6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kredi sözleşmesindeki kefaletin ibraname olmadan sona ermesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/590 E. 2019/129 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Davacının nitelemesi: Kambiyo Senedine Dayalı Takibe İtiraz mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesi kapsamında verilen kefalet/aval sorumluluğu, teminatı olduğu asıl borcun ödenmesiyle kural olarak kendiliğinden sona ermez. Ancak borç tamamen ödendikten sonra, kefil/aval verenin taraf olmadığı yeni bir kredi sözleşmesi imzalanmış ve bu yeni sözleşme kapsamında kredi kullandırılmışsa, önceki senette imzası veya sözleşmede kefaleti bulunan kişinin bu yeni borçlardan sorumluluğu, banka tarafından ibraname verilmiş olsun olmasın, doğmaz; teminat senedi yalnızca ilişkili olduğu asıl borcu kapsar.

Ele alınan sorunlar

Munzam senedin teminatı olduğu genel kredi sözleşmesi borcunun ödenmesi ile kefil/aval verenin sorumluluğunun sona ermesi → ret

İddia: Davalı banka, takibe konu bononun sadece araç kredisinden kaynaklanan borcun değil, borçlu şirketin doğmuş ve doğabilecek tüm borçlarının teminatını teşkil ettiğini, borçlunun hisse devri ya da rehnin kaldırılmasının kefaleti sonlandırmayacağını, davacının ne genel kredi sözleşmesindeki kefaleti nedeniyle ne de senetteki aval imzası nedeniyle ibra edilmediğini, cari hesap şeklinde işleyen kredi ilişkisinde borcun bir tarihte tamamen ödenmiş olmasının kefaleti sonlandırmayacağını, davacının kefaletten istifa bildiriminde bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel kredi sözleşmesindeki kefalet sorumluluğu kural olarak borcun ödenmesiyle sona ermez ise de; borç ödendikten sonraki tarihte yeniden kredi sözleşmesi imzalanması ve bu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden dolayı sözleşmede imzası bulunmayan kefilin sorumluluğunun sona erdiği Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarındandır. Davacının aval verdiği munzam senedin teminatı olduğu 3.8.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğan borç tümüyle ödenmiş olup, bu sebeple senet ileride doğan borçları ve sonradan imzalanan genel kredi sözleşmelerinden doğan borçları kapsamamaktadır. Senedin teminatı olduğu kredi borcu ödendiğine göre, ibraname verilmedikçe senedin doğacak tüm borçları kapsadığının kabul edilemeyeceği gözetilerek davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Genel kredi sözleşmesindeki kefalet/aval sorumluluğunun, teminatı olduğu borç ödendikten sonra imzalanan ve kefilin taraf olmadığı yeni kredi sözleşmelerinden doğan borçları kapsamayacağı yönünde, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi içtihatlarına atıfla kurulmuş bir gerekçe içermektedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo senedine dayalı takip menfi tespit genel kredi sözleşmesi müteselsil kefalet aval munzam senet ibraname

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/590

KARAR NO 2019/129

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/02/2018

NUMARASI 2016/672 E.-2018/145 K.

DAVA

Menfi Tespit

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/02/2019

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, davalı banka tarafından takibe konu edilen İstanbul .... İcra Dairesinin 2015/8597 sayılı dosyasındaki senet nedeniyle müvekkilinin borçlu olmadığını, senedin davalı bankaya 3.8.2011 tarihinde ..... plakalı aracın alımı için kullanılan kredinin teminatı olarak verildiğini, ortağı ve yetkilisi olduğut ......ltd.şti.nin borçlu olarak imzaladığıı, 25.000-TL tutarlı kullanılan kredi için vade ve miktarı yazılmadan bankaya verildiğini, taksitlerin zamanında ödenip kredinin kapatıldığını ,5.8.2013 tarihinde bankaya borçlarının kalmadığını, rehnin kaldırıldığı, aracın 3. kişiye satıldığını, şirketteki hissesini 24.9.2013 tarihinde takip borclusu Levent Akdoğan'a devrederek şirketle de tüm ilişkisini sonlandırdığını,kredi borcu bittiğinden senedin bedelsiz kaldığını , iade edilmesi gerektiğini bu nedenle kambiyo senedine dayalı başlatılan takip dayanağı nedeniyle de borçlu olmadığının tesbitine ve kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili,süresinde cevap dilekçesi sunmamış ise de rapora itiraz dilekçesinde ;davacı yan ile imzalanan kredi sözleşmelerinin cari hesap şeklinde işlediği ,bu halde limit aşılmamak üzere sürekli kredi kullandırımının sözkonusu olduğu ,dolayısıyla sözleşme sonlandırılmadığı sürece geçerli olduğu ,müvekkili banka tarafından davacıya ibraname verilmediği sürece borcun devam ettiği davacının kefaletinin kefalet miktarınca geçerli olduğu ,kefalet sonlandırılmadığından sonradan doğmuş borçlar içinde geçerli olduğu ,daha sonra kullandırılan kredilerin yeni bir kredi sayılamayacağı, kefalet limiti dahilinde daha sonra doğan borçtan da sorumlu olduğunu savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davacının dava dışı şirket lehine davalı banka ile genel kredi sözleşmesi imzaladığı, müteselsilen kefil olduğu, senedin kredi sözleşmesini teminen alındığı, genel kredi sözleşmesi borcunun ödenerek kapatıldığı, hatta aracın 3. kişiye de satıldığı, sözleşmeden kaynaklanan borç ifa edilmiş olmakla senedin bedelsiz kaldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, ancak kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili;takibe konu bononun sadece araç kredisinden kaynaklanan borcun değil, borçlu şirketin doğmuş ve doğabilecek tüm borçlarının teminatını teşkil etmek üzere alındığını, borçlunun hisselerini devretmesinin ya da rehnin kaldırılmasının kefaleti sonlandırmayacağı, davacının ne GKS deki kefaleti ,nede senet üzerinde ki aval imzası nedeniyle ibra edilmediği ,davacının imzaladığı genel kredi sözleşmesinde kefaletten vazgeçme hakkı bulunmadığı ,cari hesap şeklinde işleyen bir kredi ilişkisinde kredi borcunun bir tarihte tamamen ödenmiş bulunmasının kefaleti sonlandırmayacağını, davacının kefaletten istifa bildiriminde bulunmadığını, hesap katına itiraz etmediğini, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Davalı alacaklı tarafından başlatılan kambiyo senetlerine dayalı takip talebinde 3.8.2011 tanzim ,24.11.2014 vade tarihli 35.000-usd bedelli senede davacı tarafından aval verilmiş olup, ayrıca davacının taraf bulunmadığı 1.4.2014 tanzim tarihli 400.000-TL tutarında senede dayalı olarak toplamda 129.546-TL için(davacı 91.696-TL için sorumlu olmak üzere ) kambiyo senetlerine dayalı takip başlatıldığı anlaşılmaktadır.Davacı banka ile davadışı .....ltd.şti tarafından imzalanan 3.8.2011 tarihli 35.000-usd bedelli genel kredi sözleşmesini davacının müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı , bilirkişi kurulu tarafından yapılan inceleme de ; düzenlenen genel kredi sözleşmesi kapsamında kredinin teminatı olmak üzere 35.000 usd bedelli munzam senet alındığı ,davadışı şirkete aynı tarihte 24 ayda aylık 1.234,66-TL lik taksitler halinde 24 ayda geri ödenmek üzere ilk taksiti 6.9.2011-son taksiti de 5.8.2013 tarihinde ödenen taşıt kredisi kullandırıldığı ve kredi taksitlerinin ödenerek taksitli krediden borç bakiyesi bulunmadığı tesbit edilmiştir.

Kullandırılan taksitli taşıt kredisinden sonra davadışı şirketin 24.4.2014 tarih ve 30.9.2014 tarihlerinde 185.000-TL ve 68.000-TL tutarlı iki ayrı ticari kredi daha kullandığı ve bu sözleşmelerde davacının kefaleti bulunmadığı alınan senette de imzası bulunmadığı hususu çekişmesizdir. Ancak davalı banka vekili gerek genel kredi sözleşmelerinde verilen kefaletin ,gerekse senette ki sorumluluğun banka tarafından ibraname verilmedikçe ileri tarihte doğan tüm borçlar için kefalet dahilinde ve senetlerde sorumluluğun devam edeceğini savunmaktadır.Genel kredi sözleşmesinde ki kefalet sorumluluğu kural olarak borcun ödenmesiyle sona ermez ise de;borç ödendikten sonraki tarihte yeniden kredi sözleşmesi imzalanması ve bu genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden dolayı sözleşmede imzası bulunmayan kefilin sorumluluğunun sona erdiği Yargıtay 19.HD nin yerleşik içtihatlarındandır.

Davacının aval verdiği munzam senedin 3.8.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğan borcun tümüyle ödndiği ,bu sebeble senedin ileride doğan borçların ve imzalanan genel kredi sözleşmelerinden doğan borçları kapsamadığı ,senedin teminatı olduğu kredi borcunun ödendiği anlaşılmakla ibraname verilmedikçe senedin doğacak tüm borçları kapsadığının kabul edilemeyeceği gözetilerek davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmemiş,davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 6.263,79- TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.565,95- TL nin mahsubu ile bakiye 4.697,84- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle karar verildi. 07/02/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273480 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/4915 E. 2021/2905 K. · Onandı

Teminat bonosu, dayandığı kredi borcunun ödenmesiyle bedelsiz kalır

Gerekçe özeti

Belirli bir genel kredi sözleşmesini teminen açık olarak düzenlenip verilen bono yalnız o sözleşmeden doğan borcu teminat altına alır; o borç ödenip kapatıldığında bono bedelsiz kalır ve sonradan imzalanan başka kredi sözleşmelerinden doğan borçları kapsamaz. Senedin tüm borçları kapsadığının kabulü için ibraname verilmemiş olması yeterli değildir.

Emsal değeri

Teminat bonosunun bağlı olduğu genel kredi sözleşmesi borcunun ödenmesiyle bedelsiz kalması ve senedin kapsadığı borçların belirlenmesi bakımından emsal.

Kavramlar: aval teminat senedi/bono bedelsizlik def'i genel kredi sözleşmesi müteselsil kefalet

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/4915 E.  ,  2021/2905 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.02.2018 tarih ve 2016/672 E- 2018/145 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.02.2019 tarih ve 2018/590 E- 2019/129 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.03.2021 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının davacı aleyhine kambiyo senedine dayalı takip yaptığını, takip dayanağı 03.08.2011 tanzim tarihli bononun davalıya, davacının önceden ortağı olduğu Mazman … Ltd.Şti’nin kullandığı araç kredisi sözleşmesinin teminatını teşkil etmek üzere, sözleşmeyle aynı tarihli, vade tarihi ve senet miktarı yazılmadan açık bono olarak tanzim edilip verildiğini, şirketin keşideci davacının avalist olduğunu, kredi borcunun ödendiğini, kredi teminatı olarak alınan araç üzerindeki rehnin kaldırılarak aracın üçüncü kişiye satıldığını ve davacının 24.09.2013 tarihinde şirket ortaklığından ayrıldığını, davalı tarafından bedelsiz kalan senede dayalı takip yapıldığını ileri sürerek, davacının takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitini, kötü niyet tazminatının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava dışı şirket borcunun bir dönemde ödenmesinin davalının kefalet sorumluluğunu ve bonodan aval sorumluluğunu etkilemeyeceğini, davacı ve dava dışı borçlu şirket ile davalı arasında imzalanan genel kredi sözleşmeleri nedeniyle davacının sorumluluğunun devam ettiğini, senet miktarı ile sınırlı olarak davacı aleyhine takip yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada, davacının dava dışı şirket ile imzalanan 03.08.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil olduğu, takibe konu senedin keşide tarihinin de 03.08.2011 olup kredi sözleşmesini teminen alındığı, bu genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ödenerek kapatıldığı, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borç ifa edilmiş olduğuna göre sözleşmeyi teminen aynı tarihte alınan senedin de bedelsiz kaldığı, davalının kötüniyetinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, genel kredi sözleşmesindeki kefalet sorumluluğunun kural olarak borcun ödenmesiyle sona ermeyeceği, ancak borç ödendikten sonraki tarihte yeniden kredi sözleşmesi imzalanması ve bu yeni genel kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan krediden dolayı sözleşmede imzası bulunmayan kefilin sorumluluğunun sona ereceği, davacının avalist olduğu, dava konusu senedin teminat olarak verildiği 03.08.2011 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğan borcun tümüyle ödendiği, senedin ileride doğacak borçları ve imzalananacak genel kredi sözleşmelerinden doğan borçları kapsamadığı, davalı tarafça öne sürülen ibraname verilmedikçe senedin doğacak tüm borçları kapsayacağı savunmasının kabul edilemeyeceği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4.697,84 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 25.03.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

MUHALEFET ŞERHİ

Dava konusu senette davacı avalist sıfatını taşımaktadır. Davacı bu sıfatla şekle aykırılıktan dolayı borçlu olmadığının tespitini isteyebileceği gibi borcun sona erdiği itirazını da ileri sürebilir. Somut vakada davacı borcun ilk sözleşmeye hasren imzalandığını iddia etmiş ise de bunu gerek senet tevdi bordrosu gerekse genel kredi sözleşmesi kapsamında senede yapılan bir atıfla iddiasını ispatlayamamıştır. Bu durumda dava dışı şirketle davalı banka arasında sürmekte olan genel kredi ilişkisinin tamamı için teminat olarak verildiğinin kabulü gerekmekte olup mahkemece dava dışı şirket ile banka arasındaki genel kredi kredi sözleşmesinden kaynaklanan bakiye borç tutarı hesaplanarak senet tutarı kapsamında senetle teminat alınan miktar oranında borçlu olup olmadığı araştırılıp varılacak uygun sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetli olmadığı hükmün bu nedenle bozulması gerektiği kanaatiyle aksi yönde tezahür eden sayın çoğunluk kararına iştirak etmiyorum.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.