6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İpotekle temin edilmiş alacakta önce rehin takibi zorunluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1146 E. 2019/737 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir alacak ipotekle temin edilmişse, alacaklı İİK 45. madde uyarınca öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak zorundadır; ipotek tutarı borcu ödemeye yeterliyse, kefil de olsa borçlu hakkında doğrudan ilamsız icra takibi yapılması haksızdır ve bu takibe vâki itirazın iptali talebi reddedilmelidir.

Ele alınan sorunlar

İpotekle temin edilmiş alacak için ilamsız icra takibi yapılabilir mi → kabul

İddia: Davalı, kefaletinin teminatı olarak taşınmazlarını ipotek verdiğini, bu ipoteğe dayalı olarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmış olduğunu, aynı alacak için ilamsız icra takibinin mükerrer ve geçersiz olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir.

Gerekçe: İİK 45. madde uyarınca rehinle temin edilmiş bir alacağın alacaklısı, öncelikle rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmak zorundadır; rehin tutarı borcu ödemeye yetmezse alacaklı, tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla kalan alacağı için genel haciz yoluyla takip yapabilir. Somut olayda ipotek senedi incelendiğinde, ipoteğin hem asıl borçlunun asaleten ve kefaleten borçlarının, hem de davalı ipotek verenin asaleten ve kefaleten borçlarının teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiği görülmüştür. İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra dosyasında taşınmazların ihalelerinin yapıldığı ve ihale bedellerinin toplamının alacak tutarını karşılamaya yeterli olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davacı bankanın davalı hakkında öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapması gerektiği ve ipotekli taşınmazların bedelinin alacak tutarını karşılamaya yeterli olduğu dikkate alındığında, davacının davalı hakkında ilamsız icra takibi yapmakta haksız olduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kefilin aynı zamanda ipotek veren sıfatıyla taşınmazlarını teminat gösterdiği hallerde, alacaklının İİK 45 gereği öncelikle rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması zorunluluğu ve rehin bedelinin yeterli olması halinde doğrudan ilamsız icra takibinin haksız olacağı yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ipoteğin paraya çevrilmesi İİK 45 müşterek borçlu müteselsil kefil tahsilde tekerrür etmeme itirazın iptali genel kredi sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 45İİK 167 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 586

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1146

KARAR NO 2019/737

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 29/12/2017

NUMARASI 2015/1098 E.-2017/1101 K.

DAVA

İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/05/2019

Davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında akdedilen kredi sözleşmesinin davalı tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşme uyarınca kullandırılan kredilere ilişkin borcun zamanında ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek borçlulara ihtarname gönderildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, asıl borçlunun davacı bankadan kullandığı kredilerin teminatını teşkil etmek üzere müvekkiline ait 5 adet bağımsız bölüm üzerine toplam 1.250.000-TL tutarlı 1.dereceden ipotek tesis edildiğini ve bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluya icra takibi başlattığını, daha sonra da bu davaya konu ilamsız icra takibinin başlatıldığını, müvekkilinin kefil olduğu kabul edilse bile müvekkili aleyhine teminat olarak verdiği ipoteğe dayalı icra takibi başlatılmış olduğundan ilamsız icra takibinin mükerrer ve dolayısıyla geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacı ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında akdedilen genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından kefil sıfatıyla imzalandığı ve bu sözleşme uyarınca kredi kullandırıldığı, davalı tarafından ipoteğin kendi kefaletinin teminatı olarak değil asıl borçlu lehine açılmış ve açılacak kredilerin teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiği, dolayısıyla davacı bankanın aynı alacak için İİK 45 ve 167 maddeleri ve TBK 586.maddesi uyarınca kefiller yönünden ipotek takibi ve kambiyo takibine girişmesine yasal engel bulunmadığı, ancak tahsilde tekerrür etmeme kuralının gözetilmesi gerektiği, davacının 517.448,82-TL alacak talebinde haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, itirazın 517.448,82-TL üzerinden iptaline, %20 icra inkar tazminatına, davacı yanın depo talebinin reddine, takip dosyalarına yapılan ödemelerin kapak hesabında icra müdürlüğünce borçtan mahsubuna karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Müvekkilinin asıl borçlu olmadığını ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takipte ihaleler yapılmış olup kesinleşme sürecinde olduğunu,bu yönü ile borçlunun hukuki durumu saptanmadan ve diğer takiplerin safahatı dikkate alındığında doğrudan müvekkilinin sorumluluğuna gidilmesinin hukuka aykırı olduğunu, 2-Rehinle güvenceye alınan borç hakkında müvekili aleyhine temerrüt hükümlerinin uygulanmaması gerektiğini, ayrıca müvekkili aleyhine fahiş olan temerrüt faizine ayrıca faiz yürütüldüğünü,3-25.09.2017 tarihli bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vâki itirazın iptali stemine ilişkindir. Dosya kapsamında mevcut delillerden, davacı banka ile dava dışı ... San. Ve Tic. Ltd. Şti. arasında 12.12.2013 tarihli 700.000-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, davalının bu sözleşmeyi 805.000-TL kefalet limiti üzerinden müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, bu sözleşme uyarınca asıl borçlu şirkete kredi kullandırıldığı, borcun ödenmemesi üzerine hesabın 14.09.2015 tarihi itibariyle kat edilerek borçlulara 17.09.2015 tarihli ihtarname gönderildiği, ihtarnamenin asıl borçlu ve davalı kefile 21.09.2015 tarihinde tebliğ edildiği, 16.10.2015 tarihinde iş bu davaya konu ilamsız icra takibinin başlatıldığı görülmüştür.

Aynı zamanda davalı kefil adına kayıtlı 5 adet taşınmazın davacı banka lehine 1.250.000-TL üzerinden 1.derecede ipotek edildiği ve 09.10.2015 tarihinde İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden (tahsilde tekerrür etmeme kaydıyla) ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı görülmüştür. İİK 45.maddesi “Rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir. Ancak rehinin tutarı borcu ödemeğe yetmezse alacaklı kalan alacağını iflas veya haciz yoliyle takip edebilir. “ hükmünü haiz olup, bu hükmün amacı bir borcun ipotekle temin edilmesi halinde alacaklının öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapmasıdır.

Ancak ipotek tutarının borcu ödemeye yetmemesi halinde alacaklı tahsilde tekerrür olmama koşuluyla aşan kısım için genel haciz yoluyla takip yapabilir. Somut olayda ise ipotek senedi incelendiğinde, ipoteğin hem asıl borçlunun asaleten ve kefaleten borçlarının, hem de davalı ipotek verenin asaleten ve kafeleten borçlarının teminatını teşkil etmek üzere tesis edildiği görülmüştür. Ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan icra dosyası incelendiğinde, ipotekli taşınmazların 21.07.2016 tarihi itibariyle ihalelerinin yapıldığı, bu tarih itibariyle yapılan kapak hesabına göre toplam alacağın 778.711,68-TL olduğu ve taşınmazların 87.500-TL , 85.100-TL , 199.050-TL , 210.000-TL ve 215.750 TL olmak üzere 797.400-TL üzerinden ihale edildiği, ihalelerin feshine ilişkin davaların açıldığı, henüz kesinleşmediği anlaşılmıştır.Bu durumda ilk derece mahkemesince davacı bankanın davalı hakkında öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapması gerektiği ve ipotekli taşınmazların bedelinin alacak tutarını karşılamaya yeterli olduğu, dolayısıyla davacının davalı hakkında ilamsız icra takibi yapmakta haksız olduğu dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 24.03.2016 tarihli 2016/665 E., 2016/5282 K.

sayılı ve 01.11.2010 tarihli 2010/3294 E., 2010/12220 K. sayılı emsal kararları), yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de, bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile , HMK 353(1)b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1098 Esas- 2017/1101 Karar sayılı ve 29/12/2017 tarihli hükmünün HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın REDDİNE”İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;"Davacı banka harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,Davalı tarafça yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 34.647,95- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 8.872,63- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, istinaf başvuru harcı olarak yatırılan 98,10- TL’nin hazineye irad kaydına,Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça yapılan 36,10-TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 23/05/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/273202 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2986 E. 2021/2256 K. · Onandı

İpotek alacağı karşıladığında kefil hakkında ilamsız takip yapılamaması

Gerekçe özeti

Bir ipotek hem asıl borçlunun hem de kefilin asaleten ve kefaleten borçlarının teminatı olarak tesis edilmiş ve ipotekli taşınmazlar (ihale bedeliyle) alacağı karşılar durumdaysa, alacaklının öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapması gerekir; alacağı karşılayan bir ipotek varken kefil hakkında ayrıca ilamsız takip yapılması haksızdır ve bu takibe dayalı itirazın iptali davası reddedilir.

Emsal değeri

Yargıtay kendi esas muhakemesini kurmadan (HMK 355 vd. kapsamında usul ve yasaya uygunluk tespitiyle) onama yapmıştır; emsal değeri, benimsenen Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesindeki 'aynı borç için hem asaleten hem kefaleten teminat oluşturan ve alacağı karşılayan ipotek varken kefil hakkında ayrıca ilamsız takip yapılamayacağı' holding'i üzerinden doğar.

Kavramlar: itirazın iptali kefalet ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ilamsız takip önce ipoteğe başvurma tahsilde tekerrür kapak hesabı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/2986 E.  ,  2021/2256 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 29.12.2017 tarih ve 2015/1098 E. - 2017/1101 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 23.05.2019 tarih ve 2018/1146 E. - 2019/737 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı Vakar Tekstil Ür. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesinin davalı tarafından kefil olarak imzalandığını, kullanılan kredi borcu ödenmediği için hesabın kat edilerek gönderilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığından başlattığı icra takibinin davalının itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, asıl borçlunun borcunun teminatı olarak davalıya ait 5 adet taşınmaz üzerine 1.250.000,00 TL limitli ipotek tesis edildiğini ve davacının ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, daha sonrada bu davaya konu icra takibinin başlatıldığını, davalı kefil olsa bile davalının verdiği ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığından bu davaya konu icra takibinin mükerrer ve geçersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı tarafından verilen ipoteğin asıl borçlunun borcunun teminatı olarak verildiği, kefilin kefaletten doğan borcunun teminatı olarak verilmediği, davacı bankanın aynı alacak için İİK'nın 45. maddesi ve TBK'nın 586. maddesi uyarınca ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yanında tahsilde tekerrür olmamak üzere kefiller hakkında ilamsız takip yapabileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne itirazın kısmen iptali ile takibin 517.448,82 TL üzerinden devamına ve % 20 icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

Karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, somut olaya konu ipotek senetlerinin incelenmesinden ipoteğin hem asıl borçlunun asaleten ve kefaleten borçlarının ve hem de kefilin asaleten ve kefaleten borçlarının teminatı olarak tesis edildiği, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takip dosyasında yapılan kapak hesabına göre toplam borcun 778.711,68 TL olduğu ve ipotekle taşınmazların 21.07.2016 tarihinde ihale edildiği, toplam ihale bedelinin 797.400,00 TL olduğu, ihalenin henüz kesinleşmediği, bu durumda davacının öncelikle ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi yapması gerekiği, ipotekli taşınmazların alacak bedelini karşıladığı, dolayısıyla davacının davalı hakkında ilamsız takip yapmakta haksız olduğu anlaşıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 10.03.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.