Bayilik cari hesabında ticari defter kayıtları arasında fark varsa hangisi esas alınır
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1575 E. 2019/1447 K. · · İlk derece: İST. ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan Cari Hesap Alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
bayilik (acente-kıyas)
Gerekçe özeti
Cari hesap ilişkisinden kaynaklanan alacak davalarında, taraf ticari defter kayıtları arasında fark bulunması ve bu farkın nedeninin (cari hesap ekstresi sunulmaması gibi) davacı tarafça açıklanamaması halinde, davacının kendi lehe delil vasfını haiz defter kaydı tek başına alacağı ispata yeterli görülmez ve davalının lehe delil vasfını haiz defter kaydı hükme esas alınabilir. İtirazın iptali davasında alacak durumu takip tarihi itibariyle belirlenir; davalının takipten sonra veya dava açıldıktan sonra düzenlediği faturalar alacak hesabında dikkate alınmaz, ancak takipten sonra yapılan ödemeler infaz aşamasında dikkate alınabilir.
Ele alınan sorunlar
Taraf ticari defter kayıtları arasındaki farkın ispat yükü ve hangi kaydın esas alınacağı → ret
İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporunun kök raporda tespit edilen 299.616,80-TL alacak ile sonuç kısmındaki 105.190,67-TL arasında çelişki bulunduğunu, bu çelişkinin ek raporla da giderilmediğini ileri sürerek raporun denetime elverişsiz olduğunu ve davanın kabul edilmesi gerektiğini savunmuştur.
Gerekçe: Davacının lehe delil vasfını haiz ticari defterlerine göre 2013 yılı sonunda davalıya 35.247,93-TL borçlu, 2014 yılı sonunda ise davalıdan 299.616,80-TL alacaklı olduğu; davalının lehe delil vasfını haiz ticari defterlerine göre ise davalının takip tarihi itibariyle 105.190,67-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davacı tarafça cari hesap ekstreleri sunulmadığından taraf kayıtları arasındaki farkın nedeni anlaşılamamıştır. Davacının ticari defter kayıtları tek başına alacağı ispata yeterli olmadığından, davalının ticari defter kayıtlarının hükme esas alınmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalı tarafça takipten sonra ve dava sonrası düzenlenen faturaların/ödemenin alacak hesabında ve infazda dikkate alınması → ret
İddia: Davalı vekili, sözleşme uyarınca kendi defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edilmesi gerektiğini, kesilen faturaların hükme esas alınması halinde davacının alacaklı olmadığını, aksine kendisinin 49,54-TL alacaklı olduğunu ve alacağın likit olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Gerekçe: İtirazın iptali davasında alacak durumu takip tarihi itibariyle tespit edileceğinden, davalının takipten sonra düzenlediği 13.621,79-TL ve dava sonrası düzenlediği 6.230,21-TL bedelli faturalar alacak hesabında dikkate alınmamıştır; ancak takipten sonra yapılan ödemeler dikkate alınabilir. İlk derece mahkemesince bu faturalar ödeme kabul edilerek icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmiş ise de, davacı tarafça bu husus açıkça istinaf konusu edilmediğinden bu hususa sadece değinilmekle yetinilmiştir. Davadan sonra 19.08.2014 tarihinde yapılan 85.388,21-TL ödemenin ise icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasının gerekeceği açıktır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra inkar tazminatına hükmedilmesi (alacağın likit olup olmadığı) → ret
İddia: Davalı vekili, alacağın likit olmadığını ileri sürerek icra inkar tazminatına hükmedilmesine karşı çıkmıştır.
Gerekçe: Alacak likit (bilinebilir, belirlenebilir) olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Taraf ticari defter kayıtları arasında açıklanamayan fark bulunması halinde davacının kendi kaydının tek başına ispata yeterli olmayacağı ve davalı kaydının esas alınabileceği; itirazın iptali davasında takip sonrası düzenlenen faturaların alacak hesabına değil ancak takip sonrası ödemelerin infaza etki edeceği yönündeki tespitler açısından emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari defter kaydının ispat gücü↗ lehe delil vasfı↗ cari hesap↗ itirazın iptali↗ icra inkar tazminatı↗ likit alacak↗ infazda dikkate alınacak ödeme↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/1575
KARAR NO 2019/1447
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İST. ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 18/04/2018
NUMARASI 2014/947 E.-2018/418 K.
DAVA
İtirazın İptali (Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/11/2019
Davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:
DAVA
Davacı vekili, 30 yıl devam eden bayilik sözleşmesinin davalı tarafından haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini, müvekkilinin avans ve erken ifa nedeniyle yaptığı ödemelerden dolayı alacaklı olduğunu, cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, %20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili, sözleşmenin süresinin bitimi ile 31.12.2013 tarihinde son bulduğunu, müvekkili tarafından feshedilmediğini, davacıya ihtarname gönderilerek mutabakat yapılması istendiğini, ancak davacı mutabakata yanaşmadığı gibi haksız fatura tebliğine başladığını, müvekkilinin davacıya muaccel hale gelmiş ve ödenmeyen borcu bulunmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece;bayilik sözleşmesinin davalı tarafça süresinin dolduğu gerekçesi ile feshedildiği, incelenen taraf defterlerine göre davacının 105.190,67- TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle, davalının takibe itirazının kısmen iptali ile 105.190,67- TL asıl alacağa değişen oranlarda avans faizi işletilerek takibin devamına fazla istemin reddine, davalı tarafça takipten sonra yapılan 13.621,79-TL ödeme ile davadan sonra yapılan 6.230,21- TL ve 85.388,21- TL lik ödemelerin infazda dikkate alınmasına, %20 oranında icra inkar tazminatı ile kötüniyet tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili; kök ve ek bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, kök raporda müvekkilinin lehe delil vasfı olan ticari defterlerine göre davalıdan 299.616,80-TL alacaklı olduğu tespit edilmişken sonuç kısmında 105.190,67-TL alacaklı olduğu sonucuna varılarak çelişki oluşturulduğunu, aradaki farkın nedeninin anlaşılamadığını, kök rapora itirazlarında da bu hususun belirtildiğini ancak itirazın ek raporda karşılanmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.
2- Davalı vekili; taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca müvekkili defter ve kayıtlarının delil olarak kabulünün gerektiğini, dolayısıyla müvekkili tarafından kesilen faturaların delil olarak kabulü ve hükme esas alınması gerektiğini,buna göre davacının bir alacağının bulunmadığını,aksine müvekkilinin 49,54-TL alacaklı olduğunu,alacağın likit olmadığını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.
GEREKÇE
Dava, bayilik sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.Taraflar arasındaki bayilik ilişkisinin 2013 yılı sonu itibariyle bittiği tarafların kabulünde olup, davacının cari hesap alacağı talebi, sözleşmenin haklı veya haksız nedenle feshine bağlı olmadığından bu husus üzerinde durulmamıştır.Tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmiş, davacının lehe delil vasfını haiz ticari defterlerine göre davacının 2013 yılı sonu itibariyle davalıya 35.247,93-TL borcu olduğu,2014 yılı sonu itibariyle davalıdan 299.616,80-TL alacaklı olduğu tespit edilmiş, davalının lehe delil vasfını haiz olan ticari defterlerine göre davalının takip tarihi itibariyle 105.190,67-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir.
Ne var ki davacı tarafça cari hesap ekstreleri sunulmadığından tarafların cari hesap kayıtları arasındaki farkın nedeni anlaşılamamıştır. Davacının ticari defter kayıtları tek başına alacağı ispata yeterli olmadığından, davalının ticari defter kayıtlarının hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. Öte yandan, kök raporda davalının takipten sonra davacıya 05.05.2014 tarihli 13.621,79TL bedelli ... nolu fatura ile davadan sonra 16.06.2014 tarihli 6.230,21-TL bedelli ... nolu faturaları düzenlediği, ayrıca yine davadan sonra 19.08.2014 tarihinde 85.388,21-TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir. İtirazın iptali davasında takip tarihi itibariyle alacak durumu tespit edileceğinden ve ancak takipten sonra yapılan ödemeler dikkate alınabileceğinden, davalının takipten sonra düzenlediği bu iki fatura alacak hesabında dikkate alınmamıştır.
Ne var ki ilk derece mahkemesince bu faturalar ödeme kabul edilerek icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına karar verilmiş ise de, davacı tarafça bu husus açıkça istinaf konusu edilmediğinden bu hususa değinilmekle yetinilmiştir. Davadan sonra 19.08.2014 tarihinde yapılan 85.388,21-TL ödemenin de icra müdürlüğünce infaz aşamasında dikkate alınmasının gerekeceği açıktır.Alacak likit(bilinebilir, belirlenebilir) olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş, ayrıca davacı aleyhine hükmedilen kötüniyet tazminatı istinaf konusu edilmediğinden bu hususta bir değerlendirme yapılmamıştır. İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulü yönünde verilen kararda isabetsizlik görülmemiş olup, açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle;Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE, Davacıdan tahsili gereken 44,40-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL nin mahsubu ile bakiye 8,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davalıdan tahsili gereken 7.185,57- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.832,40- TLnin mahsubuna bakiye 5.353,17- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin takdiren üzerlerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.
21/11/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/268712 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi