6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Gerekçe-hüküm çelişkisi nedeniyle kaldırma; taahhütname borca katılma sayıldı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2333 E. 2020/1167 K. · · İlk derece: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Borca Katılma/Kefalet Taahhütnamesi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Mevcut borçlunun borçtan kurtulacağına ilişkin açık bir hüküm içermeyen ve asıl borçlu hakkında da aynı alacağa dair takip/dava sürmekteyken üçüncü kişi tarafından imzalanan taahhütname, borcu üstlenme (tam ihale) değil, TBK 201 kapsamında borca katılma olarak nitelendirilir; bu durumda katılan ile asıl borçlu alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olur. Ayrıca, gerekçeli karar ile hüküm fıkrası arasında hükmün infazında tereddüt yaratacak nitelikte çelişki bulunması ve icra inkar tazminatının taleple bağlılık kuralına aykırı biçimde fazla hesaplanmış olması, yeniden yargılama gerektirmeyen nitelikte eksiklikler ise, BAM tarafından ilk derece kararı kaldırılıp aynı esasa dayalı olarak yeniden ve düzeltilmiş şekilde hüküm kurulur.

Ele alınan sorunlar

Taahhütnamenin borca katılma mı yoksa borcu üstlenme (garanti) mi olduğu → kabul

Gerekçe: TBK 201. maddesine göre borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran sözleşmedir; borca katılanla borçlu alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olur. Borca katılmada mevcut borçlunun borcu devam eder, borç ilişkisinin tarafları aynı kalır, katılan mevcut borçluyla birlikte borcu üstlenir. Somut olayda taahhütnamede mevcut borçlunun borçtan kurtulacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, ayrıca asıl borçlu hakkında aynı alacağa yönelik itirazın iptali davasının da açılmış olduğu dikkate alındığında, taahhütname ile davalının şirketin borçlarına 300.000 USD limitle kefalet verdiği anlaşılmış olup istemin dayanağının borca katılma olarak kabulü gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Gerekçeli karar ile hüküm fıkrası arasındaki çelişki → kabul

İddia: Davacı vekili, kararın gerekçesinde 429.763 TL alacağın bulunduğu kabul edilmişken hükümde 429.763 TL üzerinden 294.525 TL'nin talepname koşullarıyla tahsiline karar verilerek çelişki yaratıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Asıl borçlunun tarafı olduğu takip dosyalarında takibe konu 294.525,35 TL asıl alacağın, takip tarihine kadar işlemiş ticari avans faiziyle birlikte toplam 429.763 TL alacak olduğu tespit edilerek bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, hüküm kısmında '429.763 TL üzerinden 294.525 TL'nin talepname koşullarıyla tahsil edilebilmesi için itirazın iptaline' denilmek suretiyle çelişki oluşturulmuştur. HMK'nın 298. maddesi hükmüne göre gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağından, bu maddeye aykırı bulunan ilk derece mahkemesi kararı isabetsizdir. Söz konusu eksiklik hükmün infazında tereddüt yaratabilecek nitelikte olup yeniden yargılama gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak asıl alacak (294.525 TL) esas alınıp bu tutara takip tarihinden itibaren, davacının takipteki talebini aşmayacak şekilde ticari avans faizi uygulanmak üzere yeniden hüküm kurulmuştur.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Davacı unvanının gerekçeli kararda hatalı yazılması → ret

İddia: Davacı vekili, müvekkili şirketin unvanının değişmesine rağmen gerekçeli kararda eski unvanın yazıldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Gerekçeli kararda davacının eski unvanının yazılması doğru değil ise de, verilen hükümde karar başlığına doğru unvan yazılarak bu hata giderilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

İcra inkar tazminatının hesaplanma esası → kısmi kabul

Gerekçe: İlk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen icra inkar tazminatının, hükmedilen asıl alacak tutarı üzerinden hesaplanması gerekirken, hükmedilen alacak tutarına asıl alacak yeniden eklenerek fazla hesaplanması taleple bağlılık kuralına aykırı görülerek re'sen düzeltilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Üçüncü kişinin başkasının borcuna ilişkin verdiği taahhütnamenin, mevcut borçlunun borçtan kurtulmadığı ve asıl borçlu hakkında da takip/dava sürdüğü hallerde borca katılma (TBK 201) olarak nitelendirilmesi gerektiğine ilişkin tespit yönünden emsal değer taşımaktadır; ayrıca gerekçeli karar-hüküm çelişkisinin HMK 298 uyarınca kaldırma nedeni oluşturduğu ve icra inkar tazminatının asıl alacak üzerinden hesaplanması gerektiği hususlarında da yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali borca katılma borcu üstlenme (garanti) müteselsil sorumluluk taahhütname icra inkar tazminatı taleple bağlılık kuralı gerekçe-hüküm çelişkisi ticari avans faizi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 201 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 298

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2333

KARAR NO 2020/1167

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/12/2017

NUMARASI 2014/1474 Esas 2017/857 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/11/2020

Davanın kabulüne ilişkin hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; borçlu ... hakkında müvekkili şirkete verdiği taahhütnameye dayalı olarak, borcunu ödemeyi taahhüt ettiği ....Ltd. Şti. aleyhine başlatılan İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas ve İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyalarında, tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ve 300.000- usd ile sınırlı olmak üzere, bu takiplerde belirtilen borçlarına istinaden İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, davalı borçlunun takibe itiraz ettiğini, davalının verdiği taahhütname ile 300.000-usd tutarına kadar borçlarını üstlendiği şirketin müvekkili şirketle bayilik sözleşmesi ve protokol kapsamında bayiliği sırasında aldığı ürün karşılığı verdiği çeklerinin karşılıksız çıkması ve sözleşmelerden doğan sair borçları nedeniyle yukarıda zikredilen icra dosyaları ile aleyhine takip başlatıldığını, davalı borçlunun verdiği taahhütnamenin 818 sayılı BK'nın 110.

maddesi kapsamında "başkasının borcunu üstlenme" ve "garanti" niteliğini haiz olduğunu belirterek, davalının İstanbul ... İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasındaki itirazının iptali ile alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davalının davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmadığı görülmüştür.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının icra takiplerindeki 16.446-TL ve 278.079- TL'nin toplanması neticesi 294.525- TL asıl alacağının bulunduğu, buna göre davacının işlemiş faiz ile birlikte 429.763- TL alacağının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş iken, hükümde ise "429.763-TL üzerinden 294.525-TL'nin talepname koşullarıyla tahsil edilebilmesi için davalının itirazının iptaline" şeklinde karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; gerekçeli karar ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunduğunu, kararın gerekçesinde davacının 429.763-TL alacağının bulunduğu kabul edilmişken hükümde 429.763-TL üzerinden 294.525-TL'nin talepname koşullarıyla tahsil edilebilmesi için davalının itirazının iptaline karar verilerek çelişki yaratıldığını, ayrıca müvekkili şirketin unvanı ... AŞ olarak değişmesine rağmen kararda müvekkilinin unvanının hatalı yazıldığını belirterek, kararın kaldırılarak yeniden karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, davalının üçüncü şahıs şirketin borçlarını üstlendiği taahhütname ye dayalı olarak başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemidir. Somut olayda; İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında alacaklı ... tarafından borçlu ... Ltd. Şti. hakkında borçlunun keşidecisi olduğu çeklere dayalı olarak toplam 296.088,49- TL alacağın tahsili için kambiyo senetlerine özgü takip başlatıldığı ve takibin kesinleştiği; yine İstanbul ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında faturaya dayalı olarak toplam 18.864-TL alacak için ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun itirazı üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği; davalı tarafından imzalanan taahhütnamede, ... ile ... şirketi arasında akdedilmiş sözleşme veya protokollerden doğmuş veya doğacak her türlü yükümlülüğün ...

şirketi ile birlikte üstlenildiği, ... şirketinin ...'ne karşı doğmuş ve doğacak borçlarının 300.000-USD'sinin müteselsil kefil olarak derhal ve nakden ödeneceğinin taahhüt edildiği görülmüştür. Borca katılma ise TBK'nın 201. maddesinde düzenlenmiş olup, madde hükmüne göre; "Borca katılma, mevcut bir borca borçlunun yanında yer almak üzere, katılan ile alacaklı arasında yapılan ve katılanın, borçlu ile birlikte borçtan sorumlu olması sonucunu doğuran bir sözleşmedir. Borca katılan ile borçlu, alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olurlar." Dolayısıyla borca katılmada mevcut borçlunun borcu devam etmekte, borç ilişkisinin tarafları aynı kalmakta, borca katılan mevcut borçlu ile birlikte borcu üstlenmektedir.

Somut olayda davaya konu taahhütnamede açıkça mevcut borçlunun borçtan kurtulacağına ilişkin hüküm bulunmadığı gibi, asıl borçlu hakkında aynı alacağa yönelik itirazın iptali davası açıldığı da dikkate alındığında, taahhütname ile davalının şirketin borçlarına 300.000-usd limit ile kefalet verdiği anlaşıldığından istemin dayanağının borca katılma olarak kabulü gerekmektedir. Bu kapsamda asıl borçlunun tarafı olduğu takip dosyalarında takibe konu 294.525,35- TL asıl alacağın dava konusu takip tarihine kadar işlemiş ticari avans faiziyle birlikte toplam 429.763-TL alacak bulunduğu tespit edilmiş olup bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş iken, hüküm kısmında "429.763-TL üzerinden 294.525-TL'nin talepname koşullarıyla tahsil edilebilmesi için davalının itirazının iptaline" karar verilmek suretiyle çelişki oluşturulmuş olup, bu husus hükmün infazında tereddüt yaratabilecek niteliktedir.

HMK'nın 298. maddesi hükmüne göre ise, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz. Dolayısıyla söz konusu madde hükmüne aykırı bulunan ilk derece mahkemesi kararı isabetli değildir. Ayrıca yargılama sırasında davacının unvanı ... AŞ olarak değişmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda eski unvanın yazılması da doğru değil ise de verilen hükümde karar başlığına doğru ünvan yazılarak hata giderilmiştir. Öte yandan ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen icra inkar tazminatının, hükmedilen asıl alacak tutarı üzerinden hesaplanması gerekirken, hükmedilen alacak tutarına asıl alacak yeniden eklenerek fazla hesaplanması da taleple bağlılık kuralına aykırı görülerek re'sen düzeltilmiştir.

Bu itibarla hükmün infazında tereddüt uyandıracak nitelikte eksiklikler bulunmakta ise de ; belirtilen eksiklikler yeniden yargılama gerektirmediğinden, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak; "davanın kısmen kabulüne, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 429.763-TL üzerinden devamına, asıl alacak tutarı olan 294.525-TL'ye takip tarihinden itibaren davacının takipteki talebi aşılmamak üzere ticari avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine" şeklinde yeniden karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2017 Tarih 2014/1474 Esas 2017/857 Karar sayılı hükmün HMK 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KISMEN KABULÜNE, İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyalarında tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla, davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takibine yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 429.763-TL üzerinden devamına, asıl alacak tutarı olan 294.525-TL'ye takip tarihinden itibaren davacının takipteki talebi aşılmamak üzere ticari avans faizi uygulanmak suretiyle devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, %20 oranında hesaplanan (85.952,60-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine," İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak;

Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 29.357,11-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından mahkeme ve icra veznesine peşin yatırılan toplam 7.339,50-TL harcın mahsubu ile bakiye 22.017,61-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından peşin yatırılan harçlar toplamı 5.268,40-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 1.000-TL bilirkişi ücreti ve 176-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.176-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 31.140,52-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan 163,35-TL posta masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/11/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/268217 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.