6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Hamiline yazılı hisse senedinin YTM'ye intikali ve pasif husumet yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/563 E. 2019/438 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Pasif Husumet Yokluğu mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

sermaye piyasası

Gerekçe özeti

Hamiline yazılı hisse senetleri, ilgili sermaye piyasası mevzuatı uyarınca kanunla belirlenen tarihte kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruma (Yatırımcı Tazmin Merkezi) intikal etmişse, bu intikal tarihinden sonra açılan bir davada, payların önceki sahibi olan şirketin davalı sıfatı bulunmaz; husumetin ilgili kuruma yöneltilmesi gerekir. Bu durumda husumet yanlış yöneltilmişse dava pasif husumet yokluğu nedeniyle reddedilir ve yargılama gideri/vekalet ücreti husumeti hatalı yönelten davacı üzerinde bırakılır. Sonradan çıkarılan bir yönetmelikle hukuki belirsizliğin giderilmiş olması, dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan kanun hükümlerinin uygulanmasını etkilemez.

Ele alınan sorunlar

Davalı şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı → ret

İddia: Davacı vekili, dava tarihinde (2015) Yatırımcı Tazmin Merkezi'nin fiilen var olmadığını, müvekkilinin başvurabileceği yegane merciin hisselerin sahibi olan davalı şirket olduğunu, bu nedenle davanın husumet yönünden reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraf sıfatı (husumet), dava konusu maddi hukuk ilişkisinin süjesi olup olmamayla ilgilidir ve dava şartı değil bir itirazdır; ancak mahkemece dosyadan anlaşıldığı ölçüde re'sen gözetilir. Somut olayda, davacıya ait 45.465.000 TL itibari değerdeki hamiline yazılı hisse senetleri yasal sürede kaydileştirilemediğinden, 6362 sayılı SPK 13/4 maddesi uyarınca 31.12.2012 tarihi itibarıyla kamu tüzel kişiliğine sahip dava dışı Yatırımcı Tazmin Merkezine (YTM) intikal etmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin 22.12.2015 tarihli kararıyla ortaya çıkan hukuki belirsizlik, dava tarihinden sonra yürürlüğe giren yönetmelikle giderilmiş olup, bu durum dava tarihi olan 15.04.2015 itibarıyla yürürlükte bulunan 6362 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasını değiştirmez. Hisse senetleri dava tarihinden önce, 31.12.2012 tarihi itibarıyla yasayla davalı yerine dava dışı YTM'ye intikal ettirildiğinden, davalı şirketin somut dava bakımından davalı sıfatı bulunmamaktadır. Davacı vekilinin, dava tarihi itibarıyla YTM'nin var olmadığı yönündeki iddiası mevzuat ve dosya kapsamı ile yerinde görülmemiştir; husumetin davalı yerine dava dışı YTM'ye yöneltilmesi gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Husumetten reddedilen davacı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi → ret

İddia: Davacı vekili, davanın açılmasına sebebiyet verenin davalı olduğunu, bu nedenle yargılama giderleri ve vekalet ücretinden davalının sorumlu tutulması gerekirken davacı aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava tarihi itibarıyla hisselerin intikal ettiği YTM'ye husumet yöneltilmesi gerekirken davalı hakkında dava açılması sonucu, açtığı dava husumetten reddedilen davacı aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama gideri hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kaydileştirilemeyen hamiline yazılı hisse senetlerinin 6362 sayılı SPK 13/4 maddesi uyarınca belirli bir tarihte kanunla Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal ettiği ve bu intikal tarihinden sonra açılan davalarda eski hisse sahibi şirketin pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı yönündeki tespit, benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici bir emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Pasif husumet (davalı sıfatı) yokluğu

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif husumet taraf sıfatı hamiline yazılı hisse senedi kaydileştirme Yatırımcı Tazmin Merkezi Sermaye Piyasası Kanunu

Atıf yapılan mevzuat: 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPK) — 6362 Sermaye Piyasası Kanunu 13/4 · 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (SPK) — 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu geçici 6 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 30HMK 125 · Türkiye Cumhuriyeti Anayasası — Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 141/4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/563

KARAR NO 2019/438

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/02/2018

NUMARASI 2015/384 Esas 2018/91 Karar

DAVA

Ticari Şirket Ortaklık Payı Alacağının Tahsili

İSTİNAF KARAR TARİHİ 28/03/2019

Davanın husumetten reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkete ait elindeki ortaklık pay senetlerini kaydileştiremediğini, pay senetlerinin yasa gereği kıymetli evrak vasfını yitirdiğini, müvekkilinin paydaşlık hakkı yasa gereği son bulmasına rağmen bu pay senetlerini satın alabilmek için belirli bir bedel ödediğini, müvekkilinin elinde bulunan hamiline yazılı senetlerin Borsa İstanbul'da işlem gören ... bir hisse değeri baz alınarak müvekkiline karşılığının ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; Borçlar Kanunu'nun 126.maddesi uyarınca dava ve talebin beş yıllık zamanaşımı süresi geçildikten sonra açıldığını, borsada işlem gören anonim şirketlerin hisse işlemlerinin bu hususta özel yasal düzenleme olan Sermaye Piyasası Mevzuatı hükümlerine tabi olduğunun tartışmasız olduğunu, bu şartlarda yapılan açıklamalarda gözetilerek davacının pay sahipliği sıfatının da ortadan kalkmış olması sebebiyle işbu davanın öncelikle aktif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiği, yine cevap dilekçesinde belirtilen sebeplerle davanın esastan da reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere, davacının hisse senedi şeklinde belgelerini ibraz ettiği 45.465.000 TL itibari değerde payın mülkiyeti ve dolayısı ile tasarruf hakkı davacıya ait iken 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanununun geçici 6. maddesi ile 31.12.2012 tarihinde davalı ... geçecek iken, bu tarihten önce 30.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6362 Sermaye Piyasası Kanunu ile 2499 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu yürürlükten kaldırılmış ve 6362 SPK 'nun 13/4 maddesi ile bu payların kamu tüzel kişiliğine sahip dava dışı Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal edeceği ve YTM tarafından intikal eden payların üç ay içerisinde satılacağının düzenlendiği, bu düzenlemelere göre davacının dava konusu paylarının 31.12.2012 tarihi itibarıyla Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal ettiği, yine bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Anayasa Mahkemesi'nin 22.12.2015 tarihli kararı ile 6362 Sayılı Kanun'un 13/4 maddesinin bazı hükümlerini iptal etmesi nedeniyle davacının dava konusu paylarının hukuksal durumunda ortaya çıkan belirsizliğin 07/09/2016 tarihinde yürürlüğe giren "6362 Sayılı SPK 'nun 13.Maddesinin 4.Fıkrasının Kısmen İptali Üzerine Yatırımcı Tazmin Merkezi Tarafından Yatırımcılara Yapılacak Ödemelere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik" ile giderildiği ve davacının dava konusu paylarının YTM'ye başvurması halinde aynen ya da neması ile birlikte iade edeceği konusunda düzenleme getirildiği bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup, bu nedenle dava tarihi olan 15.04.2015 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6362 Sermaye Piyasası Kanunun yukarda belirtilen ilgili hükümleri gereğince husumetin dava dışı YTM'ye yöneltilmesinin gerektiği gerekçesi ile pasif dava ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın husumetten reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; mahkemenin gerekçesinden de anlaşılacağı üzere Anayasa Mahkemesi kararına istinaden 07.09.2016 tarihinde Yönetmelik çıkarıldığını, oysa huzurdaki davanın açıldığı 2015 yılında müvekkilinin dava açtığında Yatırımcı Tazmin Merkezinin var olmadığı müvekkilinin başvurabileceği yegane yerin hisselerin sahibi olan ... olduğunu, müvekkili açısından dava açılmasından başka bir çare olmamasına rağmen mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini, yargılama safhası incelendiğinde 4 yıla yakın olduğunu, daha sonra idare tarafından çıkarılan bir yönetmelik nedeniyle davanın reddedildiğini, dava açılmasına sebebiyet verenin de davalı olduğundan vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu olması gerekirken bu yönde yanlış hüküm kurulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Taraflar arasındaki dava, davacının maliki olduğu, davalının ortaklık sermaye yapısını oluşturan hamiline yazılı hisse senetlerinin, mevzuat değişikliğinden habersizlik nedeniyle merkezi kayıt kuruluşunda kaydileştirilememesi sonucu kıymetli evrak vasfını yitirmesi karşısında, davalıya ait pay senetlerinin karşılığı olan güncel değerlerinin tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucu benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının maliki olduğu hamiline yazılı pay senetlerinin 30.12.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu 13/4 maddesi gereği 31.12.2012 tarihi itibariyle yatırımcı tazmin merkezine(YTM) intikal ettiği, dolayısıyla husumetin tüzel kişiliği bulunan kuruma yöneltilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekilince yukarıdaki sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur .Davada sıfat , tarafın , dava konusu maddi hukuk ilişkinin süjesi olup olmamasıyla ilgilidir.

Taraf sıfatı ( husumet ) maddi hukuka göre belirlenen bir sübjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir sübjektif hakkın davalı olarak talep edebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Dava şartı olarak taraf ehliyeti dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde , taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif dava sıfatı , davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir.

Bu durumda ise dava esastan red veya kabul edilir. Oysa dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hakim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat , davada taraflardan birinin davaya konu sübjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece resen göz önünde bulundurulmalıdır, bir davada taraflardan birinin davacı ya da davalı sıfatının ( aktif ya da pasif husumet ehliyetini ) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet yokluğundan reddi gerekir.

Bir kişinin belli bir davada davacı ya da davalı sıfatını haiz olup almadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi , davalı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir defi de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde resen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur. Yukarıda kısaca değinildiği gibi, bir davada davacı olma sıfatı dava konusu hakkın sahibine (hamiline) aittir. Bir sözleşmeden dolayı, kural olarak yalnız sözleşmenin tarafları dava açabilir . Üçüncü kişilerin taraf sıfatı yoktur. Bununla birlikte taraf ( davacı ) sıfatı bulunmayan kişinin açmış olduğu bir davada taraf sıfatının yargılama aşamasında kazanılıp kazanılamayacağı üzerinde de durulması gerekmektedir.

Şöyle ki yargılama aşamasında taraf (davacı) sıfatının kazanılabilmesi mümkün ise ilgiliye mevcut dosyada bu imkanın tanınması neticesinde taraf sıfatının kazanılması halinde davaya devam edilmesi hem 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/4. Maddesi ve yargılamaya hakim olan ilkelerden 6100 sayılı HMK30. Maddesi ( 1086 Sayılı HMUK m 77 ) gereğince " usul ekonomisi ilkesine " ve hem de HMK 125 ( 1086 saylı HMUK m 186) maddesi " dava konusunun devri " hükümlerine uygun olacaktır(Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 03/07/2017 Tarih 2016/21937 E. , 2017/10891 K. Sayılı ilamı)Somut uyuşmazlık, yukarıdaki açıklamalar ışığında değerlendirildiğinde; mülkiyeti davacıya ait 45.465.000 TL itibari değerdeki hamiline yazılı hisse senedinden kaynaklanan dava konusu payları yasal sürede kaydileştirilemediğinden, 6362 SPK 'nun 13/4 maddesi ile 31.12.2012 tarihi itibarıyla kamu tüzel kişiliği bulunan Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal ettiği, Anayasa Mahkemesinin 22.12.2015 tarihli iptal kararıyla ortaya çıkan davacının dava konusu paylarının hukuksal durumunda ortaya çıkan yasal belirsizliğin dava tarihinden sonra yürürlüğe giren yönetmelikle giderildiği, dava tarihi olan 15.04.2015 tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 6362 Sermaye Piyasası Kanunun yukarda belirtilen ilgili hükümleri gereğince davacıya ait hisse senetlerinin mevzuatta yapılan değişiklik sonucunda davalıya dönmeyip önce YTM'ye intikal ettiği, hamiline yazılı hisse senetlerinin dava tarihi olan 15.04.2015 tarihinden önce 31.12.2012 tarihi itibariyle yasayla davalı yerine dava dışı Yatırımcı Tazmin Merkezine intikal ettirilmesi karşısında, davalı ...

somut dava bakımından davalı sıfatının bulunmadığı, dolayısıyla davalı sıfatı bulunmayan davalı hakkındaki davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddedilmesine yönelik ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin dava tarihi itibariyle yatırımcı tazmin merkezinin var olmadığı yönündeki iddiasının yukarıda açıklanan mevzuat dosya kapsamı ile yerinde olmadığı, 31.12.2012 tarihi itibariyle husumetin davalı yerine dava dışı kuruma yöneltilmesi gerekeceğinden ve yine dava tarihi itibariyle hisselerin intikal ettiği YTM'ne husumet yöneltme yerine, davalı hakkında dava açılması sonucu, açtığı dava husumetten reddedilen davacı aleyhine avukatlık ücreti ve yargılama gideri hükmedilmesinde de bir isabetsizlik bulunmadığından davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 44,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.28/03/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/272665 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.