6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit hükmü kesinleşen bono/çekler cari hesap davasında delil olamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2357 E. 2020/1149 K. · · İlk derece: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)BonoÇek

Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Cari Hesap Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Aynı taraflar arasında farklı hukuki ilişkilere (kıymetli evrak ile temel ilişki/cari hesap) dayanan icra takipleri veya davalar bulunması halinde, dava sebebi farklı olduğundan derdestlik ve kesin hüküm itirazları kabul edilmez; alacaklının kıymetli evraka dayalı takip hakkı sona ermiş olsa da temel ilişkiye dayanarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip yapması mümkündür. Bono veya çeklere ilişkin olarak borçlu olunmadığı yönünde kesinleşen menfi tespit hükmü, bu kıymetli evrakın cari hesap bakiyesi hesabında alacaklı/borçlu tarafından dikkate alınmasını ve bedellerinin ödeme olarak kabul edilmesini engeller. Ayıp iddiasına dayalı reklamasyon faturası, süresinde ayıp ihbarı yapılmadan ve dayanak delil sunulmadan düzenlenmişse borcu düşürücü nitelikte kabul edilmez; buna karşılık sözleşmede dayanağı bulunan ve karşı tarafça itiraz edilmeyen vade farkı faturası alacağa dahil edilir.

Ele alınan sorunlar

Derdestlik itirazı → ret

İddia: Davalı, aynı alacak için başka icra dosyalarında derdest takip/dava bulunduğunu, bu nedenle davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kesin hüküm veya derdestlikten bahsedilebilmesi için davaların tarafları, dava sebebi ve konusunun aynı olması gerekir. İlk başlatılan icra takibi bonolara dayalı iken eldeki davaya konu icra takibi cari hesap bakiyesine dayanmaktadır; taraflar aynı olsa da dava sebebi farklıdır. Kesinleşen menfi tespit hükümleri nedeniyle davacının bonoya dayalı icra takibine devam etme olanağı kalmadığından ve icra takibine konu edilmeyen senet/çekler için kambiyo takibi yapılması mümkün olmadığından, davacının kıymetli evraka dayanamayıp temel ilişkiye (cari hesap bakiyesine) dayalı olarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla icra takibi başlatması mümkündür; bu nedenle mükerrer takip söz konusu değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kesin hüküm itirazı → ret

İddia: Davalı, önceki menfi tespit davalarında müvekkilinin davacıya borçlu olmadığının tespit edildiğini, bu nedenle kesin hüküm bulunduğunu ve davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kesinleşen menfi tespit hükümleri kıymetli evraka (bono ve çeklere) ilişkin olup, cari hesap bakiyesi nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasında kesin hüküm teşkil etmez; çünkü dava sebebi farklıdır. Kıymetli evraka dayalı borç ortadan kalksa da temel ilişkiye dayalı borç bundan etkilenmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Menfi tespit hükmü kesinleşen bono ve çeklerin cari hesap alacağı hesabında dikkate alınıp alınmayacağı → ret

Gerekçe: Hükme esas alınan bilirkişi raporuyla tespit edildiği üzere, davalı tarafından açılan menfi tespit davaları sonucunda davalının davacıya borçlu olmadığına karar verildiği ve bu kararların kesinleştiği anlaşılmaktadır. Söz konusu 225.000 TL tutarlı 9 adet bono ile 60.000 usd tutarlı çekler taraf cari hesaplarında dikkate alınamaz; bu kıymetli evrakın hariç tutulması sonucunda davacının ticari defterlerine göre davalıdan 137.551,68 TL alacaklı olduğu belirlenmiştir. Davalı vekilinin, 60.000 usd tutarlı çeklerin ödeme olarak kabul edilip alacaktan düşülmesi gerektiği yönündeki iddiası da, kesinleşmiş mahkeme kararıyla bu çekler nedeniyle davalının davacıya borçlu olmadığının tespit edilmiş olması karşısında yerinde değildir; kesinleşen hüküm ile borçlu olunmadığı tespit edilen çeklerin bedelleri ödenmiş olsa da ödeme olarak kabul edilip alacaktan düşülmesi mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Vade farkı faturası ve reklamasyon faturasının alacak hesabına etkisi → ret

Gerekçe: Vade farkı istenebilmesi için taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcut olması gerekir. Taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair sözleşme hükmü bulunduğundan ve davalının bu faturaya itirazı da bulunmadığından, davacının vade farkı istemesi mümkündür. Buna karşılık, davalı tarafından düzenlenen reklamasyon faturası, davacının son faturasının tarihinden 8 ay sonra düzenlenmiş olup süresinde ileri sürülmüş bir ayıp iddiası veya ayıba ilişkin dayanak delil bulunmadığından, davalının ticari defterlerine kaydettiği faturaların bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekir; dayanağı bulunmayan reklamasyon faturası ile borcun kapatılması mümkün değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın kıymetli evraka (bono/çek) ilişkin kesinleşmiş menfi tespit hükmünün, temel ilişkiye (cari hesap bakiyesine) dayalı ayrı bir takip/dava açısından ne derdestlik/kesin hüküm oluşturmayacağı ne de bu kıymetli evrakın alacak hesabında ödeme olarak dikkate alınabileceği yönündeki değerlendirmesi, benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
derdestlik, kesin hüküm

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali cari hesap derdestlik kesin hüküm menfi tespit bono çek vade farkı reklamasyon faturası ayıp ihbarı tahsilde tekerrür olmaması icra inkar tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 114

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2357

KARAR NO 2020/1149

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/05/2018

NUMARASI 2014/1189 Esas - 2018/539 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/11/2020

Davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesi kapsamında davalının ilk başta borcuna karşılık 9 adet bono verdiğini, bonoların vadeleri geldiğinde ödeyeceğini söylemesi üzerine senetlerin defterden çıkışının yapıldığını, davalı ödeme yapmayınca müvekkili tarafından bakiye borç bildirilerek tediye fişlerinin vc senetlerin fotokopisinin gönderildiğini, davalının ihtar üzerine malın satışından 8 ay sonra ayıp iddiasında bulunarak reklamasyon faturası kestiğini ve borcu kendi defterlerinden düştüğünü, müvekkilinin faturaya ve ayıp iddiasına yasal süresi içerisinde ihtar ile itiraz ettiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasıyla alacağın 100.000-TL'si için kambiyo senetlerine özgü takip başlattığını, İstanbul 17.

ATM'nin 2011/213 esas sayılı dosyasında mali müşavir bilirkişi tarafından düzenlenen raporda bonoların tediye makbuzuna bağlı olarak iade edildiği her iki tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğunun, 9 adet bononun herhangi bir tahsilat yapılmaksızın davacıya iade edildiği yani hükümsüz hale geldiğinin açıkça tespit edildiğini, mahkemece de bu husus kabul edilerek bonoların ve icra takibinin iptaline karar verildiğini, borcun halen ödenmediğini, davalı tarafından malın satışından 8 ay sonra müvekkiline gönderilen reklamasyon faturası yönünden davalının haksız olduğunu, herhangi bir ayıp ihbarı bulunmadığını, müvekkilinin teslim ettiği malların ayıpsız olduğunu,davalının müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olan vade farkı faturasını defterlerine kaydetmediğinin tespit edildiğini, bu faturanın da eklenmesiyle davalının borcunun davalı defterlerine göre 136.709,97- TL olduğunu belirterek bu alacağın tahsili için için Küçükçekmece....İcra Dairesinin ...

esas sayılı dosyasında takip başlattığını ancak davalının takibe itiraz ettiğini bildirerek haksız itirazın iptaline ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının müvekkili şirketten alacağı olduğu iddiası ile İstanbul .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında bonoların 100.000-TL'lik kısmını icraya koyduğunu, derdest bir takip varken Küçükçekmece .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile aynı alacak için takip başlatıldığını, mükerrer takip nedeni ile davanın reddi gerektiğini, İstanbul 3. ATM nin 2010/675 Esas sayılı dosyası ile taraflar arasında alacak davasının derdest olduğundan iş bu davanın derdestlik nedeni ile reddi gerektiğini, İstanbul 17. ATM'nin 2011/231 esas sayılı dosyasında müvekkilinin davacıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, kesin hüküm nedeni ile de davanın reddi gerektiğini, davacının elinde müvekkiline ait iadesi gereken bir kısmını icraya koyduğu(İstanbul ....

İcra Dairesinin ... esas sayılı ) 225.000-TL' tutarında bonolar olduğunu, 125.000- TL'lik bonoları elinde tuttuğu,ihtara rağmen iade etmediğini,mükerrer icra takibi yaptığını ve haksız olarak huzurdaki davayı açtığını,ayrıca davacının elinde müvekkiline ait 120.000-usd bedelli çekler olduğunu,faiz talebinin de taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu belirterek, davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; tarafların incelenen ticari kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının kayıtları esas alınırsa 137.551,68 TL alacaklı olduğu, davalının kayıtlarında bulunan reklamasyon faturası esas alınırsa davacıya borcun olmadığı, davalı tarafından cari hesap ilişkisi içerisinde davacıya verilen 9 adet bononun her iki tarafça da kayıtlardan çıkarıldığı, yine davalının davacıya karşı borçlu olmadığının tespitine karar verilen çeklerin de hesaplama dışında tutuldukları, kayıtlar arasındaki çelişkiyi yarattığı tespit edilen davacı tarafından düzenlenen ancak davalının defterlerine kaydetmediği vade farkı faturasının sözleşmenin 5. maddesi uyarınca düzenlendiği ve bilirkişi raporunda içeriğinin doğrulandığı, bu nedenle davalı borcu olarak dikkate alınması gerektiği, bir diğer çelişki nedeni olan davalı tarafça davalı adına düzenlenen 29.9.2010 tarihli, 122.994-TL bedelli reklamasyon faturasının davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edildiği, faturanın içeriğinin, neden düzenlendiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, bu nedenle hesaplamada dikkate alınamayacağı, bu faturanın hesaplamaya alınmaması halinde davalının kayıtlarına göre ve vade farkı faturasının da eklenmesi ile davacıya 136.709,97- TL borçlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davalı vekili; derdestlik itirazının değerlendirilmediğini, kesin hüküm ve mükerrer takip nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından tahsil edilmiş olan 60.000-usd tutarlı müşteri çekinin davacının ticari defterlerine işlenmediğini, bu hususun mahkemece dikkate alınmadığını, icra takibi tarihinde davacının tahsil ettiği bu çeklerle ilgili mahkeme kararı bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari satıma dayalı, cari hesap bakiyesine dayalı alacağa ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul 17.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/231 Esas 2012/253 Karar sayılı 2.11.2012 tarihli hüküm ile ; davacılar ... A.Ş. İle ... tarafından davalı ....ltd.şti aleyhine açılan menfi tespit davasında "davalılarca imzalanıp davalıya verilen dava konusu toplamda 9 adet senedin her iki tarafça iade işlemine tabi tutulduğu, her iki yan ticari defter ve kayıtlarında bu durumun tespit edildiği, 9 adet bonodan dolayı ( 100.000-TL bedelli-4 adedi İstanbul ....İcra Dairesinin ... Esas sayılı takibe konu) senetler iade işlemine tabi tutulmakla senetlerin hükümsüz kaldığı, taraflar arasında cari hesabın varlığının tartışmasız olduğu, ancak cari hesaba alınan tediye ve iade makbuzuna bağlı olarak iade edildiği her iki taraf defterlerinin birbirini teyit eder biçimde kayıtlı olduğu,tahsilat yapılmaksızın cari hesap çerçevesinde değerlendirilip davacılara iade edildiği hükümsüz hale geldiği belirlenmekle davanın kabulüne karar verilmiş, karar Yargıtay 19.HD.'nin 2013/549 Esas 2013/17727 Karar ve 11/11/2013 tarihli kararı ile onanmış, bonolara ilişkin hüküm bu suretle kesinleşmiştir.

Yine ... tarafından davalı aleyhine açılan İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/675 esas 2014/148 karar sayılı ve 19.6.2014 tarihli karar ile " davada 4 adet bononun takibe konu edildiği İstanbul....İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında uygulanan ihtiyati haciz sırasında icra tehdidi altında hükümsüz bulunan senetlere dayalı olarak sürdürülen icra takibinde 60.000-usd tutarında müşteri çeklerinin davalıya verildiği ileri sürülmüş,Mahkemece İstanbul 17.ATM'nin dava dosyası bekletici mesele yapılmış, hükmün kesinleşmesinden sonra; çeklerin verilmesine esas olan takibe konu bonolar nedeniyle davacıların borçlu olmadığına ilişkin hükmün kesinleştiği, davaya konu çeklerin ise aynı (2010/24913) icra dosyasına konu bonolara dayalı borç nedeniyle yapılan haciz sırasında verildiği ve bu çekler nedeniyle davacılar davalıya borçlu olamayacağından 60.000- usd bedelli 4 adet çekten dolayı da davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, bu hükümde kanun yoluna başvurmaksızın kesinleşmiştir.

Derdestlik ve kesin hüküm HMK'nın 114. maddesi uyarınca dava şartı niteliğinde olup resen incelenmesi gerekmektedir. Kesin hüküm veya derdestlikten bahsedilebilmesi için davaların tarafları, dava sebebi ve konusunun aynı olması gerekmektedir. Bu kapsamda ticari satımdan dolayı verilen ve iade işlemine tabii tutulan herbiri 25.000-TL bedelli 9 adet bonodan 4 adedi İstanbul ....İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında icra takibine konu edilmiş,takibe konu edilmeyen 5 adedi ile birlikte İstanbul 17. ATM nin 2011/231 esas sayılı dosyasında davacı ... Tekstil tarafından davalı ... aleyhine davacının keşidecisi olduğu 9 adet toplam 225.000- TL tutarlı bonolar nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemiyle dava açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği ve kararın kesinleştiği görülmüştür.

Görüldüğü üzere icra takibinin tarafları aynı olsa da ilk başlatılan icra takibinin bonolara dayalı olduğu ,elde ki davaya konu icra takibinin ise cari hesap bakiyesine dayandığı anlaşılmaktadır.Ayrıca kesinleşen menfi tesbit hükümleri nedeniyle davacının bonoya dayalı icra takibine devam olanağı kalmadığı gibi ,icra takibine konu edilmeyen senetler ve ayrıca çekler için kambiyo takibi yapması mümkün değildir.Buna göre,davacının alacağına karşılık borçludan kıymetli evrak almış olsa da temel ilişkiye dayalı borç ortadan kalkmadığından tahsilde tekerrür olmamak üzere icra takibine başvurması mümkün olduğundan davalının mükerrer icra takibi yapıldığına ilişkin itirazları yerinde değildir.Yukarıda yazıldığı üzere bonolardan ve çeklerden dolayı borçlu olmadığına ilişkin menfi tesbit hükümleri de ,kıymetli evraka ilişkin olmakla elde ki cari hesap bakiyesi nedeniyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali davasında da kesin hüküm teşkil etmeyecektir.Dava sebebi farklı olduğundan, davalının derdestlik ve kesin hüküm yönündeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Somut olayda; hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da tespit edildiği üzere, davalı tarafından davacıya verilen çek ve bonolar nedeniyle davalı tarafından açılan ve yukarıda belirtilen menfi tespit davaları sonucunda davalının davacıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiği ve kararların kesinleşmiş olduğu, söz konusu 225.000-TL tutarlı 9 adet bono ile 60.000-usd tutarlı çeklerin taraf cari hesaplarında dikkate alınamayacağı, bu çek ve bonoların hariç tutulması sonucunda davacının ticari defterlerine göre davalıdan 137.551,68 -TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde reklamasyon faturası düşülerek borcun kapatıldığı, hesaplar arasındaki farkın davacının düzenlediği 23/09/2010 tarihli, 23.226,15- TL tutarlı vade farkı faturasıyla davalının düzenlediği 29.09.2010 tarihli ve 122.994- TL tutarlı reklamasyon faturasından kaynaklandığı, her iki faturanın da karşı taraf ticari defterlerinde yer almadığı anlaşılmaktadır.

Kural olarak, vade farkı istenebilmesi için, taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcut olması gerekir. Eldeki davada bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair sözleşme hükmü gereğince davacının vade farkı istemesi mümkündür. Esasen vade farkı faturasına ilişkin olarak davalının itirazı bulunmamaktadır. Davalı tarafından düzenlenen reklamasyon faturası ise, davacının son faturasının tarihi olan 06.01.2010 tarihinden 8 ay sonra düzenlenmiş olup, süresinde ileri sürülmüş bir ayıp iddiası veya ayıba ilişkin dayanak delil bulunmadığı gözetildiğinde ,davalının ticari defterlerine kaydettiği faturaların bedelini ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekir.Dayanağı bulunmayan reklamasyon faturası ile borcun kapatılması mümkün değildir.

Bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkide davalının ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan vade farkı faturası ile birlikte 136.709,98- TL alacaklı olduğu sonucuna varılmaktadır.Davalı vekilince müvekkili tarafından davacıya verilen 60.000-usd tutarlı 4 adet çekin ödendiği ,tahsilat olarak davacı defterlerine işlenmediği, ödeme olarak kabul edilmesi gerektiği ileri sürülmektedir. Söz konusu çekler,bonoya dayalı başlatılan takip dosyasında davalı tarafından davacıya haciz işlemi sırasında verilmiş, ancak yukarıda da belirtildiği üzere kesinleşmiş mahkeme kararıyla bu çekler nedeniyle davalının davacıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. Dolayısıyla kesinleşen hüküm ile borçlu olunmadığının tespitine karar verilen çeklerin, bedelleri ödenmiş olsa da ödeme olarak kabul edilip alacaktan düşülmesi mümkün değildir.

Açıklanan nedenlerle; cari hesaba dayalı verdiği bono ve çekleri hükümden düşüren davalının ; takipde davalının defterlerinde kayıtlı bulunan faturalar (vade farkı hariç) nedeniyle doğan davacı alacağı kadar itirazın iptaline karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.Hükme yönelik istinaf sebebleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davalıdan alınması gereken 9.338,65-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 2.335-TL harcın mahsubu ile bakiye 7.003,65-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 26,60-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

10/11/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/269560 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/563 E. 2022/4619 K. · Onandı

Vade farkı, reklamasyon faturası ve ifa uğruna verilen senetlerin cari hesaba etkisi

Gerekçe özeti

Vade farkı ancak yazılı sözleşme veya teamül halini almış uygulama varsa istenebilir; malın son faturasından uzun süre (8 ay) sonra düzenlenen ve süresinde ayıp ihbarına/delile dayanmayan reklamasyon faturası hesaba katılmaz; ifa yerine değil ifa uğruna verilen bono ve çekler cari hesap alacağını düşürmez.

Emsal değeri

Vade farkının sözleşme/teamüle bağlılığı, geç ve dayanaksız reklamasyon faturasının reddi ve ifa uğruna verilen senetlerin cari hesap alacağını etkilememesi yönünden emsaldir.

Kavramlar: cari hesap vade farkı reklamasyon faturası ayıp ihbarı ifa uğruna / ifa yerine verilen senet icra inkar tazminatı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/563 E.  ,  2022/4619 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2018 tarih ve 2014/1189 E. - 2018/539 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.11.2020 tarih ve 2018/2357 E. - 2020/1149 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasındaki cari hesap sözleşmesi kapsamında davalının ilk başta borcuna karşılık 9 adet bono verdiğini, bonoların vadeleri geldiğinde ödeyeceğini söylemesi üzerine senetlerin defterden çıkışının yapıldığını, davalı ödeme yapmayınca müvekkili tarafından bakiye borç bildirilerek tediye fişlerinin ve senetlerin fotokopisinin gönderildiğini, davalının ihtar üzerine malın satışından 8 ay sonra ayıp iddiasında bulunarak reklamasyon faturası kestiğini ve bedeli kendi defterlerinden düştüğünü, müvekkilinin faturaya ve ayıp iddiasına yasal süresi içerisinde ihtar ile itiraz ettiğini, borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında İstanbul 4. İcra Dairesi'nin 2010/24913 Esas sayılı dosyasıyla alacağın 100.000.- TL'si için kambiyo senetlerine özgü takip başlattığını, İstanbul 17.

Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/213 Esas sayılı dosyasında 9 adet bononun herhangi bir tahsilat yapılmaksızın davacıya iade edildiği yani hükümsüz hale geldiğinin açıkça tespit edildiğini, mahkemece de bu husus kabul edilerek bonoların ve icra takibinin iptaline karar verildiğini, borcun halen ödenmediğini, davalı tarafından malın satışından 8 ay sonra müvekkiline gönderilen reklamasyon faturası yönünden davalının haksız olduğunu, herhangi bir ayıp ihbarı bulunmadığını, müvekkilinin teslim ettiği malların ayıpsız olduğunu, davalının müvekkilinin defterlerinde kayıtlı olan vade farkı faturasını defterlerine kaydetmediğinin tespit edildiğini, bu faturanın da eklenmesiyle davalının borcunun davalı defterlerine göre 136.709,97 TL olduğunu belirterek bu alacağın tahsili için için Küçükçekmece 4.

İcra Dairesi'nin 2014/1885 Esas sayılı dosyasında takip başlattığını ancak davalının takibe itiraz ettiğini bildirerek haksız itirazın iptaline ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davacının müvekkili şirketten alacağı olduğu iddiası ile İstanbul 4. İcra Dairesi'nin 2010/24913 Esas sayılı dosyasında bonoların 100.000.- TL'lik kısmını icraya koyduğunu, derdest bir takip varken Küçükçekmece 4. İcra Dairesi'nin 2014/1885 Esas sayılı dosyası ile aynı alacak için takip başlatıldığını, mükerrer takip nedeni ile davanın reddi gerektiğini, İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2010/675 Esas sayılı dosyası ile taraflar arasında alacak davasının derdest olduğundan işbu davanın derdestlik nedeni ile reddi gerektiğini, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/231 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin davacıya borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, kesin hüküm nedeni ile de davanın reddi gerektiğini, davacının elinde müvekkiline ait iadesi gereken bir kısmını icraya koyduğu 225.000 .-TL tutarında bonolar olduğunu, 125.000.- TL'lik bonoları elinde tuttuğu, ihtara rağmen iade etmediğini, ayrıca davacının elinde müvekkiline ait 120.000.- USD bedelli çekler olduğunu, faiz talebinin de taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğunu savunarak davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların incelenen ticari kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle davacının kayıtları esas alınırsa 137.551,68 TL alacaklı olduğu, davalının kayıtlarında bulunan reklamasyon faturası esas alınırsa davacıya borcunun olmadığı, davalı tarafından cari hesap ilişkisi içerisinde davacıya verilen 9 adet bononun her iki tarafça da kayıtlardan çıkarıldığı, yine davalının davacıya karşı borçlu olmadığının tespitine karar verilen çeklerin de hesaplama dışında tutuldukları, kayıtlar arasındaki çelişkiyi yarattığı tespit edilen davacı tarafından düzenlenen ancak davalının defterlerine kaydetmediği vade farkı faturasının sözleşmenin 5.

maddesi uyarınca düzenlendiği ve bilirkişi raporunda içeriğinin doğrulandığı, bu nedenle davalının bu tutardan sorumlu olduğu, bir diğer çelişki nedeni olan davalı tarafça düzenlenen 29.9.2010 tarihli, 122.994.- TL bedelli reklamasyon faturasının davacı tarafından kabul edilmeyerek iade edildiği, faturanın içeriğinin, neden düzenlendiğinin davalı tarafça ispat edilemediği, bu nedenle hesaplamada dikkate alınamayacağı, bu durumda davalının davacıya 136.709,97 TL borçlu olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün 2014/1885 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın ana para 136.709,97 TL yönünden iptali ile takibin bu miktar üzerinden işleyecek yasal faizi ile devamına, hüküm altına alınan 136.709,97 TL üzerinden hesaplanan 27.342.- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili istinaf etmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, hakkında kesin hüküm bulunan 225.000.- TL tutarlı 9 adet bono ile 60.000.- USD tutarlı çeklerin taraf cari hesaplarında dikkate alınamayacağı, bu çek ve bonoların hariç tutulması sonucunda davacının ticari defterlerine göre davalıdan 137.551,68 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerinde reklamasyon faturası düşülerek borcun kapatıldığı, hesaplar arasındaki farkın davacının düzenlediği 23/09/2010 tarihli, 23.226,15 TL tutarlı vade farkı faturasıyla davalının düzenlediği 29.09.2010 tarihli ve 122.994.- TL tutarlı reklamasyon faturasından kaynaklandığı, vade farkı istenebilmesi için, taraflar arasında bu konuda yazılı bir sözleşme bulunması veya teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcut olması gerektiği, taraflar arasında vade farkı uygulanacağına dair sözleşme hükmü gereğince davacının vade farkı isteyebileceği, reklamasyon faturasının davacının son faturasının tarihi olan 06.01.2010 tarihinden 8 ay sonra düzenlenmiş olup, süresinde ileri sürülmüş bir ayıp iddiası veya ayıba ilişkin dayanak delil bulunmadığı, davalının ticari defterlerine kaydettiği faturaların bedelini ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, temyiz itirazına konu bono ve çeklerin ifa yerine değil ifa uğruna verilmiş olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 7.003,65 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 08/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.