Garanti sözleşmesinde ihtiyati haciz için yaklaşık ispat yeterlidir
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2259 E. 2019/215 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İhtiyati hacizkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesin
★ EmsalHak düşürücü süreİhtiyati haciz usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)
Gerekçe özeti
Garanti sözleşmesi (TBK 128), kefalet sözleşmesinden (TBK 583 vd.) farklı olarak şekle tabi değildir, belli bir limitle sınırlanması öngörülmemiştir, garanti verene def'i ileri sürme ve rücu hakkı tanınmamıştır ve asıl borcun geçerliliğine bağlı değildir; bu nedenle garanti verenin sorumluluğu kefilin sorumluluğundan daha ağır koşullara tabidir. İhtiyati haciz talebinde İİK 258/1 uyarınca aranan yaklaşık ispat, kesin ispat anlamına gelmez; muacceliyet ihtarnamesi ve garanti taahhütnamesi gibi belgeler bu koşulu sağlıyorsa, borçlunun sözleşmenin geçersizliği veya başka teminat bulunduğu yönündeki savunmaları esas yargılamada değerlendirilmek üzere ihtiyati haciz kararı verilmelidir.
Ele alınan sorunlar
İhtiyati haciz talebi için yaklaşık ispat koşulunun oluşup oluşmadığı → kabul
İddia: Davacı vekili, borçlu şirkete gönderilen kat ihtarı, genel müdürün borcu ikrar eden yazışmaları, cevabi ihtar ve alacaklı banka yetkilisi tarafından imzalı apostilli cari hesap ekstresi sunulduğunu, muaccel ana para toplamının garanti tutarını aştığını, garanti yükümlülüğünün muaccel olduğunu ileri sürerek ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak 2.087.010-TL için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: İİK 258/1'in 2. cümlesi uyarınca ihtiyati haciz talep eden, İİK 257/1 kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve vadesinin geldiğini yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmelidir; bu, kesin veya tam ispat değildir. İhtiyati hacizde amaç, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değil, etkin hukuki himaye sağlamaktır; maddi hukuka göre kimin haklı olduğu İİK 264 çerçevesinde ya da açılacak menfi tespit veya istirdat davasında değerlendirilecektir. TBK 583(1) uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı şekle tabidir ve belirli bir miktarın gösterilmesi gerekirken, TBK 128'de düzenlenen garanti sözleşmesi herhangi bir şekle tabi değildir ve belli bir limite bağlanması öngörülmemiştir. Kefalette TBK 591 uyarınca kefil borçluya ait def'ileri alacaklıya karşı ileri sürebilirken, garanti akdinde teminat verene bu hak tanınmamıştır. Kefil TBK 596 uyarınca borcu ödedikten sonra asıl borçluya rücu hakkına sahipken, garanti sözleşmesinde teminat verene bu hak tanınmamıştır. TBK 598 uyarınca kefilin sorumluluğu asıl borcun geçerliliğine ve devamına bağlı iken, garanti sözleşmesi bağımsızlık ilkesi gereğince bu koşullara tabi değildir. Bu farklardan, garanti verenin sorumluluğunun kefilin sorumluluğundan daha ağır koşullara tabi olduğu anlaşılmaktadır. Somut olayda alacaklı banka tarafından kredi sözleşmesi birden fazla kez tadil edilmiş, kredi hesapları kat edilerek alacağın ödenmesi borçlu şirketten istenmiş, şirket mali gücü olmadığını bildirerek ödemeyi reddetmiştir. Davalılar 31.3.2016 ve 2.8.2016 tarihli garanti taahhütlerini vererek borcun 2.087.010-TL'sine garantör olmuşlardır; taahhütnamede garantinin TBK 128'e tabi olduğu kararlaştırılmıştır. Borçlu tarafın sözleşmenin Türkçe düzenlenmediği için geçersiz olduğu ve alacağın hisse rehniyle teminat altında olduğu yönündeki savunmaları, alacaklı bankanın İngiltere'de mukim olması ve garanti taahhüdünün bağımsızlığı gözetildiğinde esas yargılamada değerlendirilecektir. Banka tarafından ibraz edilen hesabın katına ilişkin muacceliyet ihtarnamesi ve garanti taahhütnameleri, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulunu sağlayan belgelerdir; kat ihtarında talep edilen miktar garanti edilen tutarı fazlasıyla aşmaktadır. Muaccel alacağın varlığına ilişkin kanaat verici belgeler mevcut olduğundan İİK 257 koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygun görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Karar, garanti sözleşmesi (TBK 128) ile kefalet sözleşmesi (TBK 583 vd.) arasındaki hukuki farkları (şekil şartı, limit, def'i ve rücu hakları, asıl borca bağlılık) somut biçimde ortaya koyarak, garanti sözleşmesine dayalı ihtiyati haciz taleplerinde yaklaşık ispat koşulunun ne şekilde değerlendirileceğine ilişkin bölgesel ikna edici bir örnek oluşturmaktadır.
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- İİK 261. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde infaz edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkmış sayılır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati haciz↗ yaklaşık ispat↗ garanti sözleşmesi↗ kefalet sözleşmesi↗ muacceliyet↗ def'i↗ rücu hakkı↗ bağımsızlık ilkesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/2259
KARAR NO 2019/215
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 14/09/2018 (Ara Karar)
NUMARASI 2018/807 Esas
TALEP İhtiyati Haciz
İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/02/2019
İhtiyati haciz talebinin reddine yönelik olarak verilen 14/09/2018 tarihli kararın ihtiyati haciz isteyen alacaklı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
İhtiyati haciz isteyen davacı vekili, davacı bankanın hissedarlarının üye devletler olduğunu, Türkiye'nin de bu üye devletlerden biri olup finansmanın üye devletler tarafından karşılandığını, bu kapsamda dava dışı şirket ile banka arasında 07/11/2012 tarihinde imzalanan sözleşmenin 21/03/2016, 27/04/2016 ve 28/07/2016 tarihlerinde tadil edildiğini, kredi sözleşmesinin İngiliz Hukuku'na tabi olduğunu,davalılar ... ve ...'ın garanti taahhüdünde bulunduğunu, bu taahhüdün 21/03/2016 tarihinde imzalanan ve 02/08/2016 tarihinde teyit edilen garanti taahhütnamesi ile verildiğini, kredi sözleşmesinde yapılan değişikliklere paralel olarak 21/03/2016 tarihli garanti taahhütnamesi, 02/08/2016 tarihli taahhütnamede belirtilen şekilde teyit ve tadil edildiğini,garantinin Türk Hukukuna tabi olduğunu, garantörlerin şirketin YK Başkanı ve yardımcısı olduğunu,...'ın ise şirketin münferit temsile yetkili genel müdürü olduğunu, garantörlerin 2.087.010- TL üst sınırına kadar asli borçlu sıfatıyla koşulsuz ve müteselsilen taahhüt ettiklerini,şirketin 2016 yılında ödeme güçlüğüne düşmesi üzerine ödeme kolaylığı sağlanması için borcun yeniden yapılandırıldığını, buna rağmen şirketin ancak kısmi ödemelerde bulunduğunu, nihayet 2017, 2018 yıllarında hiç ödeme yapılmadığını, borcun 6.191.745,17- TL'sine ulaştığını,08/06/2018 tarihinde bankanın muacceliyet hakkını kullandığını şirkete ihtar etiğini, bunun sonucunda tüm borçlarının muaccel hale gelerek, 10.553.724,80-TL'sine ulaştığını, muacceliyet ihtarının bilgi amacıyla garantörlere de gönderildiğini, şirketin ve davalıların cevabi ihtarname göndererek borca itiraz ettiğini,TBK'nın 128.
madde uyarınca garanti sözleşmesinin 3. kişinin fiilini taahhüt niteliğinde olduğunu, garantörlerin 13/07/2018 tarihinde sorumlu olmadıklarını ileri sürerek şirketin herhangi bir borcu bulunmadığını, kendilerininde kefalet garantörlük sorumluluğu dahil hiçbir sorumluluklarının olmadığını, kanuni şartlar taşımadığını ileri sürerek borcu ödemeyi reddettiğini, garantörler hakkında İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasıyla başlatılan takibin itirazla durduğunu,alacaklının İngiltere'de yerleşik uluslararası bir organizasyon olduğunu,davacının garantörlere başvurabilmek için şirket aleyhine takip başlatması gerekmediğini, garantinin kefalet niteliğinde olmadığını, şirketin borcunu ikrar ettiği, borç miktarının garantinin üst sınırını çoktan aştığını, rehinle temin edilmeyen vadesi gelmiş bir alacak bulunduğunu, borcun yaklaşık olarak ispat edildiğini, itirazın iptali ile ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi'nce, ihtiyati haczin İİK.'nın 257. ve devamı maddelerinde düzenlendiği, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşullarının gerçekleşmesi greektiği, davanın mahiyeti, konunun yargılamayı gerektirmesi, henüz yaklaşık ispat koşullarının oluşmaması gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili;borçlu şirkete gönderilen kat ihtarı üzerine genel müdürün borcu ikrar eden yazışmaları,cevabi ihtar, şirketin ödenmiş ve henüz ödenmeyen borçlarını gösteren alacaklı banka yetkilisi tarafından imzalı ve apostij şerhli cari hesap ekstresi, tabloda gösterilen alacakların yalnızca kredi ana parasına karşılık geldiğini, faiz ve temerrüt faizi içermediğini,kredi ana parasının dahi garanti miktarını aştığını, takip tarihine kadar muaccel olan ana para toplamının (01/09/2016-01/06/2018 tarihleri arasında) 2.793.745,83- TL olduğu, garanti yükümlülüğünün muaccel olduğu, ihtiyati haciz talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak 2.087.010- TL için ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İİK'nın 258/1. maddesinin 2. cümlesine göre: "İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacaklı, alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermeye mecburdur." Bu madde uyarınca İhtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır. Mahkemenin “alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından” anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispatı değildir. Diğer hukukî himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç, davaya ilişkin bir yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir.
İhtiyati hacizde amaç, ihtiyati tedbire benzer şekilde, Anayasanın 2’nci maddesinde yer alan “hukuk devleti” ilkesinin bir gereği olarak, bireylere etkin hukukî himaye sağlamaktır. İhtiyati haciz yargılamasında, etkin hukukî himaye sağlamak, bunu sağlarken mümkün olduğunca çabuk ve seri hareket etme gerekliliği, usul kurallarına göre maddi hukuka dayanan hakkın araştırılmasından önce gelir. Maddi hukuka göre kimin haklı kimin haksız olduğu ve Medeni Kanunun 2’nci maddesindeki sınırlamaların aşılıp aşılmadığı İİK’nın 264’üncü maddesi çerçevesinde yapılacak incelemede ya da açılacak bir menfi tespit veya istirdat davası sırasında değerlendirilerek sonuçlandırılacaktır. 6098 sayılı T.B.K.nun 583(1)maddesi hükmü uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekle tabi olduğu ve ayrıca sözleşmede kefilin sorumlu olacağı, belirli bir miktarın gösterilmesi gerektiği halde, TBK.
128 “Başkasının fiilini taahhüt” başlığı altında düzenlenmiş olan garanti sözleşmesi herhangi bir şekle tabi tutulmadığı gibi, verilen garantinin belli bir limite bağlanmış olması da öngörülmemiştir. Öte yandan kefalette,6098 sayılı TBK.591.maddesi hükmü uyarınca kefil, borçluya ait def’ileri alacaklıya karşı ileri sürebilme hakkında sahipken, garanti akdinde teminat veren kişiye bu hak tanınmış değildir. Bunların dışında kefil kefaletten doğan borcunu ödedikten sonra, TBK.596 md.hükmü uyarınca asıl borçluya dönme (rücu) hakkı bulunduğu halde garanti sözleşmesinde teminat verene bu hak tanınmamıştır. Nihayet, 6098 sayılı TBK.598 maddesi gereğince kefalette, kefilin sorumluluğu asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına bağlı iken, bir tür üçüncü kişinin fiilini taahhüt niteliğini taşıyan garanti sözleşmesi, bağımsızlık ilkesi gereğince bu koşullara tabi tutulmamıştır.
Bu farklı hüküm ve sonuçlardan anlaşılacağı üzere, garanti veren kişinin sorumluluğu, kefalet veren kimsenin sorumluluğundan çok daha ağır koşullara tabi tutulmuştur. (Yargıtay 19 HD nin 2013/19331 esas 2014/15934 karar sayılı ilamı )Somut olayda; alacaklı banka tarafından birden fazla kez kredi sözleşmesinin tadil edildiği ,sonuçta kredi hesapları kat edilerek alacağın ödenmesinin borçlu şirketten istendiği ,borçlu şirket ise ödeme talebini mali gücü olmadığını bildirerek reddettiği anlaşılmaktadır.Karşı yan davalılar ise 31.3.2016 ve 2.8.2016 tarihli garanti taahhütlerini vermişler ve borcun 2.087.010-TL sine garantör olmuşlardır. Taahhütnamede garantinin TBK 128.maddesine tabii olduğu kararlaştırılmıştır.
Borçlu taraf sözleşmenin 805 sayılı kanun gereği türkçe düzenlenmediğini bu sebeble geçersiz olduğunu ve hisse rehni sözleşmesi ile alacağın teminat altında olduğunu ileri sürmektedirler. Alacaklı bankanın İngiltere'de mukim olduğu ve garanti taahhüdünün bağımsızlığı gözetildğinde borçlu tarafın bu savunmalarının esas yargılamada değerlendirileceği açıktır. Banka tarafından ibraz edilen hesabın katına ilişkin muacceliyet ihtarnamesi ,garanti taahhütnameleri kapsamı ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat koşulunu sağlayan belgelerdir.Kat ihtarında talep edilen miktar garanti edilen tutarı fazlasıyla aşmaktadır.Açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için muaccel alacağın varlığına ilişkin kanaat verici belgeler mevcut iken ;İİK 257.madde koşulları bulunmadığından istemin reddine karar verilmesi dosya kapsamına uygun görülmemiş ,davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, 14/09/2018 tarihli ihtiyati haciz talebinin reddine dair ara kararın kaldırılmasına ve teminat karşılığında asıl alacak tutarı olan 2.087.010-TL yönünden ihtiyati haciz kararı verilmesine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
İhtiyati haciz isteyen/davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/807 Esas numaralı, 14/09/2018 tarihli ihtiyati haciz isteminin reddine ilişkin ara kararın HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA,
"2.087.010- TL alacak yönünden alacağın %15 'ine tekabül eden 313.051,50 - TL teminat (nakit veya kesin-süresiz teminat mektubu) karşılığında İİK.'nin 257/1 maddesi gereğince davalı borçluların menkul ve gayrimenkul malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarından borca yetecek miktarın İcra İflas Kanunun koyduğu sınırlar içinde İHTİYATEN HACZİNE,
İİK'nın 261. maddesi uyarınca on gün içinde infaz edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkmış sayılmasına,”
İhtiyati haciz isteyen/davacı tarafça yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
İhtiyati haciz isteyen/davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,
Teminatın tamamlanmasına dair işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle HMK 362/1-f maddesi uyarınca kesin olarak karar verildi. 21/02/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/271744 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi