6102TTK Türk Ticaret Kanunu

CMR taşımasında vesaik mukabili teslim şartına aykırı teslimden taşıyıcı sorumluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/885 E. 2019/1527 K. · · İlk derece: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Gerekçe özeti

Uluslararası karayolu taşımasında vesaik mukabili teslim şartına rağmen taşıyıcının bankadan gerekli teyidi almadan malı alıcıya teslim etmesi halinde, göndericiye atfedilebilir bir kusur bulunmadıkça taşıyıcı doğan zarardan tam olarak sorumlu tutulur; taşıma sözleşmesi CMR m.5 uyarınca şekle bağlı olmadığından yazılı sözleşme veya CMR senedi bulunmasa da taraflar arasındaki yazışmalarla sözleşme kurulmuş sayılır ve fiilen taşımayı başka bir şirket yapmış olsa da akdi taşıyıcı sıfatını taşıyan taraf pasif dava ehliyetine sahiptir; ihracata aracılık eden şirketin taşıtan sayılması halinde bile bu şirketten alacağın temliki, temlik alan davacının aktif dava ehliyetini sağlar; ayrıca dava açıldığı tarihte kısmi dava açılmasını engelleyen düzenleme yargılama sırasında iptal edilmişse, usul kurallarının derhal uygulanırlığı ilkesi gereği kısmi dava açılması artık usule aykırı sayılmaz.

Ele alınan sorunlar

Davacının aktif dava ehliyeti (taşıtan/temlik) → ret

İddia: Davalı vekili, davacının ihracatı dava dışı bir şirket aracılığıyla yaptığını, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Faturanın dava dışı şirket adına düzenlenmiş ve gümrük beyannamesinde gönderici olarak gösterilmiş olmasına karşın, bu şirket sadece ihracata aracılık eden firma olup taşıtan sıfatını taşımamaktadır; kaldı ki taşıtan olarak kabul edilse dahi bu şirketin ihracattan kaynaklanan fatura alacağını davacıya temlik etmiş olması nedeniyle davacının taşımaya konu zarardan dava açma hakkı ve aktif dava ehliyeti bulunmaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davalının pasif dava ehliyeti (akdi taşıyıcı sıfatı) → ret

İddia: Davalı vekili, müvekkilinin taşıma işiyle hiçbir ilgisinin bulunmadığını, fiilen taşımayı yapanın başka bir şirket olduğunu belirterek pasif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddini talep etmiştir.

Gerekçe: Fiilen taşımayı yapan şirket dava dışı bir şirket olup taşıma faturası da bu fiili taşıyan adına düzenlenmiş ise de, davalının e-posta yazışmalarıyla davacı ile aralarında taşıma sözleşmesi kurulmuş olması ve fiili taşıyanın davalı ile grup firması olarak çalıştığı yönündeki beyanı birlikte değerlendirildiğinde, davalının akdi taşıyan sıfatıyla meydana gelen zarardan öncelikle sorumlu olduğu ve davada pasif dava ehliyetinin bulunduğu anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kısmi dava açılabilirliği (HMK 109/2'nin iptali) → ret

İddia: Davalı vekili, alacak miktarının açıkça belirli olması karşısında kısmi dava açılamayacağını ve bu yönüyle davanın usul yasasına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Talep sonucunun miktarı taraflar arasında tartışmasız açıkça belli ise kısmi dava açılamayacağı yönündeki HMK 109/2 maddesindeki düzenleme, 01/04/2015 tarihli kanunla iptal edilmiştir. Davaya konu alacak miktarı açıkça belli olup dava açıldığı tarihte kısmi dava açılamayacak nitelikte ise de, usul kurallarının derhal uygulanırlığı ilkesi uyarınca yargılama devam ederken anılan hükmün iptal edilmesiyle kısmi dava açılmasını engelleyen bir yasal düzenleme kalmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Taşıma sözleşmesinin kurulmuş olması ve teslim şeklinin vesaik mukabili olduğu → ret

İddia: Davalı vekili, taşıma sözleşmesinin bulunmadığını, CMR senedinin sunulmadığını ve satışın vesaik mukabili teslim şeklinde olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: CMR'nin 5. maddesi uyarınca taşıma sözleşmesinin yapılması herhangi bir geçerlilik şartına bağlanmamıştır; yazılı şekil geçerlilik koşulu olmayıp ispat aracıdır ve icap-kabul ile de taşıma sözleşmesi kurulabilir. Somut olayda taraflar arasındaki e-posta yazışmalarıyla taşıma sözleşmesi kurulmuştur. CMR senedi ibraz edilmemiş olsa da fatura, gümrük beyannamesi ve ATR dolaşım belgesinden satış şeklinin CIF, teslim şeklinin vesaik mukabili olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafından gönderilen e-mailde malın depoda bekletildiği ve banka onayının beklendiğinin belirtilmiş olması, teslim şeklinin değiştirilmesine ilişkin davacıdan sadır olmuş bir talimatın bulunmaması ve davalının bu yöndeki iddiasını ispatlayamamış olması nedeniyle teslim şeklinin vesaik mukabili olmadığı yönündeki savunma yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Müterafik kusur indirimi ve tazminatın tam olarak hükmedilmesi gerektiği → kabul

İddia: Davacı vekili, ilk derece mahkemesince yapılan %50 müterafik kusur indiriminin hatalı olduğunu, gerekli belgelerin banka onayı beklenerek hazırlandığını, banka onayı ve vesaik teslimi olmadan malın teslim edilmesinde davacıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığını ileri sürerek davanın tümüyle kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Taşıyıcının vesaik mukabili teslim şartını bilmesine rağmen yurtdışındaki bankaya teslim etmesi gereken belgeleri ibraz edip gerekli teyidi almadan malları alıcıya teslim etmesi nedeniyle, ticari defter kayıtları ve dosya kapsamına göre davacının tahsil edemediği bedelden davalı sorumludur. Yükleme safhasına ilişkin yazışma ile banka onayının beklendiğinin belirtildiği sonraki yazışma birlikte değerlendirildiğinde, davalının geç bildiriminden kaynaklanan bir zarar bulunmadığı ve davacı göndericiye atfedilebilir bir kusurun bulunmadığı anlaşıldığından, ilk derece mahkemesinin davacıyı %50 müterafik kusurlu kabul ederek davanın kısmen kabulüne karar vermesi yanılgılı bir değerlendirmedir; davanın tümüyle kabulü gerekmektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Karar; CMR kapsamındaki taşımada vesaik mukabili teslim şartına aykırı davranan taşıyıcının sorumluluğu, taşıma sözleşmesinin şekle bağlı olmaksızın yazışmalarla kurulabileceği, akdi taşıyıcının fiili taşıyıcıdan bağımsız olarak pasif dava ehliyetine sahip olduğu ve ihracata aracılık eden şirketten alacağın temliki halinde davacının aktif dava ehliyetinin bulunduğu hususlarında BAM'ın kendi norm yorumuyla ulaştığı sonuçlar içermesi nedeniyle bölgesel ve ikna edici emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
aktif dava ehliyeti (davacının), pasif dava ehliyeti (davalının)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
CMR Konvansiyonu vesaik mukabili teslim akdi taşıyıcı fiili taşıyıcı aktif dava ehliyeti pasif dava ehliyeti temlik kısmi dava müterafik kusur taşıma sözleşmesinin şekle bağlı olmaması

Atıf yapılan mevzuat: CMR — CMR 5CMR 17CMR 21CMR 23-28CMR 24CMR 29 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 109/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/885

KARAR NO 2019/1527

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 06/12/2017

NUMARASI 2014/813 Esas 2017/1080 Karar

DAVA

Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 05/12/2019

Davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; Müvekkil şirketin ....AŞ aracılığı ile ithalatçı ... /İngiltere şirketine satış yaptığını,ihraç konusu malların nakliye işinin davalı şirket tarafından yapıldığını, ödeme/teslim şekli vesaik mukabili olacağı gümrük beyannamesinde ve ilgili evraklarda belirtildiğini, müvekkil şirketin Birgi kanalı ile yapmış olduğu ihracat nedeni ile ithalatçı firmadan alması gereken mal bedeli olan 28.294,65 Sterlin/GBP ödenmeden ihraç konusu malların davalı taşıma şirketi tarafından ithalatçı şirkete teslim edildiğini, davalı taşımacılık şirketinin, vesaik mukabili ödeme teslim şartının getirilmiş olmasına rağmen ithalatçı firmanın ödemeyi yaptığına dair evrakları görmeden ve teslim almadan ayrıca bu doğrultuda yapılması gereken teyit işlemlerini yapmadan ihraç konusu malları ithalatçı şirkete teslim ettiğini, davalı taşımacılık şirketi tarafından teslim edilen ihraç konusu mallar ile ilgili ödemenin ithalatçı firma tarafından Birgi kanalı ile müvekkil şirkete ödenmediğini,davalı taşıma şirketinin hatası/ihmali nedeni ile ödeme yapmadan teslim aldığı ürünlerin ödemesini yapmadığını, oluşan zararın miktarı olan 28.294,65-GBP İngiliz Sterlini alacağından fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000-TL kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin olayla hiçbir ilgisi bulunmadığını, bu nedenle öncelikle pasif husumet yokluğundan davanın reddini, tüm savunmalar saklı kalmak kaydıyla davacı taraf dava dilekçesinde .... Tic. AŞ aracılığıyla mal satışının yapıldığını belirttiğini, bu durumda davacı tarafın aktif husumet ehliyeti dahi bulunmadığını, kısmi dava açılmasının mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasındaki uyuşmazlığın CMR hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, yazılı sözleşme ilişkisi bulunmadığı; ancak e-mail ortamında kurulan bir sözleşme ilişkisinin bulunduğu, mail içeriklerinden; davalının akdi taşıyıcı sıfatıyla pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, CMR 21.maddesine göre asıl taşıyıcı olan davalının gümrük beyannamesinde yer alan vesaik mukabili teslim kaydına rağmen mal bedeli ödenmeden malları alıcıya teslim etmesinden dolayı davacıya karşı sorumlu olduğu, ödemeli teslim şartı bilinmesine rağmen malları ödeme yapılmaksızın alıcıya teslim etmesinde %50 kusurunun bulunduğu, vesaik mukabili malı teslimi için gerekli bilgilerin davalı tarafa zamanında ulaştırılmadığı nazara alındığında;

davacının da %50 müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile %50 müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle hesap edilen 2500-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 05/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıddan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının fazlaya dair isteminin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalı lehine kusur indirimine gidilmesinin doğru olmadığını, gerekçe yapılan mail yazışmasının ihracat konusu malların taşınması esnasında gerekli belgelerin hazırlanması sürecinde yapılan yazışma olduğunu, sonrasında zaten gerekli evraklar hazırlanarak davalı taşıyıcıya ve tahsilat bankası TEB-Laleli Şubesine verildiğini ve ihracatın gerçekleştiğini, banka onayı beklendiği belirtilmesine rağmen, banka onayı yani muhabir bankaya ithalatçı-alıcı tarafından ödeme yapılmadan ve vesaik teslimi yapılmadan taşıyıcı firma yetkililerinin ihraç konusu malları teslim ettiklerini,müvekkili firmanın hiçbir yetkilisinin banka onayı alınmadan ürünlerin ithalatçı firmaya teslimine dair bir talimatı olmadığını, davalı tarafından bu hususta delil sunulamadığını, dosya içeriği ile haklılığının teyit edildiğini, müvekkilinin uğradığı zararın CMR 21.madde kapsamında tazmini gerektiğini, bu nedenlerle kısmi red kararının kaldırılarak davanın tümüyle kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2- Davalı vekili; müvekkilinin taşıma işi ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını, pasif husumet ehliyeti yönünden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, kısmi dava açılamayacağını, muhabir ve esas bankalar ile malın alıcısına tezkere yazılarak bir ticaretin gerçekleşip gerçekleşmediği, malların teslim alınıp alınmadığı, bedellerinin ödenip ödenmediği hususlarında araştırma yapılması gerekirken araştırmadan vazgeçilmesinin hukuka aykırı olduğunu, CMR senedinin kesin süreye rağmen ibraz edilmediğini, taşıma senedinde ilgili bankanın, teslimde ödenecek mal bedelinin de belirtilmesi gerektiğini, ek raporda eksiklikler giderilerek davanın reddine yönelik tespit yapıldığını, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı taşıyıcı tarafından vesaik mukabili yurt dışındaki alıcıya teslim edilmesi gereken malların bu husus yerine getirilmeden teslim edilmiş olması nedeniyle davacının alıcıdan tahsil edemediği mal bedelinin davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Davaya konu taşıma Türkiye İngiltere arasında gerçekleştiğinden somut uyuşmazlığın CMR Konvansiyonu hükümlerine göre çözümü gerekmektedir.Taşıyıcının mesuliyeti, anılan sözleşmenin 17 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre taşıyıcı yükü teslim aldığı andan, teslim edilinceye kadar malların kısmen veya tamamen kaybından veya hasarından veya gecikmesinden dolayı sorumludur. Açıklanan bu sorumluluk kapsamında istenebilecek tazminat ve tazminatın hesaplanma şekli de CMR'nin 23-28.

maddelerinde hükme bağlanmıştır. Anılan maddeler uyarınca taşıyıcının sorumluluğu sınırsız değildir. Buna göre, CMR’de temel ilke taşıyıcının gerçek zararı aşmamak üzere sınırlı sorumlu olması, meydana gelen gerçek zararın anılan maddelerde belirlenen sınırlı sorumluluk miktarını aşması halinde taşıyıcının, anlaşma uyarınca sınırlı sorumluluk miktarı kadar sorumlu olmasıdır. Taşıyıcının sorumluluğunun bu şekilde sınırlandırılmış olmasına rağmen anlaşmada düzenlenen istisnai durumlarda bu ilke uygulanmayacaktır. Bu durumlar, 24. maddede düzenlenen belli bir ücret karşılığında sevk mektubuna sınırı geçen bir değerin beyan edilmesi ile 29. maddede düzenlenen hasarın taşıyıcının kötü hareketinden veya isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan kaynaklanması halinde taşıyıcı sorumluluğu kaldıran, sınırlayan hükümlerden yararlanamayacaktır.

Vesaik mukabili teslimin ;ihracatçı ithalatçı ile yaptığı satış sözleşmesine uygun olarak malları sevk etmesinden sonra bunları temsil eden sevk vesaiklerinin, ödeme veya poliçe kabulü veya bono düzenlenmesi karşılığında, banka aracılığı ile ithalâtçıya teslimine imkân veren bir ödeme şekli olduğu, bedeli bir kişinin, nakliye şirketinin veya bir posta servisinin tahsil etmesi yerine, işlemlerin bir banka tarafından yürütüleceği, bir diğer ifade ile bankalar, bu ödeme yönteminde, para tahsilâtçısı olarak hareket etmektedirler.Taşımaya konu emtianın faturası davadışı ...AŞ adına düzenlenmiş ve , gümrük beyannamesinde gönderici olarak beyan edilmiş ise de davacı üretici firma adı geçen dava dışı şirket ise sadece ihracata aracı firma olduğu ,taşıtan olmadığı kaldı ki dava dışı firma taşıtan olarak kabul edilse dahi dahi şirketin bu ihracattan kaynaklı fatura alacağını davacıya temlik etmesine göre davacının taşımaya konu zarar nedeniyle dava açma hakkı ve aktif dava ehliyeti bulunduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Fiilen taşımayı yapan şirket dava dışı ... AŞ olup taşıma faturası da fiili taşıyan adına düzenlemiş ise de gerek davalının e posta yazışmaları ile davacıyla aralarında taşıma sözleşmesi kurulması gerekse fiili taşıyanın davalı ile grup firması olarak çalıştığı yönündeki beyanına göre davalının akdi taşıyan olduğu ve meydana gelen zarardan öncelikle sorumlu olduğu ve dava da pasif dava ehliyeti bulunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Talep sonucunun miktarı taraflar arasında tartışmasız açıkca belli ise kısmi dava açılamayacağı yönündeki 6100 Sayılı HMK nın 109/2 maddesinde düzenleme 01/04/2015 tarihli 6644 S.K./4. Maddesi ile iptal edilmiştir.

Davaya konu alacak miktarı açıkca belli ve dava açıldığı tarihte kısmi dava açılamayacak ise de usul kurallarının derhal uygulanırlığı ilkesi uyarınca yargılama devam ederken anılan yasa maddesinin iptal edilmesi ile kısmi dava açılmasını engelleyen bir yasal düzenleme bulunmadığından davalı vekilinin kısmi dava açılmasının usul yasasına aykırı olduğu yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla beraber, esasen CMR 5. Maddesinde taşıma sözleşmesinin yapılması herhangi bir geçerlilik şarıtna bağlanmadığı, taşıma sözleşmesi şekle tabi olmadığından bu husus geçerlilik koşulu olmayıp ancak ispat aracıdır.İcap ve kabulle dahi taşıma sözleşmesi kurulabilir.(Yargıtay 11.H.D.13/02/2017 tarih 2015/12657E-2017/750K.) Somut olayda, dosyada mübrez ve uyuşmazlık konusu olmayan, taraflar arasında yapılan e-posta yazışmaları ile taşıma sözleşmesi kurulmuştur.Dosyaya CMR senedi ibraz edilmemiş ise de ibraz edilen fatura, gümrük beyannamesi, faturalar, ATR dolaşım belgesinden İstanbul'dan İngiltere'ye 14.02.2013 tarihinde başlayan taşımaya konu emtianın satış şeklinin CIF, teslim şeklinin vesaik mukabili satış olduğu anlaşılmaktadır.Davalı tarafından davacıya gönderilen 29.03.2013 tarihli e-mail de malların depoya teslim edilerek banka onayının beklendiğinin belirtilmesi ve mail içeriğinde teslim şeklinin değiştirilmesine ilişkin davacıdan sadır olan herhangi bir beyan ve talimat bulunmaması ve davacının talimat ile teslim şeklini değiştirdiği yönündeki iddasını ispatlanamamasına göre davalı vekilinin satışın vesaik mukabili teslim olmadığı yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Dava, vesaik mukabili teslim şartıyla davalı tarafından taşıması üstlenilen malın, taşıyıcı tarafından alıcıya teslimi dolayısıyla uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Taşıyıcının bu teslim şeklini bilerek yurtdışındaki bankaya teslim etmesi gereken belgeleri ibraz edip gerekli teyidi almadan malları alıcıya teslim etmesi nedeni ile ticari defterlerdeki kayıtlar ve tüm dosya içeriği ile davacıya bedelleri ödenmediği ve davacının tahsil edemediği sabit olan 28.294,65 İngiliz Sterlinini/ GBP davacı zararından sorumlu olacaktır.

14. 02.2013 tarihli e-posta yazışmalarının yükleme safhasına ilişkin olduğu ve 29.03.2013 tarihli yazışmada banka onayının beklediği belirtilmesine göre vesaik mukabil teslimde davalının geç bildiriminden kaynaklı bir zarar olmadığı ve davacı göndericiye atfı kabil bir kusur bulunmadığından davanın kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme ile mahkemece teslimde gerekli bilgilerin davalıya süresinde bildirmediği gerekçesi ile davacının %50 oranında müterafık kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından,davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına, davanın taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmiştir

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 16.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/12/2017 Tarih 2014/813 Esas 2017/1080 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;"Davanın KABULÜNE;5.000-TL maddi tazminatın dava tarihi olan 05/07/2013 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak ; "Alınması gereken 341,55- TL karar harcından peşin yatan 85,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 256,15- TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 113,45- TL harcın davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Davacı tarafından ödenen 2.500-TL bilirkişi ücreti ve 130-TL tebligat ve müzekkere gideri olmak üzere toplam 2.630-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca takdir olunan 2.725- TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Karar kesinleşiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Davalıdan alınması gereken 170,77-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 45,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 124,87-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 05/12/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/270967 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1065 E. 2021/198 K. · Onandı

Vesaik mukabili teslim kaydına rağmen ödeme almadan teslim eden taşıyıcı sorumludur

Gerekçe özeti

Vesaik mukabili (ödemeli) teslim kaydını bilen asıl taşıyıcı, malı bedel ödenmeden alıcıya teslim ederse CMR 21 uyarınca doğan zarardan sorumludur; zararın doğmasında göndericiye atfedilebilir bir kusur yoksa taşıtana müterafik kusur yüklenip tazminattan indirim yapılamaz.

Emsal değeri

Vesaik mukabili teslim kaydına aykırı teslimde taşıyıcının sorumluluğu ve göndericinin kusuru yokken müterafik kusur indiriminin uygulanamayacağı yönünden emsal değeri vardır.

Kavramlar: vesaik mukabili teslim taşıyıcının sorumluluğu müterafik kusur CMR

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/1065 E.  ,  2021/198 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.12.2017 tarih ve 2014/813 E- 2017/1080 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 05.12.2019 tarih ve 2018/885 E- 2019/1527 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı Birgi AŞ aracılığı ile ithalatçı Fıght For Fashion /İngiltere şirketine satış yaptığını, ihraç konusu malların nakliye işinin davalı şirket tarafından yapıldığını, ödeme/teslim şekli vesaik mukabili olacağı gümrük beyannamesinde ve ilgili evraklarda belirtildiğini, ithalatçı firma mal bedeli olan 28.294,65 Sterlin/GBP ödemeden ihraç konusu malların davalı taşıma şirketi tarafından ithalatçı şirkete teslim edildiğini, bu şekilde taşıma sözleşmesine aykırı olacak şekilde bir teslimin yapıldığını, mal bedellerinin alcıdan tahsil edilmediğini, bu zararın davalının usulüne uygun teslim yapmamış olmasından kaynaklandığını, oluşan zararın miktarı olan 28.294,65-GBP İngiliz Sterlini olduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 5.000-TL kısmının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacının aktif husumetinin bulunmadığını, müvekkilinin taşımayı yapan şirket olmaması nedeniyle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, taşımanın vesaik mukabili teslim kaydıyla yapıldığının da ispat edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, taşımaya konu emtianın gümrük belgelerine göre göndericisinin dava dışı Birgi Şirketi olduğu ancak dosya kapsamından anılan şirketin sadece ihracata aracı olduğunun ve taşıtanın da davacı olduğunun anlaşıldığı, aksi kabul edilse dahi anılan şirket tarafından taşımaya konu emtiadan kaynaklı fatura alacağını davacıya temlik etmiş olması karşısında davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu, fiilen taşımayı yapan şirket dava dışı HNR Şirketi olduğu ancak taraflar arasındaki e-posta yazışmaları neticesinde taşıma sözleşmesinin kurulduğunun anlaşıldığı, buna göre de davalının pasif husumet ehliyetinin bulunduğu, CMR senedi ibraz edilmemiş ise de ibraz edilen fatura, gümrük beyannamesi, faturalar, ATR dolaşım belgesinden İstanbul'dan İngiltere'ye 14.02.2013 tarihinde başlayan taşımaya konu emtianın satış şeklinin CIF, teslim şeklinin vesaik mukabili satış olduğunun anlaşıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın CMR hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiği, CMR 21.

maddesine göre asıl taşıyıcı olan davalının gümrük beyannamesinde yer alan vesaik mukabili teslim kaydına rağmen mal bedeli ödenmeden malları alıcıya teslim etmesinden dolayı davacıya karşı sorumlu olduğu, ödemeli teslim şartı bilinmesine rağmen malları ödeme yapılmaksızın alıcıya teslim etmesinde %50 kusurunun bulunduğu, vesaik mukabili malı teslimi için gerekli bilgilerin davalı tarafa zamanında ulaştırılmadığı nazara alındığında davacının da %50 müterafik kusuru bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 2500-TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekillerince istinaf isteminde bulunulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin davalının sorumluluğuna ilişkin gerekçesinin yerinde olduğu ancak göndericinin atfı kabil bir kusurunun bulunmadığı, bu halde davacını n %50 oranında müterafık kusurlu olduğuna dair Mahkeme gerekçesinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, 5.000-TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 232,15 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 20.01.2021 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda gerek Bölge Adliye Mahkemesi ve gerekse Yargıtayca hükmedilecek istinaf red harcı ile temyiz onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde de "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir.(Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararına, alınan harcın niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.