Hasar bildiriminin gecikmesi tazminattan indirim koşulu doğurmaz
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1593 E. 2019/1206 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Kredi Sigortası mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Kredi sigortası poliçesinde veya genel şartlarda, sigortalının temerrüt/hasar bildirimini belirli bir sürede yapmaması halinde teminattan yararlanma hakkını kaybedeceğine ilişkin düzenleme, TTK 1446/2'nin emredici hükmü karşısında hükümsüzdür; bildirimin gecikmesi ancak tazminat miktarında veya rizikonun gerçekleşmesinde bir artışa neden olmuşsa kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yapılabilir, aksi halde bildirimdeki gecikme teminat kapsamını ortadan kaldırmaz. Ayrıca gerçekleşen riziko nedeniyle likit hale gelen alacak yönünden icra inkar tazminatı talebinin reddi hatalıdır.
Ele alınan sorunlar
Hasar/temerrüt bildiriminin gecikmeli yapılmasının teminata etkisi → ret
İddia: Davalı vekili, davacının sözleşmede kararlaştırılan sürede vadesi geçmiş borç bildirimini ve müdahale talebini süresinde yapmadığını, bu nedenle teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini, hasar ihbarının geç yapılması nedeniyle tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Poliçe özel şartlarının 2.7. maddesi ile 2009 tarihli Kredi Sigortası Genel Şartları B.1 maddesinde öngörülen, temerrüt bildiriminin belirli sürede yapılmaması halinde sigortalının teminattan yararlanma hakkını kaybedeceği yönündeki düzenleme, 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe giren TTK 1446/2 maddesi karşısında hükümsüz kalmıştır. TTK 1446(1) uyarınca sigorta ettiren rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir; (2) fıkrasına göre ise bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ancak ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa, kusurun ağırlığına göre tazminattan indirim yoluna gidilebilir. Bir indirim yapılabilmesi için bildirimin gecikmesinin tazminat miktarında veya rizikonun gerçekleşmesinde artışa neden olması koşulu aranır. Somut olayda sigortalının bildirimdeki gecikmesinin tazminat miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine bir etkisinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle davalının hasar bildiriminin süresinde yapılmadığına dayanan ret gerekçesi TTK 1446/2'nin emredici hükmüne aykırıdır; davalının bu yöndeki savunması ve istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ayrıca davalının, temerrüt tarihinden itibaren 5 aylık bekleme süresi dolmadan tazminat ödeme yükümlülüğünün doğmayacağı yönündeki iddiası da, tazminatı zamanında ihbar yapılmadığı gerekçesiyle reddetmiş olması karşısında yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra takibine aykırılık ve harç mahsubu itirazları → ret
İddia: Davalı vekili, verilen hükmün icra takibindeki takip talebine aykırı olduğunu ve harç mahsubu yönünden usule aykırılık bulunduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Dava itirazın iptali davası olup icra takibinde yabancı para üzerinden takip başlatılmıştır; verilen hükmün icra takibine aykırı bulunduğu iddiası yerinde değildir. Ayrıca itirazın iptali davasında icra takibinde yatırılan harcın mahsup edileceği Harçlar Kanunu'nda öngörülmüştür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Likit alacak nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin reddedilmesi → kabul
İddia: Davacı vekili, alacağın likit olmasına karşın mahkemenin icra inkar tazminatına hükmetmemesinin hatalı olduğunu belirterek kabul edilen miktar yönünden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: Gerçekleşen riziko alıcı tarafından ödenmeyen faturalara ilişkin olup alacak likit bulunduğu halde icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Davacı vekilinin icra inkar tazminatına ilişkin istinaf başvurusu bu nedenle kabul edilmiş; yeniden yargılama yapılmasına gerek görülmemiş, ancak yeniden hüküm kurulması gerektiğinden, likit alacak nedeniyle davacı yararına kabul edilen kısım üzerinden icra takip tarihindeki kur üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Fazlaya dair istemin reddine yönelik istinaf itirazları → ret
İddia: Davacı vekili, dosyaya sunulan bilirkişi raporlarının kendi haklılığını gösterdiğini, buna karşın mahkemenin talebin bir kısmını reddettiğini belirterek davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe: Talep olunan faturalardan muafiyet indirimi yapılarak 160.999,68 euro hesaplandığından, davacı vekilinin fazlaya dair istemin reddine yönelik kısma ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kredi sigortası poliçelerinde/genel şartlarında öngörülen hasar-temerrüt bildirim sürelerine uyulmamasının teminat kaybına yol açacağı yönündeki düzenlemenin TTK 1446/2'nin emredici hükmü karşısında geçersiz olduğu ve bildirim gecikmesinin ancak zarar/riziko üzerinde etkisi varsa indirim nedeni oluşturabileceği yönündeki değerlendirme, benzer kredi sigortası uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kredi sigortası↗ itirazın iptali↗ temerrüt bildirimi↗ hasar ihbarı↗ müdahale talebi↗ TTK 1446↗ emredici hüküm↗ icra inkar tazminatı↗ likit alacak↗ muafiyet indirimi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/1593
KARAR NO 2019/1206
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 10/05/2018
NUMARASI 2014/426 E.-2018/518 K.
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/10/2019
İlk derece mahkemesince verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davalı ... şirketi ile müvekkili arasında 08.06.2012 tarihinde sigorta sözleşmesi akdedildiğini, bu çerçevede düzenlenen sigorta poliçesine göre müvekkilinin davalı ... şirketine 36.855-euro prim ödediğini, ancak davalının sözleşmeye rağmen, temerrüt durumunun kendisine geç bildirildiği gerekçesi ile ödeme yapılmayacağını bildirildiğini, 3. kişilere yapılan satışlarda sigorta şirketine bildirim yapılarak satışın sigorta kapsamına dahil olmayacağının bildirilmediği takdirde yapılan satışın sigorta sözleşmesi kapsamında sayıldığını, poliçe hükümlerine göre sigortalı mal satış bedelinin (alıcı) tarafından ödenmemesi halinde, sigortalının sigortacıdan belirli bir süreyi aşmadan müdahale talep etmesi gerektiğini, poliçeye göre hasar ihbar süresinin orijinal fatura vade tarihinden itibaren başlamak üzere 90 gün olduğunu, ...
isimli şirketlere fatura kesildiğinin davalıya bildirildiğini, yapılmayan ödemelere ilişkin hasar bildirimi yapıldığını, ancak sigortacının ödemede bulunmadığını, yapılan ihracatlar için müvekkilinin banka kredisi kullandığını, riski azaltmak için karın büyük bölümünden feragat ederek yüksek meblağlarla kredi sigortası yaptırdığını,belirterek itirazın iptali ve takibin devamına, ayrıca icra inkar tazminatına karar verilmesini talep edilmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, sigortalı davacı şirketin, borçlu 3. kişinin temerrüdü halinde sözleşmede kararlaştırılan 30 günlük süre içinde vadesi geçmiş borç bildirimini ve bu bildirimi yapmış olmak kaydıyla orijinal fatura vadesinden itibaren azami 90 günlük süre içinde bulunması gereken müdahale talebini (Hasar İhbarı) süresinde yerine getirmeyerek teminattan yararlanma hakkını kaybettiğini, vadesi geçmiş borç bildiriminde bulunmadan müdahale talebinde bulunarak zararın ödenmesini isteme hakkı olmadığını, tarafı olmadığı satış sözleşmelerine istinaden talepte bulunduğunu, %20 peşin tahsilat yapmadan ihracat satışı yaptığını, basiretli tacir gibi davranmadığını, temerrüde düşen kişilere mal sattığını, yurtdışında ve farklı ülkelerde yerleşik alıcılara Tükçe olarak teslim notu şeklinde belge imzalamalarının inandırıcı olmadığını, alıcılarla danışıklı şekilde müvekkilini aldatma çabası içinde olduğunu, davacının süresinde vadesi geçmiş borç bildirimi ve müdahale talebinde bulunduğu kanaatine varılsa dahi müvekkilinin tazminat yükümlülüğünün ancak müdahale tarihinden itibaren 5 aylık bekleme süresi dolduktan sonra doğacağı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, poliçe şartlarındaki yasal düzenlemeye aykırı şartın hukuki sonuç doğurmayacağı, salt temerrüdün geç bildirimi olgusu dikkate alınarak rizikonun teminat dışı olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüyle, İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68.- euro üzerinden devamına, fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili 10.9.2018 havale tarihli ve hafta sonu nedeniyle süresinde olan istinaf dilekçesinde , dosyaya rapor ibraz eden tüm bilirkişilerin bir rapordaki kurum personeli bilirkişinin görüşü hariç, haklılıkları yönünde görüş bildirdiğini, konunun uzmanı bilirkişilerin raporları karşısında haklılıklarının kanıtlandığını, mahkemenin davanın kısmen kabulü yönünde karar vererek haklılıklarını ilama bağladığını, alacak likit olmasına karşın mahkemenin hükmettiği alacak bakımından icra inkar tazminatına hükmetmediğini, kararın bu yönü ile yanlış olduğunu belirterek davanın kısmen kabulüne dair kararın kaldırılmasına ve davanın tam kabulüne, kabul edilen miktar yönünden müvekkili lehine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
2- Davalı vekili; davacı tarafa peşin nisbi harç eksikliği tamamlattırılmadan yapılan yargılamanın usule aykırı olduğunu, mahkemenin kararının icra dosyasındaki takip talebine açıkça aykırı olduğunu, delillerin değerlendirilmesizin ve eksik incelemeyle verilen kararın usule aykırı olduğunu, davacının taleplerinin sigorta kapsamı içerisinde olmadığını ve teminat dışı olduğunu, davacının iddia ettiği satışlarla ilgili kararlaştırılmış vadeleri ispatlayamadığını, bilirkişi raporlarında temerrüt konusunda açık tutarsızlıklar olduğunu, davacının kestiği faturaların usulsüz olduğunu, mahkemenin TTK 1446. maddeyi tatbik etmesinin hatalı olduğunu, yapılan tazminat hesabının doğru olmadığını, davacının 5 aylık bekleme müddetine riayet etmediğini, müvekkilinin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi'nin kararının kaldırılmasına ve davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Davalı tarafından 08/06/2012 tarihli kredi sigorta poliçesi düzenlendiği, satış kaynaklı rizikolarda her bir hasarda hasara katılım payının %10 ve teminat kapsamında 3.000-euro muafiyet öngörüldüğü, poliçeyle sigortalının alıcısının sözleşmede kararlaştırılan şartlarla mal ve hizmet bedeli ödememesi halinin davalı sigortacı tarafından poliçeyle teminat altına alındığı, davacının beş müşterisi yönünden temerrüdün oluştuğu, bir kısım temerrüt ihbarlarının davalıya gecikmeli olarak yapıldığı hususları sabittir.Yargılama sürecinde , 3 ayrı bilirkişi kurulundan rapor alınmış olup,bilirkişi raporları benimsenmek suretiyle hesaplanan miktar üzerinden davanın kısmen kabulune karar verilmiştir.Davalı tarafından 8.6.2012 tarihinde ...firmasına 120.000-euro ,...s'a 50.000-euro, ....ltd.ne 30.000-euro limitler açılmıştır.
Poliçe özel şartlar da 2.7.madde de "temerrüt halinin ,vade veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 30 gün içinde sigortalıya bildirilmelidir.yine hasar ihbarı başlıklı 2.3.1 maddesinde azami müdahale talep süresi fatura vade tarihinden itibaren 90 gün içerisinde yapılacağı öngörülmüştür.5 ayrı fatura ile 3 ayrı alıcıya davacı tarafından mal sevkedildiği,bir kısım faturalarda %20 ödemenin mal teslim tarihinde davacı satıcıya gönderileceği yazılı olduğu , temerrüt durumunun davalıya gecikmeli olarak yapıldığı tesbit olunmuştur. Davalı şirket hasar tazmin taleplerini hasar ihbarının geç yapılması nedeniyle reddetmiştir.2009 tarihli kredi sigortası genel şartları B-B.1 maddesinde "borç ile ilgili bir temerrüt hali ,sigortalı tarafından vade tarihi veya uzatılmış vade tarihinden itibaren 60 gün içinde sigortacıya bildirilir.Bu bildirim yapılmadığı takdirde sigortalı teminattan yararlanma hakkını kaybeder." yönünde ki düzenleme 1 temmuz 2012 tarihinde yürürlüğe giren TTK nun 1446/2 maddesi ile hükümsüz kalmıştır.TTK nun 1446(1) maddesi riziko gerçekleştiğinde sigorta ettiren ,rizikonun gerçekleştiğini öğrenince durumu gecikmeksizin sigortacıya bildirir.(2) Rizikonun gerçekleştiğine ilişkin bildirimin yapılmaması veya geç yapılması ,ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olmuşsa ,kusurun ağırlığına göre ,tazminattan veya bedelden indirim yoluna gidilir." şeklindedir.Buna göre bir indirim yapılabilmesi için ödenecek tazminatta veya bedelde artışa neden olma koşulu bulunmaktadır.Sigortalı davacının bildirimdeki ihmalinin tazminat miktarına veya rizikonun gerçekleşmesine etki eden bir husus olmadığı sonucuna varılmakla davalının hasar bildiriminin süresinde yapılmadığına ilişkin red gerekçesi TTK nun 1446/2 maddesine aykırı olup,emredici hükme aykırılık nedeniyle bu hususa ilişkin savunmaları ve istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı ,sigorta ettirenin temerrüdün gecikmeli olarak davalıya bildirilmesinin gerçekleşen rizikoya ,zararın miktarına bir etkisi olmadığı kanaatına varılmıştır.Davalı vekili temerrüt konusunda açık tutarsızlıklar olduğunu ileri sürmüş ise de yapılan bilirkişi incelemelerinde tüm raporlarda 5 adet satış işlemi için yaptığı vadesi geçmiş borç bildirimlerini KSGŞ B.1 maddesi ve özel şartlar 2.7.madde hilafına gecikmeli olarak yaptığı tesbit olunmuştur.Ancak vadesi geçmiş borç bildirimlerinin rizikoya ve hasar tazminat miktarına bir etkisi olmadığı belirlendiğinden bu iddianın sonuca etkisi olmayıp tazminat talebini zamanında ihbar yapılmadığını gerekçe göstererek yazılı olarak reddeden davalının alıcının temerrüdü tarihinden itibaren 5 ay sonra tazminat ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürmesi yerinde görülmemiş,davalı vekilinin hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiş istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Davanın itirazın iptali davası olduğu, icra takibinde yabancı para üzerinden takip başlatıldığı ve icra takibine itirazın iptali talep edilmekle verilen hükmün icra takibine aykırı bulunduğu iddiası yerinde değildir.Ayrıca itirazın iptali davasında icra takibinde yatırılan harcın mahsup edileceği Harçlar kanunun da öngörülmüştür.Ancak;
gerçekleşen riziko alıcı tarafından ödenmeyen faturalara ilişkin olup alacak likit bulunduğu halde icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Talep olunan faturalardan muafiyet indirimi yapılarak 160.999,68.- euro hesaplandığı, bu sebeble davacı vekilinin fazlaya dair istemin reddine yönelik kısma ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin icra inkar tazminatı bakımından başvurusu kabul edilerek hükmün kaldırılmasına yeniden yargılama gerekmediği ancak yeniden hüküm verilmesi gerektiğinden itirazın kısmen iptali takibin 160.999,68 euro üzerinden devamına , fazla istemin reddine ve likit alacak nedeniyle davacı yararına kabul edilen kısım üzerinden icra takip tarihinde ki kur üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen KABULUNE,İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/426 Esas 2018/518 Karar sayılı ve 10/05/2018 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulü ile İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takibine davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 160.999,68.- euro üzerinden devamına,fazla talebin reddine, alacağa takip tarihinden itibaren aynı cins alacağa 1 yıl vadeli mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına,Takip tarihindeki kur üzerinden %20 oranında hesaplanan 74.848,75- TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine"İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak ;"Alınması gereken 25.632,77- TL nispi karar harcından, icra ve mahkeme veznesine yatırılan 6.865,20- TL harcın mahsubu ile bakiye 18.767,57-TL'nin davalıdan alınarak hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 6.893,25- TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davacı tarafından yapılan 2.600- TL bilirkişi ücreti ve 379,70- TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.979,70-TL yargı giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 2.790-TL yargı giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan giderin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalının 2.400-TL yargı giderinden davanın reddi oranında hesaplanan 170,40- TL'sinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine,Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 28.464,52-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 3.439,08-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine"Davalıdan alınması gereken 25.632,77- TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin yatırılan 6.410-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.222,77-TL'nin davalıdan alınarak hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafça yatırılan 98,10-TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına.Davacı tarafından yapılan 46,35- TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 361/1 maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
03/10/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/268874 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi