6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Eş rızası olmadan kurulan kefalette sonraki ipotek rızası kefaleti geçerli kılmaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1047 E. 2020/45 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

TBK 584 uyarınca eşin kefalete rızası, kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç kurulduğu anda, somut ve belirli o kefalet sözleşmesine yönelik olarak verilmelidir; bu koşul geçerlilik unsurudur ve sonradan icazetle tamamlanamaz. Aynı kredi ilişkisi kapsamında daha önce başka bir teminat (örn. ipotek) için verilen eş rızası, ayrı bir kefalet sözleşmesine yönelik rıza sayılmaz; bu durumda eş rızası bulunmayan kefalet sözleşmesi geçersizdir.

Ele alınan sorunlar

Eş rızası bulunmayan kefalet sözleşmesinin geçerliliği → ret

İddia: Davacı, davalının eşinin aynı kredi sözleşmesi için önceden verilen ipoteğe rıza göstermiş olması ve krediden haberdar olması nedeniyle kefaletin eş rızası bulunmadığı gerekçesiyle geçersiz sayılamayacağını ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 584. maddesi uyarınca eşlerden biri ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu düzenleme emredici olup eşlerin feragati mümkün değildir. Eşin yazılı rızası adi yazılı şekle tabidir ve rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir; ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini kapsayacak genel bir rıza verilemeyeceği gibi, sözleşmenin yapılmasından sonra geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak amacıyla da rıza verilemez; TBK 584/1 uyarınca eşin izni sonradan icazetle tamamlanamayacağından geçerlilik unsuru niteliğindedir, tamamlayıcı unsur değildir. Somut olayda davalının kefalet sözleşmesinin düzenlendiği sırada eşinin rızası alınmamıştır. Davalının, kefalet sözleşmesinden önce asıl borçlu lehine aynı kredi sözleşmesi nedeniyle verdiği ipoteğe eşi tarafından verilen rızanın, kefalet sözleşmesi içinde verilmiş bir rıza sayılarak kefalet sözleşmesini geçerli hale getirdiği kabul edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, eşin kefalete ilişkin rızasının zaman ve konu itibariyle somut kefalet sözleşmesine özgülenmesi gerektiği, aynı kredi ilişkisindeki farklı bir teminata (ipoteğe) verilen rızanın kefalete rıza sayılamayacağı yönünde açık bir tespit yapılmıştır; bu husus benzer eş rızası uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesi eş rızası TBK 584 geçerlilik unsuru itirazın iptali müteselsil kefil

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 584TBK 584/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1047

KARAR NO 2020/45

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 28/02/2018

NUMARASI 2016/158 Esas 2018/219 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/01/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili ; dava dışı borçlu ... ile davacı banka arasında 29/08/2012 tarihli Kredi Genel Sözleşmesi imzalandığını ve kredi tahsisi yapıldığını; işbu sözleşmeyi davalının müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını; davalı ... ve dava dışı ... tarafından kredi borcunun ödenmediğini; bunun üzerine davacı tarafından, davalıya ve borçluya Kartal ... Noterliği'nin 10/11/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi keşide edilerek hesap özeti gönderildiğini; ihtarnameye rağmen ödeme yapmayan davalı hakkında İst. Anadolu ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyası üzerinden tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını; ödeme emrinin tebliği üzerine davalının, asıl alacak, faiz ve fer'ilerine yönelik haksız itirazda bulunduğunu;

bu nedenlerle, davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini; talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; icra takibine dayanak kredi sözleşmesinde bulunan imzaların davacıya ait olmadığını; kabul anlamına gelmemekle birlikte imzaların davalıya ait olduğu kanaatine varılsa dahi kefalet sözleşmesi hukukuna uygun olarak tanzim edilmediğini; bu kapsamda TBK.581. maddesindeki şartların taşımadığını; mevcut ve geçerli bir borcun bulunması, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve eş rızası şartları bulunmadığından; davanın reddi ile davalı aleyhine kötüniyetli icra takibi başlatılmış olduğundan asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacı/alacaklı banka ile dava dışı ... arasında Kredi Genel Sözleşmesi imzalandığı; bu sözleşmeyi davalı ...'ın da müteselsil kefil olarak imzalandığı; dava dışı ... Kredili Mevduat Hesabı (KMH), Taksitli Kredi ve Borçlu Cari Hesap (BCH) kredisi tahsis edildiğini ve kullandırıldığı; talebe bağlı kalınarak, takip tarihi itibariyle faizler ve fer'ileri dahil olmak üzere bankanın borçlu ... alacağının toplam 256.183,08- TL olduğu; ancak, davalı ...'ın evli olduğu ve kefalet sözleşmesinin düzenlendiği sırada eş rızasının alınmadığı; bu nedenle, taraflar arasında düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçersiz bulunduğu gerekçesiyle davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu davanın sübut bulmadığından reddine;

davacının, taraflar arasındaki kefalet sözleşmesine dayalı olarak icra takibi yaptığı dikkate alındığında, bu nedenle, takibe geçmekte kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığı için davalının %20 kötüniyet tazminatı isteminin yasal koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davalı tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmenin imzalandığını, ihtara rağmen ödenmemesi üzerine icra takibi yapıldığını, 1.125.000-TL bedelli Kredi Genel Sözleşmesi ve ekinde bulunan kefalete ilişkin belgelerdeki imzaların davacıya ait olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, eş rızası olmadığından borçtan sorumlu olmadığı belirtilmişse de, dava konusu kredinin teminatı olarak bağımsız bölümün ipotek verildiğini, ipotek için davacının eşi ... muvafakatinin alındığını, davacının eşinin tüm kredi borcundan haberdar olduğu ve muvafakatinin olduğunu, davalının kefalet sorumluluğunun geçerli olduğunu, dosya borcu, davalının eşinin söz konusu ipotek alınırken rızasının olduğu göz önünde bulundurulduğunda, bu nedenlerle kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için kefil aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı banka davalı kefilin eşinin aynı sözleşme borcu için davalının kefaletten önce banka lehine verdiği ipoteğe rıza gösterdiğini, ve eşin çekilen krediden haberdar olması nedeniyle kefaletin eş rızası bulunmadığı gerekçesiyle geçersiz olmayacağını ileri sürmektedir.

6098 sayılı TBK nın 584 .maddesinde eşlerden biri ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir emredici düzenlemesinden eşlerin feragati mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için )de rıza verilemez.Türk Borçlar Kanunu'nun 584/1 inci maddesine göre rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur.Somut olayda davalı ...'ın kefalet sözleşmesinin düzenlendiği sırada eşinin rızası alınmamıştır.

Kefalet sözleşmesi kurulmasından önce davalının asıl borçlu lehine aynı kredi sözleşmesi nedeniyle verdiği ipoteğe davalının eşinin tarafından verilen rızanın , kefalet sözleşmesi içinde verildiği ve böylelikle kefalet sözleşmesini geçerli hale geldiği kabul edilemez .Bu durumda mahkemenin davalının eşinin rızası bulunmaması nedeniyle düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçersizliği gerekçesiyle davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.Açıklanan nedenlerle istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davacı banka vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı bankanın harç muafiyeti nedeniyle harç alınmasına yer olmadığına,davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL harcın karar kesinleştiğinde iadesine,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 16/01/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/269675 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5743 E. 2021/4866 K. · Onandı

Eş rızası alınmadan yapılan kefaletin geçersizliği ve itirazın iptali davasının reddi

Gerekçe özeti

Kefil evliyse ve kefalet sözleşmesi düzenlenirken eşinin rızası alınmamışsa kefalet sözleşmesi geçersizdir; geçersiz kefalete dayanılarak başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali istemi reddedilir.

Emsal değeri

Eş rızası bulunmayan kefaletin geçersizliği ve buna dayalı takibe yönelik itirazın iptali isteminin reddi yönünde emsal değer taşır.

Kavramlar: kefalet sözleşmesi eş rızası kefaletin geçersizliği itirazın iptali müteselsil kefil

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/5743 E.  ,  2021/4866 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 28.02.2018 tarih ve 2016/158 E- 2018/219 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair istanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 16.01.2020 tarih ve 2018/1047 E- 2020/45 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için mahalline gönderilen dosyanın eksikliklerin giderilmesinden sonra gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı borçlu ... ile davacı banka arasında 29.08.2012 tarihli Kredi Genel Sözleşmesi imzalandığını ve kredi tahsisi yapıldığını, işbu sözleşmeyi davalının müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, davalı ... ve dava dışı ... tarafından kredi borcunun ödenmediğini, bunun üzerine davacı tarafından, davalıya ve borçluya ihtarname keşide edilerek hesap özeti gönderildiğini, ihtarnameye rağmen ödeme yapmayan davalı hakkında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, ödeme emrinin tebliği üzerine davalının, asıl alacak, faiz ve fer'ilerine yönelik haksız itirazda bulunduğunu ileri sürerek davalının icra takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, icra takibine dayanak kredi sözleşmesinde bulunan imzaların davacıya ait olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte imzaların davalıya ait olduğu kanaatine varılsa dahi kefalet sözleşmesi hukukuna uygun olarak tanzim edilmediğini, bu kapsamda TBK'nın 581. maddesindeki şartları taşımadığını, mevcut ve geçerli bir borcun bulunması, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılması ve eş rızası şartları bulunmadığını savunarak davanın reddi ile davalı aleyhine kötüniyetli icra takibi başlatılmış olduğundan asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, davalı ...'ın evli olduğu ve kefalet sözleşmesinin düzenlendiği sırada eş rızasının alınmadığı, taraflar arasında düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçersiz bulunduğu gerekçesiyle davanın sübut bulmadığından reddine; davacının, taraflar arasındaki kefalet sözleşmesine dayalı olarak icra takibi yaptığı dikkate alındığında, bu nedenle, takibe geçmekte kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığı için davalının %20 kötüniyet tazminatı isteminin yasal koşulları bulunmadığından reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davalının eşinin rızası bulunmaması nedeniyle düzenlenen kefalet sözleşmesinin geçersizliği gerekçesiyle davalı yönünden davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davacıdan harç alınmasına yer olmadığına, 08.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.