6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Acentelik sözleşmesinde müşterek-müteselsil borçluluk taahhüdünün kefaletten farkı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2270 E. 2020/1165 K. · · İlk derece: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ EmsalZamanaşımı

Davacının nitelemesi: Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir sözleşmede üçüncü kişinin fiilini taahhüt eden kişilerin, sözleşme metninde kefalet olarak nitelendirilmeyip müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla imza atmış olmaları halinde, taahhütlerine BK 110 (üçüncü şahsın fiilini taahhüt) hükmü uygulanır ve kefalete ilişkin şekil şartları aranmaz. Müteselsil borçluluk halinde, borçlulardan birinin sorumluluğunun sona ermesi sözleşme süresinin dolmasına bağlı değildir; BK 163 (eski 142) uyarınca sorumluluk borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder. Temerrüde ilişkin ihtarnamenin tebliğ edildiği ispatlanamıyorsa, tahmini bir tebliğ tarihine dayalı işlemiş faiz hesabı hükme esas alınamaz.

Ele alınan sorunlar

İmzanın kefalet mi yoksa müşterek ve müteselsil borçluluk taahhüdü mü olduğu → ret

İddia: Davalı, sözleşmedeki imzasının kefalet niteliğinde olduğunu, kefalet şartlarının (belirli miktar, süre vb.) oluşup oluşmadığının ehil bilirkişi marifetiyle araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Acentelik Sözleşmesi'nin 56. maddesinde, aralarında davalının da bulunduğu beş kişi, acentenin şirkete olan borcunun ödenmemesi halinde 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 110. maddesi gereğince şirketin ilk yazılı talebi üzerine ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt etmiştir; madde metninde bu taahhüdün kefalet anlamına geldiğine ilişkin hiçbir açıklama bulunmamaktadır. Sözleşme, davalı tarafından kefil sıfatıyla değil, müşterek ve müteselsil borçlu sıfatıyla imzalanmıştır. Bu nedenle kefalete ilişkin şekil ve içerik şartlarının (belirli miktar, süre vb.) araştırılması gerekmez; BK 110 uyarınca üçüncü şahsın fiilini taahhüt eden kişinin sorumluluğu doğrudan doğar.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sözleşme süresinin dolmasının müteselsil borçluluğa etkisi → ret

İddia: Davalı, sözleşmenin 45. maddesinde süresinin 31/12/2006 olarak belirlendiğini, 56. maddede müşterek ve müteselsil borçluluğun sözleşme süresi boyunca devam edeceğine ilişkin hüküm bulunmadığını, bu tarihten sonraki borçlardan sorumlu olmaması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: BK'nın 163. maddesi (eski BK m.142) uyarınca alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir; borçluların sorumluluğu borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder. Bu hüküm gereği sorumluluğun sona ermesi bakımından sözleşme süresinin dolup dolmadığına değil, borcun tamamının ödenip ödenmediğine bakılması gerekir. Bu nedenle davalının sorumluluğu, sözleşme süresinin dolmasıyla sona ermemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Temerrüde ilişkin ihtarnamenin tebliğinin ispatlanamaması nedeniyle faiz başlangıç tarihi → kısmi kabul

İddia: Davalı, temerrüde ilişkin ihtarnamenin kendisine tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ şerhinin dosyada bulunmadığını, bilirkişinin buna rağmen kendince bir tebliğ tarihi (ihtarnamenin keşide tarihinden beş gün sonrası) belirleyerek hesaplama yaptığını ve bu nedenle raporun diğer tespitlerine de katılmadıklarını belirtmiştir.

Gerekçe: Beşiktaş Noterliği'nin temerrüde ilişkin ihtarnamesinin tebliğ şerhi taraflarca sunulamamış, Daire tarafından notere yapılan sorgulamada da tebliğ evrakının saklama süresinin dolması nedeniyle imha edildiği bildirilmiştir. Yargılama süresince tebliğ şerhi sunulamadığından davalının temerrüde düştüğü tarih belirlenememektedir; bu durumda bilirkişinin tahmini bir tebliğ tarihine dayanarak yaptığı hesaplama ile işlemiş faize hükmedilmesi dosya kapsamına uygun değildir. Bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, HMK 353(1)b-2 uyarınca hüküm kaldırılarak asıl alacak üzerinden, işlemiş faiz talebi hariç tutularak yeniden karar verilmesi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Zamanaşımı itirazı → ret

İddia: Davalı cevap dilekçesinde davaya zamanaşımı yönünden itiraz etmiştir.

Gerekçe: Davacı taraf 20/04/2009 tarihinde icra takibi başlatmış, bu takip 22/04/2015 tarihinde yenilenerek yeni esas numarasını almıştır. Bu kapsamda somut olayda zamanaşımı söz konusu değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Acentelik sözleşmesinde 818 sayılı BK'nın 110. maddesine dayanan müşterek ve müteselsil borçluluk taahhüdünün kefaletten ayrıştırılması ve BK 163 uyarınca sorumluluğun sözleşme süresinin dolmasıyla değil borcun tamamının ödenmesiyle sona ereceği yönündeki tespitler bakımından emsal değer taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin, ilk takip tarihinden sonra yenilenerek yeni esas numarası alması halinde zamanaşımı söz konusu olmaz.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müşterek ve müteselsil borçluluk üçüncü şahsın fiilini taahhüt (BK 110) kefalet acentelik sözleşmesi itirazın iptali temerrüt zamanaşımı icra inkar tazminatı

Atıf yapılan mevzuat: 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu (eBK) — 818 sayılı Borçlar Kanunu 110818 sayılı Borçlar Kanunu 163 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — H.M.K. 353(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2270

KARAR NO 2020/1165

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 05/04/2018

NUMARASI 2016/475 Esas-2018/308 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/11/2020

Davanın kısmen kabulüne yönelik hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkili ... Sigorta A.Ş. ile dava dışı takip borçlusu "...A.Ş." arasında, Beşiktaş ... Noterliğinin 19/10/2006 tarihli ve ... yevmiye nolu Acentelik Sözleşmesi akdedilmiş olup, muteriz borçlu davalı ...'nın anılan Acentelik Sözleşmesi'nin 56. maddesinde yer alan hüküm uyarınca anılan Acentelik Sözleşmesi'nden kaynaklanan borçların ödenmesini müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile üstlenmiş bulunduğunu, söz konusu dava dışı şirket ile müvekkil şirket arasında akdedilmiş bulunan Acentelik Sözleşmesi'nin 09/03/2009 tarihinde feshedildiğini, Acentelik Sözleşmesi'nin feshi üzerine muteriz davalının müvekkil şirkete olan borçlarının ödenmesi için Beşiktaş ...

Noterliği'nin 09/03/2009 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, davalı ile müvekkil şirket arasında akdedilmiş olan Acentelik Sözleşmesi'nden doğan acentelik borçlarının ödenmemesi nedeni ile İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile, yine muteriz davalının da aralarında yer aldığı borçlular hakkında bir ilamsız takip başlatılmış ise de, davalı takip borçlusunun takibe haksız şekilde itiraz etmesi üzerine takibin durduğunu belirterek, davalı muteriz borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ve icra takibindeki miktar üzerinden takibin devamı ile takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminat ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davaya esastan ve zamanaşımı yönünden itiraz ettiklerini, davacı şirket ile dava dışı ... A.Ş. arasında 19/10/2006 tarihinde bir Acentelik Sözleşmesi imzalandığını, müvekkili ...'nın bu sözleşmeye eklenen 56. maddeye göre kefil olduğunu, müvekkilinin dava dışı borçlu şirkette o tarihte Anonim Şirketlerin en az 5 hissedar ile kurulma şartı olması nedeniyle %1'lik göstermelik bir hisse ile şekli ortak olduğunu, Acentelik Sözleşmesinin imzalanabilmesi için tüm ortakların kefil olması şartını araması nedeniyle müvekkilinin de zorunlu olarak sözleşmeyi kefil olarak imzaladığını, müvekkili bu sözleşmeyi imzaladığı tarihte sözleşmede belirli bir miktarda yazılı olmadığından ne kadarlık bir borca kefil olduğunu da bilmediğini, bu nedenle müvekkili açısından kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi imzaladığı tarihte üniversite öğrencisi olduğu için şirket işlerine bilfiil karışmadığını, müvekkili sözleşmeyi imzalarken sözleşmenin süresi 45.

maddede belirtildiği üzere 31/12/2006 tarihi olarak belirlendiğini, müvekkili sorumlu olsa bile ancak sözleşmenin bitim tarihi olan 31/12/2006 tarihine kadar sorumlu olacağını, sözleşmenin 56. maddesinde belirlenen müşterek ve müteselsil borçluluğun süresi 31/12/2006 olup, 56. maddede sözleşme devam ettiği sürece devam edeceğine yönelik bir hüküm bulunmadığını, bu nedenle 31/12/2006 tarihinden sonraki borçlardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, kaldı ki davacı alacaklının bu borcun oluşmasında kendisinin de kusurlu olduğunu belirterek, haksız ve kötü niyetli olan davacının davasının reddine ve %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davacının sözleşmeyi kefil olarak imzalamadığı, sözleşme uyarınca müşterek ve müteselsil borçlu olduğu, dava dışı asıl borçlu acentenin takip tarihi itibariyle 207.274,91-TL asıl alacak, 2.001,76-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 209.276,67-TL borcunun bulunduğu, davalının müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile bu bedelden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 209.276,67-TL üzerinden devamına, asıl alacak 207.274,9-TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak 207.274,91-TL 'nin %20'si oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf başvurusunda; davacı tarafın temerrüde ilişkin ihtarnamesinin müvekkiline tebliğ edilememiş olduğunu, müvekkilinin ihtarnamenin keşide edildiği tarihte yurt dışında olduğunu, davacı vekili tarafından da ihtarnamenin tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ şerhinin de dosyada bulunmadığını, bu husus bilirkişi raporunda da tespit edilmesine rağmen sayın bilirkişi kendince bir tebliğ tarihi belirleyerek (ihtarnamenin keşide tarihinden beş gün sonrası) buna göre hesap yaptığını, bu nedenle diğer yapmış olduğu tespitlerin de hiçbirisine katılmadıklarını, zira cevap dilekçemizde belirtmiş oldukları itirazların hiçbirisinin göz önüne alınmadığını, müvekkil ...'nın sözleşmedeki imzasının cevap dilekçemizde belirtmiş olduğumuz savunmalar kapsamında bir kefalet imzası olup olmadığının tespiti hususunun da ehil bilirkişi marifetiyle değerlendirilmediğini, imzanın kefalet olarak kabul edilmesi halinde kefaletin şartlarının mevcut olup olmadığının araştırılması gerektiğini, müvekkili sözleşmeyi imzalarken sözleşmenin süresi 45.

maddede belirtildiği üzere 31/12/2006 tarihi olarak belirlenmiş olup, 56. madde de müşterek ve müteselsil borçluluğun sözleşme devam ettiği sürece devam edeceğine yönelik bir hüküm bulunmadığını, buna rağmen müvekkilinin bilgisi dışında sözleşme yenilenmiş olduğunu, bu halde sorumlu olup olmayacağı hususu araştırılmamış olup bu hususun da araştırılması gerektiğini, müvekkili sorumlu olsa bile sözleşmenin bitim tarihi olan 31/12/2006 tarihine kadar mı, yoksa sözleşmenin fesih tarihine kadar mı sorumlu olacağı hususu da irdelenmemiş olup bu hususun da tespit edilmesi gerektiğini, davacı alacaklının bu borcun oluşmasında kendisinin de kusurlu olup olmadığının, Acentelik sözleşmesinin 23. maddesine göre "acente tahsil ettiği primleri, komisyon ve ilgili vergileri düştükten sonra kalan kısmı en geç ertesi haftanın son iş gününün bitimine kadar şirketin hesabına geçmesi zorundadır." maddesi de dikkate alınarak davacı alacaklının alacağını aksatmadan hemen ihtar çekip alması ve bu sürede de acentenin sigorta kesme yetkisini iptal etmesi gerekirken bu yükümlülüklerini yapmaması borcun oluşmasına ve artmasına neden olup olmadığının tespiti gerektiğini bildirerek, Yerel mahkeme kararının bozularak yeniden yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava: Acentelik Sözleşmesi'nden kaynaklı borcun tahsili için başlatılan takip nedeniyle itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf; 20/04/2009 tarihinde davalı borçlu aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile; acentelik sözleşmesinden kaynaklı 207.274,91-TL tutarlı alacağı için icra takibi başlatmıştır. İcra takibi 22 Nisan 2015 tarihinde yenilendiğinden İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas numarasını almış olmakla, somut olayda zaman aşımı söz konusu değildir. Davacı ... Sigorta A.Ş ile dava dışı ... A.Ş. arasında, Beşiktaş ... Noterliği'nin 19/10/2006 tarihli ve ... yevmiye nolu Acentelik Sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşme'nin 56. Maddesinde; "... A.Ş. ortak ve yöneticileri ..., ..., ..., ...

ve ... bu acentelik sözleşmesi gereğince yapılacak olan acentelik işlemlerinden dolayı, acentenin şirkete olan borcunun ödenmemesi halinde Borçlar Kanununun 110. Maddesi gereğince, şirketin ilk yazılı talebi üzerine ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder" düzenlemesi yer almakta olup, bu maddenin altında ..., ..., ..., ... ve davalı ...'nın müşterek ve müteselsil borçlular sıfatıyla ad soyad ve imzaları yer almaktadır. Sözleşmenin altında davalı ...'nın imzası yer almakla kendisinin dava dışı acente ... A.Ş. ile birlikte müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile acentelik sözleşmesinden kaynaklanan borçlar açısından sorumluluk üstlendiği görülmektedir. 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun "Başkasının Fiilini Taahhüt" başlıklı 110.

Maddesi uyarınca bir üçüncü şahsın fiilini başkasına taahhüt eden kimse bu üçüncü şahıs tarafından taahhüdün ifa edilmemesi halinde zarar ve ziyan tediyesine mecburdur. Acentelik Sözleşmesinin 56. maddesi ile, aralarında davalı ...'nın da olduğu beş kişi kendi aralarında müşterek ve müteselsil borçluluk prensibi ile acentenin, acentelik işlemlerinden dolayı şirkete olan borcunun ödenmesini acentelik sözleşmesinin akdedildiği tarihte yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 110. Maddesi uyarınca kabul ve taahhüt etmiştir. B u kapsamda; davalının acentenin acentelik sözleşmesinden doğan edimlerini davacı ... şirketine karşı ifa etmemesi halinde sözleşmenin 56. maddesi ve BK.m.110 hükmü uyarınca sorumluluğu söz konusu olup, söz konusu acentelik sözleşmesinde anılan borçluluğun kefalet anlamına geldiğine ilişkin hiç bir açıklama yer almamaktadır.

Acentelik Sözleşmesi davalı tarafından kefil sıfatı ile değil, müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile imzalanmıştır. Ayrıca; B.K.'nun 163 maddesi (eski BK. M.142) gereğince "alacaklı, Borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder." hükmü uyarınca sorumluluğun davalı açısından devam edeceği, sorumluluğun bitmesi bakımından, sözleşme süresinin dolup dolmadığına değil, borcun tamamının ödenip ödenmediğine bakılması yasa hükmü gereğidir. Bilirkişi raporuna göre; davacı yanın dava dışı takip borçlusu ... A.Ş.'den acentelik sözleşmesinden kaynaklı poliçe alacağının 20/04/2009 takip tarihi itibariyle 207.274,91-TL asıl alacak borcunun bulunduğu, sözleşmenin 56.

maddesi ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 110. maddesi hükmü uyarınca davalının müteselsil sorumluluğu bulunduğu, ancak acentenin davacı şirkete olan borçlarının ödenmesi için keşide edilen Beşiktaş ... Noterliği'nin 09/03/2009 tarih ve ... yevmiye nolu temerrüde ilişkin ihtarname tebliğ şerhi Dairemizce Noterden istenilmişse de tebliğ evrakı saklama süresi dolduğundan imha edildiği bildirilmiştir.Yargılama süresince tebliğ şerhi sunulmadığı halde davalının temerrüde düştüğü belirlenemediğinden ,tahmini yapılan hesaplamaya dayalı olarak temerrüt faizine hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olmadığı tespit edilmiştir. Ancak, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile H.M.K.'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın asıl alacak 207.274,91-TL yönünden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/04/2018 Tarih 2016/475 Esas 2018/308 Karar sayılı hükmün HMK.'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın KISMEN KABULÜ ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, 207.274,91-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Asıl alacak 207.274,91-TL nin %20'si oranında hesaplanan (41.454,98-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, İlk derece mahkemesine ilişkin olarak; "Alınması gereken 14.158,94-TL karar ve ilam harcından peşin alınan 3.622,04‬-TL (icra takip dosyasına yatırılan dahil) harçların mahsubu ile bakiye 10.536,90-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 3.655,54-TL peşin harçlar ile 1.410-TL bilirkişi ücreti ve posta masrafı olmak üzere toplam 5.065,54-TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranı nazara alınarak takdiren 4.913,57-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı vekili için takdir olunan 18.386,49-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, Davalı vekili için takdir olunan 2.001,76-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 3.574‬-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan 50,50-TL posta masrafının davanın reddi oranında gözetildiğinde üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/11/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/268203 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1064 E. 2022/5086 K. · Onandı

Sözleşmede müteselsil borçlu sıfatıyla imza atan, BK 110 gereği borçtan sorumludur

Gerekçe özeti

Sözleşmede 'müşterek ve müteselsil borçlu' sıfatıyla imza atıp BK 110 gereği borcu ödemeyi taahhüt eden kişi, kefalet savunmasına rağmen müteselsil borçlu olarak sorumludur ve likit alacakta itirazın iptali/icra inkar tazminatı koşulları oluşur. Ancak temerrüt tebliğ şerhiyle ispatlanamamışsa, tahmini hesaba dayalı temerrüt faizi yerine reeskont faizi uygulanır.

Emsal değeri

Sözleşmede müteselsil borçlu sıfatıyla imza atanın BK 110 gereği sorumluluğu (onanan İlk Derece holding'i) ve temerrüt ispatlanamadığında temerrüt faizi yerine reeskont faizi uygulanması (onanan BAM düzeltmesi) yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: müteselsil borçluluk kefalet itirazın iptali icra inkar tazminatı likit alacak temerrüt reeskont faizi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/1064 E.  ,  2022/5086 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 05.04.2018 tarih ve 2016/475 E. - 2018/308 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 12.11.2020 tarih ve 2018/2270 E. - 2020/1165 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile dava dışı takip borçlusunun arasında 19.10.2006 tarihli acentelik sözleşmesinin imzalandığını, davalının da sözleşmenin 56. maddesinde belirtildiği üzere acentenin borçlarını ödememesi halinde BK 110. maddesi gereğince borcu ödemeyi kabul ettiğini ve böylece davalının müteselsil borçlu sıfatına haiz olduğunu, sözleşmenin 09.03.2009 tarihinde ihtarname ile feshedildiğini, ancak borcun ödenmediğini, bu nedenle asıl borçlu ve müşterek borçlulara yönelik takibin başlatıldığını, ancak davalının haksız olarak itiraz ettiğini, ileri sürerek takibe yapılan itirazın iptaline, takibin devamı ile %20 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davalının, davacı ile asıl borçlu arasındaki 19.10.2006 tarihli acentelik sözleşmesine kefil olduğunu, müşterek borçlu olmadığını, davalının zorunlu olarak %1 hisse ile şirkete ortak olduğunu, acente tüm ortakların kefil olmasını zorunlu tuttuğundan sözleşmeyi imzaladığını, kefalet miktarı belli olmadığından kefaletin geçersiz olduğunu, davalının İngiltere'de öğrenci olduğunu, sözleşmenin feshi bildiriminin tebliğ edilmediğini, bir borcunun bulunmadığını, olayda davacının da kusurunun bulunduğunu ileri sürerek davanın reddini ve tazminata hükmedilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, davacı ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduğu ve takip tarihi itibariyle davacının 207.274,91 TL alacaklı olduğunun belirlendiği, sözleşmenin 56. maddesinde "Batılı Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. ortak ve yöneticileri ..., ..., ..., ...ve ... bu acentelik sözleşmesi gereğince yapılacak olan acentelik işlemlerinden dolayı, acentenin şirkete olan borcunun ödenmemesi halinde Borçlar Kanununun 110. maddesi gereğince şirketin ilk yazılı talebi üzerine ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt eder" düzenlemesinin yer aldığı, bu maddenin altında müşterek ve müteselsil borçlular sıfatıyla davacının da imzasının yer aldığı, bu nedenle davalının müşterek ve müteselsil borçlu sıfatı ile bu bedelden sorumlu olduğu, ayrıca takip konusu alacağın likit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin 209.276,67 TL üzerinden devamına, asıl alacak 207.274,91 TL'ye takip tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak 207.274,91 TL'nin %20 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince, yargılama süresince tebliğ şerhi sunulmadığı halde davalının temerrüde düştüğü belirlenemediğinden, tahmini yapılan hesaplamaya dayalı olarak temerrüt faizine hükmedilmesinin dosya kapsamına uygun olmadığı, ancak, bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul 5. İcra Müdürlüğü'nün 2015/11709 Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline, 207.274,91-TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faizi işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak 207.274,91-TL nin %20'si oranında hesaplanan (41.454,98-TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 10.583,94 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 21/06/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.