 sayılı TTK’nun 408/2-f maddesine aykırı olmadığının kabulüyle bir değerlendirme yapılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi doğru olmamış ve kararın davalı yararına bozulması gerektimiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 03/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.