Dava konusu olmayan mal varlığına ihtiyati tedbir talep edilemez
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2263 E. 2019/54 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İhtiyati tedbiristinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsalİhtiyati tedbir usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)
Gerekçe özeti
İhtiyati tedbirde tam ispat değil HMK 390/3 gereği yaklaşık ispat yeterlidir; ancak bu koşul dahi oluşmamışsa (iddia edilen hak/hisse/inançlı işlem ilişkisi yargılamanın bulunduğu aşamada gerçeğe yakın olarak ispat edilememişse) tedbir talebi reddedilir. Ayrıca HMK 389 gereği, davanın konusu olmayan mal varlığı değerleri (örneğin dava konusu edilmeyen taşınmazların mülkiyeti) üzerine ihtiyati tedbir veya davalı şerhi konulamaz.
Ele alınan sorunlar
Taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir veya davalı şerhi konulması talebi → ret
İddia: Davacı vekili, müvekkilinin haklarının geçici olarak korunması için taşınmaz mallar üzerine de tedbir konulması gerektiğini, davalıdır şerhinin ise yalnızca üçüncü kişilere davacının hak iddiasını göstermeye yaradığını, bu nedenle reddin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava, davacının dava dışı bir şirketteki hissesinden ve davalı şirketlere yaptığı katkılardan kaynaklandığı iddia edilen mal varlığı ve şirket hisselerinin tespiti, bu oranda hisse iptali ve davacı adına kayıt, bu mümkün olmazsa alacağın tahsili istemine ilişkindir. Davalı gerçek kişi ve şirketlerin taşınmazlarının mülkiyeti davanın konusu değildir. HMK 389. madde gereği, uyuşmazlık konusu olmayan mal varlığı değerleri üzerine ihtiyati tedbir veya davalıdır şerhi konulamaz. Bu nedenle taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir veya davalı şerhi konulmasına yönelik talep yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalı şirket hisselerinin devir ve temlikinin engellenmesi yönünde ihtiyati tedbir talebi → ret
İddia: Davacı vekili, müvekkiline ait şirket hisselerinin güvence altına alınabilmesi için şirket hisseleri ve yönetimi hakkında tedbire hükmedilmesi gerektiğini, HMK 389 ve 390. maddelerindeki tedbir şartlarının davada mevcut olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının davalı şirketlerde hisse sahibi olup olmadığı, hisse sahibi ise oranının ne olduğu ve davacı ile davalı arasında iddia edilen inançlı işlemin mevcut olup olmadığı hususlarında, yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle HMK 390/3 maddesinde öngörülen yaklaşık ispat koşulu oluşmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Dava konusu olmayan mal varlığı değerlerine (örneğin dava konusu edilmemiş taşınmazlara) HMK 389 gereği ihtiyati tedbir veya davalı şerhi konulamayacağı ve HMK 390/3'teki yaklaşık ispat koşulunun somut olarak nasıl değerlendirileceği yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ inançlı işlem↗ davalı şerhi↗ hisse iptali↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/2263
KARAR NO 2019/54
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 13/08/2018 (Ara Karar)
NUMARASI 2018/725 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/01/2019 (04/02/2019 yazım tarihli )
İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili; müvekkilinin davalı ... ya inançlı işlemle ... Sanayi .A Ş. ve bağlı şirketlerdeki hisselerini devrettiğini , davalı ...’in yetkilerini müvekkilinin aleyhine kötüye kullandığını, davalı ... ile diğer davalı ...'in evli olup davalı şirketlerde hiçbir zaman gerçekte hak sahibi olmadığını, şahıslar arasındaki fiili ve organik bağın davalı ...'in kötüye kullandığını, müvekkilinin davaya konu alacaklarının dava dışı ... Kozmetik Sanayi A.Ş.'deki %50 hisselerinden ve ayrıca müvekkilinin yaptığı katkılardan kaynaklandığını,dava dışışirketi kalkındırmak adına davalı şirketlerin kurulduğunu, ... Kozmetik Sanayi .A Ş.nin gelirlerinin huzurdaki davalı şirketlere aktarıldığının bilindiğini, davalı ...'nın müvekkili ile aralarındaki inançlı işlemden faydalanarak eşini şirketlere ortak yaptığını,müvekkilinin hakkı olan malvarlıklarını ve hisselerini devretmenin şirketlerin işleyişine ve diğer konulara ilişkin davalı ...'nın tek başına karar almasınızorlaştıracağından, davalı ...'nın müvekkilinin bu taleplerini sürekli olarak yokuşa sürdüğünü, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla;
davalıların malvarlığının ve hisselerinin devir ve temlikinin engellenmesine, taşınmaz malları üzerine teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasına,aksi halde taşınmazların tapu kayıtlarına "davalı" şerhi konulmasına,davalı şirketlerdeki müvekkiline ait hissenin ve haklarının tespiti ile davalılara ait şirket hisselerinin bu oranda iptali ve müvekkil adına pay defterine kaydedilmesine, mümkün olmadığı takdirde, müvekkilinin hak ve hisselerinin gerçek değerine isabet eden oranda alacağın tespit edilerek, şimdilik her bir şirket için ayrı ayrı 150.000 -TL ve her bir gerçek kişiden ayrı ayrı 100.000-TL olmak üzere toplamda 800.000-TL nin davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 13.08.2018 tarihli ara kararla; davanın vasıf ve mahiyeti,mevcut delil durumu yargılamayı gerektirmesi , yaklaşık ispat koşullarının oluşmaması gerekçesiyle, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; müvekkiline ait şirket hisselerinin güvence altına alınabilmesi adına şirket hisseleri ile yönetimi hakkında birtakım tedbirlere hükmedilmesi gerektiğini, ancak şirketlerin gerçek hisse değerlerinin halihazırda bilinmediği,şirketlere ve davalı şahıslara ait taşınmaz malların da tedbir altına alınması gerektiğini, HMK 389. ve 390. maddesinde yer verilen tedbir şartlarının, davada mevcut olduğunun da açıkça ortada olduğunu, “davalıdır” şerhi konulması talebinin ihtiyati tedbir talebi kapsamında değerlendirilerek reddedildiğini, “davalıdır” şerhinin yalnızca 3.kişilerin taşınmaz üzerinde müvekkilinin hak iddia ettiğini göstermeye yaradığını, müvekkilinin haklarının geçici olarak korunma altına alınmasını sağlayacak gerekli tedbirlerin alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Kural olarak bir davada tarafların ileri sürdüğü iddia ve savunmaların ispatı için tahkikat yapılması ve delillerin toplanması gerekir. Hakim tüm delilleri inceleyip değerlendikten ve tam bir karara ulaştıktan sonra nihai kararını verir. Bu husus asıl davanın kabulü için geçerli olup, bu nedenle tam ispat aranır. İhtiyati tedbirlerde ise tam değil yaklaşık ispat yeterli olacağı HMK 390/3 maddesinde düzenlenmiştir. Değişik ifade ile ihtiyati tedbire karar verebilmek için iddia olunan vakıanın subutu yönünde gerçeğe yakın bir ispatın başarılması gereklidir. Eldeki dava ve ihtiyati tedbir talebi, davacının dava dışı ... Kozmetik Sanayi AŞ.deki %50 hissesinden ve ayrıca davacının davalı şirketlere yaptığı katkılardan kaynaklandığı iddia edilen, davalı şirketlerdeki ve davalı gerçek kişilerdeki davacıya ait tüm mal varlıkları ve şirket hisselerinin tespit edilerek, tespit edilen hisse oranında davalı şirketler hisselerinin iptali ve davacı adına davalı şirketlerin pay defterine kaydedilmesi,bunun mümkün olmaması halinde davacının hissesine isabet eden oranda şirket hisse bedellerinden kaynaklı alacağın davacı gerçek kişi ve şirketlerden müteselsilen tahsiline ilişkindir.Davalı gerçek kişi ve şirketlerin taşınmazlarının mülkiyeti dava konusu olmadığından ,HMK.nun 389.
maddesi gereği uyuşmazlık konusu olmayan mal varlığı değerlerine ihtiyati tedbir veya davalıdır şerhi konulamayacağından, davacı tarafın taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir veya davalı şerhi konulmasına yönelik talebi yerinde değildir.Öte yandan, tüm davalı şirketlerin hisselerinin devir ve temlik işleminin engellenmesi yönündeki ihtiyati tedbir talebi bakımından yapılan incelemede ise ; davacının davalı şirketlerde hisse sahibi olup olmadığı, hisse sahibi ise hisse oranının ne olduğu, davacı tarafça iddia edilen davacı ile davalı ... arasındaki inançlı işlemin mevcut olup olmadığı hususlarında yargılamanın bulunduğu aşama itibariyle HMK.nun 390/3 maddesinde öngörülen yaklaşık ispat koşulunun oluşmadığı anlaşılmaktadır.İhtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin arakararına yönelik ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı-ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TLnin mahsubu ile bakiye 8,50- TL nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/01/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273340 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi