6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinin haksız feshinde kâr mahrumiyeti ve cezai şart koşulları

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1203 E. 2020/514 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle talep edilen kâr mahrumiyeti, sözleşmenin kalan süresine göre değil, davacının aynı bölgede yeni bir bayilik tesis edebilmesi için gereken makul süreye göre hesaplanır. Ariyet konusu malların geç teslimi nedeniyle cezai şart talep edilebilmesi için, davacının malların teslimini talep ettiğini ve buna rağmen iade edilmediğini ispatlaması gerekir; bu ispat sağlanamazsa cezai şart talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Kâr mahrumiyetinin hesaplanacağı sürenin belirlenmesi → ret

İddia: Davacı, sözleşmenin olağan bitiş tarihi olan 22/03/2018'e kadar geçen 3 yıl 5 ay 22 günlük süre için kâr mahrumiyetinin hesaplanması gerektiğini, ilk derece mahkemesinin 3 aylık süre üzerinden hesaplama yapmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin süresinden önce davalı tarafça feshinin haksız olduğu ilk derece mahkemesince kabul edilmiş ve bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir. Kâr mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu nedenle sözleşmenin feshedilmesi ya da davalının haklı sebep olmaksızın feshetmiş olması gerekir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamaları, kâr mahrumiyetinin davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul süreye göre hesaplanması gerektiği yönündedir; sözleşmenin olağan bitiş tarihine kadar geçecek sürenin tamamı esas alınmaz. Mahkemece davacının aynı bölgede yeni bir bayilik tesis etmesi için gereken makul sürenin 3 ay olarak tespit edilip bu süre üzerinden davalı bayiinin günlük net kârına göre hesaplama yapan denetime elverişli bilirkişi raporuna göre belirlenen kâr mahrumiyeti zararının tahsiline karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Ariyet konusu malların geç tesliminde cezai şart talebinin ispat koşulları → ret

İddia: Davacı, ariyet sözleşmesi uyarınca kendisinin malların taşınmasından değil sadece taşıma masraflarından sorumlu olduğunu, bu nedenle ariyet mallarının geç teslimi nedeniyle cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasında imzalanan ariyet sözleşmesinin 20. maddesinde ariyet malların geç teslim edilmesi halinde cezai şart ödeneceği düzenlenmiştir. Davalı, sözleşmenin feshine ilişkin ihtarnamesinde ayrıca ariyet konusu malların teslim alınmasını ihtar etmiştir. Bu durumda davacı, ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde cezai şart talep edebilecektir. Sözleşmenin feshinden sonraki servis raporunda ürünlerin teslimatının yapılmadığı belirtilmiş ise de, davacının gönderdiği servisin bu ariyet malzemelerini davacı adına teslim almaya yetkili kılındığının ya da görevlendirildiğinin davalıya bildirildiği, yani malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğinin ispatına elverişli delil sunulmamış ve bu husus ispatlanamamıştır. Buna göre ariyet sözleşmesinde düzenlenen cezai şartın talep edilebilme koşulları oluşmadığından mahkemece cezai şart alacağına yönelik talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Bayilik sözleşmesinin haksız feshinde kâr mahrumiyetinin hesaplanacağı sürenin, sözleşmenin kalan süresi değil, davacının yeni bir bayilik tesis etmesi için gereken makul süre olduğu yönündeki değerlendirme ve ariyet mallarının geç tesliminde cezai şart talebinin ispat yüküne ilişkin gerekçe, benzer bayilik/ariyet uyuşmazlıkları için emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr mahrumiyeti makul süre cezai şart ariyet sözleşmesi bayilik sözleşmesi haksız fesih ispat yükü

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1203

KARAR NO 2020/514

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 04/12/2017

NUMARASI 2015/46 Esas 2017/942 Karar

DAVA

Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/05/2020

Davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında Sivas/ ... ilçesi .. ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki akaryakıt istasyonunun işletilmesi amacıyla davalı ... Ltd.Şti. ile bayilik ilişkisinin kurulduğu 19/07/2005 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi, 19/07/2005 tarihli satış taahhütnamesi, imzalandığını, akabinde taraflar arasında ticari ilişkinin EPDK kararları çerçevesinde revize edildiğini ve tekrardan 19/07/2010 ve 22/03/2013 tarihli akaryakıt bayilik sözleşmesi imzaladığını, imzalanan söz konusu sözleşmelere ...'nın garantör olduğunu, davalının Büyükçekmece ... Noterliğinin 01/10/2014 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile haksız ve kötü niyetli olarak bayilik sözleşmelerini tek taraflı feshettiğini, davalının keşide ettiği ihtarnamede fesih gerekçesi olarak taraflarına mal sevkiyatı yapılmadığını belirttiğini, bu gerekçenin ise tamamen imzalanan sözleşme ve protokol hükümlerine açıkça aykırı olduğunu, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin 26/2 maddesinde bayinin ödemelerini aksatması halinde kendisine mal teslimatının yapılmayacağının açıkça hüküm altına alındığını, bu noktada davalının satın aldığı ürün bedellerine istinaden müvekkiline tanzim ederek verdiği 26/02/2014 tarihli 114.731- TL bedelli ve 27/02/2014 tarihli 84.863- TL bedelli çeklerin karşılıksız çıkması üzerine bayiiye imzalanan sözleşme hükümleri doğrultusunda mal sevkiyatını durdurduğunu, bu konuda ayrıca bayiye karşı İst.

...İcra Dairesinin ... e sayılı dosya numarası ile icra takibi başlattığını, bunun üzerine bayi tarafından dosya borcunun 23/10/2014 tarihinden ödenerek dosyanın infaz edildiğini,davalının mal alımlarına karşılık verdiği çeklerin karşılıksız çıkması karşısında müvekkilin mal satışını durdurabileceğini öngörmüş olup davalının bayilik sözleşmesinin feshinin haksız olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik kâr mahrumiyetinin 1.000-TL’lik kısmının davalılardan tahsilini ; ariyet konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine; mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin amortismanı düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000-TL’lik kısmının;

ariyetlerin müvekkiline halen teslim edilmemesi nedeni ile sözleşmenin sona erdiği 01/10/2014 tarihinden dava tarihine kadar hesap edilecek döneme ilişkin olarak günlük 200-USD olmak üzere şimdilik 5.000-USD’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 24/07/2017 tarihli ıslah dilekçesi ile ; kâr mahrumiyetini 20.437,28- TL, ekipman bedelini 772,17- TL, cezai şart bedelini 16.000-usd ( 56.000 TL ) arttırarak fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla 26.450- TL olan dava değerini 77.209,45 TL için ıslah ederek 103.659,45 TL ye yükselttiğini beyan etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili ; davacının müvekkil aleyhine açmış olduğu davanın haksız ve kötüniyetle açılmış olan bir dava olduğu,taraflar arasında ki sözleşmenin iki dönem itibarıyla değerlendirilmesi gerektiğini, müvekkil şirketin 2013 yılına kadar ... tarafından yönetildiğini, bu tarihe kadar e şimdiki yönetici olan ...'ın ... hisselerini satın aldığını, 06/08/2013 tarihinden itibaren de davalı şirketi yönetmeye başladığını, davacı ... davalı şirketler arasındaki tüm sözleşmelerin ... döneminde imzalandığını,davalı şirket tarafından davacı şirkete almayı taahhüt ettiği malların değerinin üzerinde ipotek mahiyetinde teminat ve teminat mektubu verildiğini, hatta teminat amaçlı olarak keşide tarihleri doldurulmamış çekler verildiğini, bu nedenle davacı firmanın davalı firmaya ...

dönemi boyunca bedeli daha sonra ödenmek üzere mal gönderimi yaptığını ve sürekli olarak davalı firmaya kredi açtığını,davacının akaryakıt vermediğini ,ihtara rağmen bu durumda ısrarcı olması nedeniyle sözleşmenin feshinin haklı olduğunu ariyet bırakılan emtiayı teslim almadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında akdedilen sözleşmenin davalı şirket tarafından 01.10.2014 tarihinde tek taraflı olarak 22.03.2018 sözleşme bitiş tarihinden önce feshedilmiş olması ve bu feshin haklı bir sebebe dayanmaması, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği ariyet verene malların iadesinin gerektiği, ariyetler bakımından cezai şart talebi için sözleşme hükümlerine göre ariyetlerin sökülmesinde davalının, taşınmasından davacı sorumlu olduğundan ve fesih ihtarnamesi ile malların teslim alınması davacıya bildirildiğinden şartları oluşmayan cezai şart tazminatı talebinin reddine fakat kâr mahrumiyeti bakımından makul süre için bilirkişiler tarafından tespit edilen bedel bakımından ise davanın bu miktar üzerinden kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; sözleşmenin olağan bitiş tarihinin 22/03/2018 olduğunu, erken fesih nedeni ile 3 yıl 5 ay 22 gün süre ile kârdan mahrum kalındığını, mahkemece 3 aylık kâr mahrumiyeti oranının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin erken fesih nedeni ile uğradığı müspet zararın davalının fesih öncesi yapmış olduğu satışların ve bu satışlardan müvekkili şirketin elde etmiş olduğu kârlılığın baz alınarak bilirkişi tarafından 41 ay 21 gün için hesaplanan toplam 30.437,28-TL alacak üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ariyetler bakımından cezai şart talebinin reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme kararındaki gibi taşıma işlemlerinin değil, hakkaniyet gereği sadece taşıma masraflarının müvekkiline ait olduğunu, TBK md.379 -392 maddeleri arasında ödünç sözleşmelerinin düzenlendiğini, bu sözleşmelerde bir nesnenin kullanılmasının geri verilmek koşulu ile bırakılmasının söz konusu olduğunu, bu nedenlerle kararın kaldırılarak hüküm fıkrasının 2 nolu bölümündeki kararın aynen muhafaza edilmesi kaydı ile;

kâr mahrumiyetine ilişkin alacağının 30.437,28-TL üzerinden, ariyet konusu ürünlerin iade edilmemesi nedenine dayalı ceza-i şart bedelinin 21.000-USD (73.500-TL) üzerinden davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava ; akaryakıt bayilik sözleşmesi uyarınca ariyet konusu malların aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde bedelinin tahsili ve arıyet konusu malların süresinde iade edilmemesi nedeniyle cezai şart ve kâr mahrumiyeti alacağının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında 22.03.2013 tarihli 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve Ariyet Sözleşmesi imzalandığı hususu ihtilafsızdır. Kar mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalı bayinin borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacı dağıtıcının sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerekmektedir.

Mahkemece sözleşmenin süresinden önce davalı tarafından feshinin haksız olduğu kabul edilmiş olup, ,bu husus taraflarca istinaf edilmeyerek kesinleşmiştir. Davacı fesih tarihi ile sözleşmenin sona ereceği 22.03.2018 tarihleri arasında kar mahrumiyetine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmektedir. Yargıtay 19 Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamaları kar mahrumiyetinin davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul süre ye göre hesaplanması gerektiği yönünde olup; mahkemece davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul süreyi 3 ay olarak tespit edip bu süre üzerinden davalı bayiiinin günlük net karına göre hesaplama yapan denetime elverişli bilirkişi raporuna göre belirlenen kar mahrumiyeti zararının tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Davacı ariyet sözleşmesi uyarınca davacının arıyet malların taşımasından değil ,taşıma masraflarında sorumlu olduğu bu nedenle arıyet malların geç teslimi nedeniyle sözleşmesi uyarınca cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmektedir .Taraflar arasında imzalanan ariyet sözleşmesinin 20 .maddesinde ariyet malların geç teslim edilmesi halinde cezai şart ödeneceği düzenlenmiştir. Davalı sözleşmenin feshini ilişkin ihtarnamesinde ayrıca arıyet konusu malların teslim alınmasını ihtar etmiştir.Bu durumda davacı ancak sözleşmeye konu ariyet verilen malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispatlaması halinde cezai şart talep edebilecektir. Sözleşmenin feshinden sonra 01.11.2014 tarihli ...

Servis Raporunda davalı bayiie ait akaryakıt istasyonunda ...nın demontajından sonra ürünlerin teslimatının yapılmadığı belirtilmiş ise de davacının , davalının adresine göndermiş olduğu ... servisinin sözleşmenin 19. maddesi uyarınca bu ariyet malzemelerinin davacı adına teslim alınmasına ilişkin yetki verildiği ya da görevlendirildiğinin davalıya bildirdiği yani malların teslimini talep etmesine rağmen iade edilmediğini ispata elverişli delil sunulmamış ve bu husus ispatlanamamıştır. Buna göre ariyet sözleşmesinde düzenlenen cezai şartın talep edebilme koşulları oluşmadığından mahkemece cezai şart alacağına yönelik talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 21/05/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/269397 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/5720 E. 2021/4172 K. · Bozuldu

İnfazı kabil olmayan hükmün kamu düzenine aykırılığı nedeniyle re'sen bozulması

Gerekçe özeti

Hüküm fıkrası, birden fazla davalıdan hangisinin hangi borçtan sorumlu olduğunu ve faizin uygulanma biçimini açık, tereddütsüz ve infaza elverişli biçimde göstermek zorundadır (HMK 297-298); bu nitelikten yoksun, icrada tereddüde yol açan bir hükmün infaz kabiliyetsizliği kamu düzenine ilişkin olduğundan istinaf sebebi yapılmasa dahi BAM/temyiz mercii tarafından re'sen gözetilir ve karar bu nedenle bozulur.

Emsal değeri

İnfazı kabil olmayan hükmün, istinaf sebebi yapılmasa dahi kamu düzeni gereği re'sen bozulacağı yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: hükmün infaz kabiliyeti kamu düzeni re'sen gözetme gerekçeli karar zorunluluğu

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/5720 E.  ,  2021/4172 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 04/12/2017 tarih ve 2015/46 E. - 2017/942 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 21/05/2020 tarih ve 2018/1203 E. - 2020/514 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında akaryakıt bayilik sözleşme bulunduğunu, davalının sözleşmeyi haklı neden olmaksızın feshettiğini, fesih nedeniyle müvekkilinin elde edeceği kârdan yoksun kaldığını, bayilik ilişkisi nedeniyle davalı şirkete verilen emtianın da iade edilmediğini, sözleşmede bu durumda cezai şartın talep edilebileceğinin ön görüldüğünü, diğer davalı ...’ın ise garantör sıfatı ile sözleşmeyi imzaladığını, bu nedenle tüm taleplerden sorumlu olduğunu ileri sürerek kâr mahrumiyetinin şimdilik 10.000.- TL’lik kısmının tahsiline, ariyet konusu menkullerin müvekkiline aynen iadesine, mümkün olmadığı takdirde bilirkişilerce ariyet konusu menkullerin amortismanı düşülmesi sonucu elde edilecek bedelin şimdilik 5.000 TL’lik kısmının tahsiline, ariyetlerin müvekkiline halen teslim edilmemesi nedeni şimdilik 5.000 USD’nin cezai şartın davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah ile kâr mahrumiyeti nedeniyle 30.437,28 TL, ekipman bedeli için 5.772,17 TL, cezai şart olarak 21.000 USD’nin tahsilini istemiştir.

Davalı vekili, feshin haklı nedene dayanması nedeniyle kâr mahrumiyetinin talep edilemeyeceğini, emtiayı davacının teslim alması gerektiğini, bu durumda cezai şartın da talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafça yapılan feshin haklı olmadığı, bu sebeple davacının yoksun kaldığı kârı talep edebileceği, davacının aynı bölgede tesis edeceği yeni bir bayilik için gereken makul sürenin 3 ay olduğu, davacının davalı bayiden elde ettiği 3 aylık net kâr nazara alındığında yoksun kalınan kârın 2.190,24 TL olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişki gereği ariyet verene malların iadesinin gerektiği, taraflara arasındaki ariyet sözleşmesine göre ariyet malların geç teslim edilmesi halinde cezai şart ödeneceğinin düzenlendiği ve ariyet konusu malları taşınmasından davacının sorumlu olduğu, fesih ihtarnamesinde ariyet konusu malların teslim alınmasının ihtar edildiği, bu halde cezai şart isteminin yerinde olmadığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, cezai şart talebinin reddine, kâr mahrumiyetine ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren faiziyle tahsiline karar verilmiştir

Karara karşı davacı vekilince istinaf isteminde bulunulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1- HMK'nın 297 ve 298. maddeleri uyarınca mahkeme kararları, asgari olarak iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü, mahkemeyi sonuca götüren gerekçelerin neler olduğu hususlarını ihtiva etmeli ve hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde icrası kabil, uygulanabilir olması gerekmektedir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, bayilik sözleşmesini fesheden davalı şirketten ve bayilik sözleşmesini garantör sıfatı ile imzalayan davalı ...’dan ariyetin iadesini, cezai şartın ve maddi tazminatın tahsilini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, ariyet sözleşmesine istinaden verilen emtianın davalıdan alınıp davacıya aynen teslim edilmesine, eğer mümkün değilse 5.772,17 TL bedelin dava tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, cezai şart talebinin reddine, kâr mahrumiyetine ilişkin talep bakımından 2.190,24 TL'nin dava tarihinden itibaren taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, ancak kabul edilen dava değerinin hangi davalıdan tahsil edileceği hususu açık ve anlaşılır olmadığı gibi kararın gerekçe kısmında hangi davalının sorumluluğu bakımından bir değerlendirme yapıldığı da anlaşılır değildir.

Yine tahsiline karar verilen miktarların taraflar arasındaki sözleşme hükümlerince belirlenen faiziyle tahsili hususu da açıklıktan yoksundur. Bu nedenlerle karar icrada tereddüde yol açacak niteliktedir. Davacı vekilince bu husus istinaf sebebi olarak ileri sürülmemiş olsa dahi Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde aranan niteliklerden yoksun olması ve yoksunluğun da kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle resen gözetilmeyi gerektirmesi karsısında esastan red kararı verilmesi doğru değildir. Bu durumda İlk Derece Mahkemesince infazı kabil bir karar verilmek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

2- Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 28/04/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.