Hatır senedi iddiasının ispatlanamaması ve takip alacağının kısmen ikrarı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/578 E. 2019/80 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Kambiyo senedine dayalı icra takibi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Bono, kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi niteliğinde olduğundan, senedin hatır senedi olarak veya hile ile alındığını ileri süren taraf bu iddiasını HMK 200 uyarınca senetle ispat etmek zorundadır; ispat edilemediği takdirde, senedin bedelinin gerçek borç ilişkisine dayandığı kabul edilir. Aynı senede ilişkin olarak farklı davalarda birbiriyle çelişen beyanlarda bulunulması, ispat yükünü yerine getirememe sonucunu doğurabilir. Ayrıca teati aşaması ve ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra ileri sürülen ve davanın hukuki sebebini değiştiren yeni bir iddia, karşı tarafın açık muvafakati bulunmadıkça iddianın değiştirilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmeye alınmaz. Buna karşılık, davalının takip alacağının gerçek miktarını kendi beyanıyla ikrar etmesi halinde, takip konusu tutarın ikrar edilen miktarı aşan kısmı yönünden borçlu olunmadığının tespitine karar verilir.
Ele alınan sorunlar
Bonoların hatır senedi/hile ile alındığı iddiasının ispatı → ret
İddia: Davacılar, davalıya nakit ihtiyacı nedeniyle verilen bonoların bedelinin ödenmesi gerektiği halde davalının bunları haksız ve hile yoluyla ele geçirip takibe koyduğunu, bu nedenle borçlu olmadıklarını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bono kural olarak kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadini içerir; bunun aksini iddia eden taraf iddiasını HMK 200 uyarınca senetle ispat etmelidir. Davacılar bu iddialarını ispat edememiştir. Kaldı ki davacı ..., dava açılmadan önce aynı senetlere ilişkin olarak açtığı bir başka davada (İstanbul 3. İcra Hukuk Mahkemesi) senetlerin borca karşılık verildiğini ancak bedellerinin ödenmiş olmasına rağmen takibe konu edildiğini ileri sürmüş, böylece iki davada birbiriyle çelişen beyanlarda bulunmuş ve o davada hatır senedi olduğunu kabul etmemiştir. Bu çelişki, davacının hatır senedi iddiasını ispatlayamadığını, hatta kendi beyanıyla kendi iddiasını çürüttüğünü göstermektedir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Cevaba cevap sonrası ileri sürülen çeke mahsuben verilme iddiasının değerlendirilmesi → ret
İddia: Davacılar vekili, 31/01/2017 tarihli dilekçesinde, ilk iddiadan farklı olarak senetlerin daha önce borca karşılık verilen bir çekin karşılıksız kalması üzerine çeke mahsuben verildiğini, çek iade edilmediği gibi senetlerin haksız olarak takibe konu edildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Teati aşamasından ve ön inceleme duruşmasından sonra sunulan dilekçedeki bu iddia, iddianın değiştirilmesi yasağı kapsamında olup davalı tarafça iddianın değiştirilmesine açıkça muvafakat edilmediğinden bu iddiaya itibar edilmemiştir. Dolayısıyla davanın konusu olmayan ve karşılıksız kaldığı ileri sürülen çeke ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalının takip alacağının gerçek miktarını ikrarı → kısmi kabul
Gerekçe: Davalı vekili 11/05/2017 tarihli dilekçesinde, davacı borcunun 23.288-TL olduğu halde takibin sehven 23.900-TL üzerinden başlatıldığını beyan etmek suretiyle, icra takibine konu asıl alacağın 23.288-TL olduğunu ikrar etmiştir. Bu ikrar karşısında, davacının icra takibinde talep edilen tutarın bu miktarı aşan kısmı olan 612-TL asıl alacak, 249,98-TL işlemiş faiz ve 1,84-TL komisyon olmak üzere toplam 863,82-TL yönünden borçlu olmadığının kabulü gerekmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bononun kayıtsız şartsız borç vaadi niteliği karşısında hatır senedi/hile iddiasının ispat yükünün iddia eden tarafta olduğu ve aynı senede ilişkin farklı davalarda çelişkili beyanların ispatı zayıflattığı yönündeki değerlendirme ile, teati sonrası ileri sürülen yeni iddianın iddianın değiştirilmesi yasağı kapsamında sayılması yönündeki tespitler bakımından emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit↗ bono↗ hatır senedi↗ iddianın değiştirilmesi yasağı↗ ispat yükü↗ ikrar↗ kambiyo senetlerine özgü icra takibi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/578
KARAR NO 2019/80
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 27/12/017
NUMARASI 2016/17 E.- 2017/1064 K.
DAVA
Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/01/2019
İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
DAVA
Davacılar vekili, müvekkili ...’ın yetkilisi olduğu müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki bulunduğunu, davalının maddi açıdan zor durumda olduğunu söyleyerek müvekkili şirketten borç para istediğini ve bir kaç gün sonra bedelinin nakit olarak ödeneceğini söyleyerek kendisine senet verilmesini istediğini, müvekkili senetlere karşılık ödeme yapılmasını istediğinde davalının müvekkilinin kendisine borcunun olduğundan bahisle ödemeden kaçındığını, oysa müvekkilinin davalıya borcunun olmadığını, davalının haksız ve hile yoluyla ele geçirdiği bu senetleri icra takibine konu ettiğini ileri sürerek müvekkillerinin söz konusu icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, davacı tarafın dava konusu senetlerin borca mahsuben verildiği ancak bedellerinin ödendiği iddiasıyla icra hukuk mahkemesinde dava açtığını, bu davada ise senetlerin hile yoluyla alındığını ileri sürdüklerini, dolayısıyla her iki iddianın birbiriyle çelişmekte olduğunu, davacı iddialarının haksız olduğunu, senetlerin müvekkiline borca mahsuben verildiğini savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davalının davacılardan olan cari hesap alacağında karşılıksız çıkan çek toplamının 42.314-TL olduğu, davacılar tarafından karşılıksız çıkan çeke ilişkin olarak toplam 48.026-TL’lik çek ve senet ile ödeme yapıldığı, davacılar tarafından bedeli ödenen çek ve senetlerin toplamının ise 19.026-TL olduğu, buna göre davalının davacıdan alacağının 23.288-TL olduğu, bu tutarın da dava konusu icra takibine konu edildiği gerekçesiyle davanın reddine, davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
1-Taralar arasındaki ticari ilişki sebebiyle davalıya makbuz karşılığında 42.314-TL bedelli çek verildiğini, davalının bu çekin karşılıksız çıktığını ve bankada olması nedeniyle daha sonra iade edileceğini beyan etmesi üzerine çeke karşılık muhtelif senetlerin makbuz karşılığında davalıya verildiğini, davalı çeki iade etmediği gibi senetleri takibe konu ettiğini, bu nedenle davalı şirket yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, bu durumun 31/01/2017 tarihli dilekçe ile dosyaya beyan edildiğini, ancak mahkemenin bu konuda araştırma yapmadığını,
2-Kararda karşılıksız çıkan çekin iade edilmemesi ile ilgili bir değerlendirme yapılmadığını, halbuki bu çek iade edilmeden yeni çekler alınmasının ve takibe konu edilmesinin mümkün olmadığını,
3-Müvekkilinin icra tehdidi altında tüm borcu ödemek zorunda kaldığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
GEREKÇE
Dava, hatır senedi olarak verildiği ileri sürülen bonolara dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
Davacı vekili, nakit ihtiyacı olduğunu söyleyen ve bir kaç gün içinde bedelinin nakit olarak ödeneceği sözünü veren davalıya bonolar verildiğini, ancak davalının daha sonra kendisinden alacaklı olduğunu ileri sürerek bonoların bedelini ödemekten kaçındığını, dolayısıyla bonoları haksız ve hile ile ele geçirdiğini ve daha sonra kötüniyetli olarak icra takibine konu ettiğini ileri sürmüş, davalı ise bonoların borca mahsuben verildiğini savunmuştur.
Dava konusu bonolar incelendiğinde, 2013 keşide ve vade tarihli, keşidecisi dava dışı ..., lehdarı davacı şirket olan, arka sayfasında sırasıyla davacı şirketin, davacı ...’ın ve davalının ciroları olan nakden kayıtlı bonolar olduğu görülmüştür.
Dava konusu İstanbul ...İcra Müdürlüğü’nün...Esas sayılı dosyası incelendiğinde, davalının davacılar hakkında 4 adet bonoya dayalı olarak 23.900-TL asıl alacak, 4.448,71-TL işlemiş faiz, 71,70-TL komisyon ve 130,52-TL protesto masrafı olmak üzere toplam 28.550,93-TL üzerinden kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatmış olduğu görülmüştür.
Kural olarak bono “kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini” içermektedir. Bunun aksini iddia eden tarafın iddiasını HMK’nun 200’üncü maddesi uyarınca senetle ispat etmesi gerekir.
Somut olayda ise, davacılar bu iddialarını ispat edememişlerdir. Kaldı ki davacı ... tarafından iş bu dava açılmadan önce, takibe konu senetlere ilişkin olarak İstanbul 3.İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2015/361 Esas sayılı dosyası üzerinden de bir dava açılmış ve o davada davacı tarafça senetlerin borca karşılık verildiği, ancak bedelleri ödenmiş olmasına rağmen icra takibine konu edildiği ileri sürülmüştür. Dolayısıyla davacı taraf her iki davada birbiriyle çelişen beyanlarda bulunmuş, o davada senetlerin hatır senedi olarak verilmediğini kabul etmiştir. Bu durumda davacı tarafın hatır senedi iddiasını ispatlayamadığı, hatta kendi iddiasını kendi beyanı ile çürüttüğü sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, davacılar vekili teati aşamasından ve ön inceleme duruşmasından sonra sunmuş olduğu 31/01/2017 tarihli dilekçesinde, hile iddiasından farklı olarak bu kez senetlerin daha önce borca karşılık verilen bir çekin karşılıksız kalması üzerine çeke mahsuben verildiğini, çek iade edilmediği gibi senetlerin haksız olarak takibe konu edildiğini ileri sürmüş ise de, bu iddia, iddianın değiştirilmesi yasağı kapsamında olduğundan ve davalı tarafça iddianın değiştirilmesine açıkça muvafakat edilmemiş olduğundan bu iddiaya itibar edilmemiştir. Dolayısıyla davanın konusu olmayan ve karşılıksız kaldığı ileri sürülen çeke ilişkin olarak bir değerlendirmede de bulunulmamıştır.
Bununla birlikte, davalı vekili 11/05/2017 tarihli dilekçesinde davacı borcu 23.288- TL olduğu halde, takibin sehven 23.900-TL üzerinden başlatıldığını beyan etmek suretiyle, icra takibine konu asıl alacağın 23.288-TL olduğunu ikrar etmiştir. O halde davacının icra takibinde talep edilen 612-TL asıl alacak, 249,98-TL işlemiş faiz ve 1,84-TL komisyon olmak üzere 863,82-TL yönünden borçlu olmadığının kabulü gerekir.
Yukarıda açıklanan bu gerekçelerle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353(1)b-2 gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2017 Tarih 2016/17 Esas 2017/1064 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;
"Davanın KISMEN KABULÜNE; davacının İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibinde talep edilen tutarın, 612-TL asıl alacak, 249,98-TL işlemiş faiz ve 1,84-TL komisyon alacağı olmak üzere toplam 863,82-TL’lik kısmı yönünden davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,"
İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak;
"Alınması gereken 59-TL nispi harcın, 408,16- TL peşin nisbi harçtan mahsubu ile 349,16-TL fazla harcın talep halinde davacılara iadesine,
Davacılar tarafından ödenen 59- TL peşin harcın davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
Davacılar tarafından ödenen 37,80-TL ilk masraf ve 769,50-TL posta, müzekkere ve bilirkişi gideri olmak üzere toplam 807,30-TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 24,42-TL’sinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, kalanın davacılar üzerinde bırakılmasına,
Davalı tarafından yapılan 250-TL yargılama giderinin kabul ve red oranı dikkate alınarak 242,43-TL’sinin davacılardan tahsili ile davalı tarafa verilmesine, kalanın davalı üzerinde bırakılmasına,
Davacılar vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 612- TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.794,56- TL nispi vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya ödenmesine,
Talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"
İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, istinaf başvuru harcı olarak yatırılan 98,10- TL’nin hazineye irad kaydına,
Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile, HMK’nun 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 24/01/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/272215 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi