İskonto faturası şartları oluşmadığından itirazın iptali; gerçek kişinin husumeti yok
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/941 E. 2019/1405 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptalidiğerKesin
★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan Cari Hesap Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım
Gerekçe özeti
Satım sözleşmesinden kaynaklanan cari hesap ilişkisinde, sipariş sözleşmesinde belirlenen peşinat iskontosuna hak kazanma süresi (fatura tarihinden itibaren belirli gün) içinde ödeme yapılmadığı takdirde, sonradan düzenlenen iskonto faturasının geçerlilik şartları oluşmaz ve bu fatura tutarı asıl alacaktan mahsup edilemez. İtirazın iptali davasında, takibin yapıldığı icra dairesinin yetkili olup olmadığı dava şartı niteliğinde olduğundan mahkemece öncelikle ve re'sen incelenmelidir; para borcuna dönüşen ticari alacaklarda HMK 10 ve TBK 89 uyarınca sözleşmenin ifa yeri ile alacaklının ikametgahı icra daireleri yetkilidir. Ayrıca, şirket adına sözleşme imzalayan gerçek kişinin, şirketin borçlarından şahsi sorumluluğu ve davada taraf sıfatı bulunmaz; kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki HMK 298/2 ve Anayasanın 141. maddesine aykırılık oluşturur ve bu durumda BAM, toplanacak delil bulunmadığı hallerde ilk derece kararını ilgili davalı yönünden kaldırıp davayı esastan yeniden karara bağlayabilir.
Ele alınan sorunlar
İskonto faturasının düzenleme koşullarının oluşup oluşmadığı → ret
İddia: Davalılar, taraflar arasında süregelen bir iskonto uygulaması bulunduğunu, davacı adına düzenlenen iskonto faturasının hesap ekstresi ve ödeme analizine göre belirlendiğini, 2014-2015 yıllarına ait kayıtların celbi talebinin dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunun kendi içinde çelişkili olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Tarafların TTK hükümlerine uygun tutulan ve sahibi lehine delil niteliği taşıyan 2015 yılı ticari defterlerine göre davacı, takip tarihi itibarıyla davalıdan 13.419,15-TL, davalı ise kendi defterlerine göre 9.282,75-TL alacaklı olup aradaki 4.136,40-TL fark, davalı tarafından davacı adına düzenlenen iskonto faturasından kaynaklanmaktadır. 13.07.2015 tarihli sipariş sözleşmesi uyarınca davalının fatura tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeme yapması halinde peşinat iskontosuna hak kazanacağı düzenlenmiştir. Davalı tarafından yapılan ödemeler fatura tutarı bazında değil peyder pey yapılmış, bu ödemelerin önceki fatura bedeline istinaden yapıldığı kabul edildiğinde de, sözleşme hükümlerine göre peşinat iskontosuna hak kazandıracak 15 günlük süre içinde yapılmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı tarafından davacı adına tanzim edilen iskonto faturasının düzenleme koşulları oluşmamıştır. Sipariş sözleşmesinden sonra düzenlenen 20.07.2015 tarihli iskonto faturası yönünden, tarafların 2014 yılı ticari defterlerinin incelenerek 2014 yılında da iskonto faturası düzenlendiğinin tespit edilmesinin sonuca etkisi bulunmadığından, davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra dairesinin yetkisine itiraz ve yetki dava şartının re'sen incelenmesi → ret
Gerekçe: İtirazın iptali davasında takibin yetkili icra dairesinde yapılması dava şartıdır. Mahkemece öncelikli olarak icra dairesinin yetkisine itirazın karara bağlanması gerekirken bu konuda karar verilmemesi ve gerekçede de herhangi bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiştir. Ancak taraflar arasında ihtilafsız olan ticari ilişki uyarınca para borcu haline dönüşen takibe konu alacak yönünden HMK 10 ve TBK 89. maddesi hükümleri uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer ile alacaklının ikametgahı icra daireleri yetkili bulunmaktadır. Davacı seçimlik hakkını ikametgahı icra dairesi yönünden kullanmış olup, İstanbul icra daireleri bu sebeple yetkilidir; davalının icra dairesine yönelik yetki itirazı yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki (HMK 298/2) → kabul
Gerekçe: HMK 298/2 maddesi 'Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz' hükmünü içermektedir. Kısa karar ile gerekçeli kararın birbirinden farklı olması, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK'nın buyurucu nitelikteki kamu düzenine ilişkin maddelerine aykırıdır. Somut olayda mahkemece davalı ... yönünden davanın reddi yerine kısa kararda davanın kabulüne, gerekçeli kararda ise davalının sorumluluğu bulunmadığı belirtilerek yine davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalı gerçek kişinin (şirketi temsilen sözleşme imzalayan) pasif husumeti → kabul
İddia: Davalılar vekili, davalı ... için husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, limited şirket borcundan dolayı şirket ortağının bile sorumlu olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı ile davalı şirket arasında ticari ilişki mevcuttur. Davalı şirket adına sözleşme imzalayan gerçek kişi davalı ...'nun şirketin borçlarından şahsi sorumluluğu ve davada taraf sıfatı bulunmamaktadır. Dosyada toplanacak delil bulunmadığı ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus olmadığından, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun davalı ... yönünden kabulüne, ilk derece kararının bu davalı yönünden kaldırılmasına ve davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın; (i) peşinat iskontosuna hak kazanma süresinin geçirilmesi halinde sonradan düzenlenen iskonto faturasının geçersiz sayılacağına, (ii) itirazın iptali davasında icra dairesinin yetkisinin dava şartı olarak öncelikle ve re'sen incelenmesi gerektiğine ve (iii) şirket adına sözleşme imzalayan gerçek kişinin şirket borcundan şahsen sorumlu tutulamayacağına ilişkin tespitleri, benzer ticari satım ve cari hesap uyuşmazlıklarında bölgesel emsal değeri taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- İtirazın iptali davasında, para borcuna dönüşen ticari alacaklar yönünden HMK 10 ve TBK 89 uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer icra daireleri ile alacaklının ikametgahı icra daireleri yetkilidir; davacının seçimlik hakkını ikametgahı icra dairesi yönünden kullanması halinde bu icra dairesi yetkilidir.
- Dava şartı
- İtirazın iptali davasında takibin yetkili icra dairesinde yapılmış olması dava şartıdır ve mahkemece öncelikle incelenmelidir., Şirket adına sözleşme imzalayan gerçek kişinin şirketin borçlarından şahsi sorumluluğu bulunmadığından, bu kişi yönünden davada taraf (pasif husumet) sıfatı yoktur.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ cari hesap alacağı↗ iskonto faturası↗ peşinat iskontosu↗ ticari defterlerin delil niteliği↗ icra dairesinin yetkisi↗ dava şartı↗ pasif husumet↗ kısa karar-gerekçeli karar çelişkisi↗ icra inkar tazminatı↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/941
KARAR NO 2019/1405
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 27/12/2017
NUMARASI 2016/542 Esas 2017/1138 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/11/2019
Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; taraflar arasında cari hesap ilişkisi olduğunu, müvekkili şirketin faturalardan dolayı davalılardan 13.419,15-TL bakiye alacağının olduğunu, bu alacağın tahsili hususunda yapılan görüşmelerin neticesiz kaldığını, davalıların borcu ödemeye yanaşmaması nedeniyle haklarında İstanbul .... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, borçluların borcun 4.136,40-TL sine kısmen ve ayrıca icra dairesinin yetkisine itiraz ettiklerini, davacı şirketin merkez adresinin Şişli/İstanbul olması nedeni ile TBK 89.maddesi uyarınca yetki itirazının yerinde olmadığını belirterek, öncelikle vaki itirazın asıl alacağa ilişkin 4.136,40-TL lik kısmı ile yetkiye itirazın iptaline, itirazlı kısım üzerinden % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili; öncelikle davalı ... için davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, limited şirket borcundan dolayı şirket ortağı bile sorumluluğu değilken davalı ...'nun borçtan sorumlu tutulduğunu,davacı şirketin fatura düzenlerken anlaşma gereği iskonto yapmakta ve bu iskontoyu faturada göstermek olduğunu, bu durumun ticari ilişkinin devam ettiği 2014-2015 yıllarına ait 28.5.2015 tarihli ... no.lu faturadan 22.10.2014 tarihli ... ve ... no.lu faturadan anlaşıdığını, davacının sunduğu faturalarda iskonto tutarının gösterilmediğini, davacının iddia ettiği 4.136,40-TL lik borcun uygulanması gereken iskonto bedeli olduğunu, müvekkili tarafından 15.7.2015 tarihinde fiyat farkı faturası düzenlenerek davacıya kargo ile iletildiğini,itirazın yerinde olduğunu belirterek,davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; uyuşmazlığın davalı tarafından davacı adına tanzim edilen 4.136,40-TL tutarlı iskonto faturasından kaynaklandığı, davalı tarafça ödemeler yapıldığı ancak, fatura tutarı olmadığı,ödemeler, önceki fatura bedeli ödemesi kabul edildiğinde,ödemelerin peşinat iskontosuna hak kazandıracak 15 günlük sürede yapılmadığı,davacı adına düzenlenen 4.136,40-TL tutarlı iskonto faturasının dayanağı olmadığı, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 13.419,15-TL alacaklı olduğu bu miktar üzerinden takibin devamına, alacak likit olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalı ...'nun ticari ilişki kapsamında davacıya borcu olmadığı,davalı ... yönünden davanın reddi gerektiği ancak kısa kararda davalı ...
yönünden davanın reddi yönünde hüküm kurulmadığından davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar vekili; davalı ... için husumet yokluğundan davanın reddi gerektiğini, taraflar arasında süre gelen bir iskonto uygulamasının mevcut olduğunu,davacı adına düzenlenen iskonto faturasının müvekkiline gönderilen hesap ekstresi ve ödeme analizi üzerinde yer alan iskonto miktarına göre belirlendiğini, sipariş tarihi olan 13/07/2015 tarihi olduğu varsayılsa dahisözleşmenin 2015 yılına ait tüm ticari ilişkiyi kapsayacak şekilde değerlendirilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava dosyasına sunulan faturalarda iskontonun fatura basılırken faturada gösterildiğini,faturalara ilişkin ödemelerin 15 günden daha uzun bir süre sonra yapıldığı göz önüne alındığında bilirkişi raporunun kendi içinde çeliştiğini, 2014-2015 yılları arasındaki kayıtların celbi talebinin mahkemece dikkate alınmadığını belirterek kararın kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
İcra takibine konu alacak; satım sözleşmesi uyarınca cari hesap alacağının tahsili isteminden kaynaklanmaktadır.Uyuşmazlık; Taraflar arasında ticari ilişki uyarınca iskonto faturasının düzenleme şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Tarafların TTK hükümlerine uygun tutulan ve sahibi lehine delil niteliğini taşıyan 2015 yılı ticari defterlerine göre davacının takip tarihi itibarıyla davacı ticari defterlerine göre davalıdan 13.419,15- TL,davalı ticari defterlerine göre ise 9.282,75- TL alacaklı olup aradaki 4.136,40-TL fark davalı tarafından davacı adına düzenlenen iskonto faturasından kaynaklanmaktadır.13.07.2015 siparis sözleşmesi uyarınca; davalının fatura tarihinden itibaren 15 gün içinde ödeme yapması halinde davalı peşinat iskontosuna hak kazanacaktır.Davalı tarafından yapılan ödemeler fatura tutarı bazında yapılmamış, peyder pey yapılan ödemelerin önceki fatura bedeline istinaden yapıldığı kabul edildiğinde, yaptığı ödemelerin, sözleşme hükümlerine göre, peşinat iskontosuna hak kazandıracak 15 gün içinde yapılmadığı ve davalı tarafından davacı adına tanzim edilen 4.136,40-TL tutarlı iskonto faturasının düzenleme koşullarının oluşmadığı ,buna göre sipariş sözleşmesinden sonra düzenlenen 20.07.2015 tarihli iskonto faturası yönünden tarafların 2014 yılı ticari defterlerinin incelenerek 2014 yılında taraflar arasında iskonto faturası düzenlendiğini tespit edilmesinin sonuca etkisi olmadığından davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiş ve davacının davalıdan takibe konu miktar kadar alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne, karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Ancak; davalılar takibe icra dairesinin yetkisine de itiraz etmiş olup,itirazın iptali davasında takibin yetkili icra dairesinde yapılması dava şartıdır. Mahkemece öncelikli olarak icra dairesinin yetkisine itirazı karara bağlaması gerekirken bu konuda karar verilmemesi ve gerekçede de herhangi bir değerlendirme yapılmaması doğru görülmemiştir. Ancak taraflar arasında ihtilafsız olan ticari ilişki uyarınca para borcu haline dönüşen takibe konu alacak yönünden HMK 10 ve TBK 89. Maddesi hükümleri uyarınca sözleşmenin ifa edileceği yer ve alacaklının ikametgahı icra daireleri yetkili bulunduğu,davacının seçimlik hakkını ikametgahı icra dairesi yönünden kullandığı , İstanbul icra daireleri bu sebeble yetkili olduğundan davalının icra dairesine yönelik yetki itirazı yerinde değildir.HMK 298/2 Maddesi”Gerekceli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz”hükmünü içermektedir.Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141.
maddesi ile HMK.nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki kamu düzeni ile ilgili maddelerine de aykırıdır. Somut olayda davacı ve davalı şirket arasında ticari ilişki mevcuttur. Davalı şirket adına sözleşme imzalayan gerçek kişi davalı ...'nun şirketin borçlarından sahsi sorumluluğu ve davada taraf sıfatı bulunmamaktadır.Mahkemece davalı ... yönünden davanın reddi yerine, kısa karar ile davanın kabulüne, gerekçeli kararda ise davalının Meral'in sorumluluğu bulunmadığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş bununla birlikte dosyada toplanacak delil bulunmadığı ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir hususta bulunmadığından, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun davalı şirket yönünden esastan reddine,davalı ...
yönünden kabulü ile, HMK 353(1)b-2 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1- Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun davalı .... Ltd. Şti. Yönünden HMK 353-b-1 gereği ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı ... yönünden KABULÜNE; İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/12/2017 Tarih 2016/542 Esas 2017/1138 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "1-Davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan REDDİNE, 2-Diğer davalı .... Ltd.Şti. yönünden asıl alacağın itiraz edilen 4.136,40-TL ye yapılan kısmi itirazın İPTALİNE, itirazsız kesinleşen kısım (9.287,75-TL) ile birlikte 13.419,15-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren davacı talebini aşmamak üzere avans faizi işletilerek takibin devamına ,İtirazlı kısım üzerinden hesaplanan %20 icra inkar tazminatı tutarı 827,28-TL nin davalı ....
Ltd.Şti. den tahsili ile davacıya ödenmesine, İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 282,55-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 29,20-TL harcın mahsubu ile bakiye 253,35-TL'nin davalı .... Ltd.Şti.'nden alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından ödenen 62,70-TL peşin harcın davalı .... Ltd.Şti.'nden alınarak davacıya ödenmesine,Davacı tarafından yapılan, ve hakkındaki dava reddedilen davalı için yapılan giderler ayrık tutularak hesaplanan 1.200- TL bilirkişi ücreti, 180- TL teb-müz. masrafı olmak üzere toplam 1.380- TL yargı giderinin davalı .... Ltd.Şti.'nden alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 1.980- TL vekalet ücretinin davalı ....
Ltd.Şti.'nden alınarak davacıya ödenmesine, Davalı ... vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 2.725- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'ya ödenmesine, Davalı şirketten alınması gereken 282,55- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90-TL nin mahsubu ile bakiye 246,65- TL harcın davalı .... Ltd.Şti'den alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı .... Ltd.Şti tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 28-TL posta masrafının davalı .... Ltd.Şti'nden alınarak davacıya ödenmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.
07/11/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/268590 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi