6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Münhasır distribütörlük iddiasının ispatlanamaması nedeniyle denkleştirme tazminatı reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/710 E. 2020/39 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalHak düşürücü süreDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Tek satıcılık (distribütörlük) sözleşmesine dayalı denkleştirme (portföy) tazminatı talep edebilmek için, davacının karşı tarafla münhasır tek satıcılık ilişkisi içinde bulunduğunu ispat etmesi gerekir; yazışmalar ve sözleşme hükümleri münhasırlık lehine yeterli delil oluşturmuyorsa ve üretici, aynı dönemde başka kanallardan da (dava dışı ortak şirket üzerinden) satış yapıyorsa, tazminat şartları oluşmaz. Ayrıca, henüz kurulmamış bir şirketi kurucu ortaklar arasında akdedilen önceki sözleşme bağlamaz; distribütörlük ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü bir şirkete bu ilişkiden kaynaklanan tazminat davasında husumet yöneltilemez.

Ele alınan sorunlar

Davalı ile dava dışı hissedar arasındaki sözleşmenin davacıyı bağlayıp bağlamadığı ve uygulanacak hukuk → ret

İddia: Mahkeme, 09.09.1999 tarihli sözleşmenin davacıyı bağlamadığı gerekçesiyle davalının tahkim itirazını reddetmesine rağmen, bilirkişi heyetinin bu sözleşmeyi dikkate alarak hatalı değerlendirme yaptığı ileri sürülmüştür.

Gerekçe: MÖHUK 24. madde uyarınca taraflarca seçilen hukuk uygulanır; hukuk seçimi yoksa sözleşmeyle en sıkı ilişkili hukuk uygulanır. Somut olayda ileri sürülen 09.09.1999 tarihli sözleşme, davalı ile davacının hissedarı olan dava dışı şirket arasında akdedilmiş olup konusu davalı ürünlerinin satılması için davacı şirketin kurulmasıdır. Davacı, henüz tüzel kişilik kazanmadan önce düzenlenmiş ve tarafı olmadığı bir sözleşme ile bağlı tutulamaz; taraflar arasındaki ticari ilişkinin mahiyeti dikkate alındığında Türk hukukunun uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Denkleştirme (portföy) tazminatı talep hakkının hak düşürücü sürede ileri sürülüp sürülmediği → kabul

Gerekçe: TTK 122/4 madde uyarınca denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekmektedir. Taraflar arasındaki ilişkinin 09.07.2014 tarihinde sona erdiği tarafların kabulünde olduğundan istem hakkının hak düşürücü sürede ileri sürüldüğü kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının davalı ile münhasır distribütörlük (tek satıcılık) ilişkisi içinde olduğunun ispatlanıp ispatlanamadığı → ret

İddia: Davalının müvekkilinin Türkiye distribütörü olduğunu kabul ettiği, davacı şirketin kurulması ile dava dışı hissedarın sahip olduğu münhasır yetkinin davacıya geçtiği, bunun davalı bölge müdürünün 22.06.2000 tarihli e-postası ile teyit edildiği; ayrıca satışların dava dışı şirket üzerinden görünse de bunların bizzat davacı tarafından organize edildiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Tek satıcılık sözleşmesi, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da bu malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşmedir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından dosyaya sunulan yazışmalar incelenmiştir: davacının kendisini münhasır satış temsilcisi olarak tanımladığı, ancak davalının bu yönde bir tanımlama yapmayıp yalnızca uzun süreli ticari ilişkiden söz ettiği görülmüştür. 22.06.2000 tarihli e-postada davacının yetkili acente olduğundan bahsedilmiş olup, istinafta sunulan farklı tercümeye davalının itirazı nedeniyle itibar edilmemiştir. Dosyadaki diğer yazışmalarda da davacıya münhasır satış yetkisi verildiğine dair yeterli delil bulunmamaktadır. Davalının dava dışı hissedara hitaben yazdığı 11.11.2009 tarihli yazıda, davalının ürünlerini direkt olarak veya üçüncü kişiler vasıtasıyla pazarlamakta olduğunun ve bunun sözleşmenin bir parçası olduğunun belirtildiği görülmüştür. Ayrıca davacı şirket kurulduktan sonra da satışların vergisel nedenlerle dava dışı hissedar üzerinden devam ettiği bizzat davacı tarafça kabul edilmiştir; davacı ile bu şirket arasındaki iç ilişkinin ispata muhtaç olduğu, ortak hissedarlık bulunmasının tek bir şirket olarak kabul edilmeyi sağlamayacağı, ilişkinin dışarıdan görünen haliyle davacının tek yetkili satıcı olmadığı, dava dışı şirketle birlikte satış yaptığı kabul edilmiştir. Davacının 2009 yılından itibaren doğrudan satış girişimlerine ve 2011'de kurulan diğer davalı şirket üzerinden yapılan satışlara 09.07.2014 tarihli ihtarnameye kadar itiraz ettiğine dair delil bulunmamıştır. Davacı şirketin kuruluş sözleşmesinin 11. maddesinde davalı ürünlerinin Türkiye içinde direkt olarak veya üçüncü kişiler vasıtasıyla, davacıyı önceden bilgilendirmek kaydıyla pazarlanabileceği kabul edilmiş olup, hissedarların iradesinin davacıya münhasır satış yetkisi verilmemesi yönünde olduğu açıktır. Bu durumda davacı, davalının münhasır distribütörü olduğu iddiasını ispat edememiş olup TTK 122. madde uyarınca portföy (denkleştirme) tazminatı şartları oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Distribütörlük ilişkisinin tarafı olmayan diğer davalı şirkete husumet yöneltilip yöneltilemeyeceği → ret

İddia: Davanın davalı ... Metal San. ve Tic. Ltd. Şti. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin doğru olmadığı; adı geçen davalının müvekkilini bertaraf etmek amacıyla kurulduğu, müşterilerin bu şirkete yönlendirildiği, zararın hesaplanması için bu şirket kayıtlarının incelenmesi gerektiği ve her iki davalının tazminattan müteselsilen sorumlu olduğu ileri sürülmüştür.

Gerekçe: Davalı şirket, taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisinin tarafı olmadığından, bu davada bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği açıktır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın esas holding'i, TTK 122 kapsamında denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için münhasırlık ilişkisinin ispat yükünün davacıda olduğu ve yazılı sözleşme yokluğunda bu ispatın yazışma ve fiili ilişkinin bütünsel değerlendirmesiyle yapılacağı yönündeki tespit ile, distribütörlük ilişkisine taraf olmayan şirkete husumet yöneltilemeyeceği tespitidir. BAM kararı olarak bölgesel ve ikna edici emsal değeri taşır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
TTK 122/4 uyarınca denkleştirme (portföy) tazminatı talep hakkı, tek satıcılık ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmelidir.
Dava şartı
husumet (distribütörlük ilişkisinin tarafı olmayan şirkete karşı husumet yokluğu)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tek satıcılık sözleşmesi denkleştirme (portföy) tazminatı münhasır distribütörlük hak düşürücü süre husumet hukuk seçimi (MÖHUK)

Atıf yapılan mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) — MÖHUK 24 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 122TTK 122/4TTK 122/5

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/710

KARAR NO 2020/39

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/12/2017

NUMARASI 2015/451 Esas- 2017/1522 Karar

DAVA

Tazminat (Tek Satıcılık Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/01/2020

Davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, paslanmaz çelik imalat ve ihracatı yapan davalı ...A.’nın ürünlerinin Türkiye piyasasında ilk kez 1979 yılında hisselerinin tamamı ...’e ait olan dava dışı ...’in çabaları ile satılmaya başlandığını, adı geçen şirketin davalının Türkiye’deki tek yetkili satıcısı olduğunu, bu satışlar sayesinde müşteri portföyünün büyük ölçüde gelişmesi üzerine davalının ısrarlı talepleri sonucu bu iki şirketin 1999 yılında joint venture sözleşmesi ile %75’i ...’a, %25’i davalıya ait olmak üzere müvekkili şirketi kurduklarını, davalının vergisel nedenlerle hiçbir zaman müvekkili üzerinden doğrudan satış yapmayı tercih etmeyip satış faturalarını ... adına düzenlediğini, ardından da asıl müşteriyi bulup ilgili siparişi davalı tarafa ileten müvekkili adına tekrar faturaladığını, davalının ürünlerinin münhasır distribütörlüğünü de Türkiye piyasasında müvekkiline verdiğini, dolayısıyla 20 yıl boyunca ...

ve ardından 15 yıl boyunca da ... Tic. A.Ş. bünyesi altında toplam 35 yıl boyunca davalının Türkiye’deki münhasır distribütörü olarak faaliyet gösteren müvekkilinin davalının Türkiye piyasasında marka ve ürünlerinin tanınıp satışlarının artmasına bizzat ve tek başına hizmet verdiğini, ancak davalının müvekkiline önceden ihbarda bulunmaksızın ve gizlilik kurallarını da ihlal ederek müvekkilinin oluşturduğu portföyündeki müşterilere doğrudan gönderdiği 26.05.2009 tarihli e-posta ile Türkiye’ye bizzat ve doğrudan satış yapacağını bildirdiğini, müvekkilinin uyarısı üzerine davalının müvekkilinin Türkiye’deki münhasır distribütör olarak çalışmaya devam edeceğini kabul edip ardından müşterilere düzeltme görüntüsünde bir yazı yollamış ise de, doğrudan satış yapmak için irtibata geçmeye devam ettiğini ve müvekkilinin ticari itibarının sarsılmasına neden olduğunu, ardından da müvekkilinin tüm uyarılarına rağmen müvekkilinin müşteri çevresine doğrudan satış yapmaya yönelik olarak davalı ...

Metal San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ni kurduğunu ve ürünleri daha ucuz fiyatla daha yüksek kalitede bu şirket üzerinden satmaya başladığını, müvekkiline ise kendisi ile rekabet edemeyeceği kadar düşük kalitede kusurlu ve yüksek fiyatlı ürünleri gecikmeli sevkiyatlarla ulaştırdığını, müvekkilinin tüm müşterilerini kaybederek faaliyet konusunu icra edemez duruma geldiğini, bu nedenle müvekkilinin münhasır distribütörlük ilişkisini 09.07.2014 tarihli ihtarname ile haklı sebeple tek taraflı olarak sonlandırmak zorunda kaldığını, davalıların distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerine, haksız rekabet kurallarına, hakkaniyete aykırı davrandıklarını, TTK’nun 122.m. uyarınca müvekkilinin portföy tazminatı talep hakkının doğduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılarının eylemleri nedeniyle müvekkilinin çıkmaza girmesinden dolayı münhasır distribütörlük ilişkisinin haklı nedenle feshedildiğinin tespitine, şimdilik 2.568.812-USD portföy tazminatının davalı ...A.’dan avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, müvekkili ... ile ... arasında akdedilen 09.09.1999 tarihli sözleşme uyarınca davacının müvekkili adına Türkiye’de distribütörlük faaliyeti göstermesine ilişkin esasların hüküm altına alındığını, sözleşmede tahkim şartının bulunması nedeniyle tahkim ilk itirazında bulunduklarını, öncelikle bu ilişkinin tarafı olmayan müvekkili ... Ltd. Şti.’ne husumet yöneltilemeyeceğini, davacı iddialarının haksız olduğunu, zira davacıya hiçbir zaman münhasır distribütörlük verilmediğini, bu hususun 09.09.1999 tarihli sözleşmenin 11.maddesinde de hüküm altına alındığını, bu maddeye göre davacıya münhasır yetki verilmesi bir yana, tarafların açıkça davalının Türkiye’de doğrudan veya üçüncü kişiler vasıtasıyla kendi ürünlerinin pazarlama ve satışını gerçekleştirebileceğini kararlaştırdıklarını, bu madde uyarınca müvekkilinin tek yükümlülüğünün önceden davacıya haber vermek olduğunu ve müvekkilinin bu yükümlülüğüne her zaman uyduğunu, müvekkilince doğrudan satış yönteminin seçilmesinin tek sebebinin davacının gerekli başarıyı sağlayamaması olduğunu, oysa müvekkilinin davacı şirkette ortak olmasının amacının bu şirket vasıtasıyla kâr elde etmek olduğunu, uzun süreli bir distribütörlük ilişkisi olduğunun doğru olduğunu, ancak bu faaliyetin sadece süreden ötürü münhasır nitelik kazanmayacağını, davacı tarafından gönderilen e-postalarda sürekli münhasır distribütör oldukları ifade edilse de müvekkili tarafından davacıya gönderilen hiçbir e-postada bu hususun teyit edilmediğini, ayrıca müvekkilinin davacıya yüksek fiyatlı düşük kalite mal temin etmesinin de söz konusu olmadığını, müvekkilinin siparişe uygun ürün gönderdiğini, davacının sözleşmeyi feshinin haklı nedene de dayanmadığını, tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, 09/09/1999 tarihli sözleşmenin davalı ... ile ... arasında akdedilen davacı şirketin kurulmasına yönelik bir sözleşme olduğu, bu sözleşmede her ne kadar tahkim şartı var ise de bu tahkim şartının o tarihte kurulmamış bir davacı şirket için uygulanmasının mümkün olmadığı, 6102 sayılı TTKnun 122.maddesinde düzenlenen portföy tazminatına ilişkin hükmün hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanabileceği, davalı ... Metal San ve Tic Ltd Şti yine davacı gibi diğer davalı şirket ...'nın ürettiği ürünleri Türkiye pazarına satışı yapan başka bir şirket konumunda olduğu, dolayısıyla davalı ...

Metal San Tic Ltd Şti'den denkleştirme isteminde bulunulamayacağı,davacı ile davalı ... arasında tek satıcılık yada bayilik ilişkisine yönelik olarak düzenlenmiş herhangi bir sözleşme mevcut bulunmadığı, davalı ...'nın da aynı zamanda davacı şirketin belli bir oranda hissedarı olduğu, davacı şirketin 1999-2009 yılları arasında davalı şirkete ait ürünlerin satışı hususunda distribütörlük yaptığı, 2009 yılından sonra bizzat davacı dilekçeleri ve taraflar arasındaki yazışmalar dikkate alındığında, önce davalı ...'nın Türkiye'ye doğrudan doğruya mal verdiği ve yine 2012 yılının başında diğer davalı ... Metal San ve Tic Ltd Şti'nin kurulduğu ve bu şirket aracılığıyla da mal satışının yapıldığı, ancak gerek 1999-2009 yılları arasında davacı ile birlikte aynı zamanda ...

üzerinden satış yapıldığının belirtildiği, dolayısıyla davacının belirtilen süre içerisinde davalı ...'nın Türkiye'de münhasıran tek satıcı konumunda olmadığı, söz konusu davacının satış hakkının münhasırlık içermediği, bu itibarla davacı tarafın denkleştirme tazminatı talep etme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı ... Metal San. Ve Tic. Ltd. Şti.’ne yönelik davanın husumet yokluğundan reddine, davalı ...’na yönelik davanın esastan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Mahkemenin 09.09.1999 tarihli sözleşmenin müvekkilini bağlamadığı gerekçesiyle davalının tahkim itirazını reddettiğini, ancak buna rağmen bilirkişi heyetince bu sözleşme dikkate alınarak hatalı değerlendirme yapıldığını, 2-Davalının müvekkilinin Türkiye distribütörü olduğunu kabul ettiğini, müvekkili şirketin kurulması ile ...’nın sahip olduğu münhasır yetkinin müvekkiline geçtiğini, müvekkilinin 2000 yılından bu yana münhasır distribütör olarak faaliyet gösterdiğini ve bu hususun davalı bölge müdürü tarafından müvekkili şirket yetkililerine gönderilen 22.06.2000 tarihli e-posta ile yazılı olarak teyit edildiğini, 3-Müvekkilinin kuruluş amacının davalıya ait ürünlerin satılması olduğunu, her ne kadar vergisel sebepler, gümrük uygulamaları ve operasyonel nedenlerle müvekkilinin kurulması sonrası da ürün satışı hisselerinin tümü ...’e ait ...

üzerinden devam etse de, ...’nın müvekkilinin kurulmasından sonra müşterilerle irtibata geçmediğini ve sadece müvekkili ile davalının çözüm ortağı olarak hareket ettiğini, gümrük işlemlerini direkt kendisi yapmak isteyen müşterilerin ... üzerinden mal aldığını, ancak tüm bu satışları da müvekkilinin organize ettiğini, 4-Davanın davalı ... Metal san. Ve Tic. Ltd. Şti. yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin doğru olmadığını, zira adı geçen davalının davalı ...A. tarafından müvekkilini bertaraf etmek amacıyla kurduğu bir şirket olduğunu, davalı... ‘nın müvekkilinin müşterilerini bu şirkete yönlendirdiğini, zararın hesaplanması için davalı ... Metal san. Ve Tic. Ltd. Şti. kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, her iki davalının tazminattan müteselsilen sorumlu olduklarını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

GEREKÇE

Dava, münhasır distribütörlük (tek satıcılık) sözleşmesinden kaynaklanan portföy(denkleştirme) tazminatının tahsili istemine ilişkindir. MÖHUK 24.m. “(1)Sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tâbidir. Sözleşme hükümlerinden veya hâlin şartlarından tereddüde yer vermeyecek biçimde anlaşılabilen hukuk seçimi de geçerlidir.... (4)Tarafların hukuk seçimi yapmamış olmaları hâlinde sözleşmeden doğan ilişkiye, o sözleşmeyle en sıkı ilişkili olan hukuk uygulanır....” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı, kendisi ile ... arasında akdedilen 09.09.1999 tarihli sözleşme uyarınca davacının davalı adına Türkiye’de distribütörlük faaliyeti göstermesine ilişkin esasların hüküm altına alındığını, bu tarihten itibaren gerçekleştirilen tüm distribütörlük faaliyetlerinin ve buna bağlı işlemlerin bu esaslar çerçevesinde ifa edildiğini, yine bu sözleşmede İspanya ülkesi hukukunun uygulanmasının kararlaştırıldığını ileri sürmüştür.

Ne var ki söz konusu sözleşme davalı ile davacının hissedarı olan dava dışı ... arasında akdedilmiş olup konusu davalı ürünlerinin satılması için davacı şirketin kurulmasıdır. Davacı henüz tüzelkişilik kazanmadan önce düzenlenmiş olan ve tarafı olmadığı bir sözleşmenin davacıyı bağlamayacağı açık olup, taraflar arasındaki ticari ilişkinin mahiyeti dikkate alındığında ise Türk Hukukunun uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. TTK’nun 122/5 m. uyarınca bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacaktır. TTK 122.m. uyarınca tazminat talep edebilmek için, öncelikle karşı tarafla tek satıcılık vb.

bir ilişki içinde olunduğunun ispatı gerekir. Tek satıcılık sözleşmesi; üretici ile tek satıcı arasındaki ilişkileri düzenleyen, üreticinin mallarını belirli bir bölgede tekel şeklinde satmak üzere tek satıcıya göndermeyi üstlendiği, tek satıcının da kendisine gönderilen malların sürümünü artırmak için kendi adına ve hesabına faaliyette bulunduğu, taraflar arasında sürekli borç ilişkisi doğuran isimsiz bir sözleşmedir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 28.09.2016 tarihli 2016/5707 E., 2016/12723 K. sayılı emsal kararı). TTK 122/4 m. uyarınca denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekmekte olup, taraflar arasındaki ilişkinin 09.07.2014 tarihinde sona erdiği tarafların kabulünde olduğundan istem hakkının hak düşürücü sürede ileri sürüldüğü kabul edilmiştir.

Davacı taraflar arasında münhasır distribütörlük yani tek satıcılık ilişkisi olduğunu ileri sürmüş ise de, davalı bunu inkar etmiş, davacıya hiçbir zaman münhasır satış yetkisi verilmediğini belirtmiştir. Tarafların da kabulünde olduğu üzere davalının ürünlerinin Türkiye’de satışı davacı ile ortak hissedara sahip ... tarafından yapılmakta iken, tarafların hissedarı oldukları davacı şirket kurulmuştur. Taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen yazılı bir sözleşme bulunmadığından, davacı tarafça dosyaya sunulan yazışmalar incelenmiştir. Davacı tarafça 28.05.2009 tarihli yazışmalarda davalının davacının tek satıcısı olduğunu kabul ettiği ve müşterilerine bu yönde düzeltme mesajları gönderdiği ileri sürülmüş ise de, yazışmalar incelendiğinde davacının kendisini münhasır satış temsilcisi olarak tanımladığı, ancak davalının bu yönde bir tanımlama yapmadığı, sadece uzun süreli ticari ilişkilerinden söz ettiği görülmüştür.

Yine 22.06.2000 tarihli davalı e-postasında davacının yetkili acente olduğundan söz edildiği görülmüş olup, davacı tarafça istinaf aşamasında söz konusu e-postanın davacının tek yetkili acente olduğuna dair farklı bir tercümesi sunulmuş ise de, davalı tarafın da açıkça itirazına uğrayan bu farklı tercümeye itibar edilmemiştir. Dosya kapsamında mevcut diğer e-posta yazışmaları incelendiğinde de davacıya münhasır satış yetkisi verildiği kanısını oluşturacak düzeyde bir delile rastlanılmamıştır. Davalı tarafça ...’e hitaben yazılan 11.11.2009 tarihli yazıda da, Türkiye’de kurulacak şirketin davacıyı etkilemeyeceğinin, davalının ürünlerini direkt olarak veya ... Grubunun dışındaki üçüncü kişiler vasıtasıyla ve hatta 1999 yılında akdedilen anlaşmanın uygulamaya konulmasından çok önceden beridir pazarlamasını zaten yapmakta olduğunun, bu durumun ...

tarafından bilinmekte ve zaten kabul edilmekte olduğunun, aslında bu durumun spesifik olarak söz konusu anlaşmanın bir parçasını teşkil etmekte olduğunun, davacı ile uzun yıllar çalışma niyetleri olduğunun belirtildiği görülmüştür. Öte yandan bizzat davacı tarafça davacı şirket kurulduktan sonra da bir takım vergisel nedenlerle ürün satışının hisselerinin tümü ...’e ait ... üzerinden devam ettiği kabul edilmiştir. Davacı, ...’nın kendisinin kurulmasından sonra müşterilerle irtibata geçmediğini ve sadece kendisi ile davalının çözüm ortağı olarak hareket ettiğini, gümrük işlemlerini direkt kendisi yapmak isteyen müşterilerin ... üzerinden mal aldığını, ancak tüm bu satışları da kendisinin organize ettiğini ileri sürmüş ise de, bu iddianın yani davacı ile ...

arasındaki iç ilişkinin ispata muhtaç olduğu, salt davacı ile ...’nın ortak hissedarlarının olmasının da tek bir şirket olarak kabul edilmelerini sağlamayacağı, ilişkinin dışarıdan görünen haliyle davacının tek yetkili satıcı olmadığı, ... ile birlikte satış yaptığı kabul edilmiştir. Ayrıca davacı, davalının 2009 yılından itibaren direkt satış yapma girişimlerinde bulunmaya başladığını, bir süre engellense de söz konusu satışları yaptığını, 2011 yılında ise davacıyı bertaraf etmek için davalı ... Metal Ltd. Şti.’ni kurduğunu ve bu şirket üzerinden de rekabeti bozacak şekilde satış yapmaya başladığını ileri sürmüş ise de, davacının bu tarihten sonra 09.07.2014 tarihli ihtarnamesine kadar davalıya bu şirket üzerinden satış yapılmasına itiraz ettiğine dair bir ihtarına da dosya kapsamında rastlanılmamıştır.

09. 09.2009 tarihli davacı şirketin kurulmasına ilişkin sözleşmenin 11.maddesinde de davalı ürünlerinin Türkiye içinde direkt olarak veya davacı dışındaki üçüncü kişiler vasıtasıyla bu konuda davacıyı önceden bilgilendirmek hakkını haiz olarak pazarlanabileceği kabul edilmiş olup, dolayısıyla davacı şirket kurulurken hissedarların iradesinin de davacıya münhasır satış yetkisi verilmemesi yönünde olduğu açıktır. Bu durumda davacı, davalı ...A.’nın münhasır distribütörü(tek satıcısı) olduğu yönündeki iddiasını ispat edememiş olup, TTK 122.m. uyarınca portföy(denkleştirme) tazminatı şartları oluşmamıştır. Bununla birlikte davalı ... Metal San. Ve Tic. Ltd. Şti., taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisinin tarafı olmadığından, iş bu davada bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği açıktır.

O halde ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 54,40-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/269699 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5230 E. 2022/1452 K. · Onandı

Münhasır tek satıcılık ispatlanamadığından denkleştirme tazminatı şartlarının oluşmaması

Gerekçe özeti

TTK 122'deki portföy (denkleştirme) tazminatı, hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ve benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerine de uygulanabilir; ancak tazminatı isteyen, münhasır/tek satıcı olduğunu ispatlamak zorundadır. Münhasırlık ispatlanamazsa tazminat şartları oluşmaz. Distribütörlük ilişkisinin tarafı olmayan şirkete husumet yöneltilemez.

Emsal değeri

TTK 122 denkleştirme tazminatının tek satıcılık ilişkilerine uygulanma koşulları ve münhasırlığın ispatı yükü yönünden Yargıtay içtihadı niteliğindedir.

Kavramlar: portföy (denkleştirme) tazminatı münhasır tek satıcılık distribütörlük ispat yükü pasif husumet

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/5230 E.  ,  2022/1452 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 13.12.2017 tarih ve 2015/451 E- 2017/1522 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.01.2020 tarih ve 2018/710 E- 2020/39 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı ...A. vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, paslanmaz çelik imalat ve ihracatı yapan davalı ...A.’nın ürünlerinin Türkiye piyasasında ilk kez 1979 yılında hisselerinin tamamı ...’e ait olan dava dışı Beta […]A.-Brussels’in çabaları ile satılmaya başlandığını, adı geçen şirketin davalının Türkiye’deki tek yetkili satıcısı olduğunu, bu satışlar sayesinde müşteri portföyünün büyük ölçüde gelişmesi üzerine davalının ısrarlı talepleri sonucu bu iki şirketin 1999 yılında joint venture sözleşmesi ile %75’i ...Grup’a, %25’i davalıya ait olmak üzere müvekkili şirketi kurduklarını, davalının vergisel nedenlerle hiçbir zaman müvekkili üzerinden doğrudan satış yapmayı tercih etmeyip satış faturalarını Beta […]A.-Brussels adına düzenlediğini, ardından da asıl müşteriyi bulup ilgili siparişi davalı tarafa ileten müvekkili adına tekrar faturaladığını, davalının ürünlerinin münhasır distribütörlüğünü de Türkiye piyasasında müvekkiline verdiğini, dolayısıyla 20 yıl boyunca Beta […]A.-Brussels ve ardından 15 yıl boyunca da Betinoks Paslanmaz Çelik San.

ve Dış Tic. A.Ş. bünyesi altında toplam 35 yıl boyunca davalının Türkiye’deki münhasır distribütörü olarak faaliyet gösteren müvekkilinin, davalının Türkiye piyasasında marka ve ürünlerini tanınıp satışlarının artmasına bizzat ve tek başına hizmet verdiğini, ancak davalının müvekkiline önceden ihbarda bulunmaksızın ve gizlilik kurallarını da ihlal ederek müvekkilinin oluşturduğu portföyündeki müşterilere doğrudan gönderdiği 26.05.2009 tarihli e-posta ile Türkiye’ye bizzat ve doğrudan satış yapacağını bildirdiğini, müvekkilinin uyarısı üzerine davalının, müvekkilinin Türkiye’deki münhasır distribütör olarak çalışmaya devam edeceğini kabul edip ardından müşterilere düzeltme görüntüsünde bir yazı yollamış ise de, doğrudan satış yapmak için irtibata geçmeye devam ettiğini ve müvekkilinin ticari itibarının sarsılmasına neden olduğunu, ardından da müvekkilinin tüm uyarılarına rağmen müvekkilinin müşteri çevresine doğrudan satış yapmaya yönelik olarak davalı ...

Metal San. ve Tic. Ltd. Şti.’ni kurduğunu ve ürünleri daha ucuz fiyatla daha yüksek kalitede bu şirket üzerinden satmaya başladığını, müvekkiline ise kendisi ile rekabet edemeyeceği kadar düşük kalitede, kusurlu ve yüksek fiyatlı ürünleri gecikmeli sevkiyatlarla ulaştırdığını, müvekkilinin tüm müşterilerini kaybederek faaliyet konusunu icra edemez duruma geldiğini, bu nedenle müvekkilinin münhasır distribütörlük ilişkisini 09.07.2014 tarihli ihtarname ile haklı sebeple tek taraflı olarak sonlandırmak zorunda kaldığını, davalıların distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerine, haksız rekabet kurallarına, hakkaniyete aykırı davrandıklarını, TTK’nın 122. maddesi uyarınca müvekkilinin portföy tazminatı talep hakkının doğduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalılarının eylemleri nedeniyle müvekkilinin çıkmaza girmesinden dolayı münhasır distribütörlük ilişkisinin haklı nedenle feshedildiğinin tespitine, şimdilik 2.568.812,00 USD portföy tazminatının davalı ...A.’dan avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, müvekkili […]A. ile The Aykut Group arasında akdedilen 09.09.1999 tarihli sözleşme uyarınca davacının müvekkili adına Türkiye’de distribütörlük faaliyeti göstermesine ilişkin esasların hüküm altına alındığını, sözleşmede tahkim şartının bulunması nedeniyle tahkim ilk itirazında bulunduklarını, öncelikle bu ilişkinin tarafı olmayan müvekkili Acerinox Metal San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne husumet yöneltilemeyeceğini, davacı iddialarının haksız olduğunu, zira davacıya hiçbir zaman münhasır distribütörlük verilmediğini, bu hususun 09.09.1999 tarihli sözleşmenin 11. maddesinde de hüküm altına alındığını, bu maddeye göre davacıya münhasır yetki verilmesi bir yana, tarafların açıkça davalının Türkiye’de doğrudan veya üçüncü kişiler vasıtasıyla kendi ürünlerinin pazarlamasını ve satışını gerçekleştirebileceğini kararlaştırdıklarını, bu madde uyarınca müvekkilinin tek yükümlülüğünün önceden davacıya haber vermek olduğunu ve müvekkilinin bu yükümlülüğüne her zaman uyduğunu, müvekkilince doğrudan satış yönteminin seçilmesinin tek sebebinin davacının gerekli başarıyı sağlayamaması olduğunu, oysa müvekkilinin davacı şirkette ortak olmasının amacının bu şirket vasıtasıyla kâr elde etmek olduğunu, uzun süreli bir distribütörlük ilişkisi olduğunun doğru olduğunu, ancak bu faaliyetin sadece süreden ötürü münhasır nitelik kazanmayacağını, davacı tarafından gönderilen e-postalarda sürekli münhasır distribütör oldukları ifade edilse de müvekkili tarafından davacıya gönderilen hiçbir e-postada bu hususun teyit edilmediğini, ayrıca müvekkilinin davacıya yüksek fiyatlı, düşük kalitede mal temin etmesinin de söz konusu olmadığını, müvekkilinin siparişe uygun ürün gönderdiğini, davacının sözleşmeyi feshinin haklı nedene dayanmadığını, tazminat şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce, 09.09.1999 tarihli sözleşmenin, davalı ...A. ile Aykut Grup arasında akdedilen davacı şirketin kurulmasına yönelik bir sözleşme olduğu, bu sözleşmede her ne kadar tahkim şartı var ise de bu tahkim şartının o tarihte kurulmamış davacı şirket için uygulanmasının mümkün olmadığı, 6102 sayılı TTK’nın 122. maddesinde düzenlenen portföy tazminatına ilişkin hükmün hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ve benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanabileceği, davalı ... Metal San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin yine davacı gibi diğer davalı şirket […]A.'nın ürettiği ürünleri Türkiye pazarına satışı yapan başka bir şirket konumunda olduğu, dolayısıyla davalı ...

Metal San. Tic. Ltd. Şti.'nden denkleştirme isteminde bulunulamayacağı, davacı ile davalı ...A. arasında tek satıcılık ya da bayilik ilişkisine yönelik olarak düzenlenmiş herhangi bir sözleşme bulunmadığı, davalı ...A.'nın da aynı zamanda davacı şirketin belli bir oranda hissedarı olduğu, davacı şirketin 1999-2009 yılları arasında davalı şirkete ait ürünlerin satışı hususunda distribütörlük yaptığı, 2009 yılından sonra bizzat davacı dilekçeleri ve taraflar arasındaki yazışmalar dikkate alındığında, önce davalı ...A.'nın Türkiye'ye doğrudan doğruya mal verdiği ve yine 2012 yılının başında diğer davalı ... Metal San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin kurulduğu ve bu şirket aracılığıyla da mal satışının yapıldığı, ancak 1999-2009 yılları arasında davacı ile birlikte aynı zamanda Beta […]A.-Brussels üzerinden satış yapıldığının belirtildiği, dolayısıyla davacının belirtilen süre içerisinde davalı ...A.'nın Türkiye'de münhasıran tek satıcısı konumunda olmadığı, söz konusu davacının satış hakkının münhasırlık içermediği, bu itibarla davacı tarafın denkleştirme tazminatı talep etme şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davalı ...

Metal San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne yönelik davanın husumet yokluğundan, davalı ...A.’ya yönelik davanın esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce, taraflar arasındaki ilişkiye Türk Hukuku’nun uygulanacağı, dosya kapsamında sunulan mail yazışmaları ve tüm belgeler incelendiğinde davacının, davalı ...A.’nın tek satıcısı olduğunu ispat edemediği, TTK’nın 122. maddesinde düzenlenen portföy (denkleştirme) tazminatı şartlarının oluşmadığı, davalı ... Metal San. ve Tic. Ltd. Şti., taraflar arasındaki distribütörlük ilişkisinin tarafı olmadığından işbu davada bu davalıya husumet yöneltilemeyeceği, İlk Derece Mahkemesi’nce verilen kararda bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı […]A.'ye verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 03/03/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.