6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Adi ortaklığa karşı açılan davada taraf ve dava ehliyeti yokluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1044 E. 2019/230 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 3 (adi ortaklık) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Adi ortaklığın tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti bulunmadığından, adi ortaklıkla ilgili davaların (davacı veya davalı sıfatıyla) ortaklığın kendisine değil, ortaklığı oluşturan tüm ortaklara birlikte (mecburi dava arkadaşlığı biçiminde) yöneltilmesi gerekir. Bu husus HMK 114/d uyarınca bir dava şartıdır. Adi ortaklığa karşı açılan davada, ortaklar adına ayrı ayrı ancak birbirini tamamlayıcı nitelikte vekaletname sunulmuş olması ya da ortaklık adına itiraz/cevap verilmiş olması, taraf ve dava ehliyeti eksikliğini gidermez; dava bu nedenle dava şartı yokluğundan reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Adi ortaklığa karşı açılan davada taraf ve dava ehliyeti → ret

İddia: Davacı vekili, dava konusunun para olması nedeniyle adi ortaklığın ortakları arasında müteselsil sorumluluk esası geçerli olduğundan davanın ortaklardan birine yöneltilebileceğini, taraf teşkilinin sağlandığını; ayrıca her iki ortağın da vekil aracılığıyla itiraz ve cevap verdiğini, bu şekilde eksikliğin giderildiğini; mecburi dava arkadaşlığı bulunduğunun düşünülmesi halinde ise diğer dava arkadaşının davaya dahil edilmesi için süre verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: 6100 sayılı HMK'nın 114/d bendinde tarafların taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartı olarak düzenlenmiştir. Taraf ehliyeti, medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukundaki şeklidir; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilir. 6098 sayılı TBK'nın 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle adi ortaklığa ilişkin davalarda, ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir; adi ortaklık tarafından açılacak davalar iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklarca birlikte açılmalı, adi ortaklığa karşı açılacak davalar da bütün ortaklara karşı birlikte açılmalıdır (mecburi dava arkadaşlığı). Somut olayda icra takibi ve dava, adi ortaklık aleyhine başlatılmış/açılmış olup, ortaklığı oluşturan şahıslar aleyhine açılması gerekirken taraf ve dava ehliyeti olmayan adi ortaklığa karşı açılmıştır. Ortakları oluşturan şahıslar adına ayrı ayrı ancak birbirini tamamlar mahiyette vekaletname sunulmuş olması, taraf ve dava ehliyetine ilişkin dava şartı eksikliğini ortadan kaldırmaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, adi ortaklığın tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti bulunmadığından adi ortaklığa karşı açılan davaların ortaklığın kendisine değil, tüm ortaklara birlikte (mecburi dava arkadaşlığı çerçevesinde) yöneltilmesi gerektiği ve ortaklar adına ayrı ayrı sunulan vekaletname/cevap dilekçelerinin bu eksikliği gidermeyeceği yönünde genel bir hukuk kuralı ortaya konmuştur. Bu tespit, benzer adi ortaklık husumetli davalarda bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Adi ortaklığa karşı açılan davada taraf ve dava ehliyeti (HMK 114/d) - adi ortaklığın tüzel kişiliği ve taraf ehliyeti bulunmadığından, davanın ortaklığı oluşturan tüm ortaklara karşı açılması gerekir; bu şart yerine getirilmemişse dava şartı yokluğundan reddedilir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taraf ehliyeti dava ehliyeti adi ortaklık tüzel kişilik yokluğu mecburi dava arkadaşlığı iştirak halinde mülkiyet dava şartı itirazın iptali

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 114/d · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 620

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1044

KARAR NO 2019/230

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/12/2017

NUMARASI 2017/865 E.-2017/1280 K.

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/02/2019

İlk derece mahkemesince davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkili tarafından davalıya satılıp teslim edilen ürünlere karşılık fatura düzenlendiğini, davalının kısmi ödeme yaptığını, ancak bakiye borcunu ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, adi ortaklığın tüzelkişiğinin bulunmaması nedeniyle müvekkilinin hem icra takibinde hem de davada pasif husumet ehliyetinin bulunmadığını, takip ve davanın tüm ortaklara yönelik olması gerektiğini, bu nedenle icra takibinde gönderilen ödeme emrinin de bir geçerliliğinin bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin davacıya borcunun olmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, adi ortaklığın tüzel kişiliği olmadığı gibi taraf ehliyetinin de bulunmadığı, dolayısıyla adi ortaklığın taraf olduğu işlemlerden doğan davaların tüm ortaklara karşı açılması gerektiği, somut olayda davanın konusunun adi ortaklık ile yapılan sözleşmeye dayalı fatura alacağı olduğu halde davanın tüzelkişiliği ve dava ehliyeti olmayan adi ortaklığa karşı dava açıldığı gerekçesiyle davanın pasif dava ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Dava konusunun para olması nedeniyle adi ortaklığın ortakları arasında müteselsil sorumluluk esası geçerli olduğundan dava veya icra takibinin ortakların hepsine karşı açılabileceği gibi sadece birine de yöneltilebileceğini, dava ve icra takibinin adi ortaklığın ortaklarından .... adına açıldığının sabit olduğunu, .... davalı gösterilmesiyle taraf teşkilinin sağlandığını, 2-Ayrıca adi ortaklığın her iki ortağı da vekil aracılığıyla takibe vekaletname sunarak itiraz ettiği gibi davada da her ikisi adına cevap verildiğini, Yargıtay HGK’nun 2003/12-574 E., 2003/564 K. sayılı kararının da bu şekilde eksikliğin giderilebildiği yönünde olduğunu,3-Mecburi dava arkadaşlığı olduğunun düşünülmesi halinde ise diğer dava arkadaşının davaya dahil edilmesi için süre verilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak esastan görülmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, faturadan doğan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı, davalı “...” unvanlı adi ortaklığa mal satıp teslim ettiğini, ancak bakiye borcun ödenmediğini ileri sürmüş, davalı ise taraf ve dava ehliyetinin bulunmadığını savunmuştur.İlk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.6100 sayılı HMK'nın 114/d bendinde; tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartı olarak düzenlenmiştir.Taraf ehliyeti, bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır Buna göre;

medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek yada tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur. Bu nedenle, adi ortaklığa ilişkin davalarda, adi ortaklığı oluşturan kişilerin taraf olarak hep birlikte hareket etmeleri gerekir. Adi ortaklık tarafından açılacak davaların iştirak halinde mülkiyet hükümleri gereği bütün ortaklar tarafından birlikte açılması gerekir. Adi ortaklığa karşı açılacak davaların da davanın bütün ortaklara karşı birlikte açılması (mecburi dava arkadaşlığı) gerekir. Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; icra takibi davalı ...

unvanlı adi ortaklık aleyhine başlatılmış, dava da adi ortaklık aleyhine açılmıştır. İcra dosyasında adi ortaklık adına itiraz dilekçesi sunulmuş, dava dosyasına adi ortaklık adına cevap dilekçesi sunulmuştur. Bu durumda iş bu dava, adi ortaklığı oluşturan şahıslar aleyhine açılması gerekirken taraf ve dava ehliyeti olmayan adi ortaklık aleyhine açılmış olup, adi ortaklığı oluşturan şahıslar adına ayrı ayrı ancak birbirini tamamlar mahiyette vekaletname sunulmuş olmasının taraf ve dava ehliyetine ilişkin dava şartı eksikliğini ortadan kaldırmayacağı açıktır. O halde ilk derece mahkemesinin davanın dava şartı yokluğundan reddi yönündeki kararında bir isabetsizlik bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, açıklanan gerekçelerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 44,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 362(1).a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 21/02/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/271741 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.