Avans çeki bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispatı gerekliliği
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1358 E. 2019/975 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Kambiyo Senedinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Çek kural olarak bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tediyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerekir; alım-satım ilişkilerinde asıl olan peşin satış olduğundan mal ile bedelin aynı anda verildiğine ilişkin yasal karine mevcuttur. Bir çekin avans olarak verildiği ve karşılığında mal teslim edilmediği iddiasında bulunan taraf, bu iddiasını yazılı delille ispat etmek zorundadır; yazılı delil sunulmadıkça salt çekin karşı tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olması bu iddiayı kanıtlamaya yeterli değildir. Ayrıca, davada taraf olarak görünmeyen bir kişinin duruşmada yaptığı, dava konusu ilişkiyi doğrulayan beyanı, o kişinin çeklerde beyaz ciro yoluyla taraf olduğunun kabulüne yol açabilir.
Ele alınan sorunlar
Ticari defterlerin ibrazından kaçınma ve HMK 222/5 uyarınca ispat sonucu → ret
İddia: Davalının 2010 yılı ticari defterlerini ibrazdan kaçındığı, HMK 222/5 uyarınca davacının iddialarının ispatlanmış sayılması gerektiği ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Çeklerin avans olarak verildiği ve karşılığında mal teslim edilmediği iddiası yazılı delille ispat edilmesi gereken bir husustur. Salt çeklerin davalı defterlerinde kayıtlı olması hali avans iddiasını kanıtlayamayacağından, davalının defter ibrazından kaçınması iddiasının da davanın esasına bir etkisi bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Hamiline yazılı çekte bedelsizlik definin çeki devreden davalıya karşı ileri sürülebilirliği → kabul
İddia: Çeklerin hamiline yazılı olduğu, devrin ciro olmadan zilyetlik geçirilerek yapıldığı, bu nedenle bedelsizlik definin çeki ciro etmeden devreden davalıya karşı ileri sürülebileceği ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Davalı şirket dava konusu çeklerde taraf olarak görünmese de, davalı vekilinin 16.02.2015 tarihli duruşmadaki taraflar arasında ticari ilişki bulunduğuna ve davaya konu çekle ilgili malların davacıya gönderildiğine dair beyanı, dava konusu çeklere yönelik ticari ilişkinin ikrarı mahiyetinde olduğundan, davalının bilahare sunduğu çeklerle ilgisi olmadığı yönündeki savunmasına itibar edilmemiştir. Bu durumda davalı şirketin beyaz ciro ile çeklerde taraf olduğu, daha sonra bu çekleri üçüncü şahıslara ciro ettiği kabul edilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Avans iddiasının ve bedelsizlik defisinin ispatı → ret
İddia: Davalı vekilinin duruşmadaki beyanının mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu, bu nedenle davalının malları teslim ettiğini ispat etmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Gerekçe: Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun tediyesi amacıyla verildiğinin kabulü gerekir. Alım-satım ilişkilerinde asıl olan peşin satıştır ve mal ile bedelin aynı anda verildiğine ilişkin yasal karine mevcuttur. Bu durumda davacının çeklerin avans olarak verildiğini ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delille ispat etmesi gerekir; davacı bu yönde yazılı bir delil sunmamıştır. Dolayısıyla davacı avans iddiasını kanıtlayamamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Çekin avans olarak verildiği ve karşılığında mal teslim edilmediği yönündeki iddianın yazılı delille ispatı gerektiği ve peşin satış karinesinin ispat yükünü davacı üzerine bıraktığı yönündeki değerlendirme, benzer menfi tespit davalarında emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ kambiyo senedi↗ avans çeki↗ bedelsizlik defi↗ beyaz ciro↗ hamiline yazılı çek↗ ikrar↗ ispat yükü↗ peşin satış karinesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/1358
KARAR NO 2019/975
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 15/01/2018
NUMARASI 2014/756 E.- 2018/18 K.
DAVA
Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/07/2019
Davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA
Davacı vekili, taraflar arasında 2008-2010 yılları arasında gerçekleşen ticari ilişkide müvekkilinin davalıdan toptan konfeksiyon ürünleri satın aldığını, bu çerçevede 2010 yılında müvekkilinin davalıdan mal almak üzere,davalı şirketin fiilen yetkilisi olan dava dışı ... talebi üzerine, müvekkilinin babası ... kefalet amaçlı ciro ettiği 31.05.2010 tarihli ... nolu 3.000-TL bedelli ve 31.06.2010 tarihli ... nolu 3.000-TL bedelli 2 adet çeki ... teslim ettiğini, ancak davalının bu çeklere karşılık mal teslim etmediğini, durum böyle iken... kambiyo hukukunun sağladığı mücerretlik imkanından yararlanarak ve müvekkili tarafından ileri sürülecek defilerinden kurtulmak için ... cirosundan sonra davalı şirketin cirosu olmaksızın bir üçüncü kişiye ciro imzası attırmak suretiyle çekleri muhatap bankaya ibraz ettiğini ve arkasını yazdırdığını, bilahare müvekkili ve babası hakkında icra takibine giriştiğini, müvekkilinin ise ...
aleyhine menfi tespit davası açmış olup davanın derdest olduğunu, ayrıca icra tehdidi altında borcun dosyaya ödenmek durumunda kalındığını ileri sürerek bedelsiz kalan çekler nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, yasal sürede davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, çek, kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi içermekte olup bir ödeme aracı olduğu, öte yandan kambiyo senetlerinde borçlunun alacaklı ile arasındaki şahsi defileri ancak senedi devir alan bilerek borçlunun zararına hareket etmiş ise ileri sürebileceği, iş bu davada ise davacının bedelsizlik şahsi defini ancak ilk çek için ..., ikinci çek için ismi okunamayan ilk cirantalara karşı ileri sürebileceği, hamile karşı ise ancak hamilin kötü niyetli olduğunun ispatlanması halinde ileri sürebileceği, davalı şirketin ise şeklen hamil konumunda dahi gözükmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1- Davalının 2010 yılı ticari defterlerini ibrazdan kaçındığını, davalıya HMK 219-220 m. uyarınca kesin süre verilmesi yönündeki taleplerinin dikkate alınmadığını, 10.02.2017 tarihli dilekçede ise HMK 222/5 m. uyarınca davalının 2010 yılı defterlerindeki kayıtların kabul edileceğinin bildirildiğini, ancak ilk derece mahkemesince bu yönde ihtarat yapılmadan sadece defterlerin sunulmasının istenildiğini, davalının ise defterlerin imha edildiği gerekçesiyle bir kez daha ibrazdan kaçındığını, dolayısıyla HMK 222/5 m. uyarınca iddialarının ispat edilmiş sayılması gerektiğini,2-İlk derece mahkemesinin çeklerin hamiline yazılı olduğunu görmezden geldiğini, zira hamiline yazılı çeklerde devrin ciro olmadan sadece zilyetliğin geçirilmesi suretiyle mümkün olduğunu, dolayısıyla bedelsizlik definin çeki ciro etmeden devreden davalıya karşı ileri sürülebileceğini, 3-....
davalı şirketin ortağı ve fiilen yöneticisi olması nedeniyle davalı şirketten ayrı düşünülemeyeceğini, davalı şirket adına hareket ettiğini,4-Davalı vekilinin 16.02.2015 tarihli duruşmada “davaya konu çekle ilgili mallar davacıya gönderilmiştir” imzalı beyanıyla ticari ilişkiyi ve çekleri teslim aldığını kabul ettiğini, malların ise teslim edildiği iddiasında bulunduğunu, bu beyanın mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğunu, dolayısıyla davalının malları teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
GEREKÇE
Dava, avans olarak verildiği ancak bedelsiz kaldığı ileri sürülen çekler nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Dava konusu çekler incelendiğinde, 2010 tarihli, keşidecisi davacı olan, hamiline düzenlenmiş, arkasında sırasıyla dava dışı ...., dava dışı başka şahıslar ve en son ... ciroları olan, süresinde ibraz edilip kaşılıksız kalmış çekler olduğu görülmüştür. Davacı, davalı şirketten satın aldığı mallara karşılık, kendisi tarafından keşide edilen ve babası ....kefalet amaçlı ciro ettiği 2 adet avans çekini, davalı şirket adına hareket eden dava dışı .... teslim ettiğini, ancak davalının bu çeklere karşılık mal teslim etmediğini, ayrıca çekleri ciro etmeksizin 3.kişilere devrettiğini ileri sürmüş, davalı yasal sürede davaya cevap vermemiştir.
Ne var ki davalı vekili 16.02.2015 tarihli duruşmada, taraflar arasında ticari ilişki olduğunun doğru olduğunu, davaya konu çekle ilgili malların davacıya gönderildiğini beyan etmiş, bilahare sunduğu 27.02.2015 tarihli beyan dilekçesinde çeklerle bir ilgisinin olmadığını, davacı ile sadece 2008 ve 2009 yıllarında ticari ilişkisi olduğunu savunmuş ise de dava konusu çeklere yönelik ticari ilişkinin ikrarı mahiyetindeki 16.02.2015 tarihli beyanı karşısında bu savunmasına itibar edilmemiştir. O halde davalı şirket dava konusu çeklerde taraf olarak görünmese de, beyaz ciro ile çeklerde taraf olduğu, daha sonra bu çekleri 3.şahıslara ciro ettiği kabul edilmiştir.Öte yandan davacı çeklerin avans olarak verildiğini, ancak karşılığında mal teslim edilmediğini ileri sürmüş, davalı ise avans iddiasını da kabul etmemiştir.
Kural olarak çek bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun tediyesi amacı ile verildiğinin kabulü gerekir. Yine alım-satım ilişkilerinde asıl olan peşin satış olup, mal ve bedelin aynı anda verildiğine ilişkin yasal karine mevcuttur. Bu durumda davacının çeklerin avans olarak verildiğini ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delille ispat etmesi gerekir, ancak bu yönde yazılı bir delil sunulmamıştır. Salt çeklerin davalı defterlerinde kayıtlı olması hali, avans iddiasını kanıtlayamayacağından, davacının davalının 2010 yılı defterlerini ibrazdan kaçındığı yönündeki iddiasının da davanın esasına bir etkisi bulunmamaktadır. O halde davacının avans iddiasını kanıtlayamadığının kabulü gerekmiş olup, ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik görülmemiş, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 44,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 362(1).a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 08/07/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/272899 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi