6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefilin yalnızca imzaladığı sözleşmedeki borçtan sorumluluğu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1893 E. 2020/958 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Kefalet sözleşmesinde ve kefalet şerhinde açık bir atıf veya hüküm bulunmadıkça, kefil sadece bizzat imzaladığı sözleşmeden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulabilir; kefilin imzalamadığı ayrı bir sözleşmeden kaynaklanan borç, aralarında bağlantı kurulmadıkça kefalet kapsamına dahil edilemez. Ayrıca, bilirkişi raporundaki hesap hatası, hükmün istinaf edilmeyen kısmıyla (talep aşılmaksızın) sonuca etkili olmadığı sürece bozma nedeni oluşturmaz; talep ile bağlılık ilkesi gereği icra takibinde istenen miktarla sınırlı kalınır.

Ele alınan sorunlar

Kefilin üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumluluğu → ret

İddia: Davacı vekili, üye işyeri sözleşmesinin genel kredi sözleşmesinden sonra risk bakiyesi nedeniyle imzalandığını, davalının kefaletinin bu sözleşmeyi de kapsadığını, dolayısıyla davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan da sorumlu olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kefalet sözleşmesi genel kredi sözleşmesiyle birlikte aynı tarihte imzalanmış olup, bu sözleşmede ve kefalet şerhinde üye işyeri sözleşmesine atıf bulunmadığı gibi kefilin üye işyeri sözleşmesindeki borçtan da sorumlu olacağına dair hiçbir hüküm yer almamaktadır. Bu nedenle davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması mümkün değildir. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Bilirkişi raporundaki faiz hesabı hatasının sonuca etkisi → ret

Gerekçe: Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada temerrüt faizinin hesaplandığı dönem, icra takip dosyasının yetkili icra dairesine gönderildiği tarih esas alınarak belirlenmiş olup, bu maddi hataya dayalıdır; zira takip daha önceki bir tarihte başlamıştır. Ancak ilk derece mahkemesi hükmünde davacının takip talebindeki işlemiş faiz ve BSMV taleplerinin tümü kabul edilerek itirazın iptaline karar verilmiş ve hüküm bu yönüyle davalı tarafından istinaf edilmemiştir. Bu durumda bilirkişi raporundaki hesaplama hatası sonuca etkili olmamış, icra dosyasında talep olunan 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL BSMV ve 220 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti talebiyle bağlı kalınması gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak miktarının belirlenmesi → ret

Gerekçe: Genel kredi sözleşmesinde faiz oranına ilişkin doğrudan hüküm bulunmamakla birlikte sözleşmenin 53. maddesi ve banka tarafından düzenlenen genel mektup uyarınca temerrüt halinde Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari faiz oranının %100 fazlası oranında (%72) temerrüt faizi uygulanması gerekir. Davalı kefil, 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca geçerli şekilde imzaladığı kefalet sözleşmesi kapsamında asıl borçlunun temerrüdünden ve kendi temerrütünün hukuki sonuçlarından sorumludur. Bu kapsamda genel kredi sözleşmesine dayalı 284.558,23 TL alacaktan 134.600,52 TL ödeme düşüldükten sonra 27.12.2011 tarihi itibariyle 149.957,71 TL asıl alacak kaldığı sabittir ve bu miktara hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır. (BAM'ca yerinde görülen İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi gerekçesi)

Emsal değeri

Kefilin sorumluluğunun, kefalet sözleşmesinde açık atıf bulunmayan başka bir sözleşmeden kaynaklanan borcu kapsamayacağına ilişkin tespit yönünden bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek borçlu müteselsil kefil kefalet sözleşmesinin şekli geçerliliği temerrüt faizi itirazın iptali talep ile bağlılık ilkesi genel mektup faiz oranı

Atıf yapılan mevzuat: 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu (eBK) — 818 sayılı BK 484

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1893

KARAR NO 2020/958

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/12/2017

NUMARASI 2013/416 Esas-2017/1251 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/10/2020

Davanın kısmen kabulüne yönelik hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; dava dışı ... şirketi ile davacı arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının da sözleşmede müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalıya ihtarname tebliğ edildiğini, ödeme yapılmaması üzerine icra takibine geçildiğini, müvekkili ile şirket arasındaki üye işyeri sözleşmesi kapsamında da davalının borçtan sorumlu ve istenen temerrüt faizi oranının yasaya uygun olduğunu, takibin davalının itirazı nedeniyle durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalının üye işyeri sözleşmesinde imzasının bulunmaması ve tutar artırımının pos alacağından kaynaklanan borca ek teminat olarak alındığına dair ibare bulunmaması nedeniyle davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu olmayıp genel kredi sözleşmesi gereğince oluşan borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; borçlu şirket ile üye işyeri sözleşmesi imzalandıktan sonra risk bakiyesi nedeniyle genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, davalının kefaletinin alındığını, dolayısıyla kefaletin üye işyeri sözleşmesini kapsadığını, bu nedenle davalının bu borçtan da sorumlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesi ve üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamında mevcut delillerden; davacı banka ile dava dışı ... arasında 06.08.2009 tarihli üye işyeri sözleşmesi ve 750.000-TL bedelli genel kredi sözleşmesi aktedildiği, davalının genel kredi sözleşmesine dayalı kefalet şerhini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, tahakkuk eden borçların ödenmemesi üzerine hesabın genel kredi sözleşmesi borcu yönünden 04.11.2011 tarihinde, üye işyeri sözleşmesi borcu yönünden ise 14.11.2011 tarihinde kat edilerek davalıya kat ihtarnamesi gönderildiği, davalı kefile gönderilen üye işyeri sözleşmesi kat ihtarının 15.11.2011 tarihinde, genel kredi sözleşmesi kat ihtarının ise 02.12.2011 tarihinde tebliğ edildiği, dolayısıyla davalı kefilin sırasıyla 16.11.2011 ve 03.12.2011 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, genel kredi sözleşmesinde faiz oranına ilişkin hüküm bulunmadığı, ancak sözleşmenin 53.

maddesi dikkate alındığında banka tarafından Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari faiz oranı olan %36 oranının uygulanması gerektiği, banka tarafından sözleşme tarihi itibariyle faiz oranlarının belirlendiği genel mektupta temerrüt halinde Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari faiz oranının %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağının belirtildiği, dolayısıyla genel kredi sözleşmesi bakımından temerrüt faiz oranının %72 olduğu tespit edilmiştir. Kefalet sözleşmesinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'nın 484. maddesi uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olması için yazılı şekilde yapılması ve kefilin sorumlu olduğu kefalet limiti, belirli bir miktarın gösterilmesi gereklidir.

Müşterek borçlu ve müteselsil kefiller, asıl borçlunun borcundan (asıl borçlunun temerrüdü dahil) kefalet limiti ve kendi temerrütlerinin hukuki sonuçları ile sorumludur. Somut olayda davalı kefil takip öncesinde temerrüde düşürülmüş olmakla, asıl borç ile birlikte kendi temerrüdünün hukuki sonuçlarından sorumlu olacaktır. Borcun ödenmemesi halinde alacağın muaccel olduğu tarihten müşteriye ihtarda belirtilen süre sonuna kadar Merkez Bankasına bildirilen en yüksek cari faiz oranının, temerrüt tarihinden itibaren ise banka tarafından düzenlenen genel mektupta tespit edilen en yüksek cari faiz oranını %100 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacağı kabul edilmiştir. Bu kapsamda yapılan hesaplamada;

davacının genel kredi sözleşmesine dayalı alacağı 284.558,23- TL olup, yapılan toplam 134.600,52 TL ödemenin düşülmesi sonucunda 27.12.2011 tarihi itibariyle 149.957,71 -TL alacak aslı kaldığı sabittir. Mahkemece de bu miktar asıl alacağa hükmedilmiştir.Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamalarda bu miktara takip tarihi olan 24.01.2013 tarihine kadar geçen süre için 394 gün %72 oran üzerinden temerrüt faiz tutarı 55.784,26 TL olduğu hesaplanmış ise de bu hesaplama maddi hataya dayalı olup ,bilirkişi tarafından hesaplama yapılan dönem icra takip dosyasının yetkili icra dairesine gönderildiği tarih olup takip daha evvel ki tarihte başlamıştır.Verilen hüküm ile davacının takip talebindeki işlemiş faiz ve bsmv taleplerinin tümünün kabul edilerek itirazın iptaline karar verildiği ,hükmün davalı tarafından bu yönüyle istinaf edilmediği gözetildiğinde bilirkişi raporunda ki hesaplama hatası sonuca etkili olmamış,icra dosyasında talep olunan, 24.377,50- TL işlemiş faiz, 1.218,88- TL BSMV ve 220- TL ihtiyati haciz vekalet ücreti talebiyle bağlı kalınması gerekmektedir.

Asıl alacak tutarı 149.957,71 -TL ilavesiyle toplam alacağın 175.774,09- TL olduğu,fazla alacak iddiasının ispatlanamadığı sonucuna varılmıştır. Öte yandan davacı tarafından davalının üye işyeri sözleşmesi kapsamında da kefalet sorumluluğu olduğu davacı tarafça ileri sürülmüşse de, kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesiyle birlikte aynı tarihte imzalandığı, bu sözleşmede ve kefalet şerhinde üye işyeri sözleşmesine atıf bulunmadığı gibi kefilin üye işyeri sözleşmesindeki borçtan da sorumlu olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığı görülmekle, davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması mümkün olmadığından davacı vekilininin davalının üye işyeri kapsamında doğan borçtan da sorumlu olduğuna yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Yapılan hesaplara göre 27.12.2011 tarihi itibariyle kalan asıl alacağa hükmedilmesinde ise bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla ,ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,35,90- TL harcın talebi halinde davacıya iadesine, İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/10/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/268752 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7817 E. 2022/3121 K. · Bozuldu

Harçtan muaf olmayan davacı bankadan harç alınmamasının kamu düzenine aykırılığı

Gerekçe özeti

Harçtan muaf olmayan davacıdan (banka) istinaf başvurusuna ilişkin harcın alınmaması kamu düzenine ilişkin olup, temyiz incelemesinde re'sen bozma sebebidir.

Emsal değeri

Harçtan muaf olmayan davacıdan harç alınmamasının kamu düzenine ilişkin olması ve re'sen bozma gerektirmesi yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: harç muafiyeti kamu düzeni re'sen bozma

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/7817 E.  ,  2022/3121 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 27.12.2017 tarih ve 2013/416 E- 2017/1251 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.10.2020 tarih ve 2018/1893 E- 2020/958 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile dava dışı Bamtur Tur. Org. Tic. Ltd. Şti. arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davacının söz konusu kredi sözleşmesinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi borçlularına ihtarname gönderildiğini, borcun ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, dava dışı şirket ile davacı arasında üye işyeri sözleşmesi imzalandığını, üye iş yeri sözleşmesinin teminatı olarak da genel kredi sözleşmesinin imzalandığını, üye iş yeri sözleşmesinin 3.2.10. maddesinde üye iş yerinin sözleşmenin teminatı olarak bankaca uygun görülecek teminatı vermeyi kabul ettiğinin düzenlendiği, kredi sözleşmesinin 18.

maddesinde ise kefilin asıl borçlunun borçlandığı ve borçlanacağı tutarlar için kefalet verdiğinin düzenlendiğini ileri sürerek, itirazın iptalini ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğu, ayrıca davacı banka ile dava dışı şirket arasında üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan ve ödenmediği iddia edilen alacak için davalının sorumlu olduğu iddia edilerek bu iki alacağın toplamı üzerinden icra takibinin yapıldığı, davalının genel kredi sözleşmesinden doğan borç için davacıya karşı 149.957,71 TL asıl alacak, 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL faizin % 5 gider vergisi, 220,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 175.774,09 TL alacak ile %72 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizinden sorumlu olduğu, davacı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen üye işyeri sözleşmesinde davalının kefalet imzasının bulunmadığı, post alacağı ve genel kredi sözleşmesi arasında illiyetin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibinin 149.957,71 TL asıl alacak, 24.377,50 TL işlemiş faiz, 1.218,88 TL faizin %5 gider vergisi, 220,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere 175.774,09 TL toplam alacak yönünden devamına, %72 oranında TCMB faiz oranları genelgeleri doğrultusunda değişken oranlarda temerrüt faizi uygulanmasına ve asıl alacağın %20’si oranında icra inkar tazminatına karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; hükmün davalı tarafından istinaf edilmediği gözetildiğinde bilirkişi raporundaki hesaplama hatası sonuca etkili olmadığı, davacı tarafından davalının üye işyeri sözleşmesi kapsamında da kefalet sorumluluğu olduğu ileri sürülmüşse de, kefalet sözleşmesinin genel kredi sözleşmesiyle birlikte aynı tarihte imzalandığı, bu sözleşmede ve kefalet şerhinde üye işyeri sözleşmesine atıf bulunmadığı gibi kefilin üye işyeri sözleşmesindeki borçtan sorumlu olacağına dair hiçbir hüküm bulunmadığı, davalının üye işyeri sözleşmesinden kaynaklanan borçtan sorumlu tutulması mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Davacı banka harçtan muaf olmadığı halde Bölge Adliye Mahkemesince davacının vekilinin istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararda davacının harçtan muaf olduğu belirtilerek harç alınmasına yer olmadığına karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bu durum kamu düzenine ilişkin olduğundan; Bölge Adliye Mahkemesine ilişkin hükmün bu nedenle re'sen bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, Bölge Aliye Mahkemesi kararının re'sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/04/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.