6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari kredi erken kapama komisyonu oranı ve sözleşme boşluğunun doldurulması

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/700 E. 2020/97 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Ticari kredi sözleşmesinde erken kapama komisyon oranı belirlenmemiş ve bu konudaki hükmün haksız şart niteliğinde kabul edilerek yazılmamış sayılması gerektiği varsayılsa dahi, doğan boşluk öncelikle bankanın Merkez Bankası Tebliği uyarınca ilan ettiği komisyon oranlarıyla, bu da yoksa emsal banka uygulamalarıyla doldurulur; bankanın Merkez Bankasına bildirdiği ve ilan ettiği oran üzerinden alınan komisyon, bu oranı aşmadığı sürece hukuka uygundur.

Ele alınan sorunlar

Davanın belirsiz alacak davası olarak açılabilirliği → ret

İddia: Davalı vekili, dava konusu alacağın hesaplanabilir nitelikte olduğunu, davanın kısmi dava olarak açılması gerektiğini, belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını ve dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava konusu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenemeyecek olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Erken kapama komisyon oranının belirlenmesinde sözleşme boşluğunun doldurulması → kabul

İddia: Davalı vekili, hükme esas alınan raporda tahsil edilen erken ödeme komisyonu ve BSMV tutarının hatalı hesaplandığını, alınan oranın hakkaniyete uygun ve TCMB'ye bildirilen oranla örtüştüğünü ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 96. maddesi uyarınca borçlu, erken ifa sebebiyle kanun, sözleşme ya da adet gereği olmadıkça indirim talep edemez. 2006/1 sayılı Tebliğ uyarınca bankalar, kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak menfaatleri ve tahsil olunacak masrafları serbestçe belirler; ancak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşamaz ve bu oranları ilan etmek zorundadırlar. Ticari kredilerde bankalarca alınacak komisyonlar bakımından sözleşmede açıkça bir tutar ve oran bulunmadığında, hukukilik denetimi yapılırken bankanın belirlediği ve ilan ettiği komisyon oranları varsa bu oranlar üzerinden hüküm kurulmalı, aksi halde emsal banka uygulamaları araştırılarak alınan komisyon ve masrafların bunlara uygunluğu değerlendirilmelidir. Somut olayda taraflar arasındaki Genel Kredi Sözleşmesi'nin 2.8 maddesinde erken kapama komisyon oranı belirlenmemiş, yalnızca bankanın maruz kalacağı kâr mahrumiyeti, zarar, maliyet ve mali yükümlülükleri talep edebileceği düzenlenmiştir; bu haliyle oranın sözleşmeden tespiti mümkün değildir. Söz konusu hükmün haksız şart mahiyetinde olduğu ve yazılmamış sayılması gerektiği kabul edilse dahi, oluşacak boşluk yine bankanın Tebliğ uyarınca ilan edeceği oranlar, bu da yoksa emsal banka uygulamaları ile doldurulur. Dosyada davalı bankanın 17/05/2013 tarihli bildirim formunda Ticari Kredi Erken Kapama Komisyonu oranının %10 olarak belirlendiği görülmüş olup, davacının 20/06/2013 tarihli erken ödeme talebi üzerine bankanın bu %10 oran üzerinden erken ödeme komisyonu alabileceği kabul edilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fazla tahsilat iddiasının hesaplama yönünden değerlendirilmesi → kabul

İddia: Davalı vekili, davacıdan bildirilen erken kapama bakiyesinden daha az tutar tahsil edildiğini, aradaki farkın davacının hesabında kaldığını ve başka işlemlerde kullanıldığını, dolayısıyla fazla tahsilat bulunmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bankaca artıpara kredisi için bildirilen kapama bakiyesi tutarı ile risk tutarının aynı olması, bu kredi için erken kapama ücreti alınmadığını göstermektedir. Taşıt kredisi yönünden sunulan dekontlarda kapama bakiyesi olarak 6.291.196,10-TL ödeme alındığı, ekstrelerde görülen 21.563,73-TL'lik farkın çok az bir kısmının artıpara kredisi faiz ve masraflarına kesildiği, kalanının davacının hesabında kalarak farklı işlemlerde kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda hesaplamada 6.291.196,10-TL esas alınmalı; risk 5.719.269,22-TL olduğuna göre bunun %10'u oranında 571.926,92-TL erken kapama komisyonu alınabilir. 5.719.269,22-TL ile 571.926,92-TL'nin toplamı 6.291.196,14-TL'ye tekabül etmekte olup, bankaca fazla tahsil edilen bir tutar bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Ticari kredilerde erken kapama komisyon oranının sözleşmede belirlenmemiş olması durumunda, bu boşluğun bankanın Merkez Bankasına bildirdiği ve ilan ettiği oranlarla, aksi halde emsal banka uygulamalarıyla doldurulacağına ilişkin tespiti nedeniyle emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
belirsiz alacak davası erken ifa/erken ödeme genel işlem koşulu haksız şart sözleşme boşluğunun doldurulması erken kapama komisyonu TCMB bildirim oranı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — Türk Borçlar Kanunu 96 · 2006/1 sayılı Tebliğ — 2006/1 sayılı Tebliğ 32006/1 sayılı Tebliğ 42006/1 sayılı Tebliğ 6/2 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2HMK 361/1

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/700

KARAR NO 2020/97

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 29/11/2017

NUMARASI 2013/464 Esas- 2017/1143 Karar

DAVA

Alacak (Bankacılık İşleminden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 30/01/2020

Davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin 14 adet taşıt alımı için davalı banka ile 11.09.2012 tarihli 10.000.000-TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığını ve 17.09.2012 tarihinde 10.000.000-TL tutarında kredi kullandığını, müvekkilinin yaklaşık 9 ay kredi taksitlerini ödedikten sonra Haziran 2013 tarihinde kredi borcunu tümüyle kapatma talebiyle bankaya başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin bakiye borcu 5.830.363-TL iken davalı banka tarafından erken ödeme nedeniyle müvekkilinden kredi kapama bakiyesi olarak 6.413.400-TL tahsil edildiğini,müvekkiline ayrıntılı hesap dökümü verilmediğinden bunun ne kadarının erken ödeme komisyonu olduğunun bilinmediğini, ancak miktarlar kıyaslandığında davalının bakiye kredi tutarının %10’u gibi fahiş bir oranda fazladan ve haksız tahsilat yaptığının anlaşılmakta olduğunu, davalı banka tarafından uygulanan bu oranın sözleşme ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, 25.06.2013 tarihli ihtarname ile fazla yapılan tahsilatın iadesinin talep edildiğini, ancak olumlu sonuç alınmadığını, ayrıca Sözleşmenin 2.8.maddesinde oran belirtilmediğini ve söz konusu madde genel işlem koşulu mahiyetinde olup geçersiz olduğunu, müvekkilinin fahiş nitelikteki bu ödemeyi zorunluluk nedeniyle yaptığını, bu kredinin başka bir bankadan kullanılan kredinin davalı banka hesabına gönderilmesi suretiyle yapılmış olması nedeniyle ihtirazi kayıt da konulamadığını, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinden haksız tahsil edilen tutardan şimdilik 10.000-TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 24.03.2017 tarihli dilekçesinde, talep konusu 10.000-TL olan alacak miktarını 393.836,03-TL artırmak suretiyle 403.836,03-TL olarak ıslah ettiklerini bildirmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, davacıya kullandırılan kredi tutarının 10.000.000-TL değil 5.145.000-TL olduğunu, davacının 21.06.2013 tarihinde erken kapama talebinde bulunduğunu ve herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kredi borcunu kendi rızası ile vadesinden önce ödediğini, müvekkilince talep edilen %10 erken kapama komisyonu dışında daha alt bir komisyon bedeli ile veya komisyon alınmaksızın kredi kapatılacağının taahhüt edilmesinin ise söz konusu olmadığını, sözleşmenin tarafların serbest iradeleri ile tanzim ve imza edildiğini, kesintinin ise sözleşmenin 2.8.maddesine uygun olarak yapıldığını, kaldı ki diğer bankalarca alınan erken ödeme komisyonları ile kıyaslandığında da hakkaniyete uygun olduğunu, müvekkilinin erken kapama nedeniyle toplam 699.300-TL kâr mahrumiyetinin bulunduğunu ve sözleşme uyarınca erken kapama durumunda müvekkilinin maruz kalacağı kar mahrumiyetinini zarar ve maliyetlerin, vergi gibi diğer mali yükümlülüklerin davacıdan talep edilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı vekili, ıslaha konu alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini bildirmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, bilirkişi kurulu raporunun gerekçeli ve denetime elverişli bulunduğu, taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi uyarınca davacı tarafın kullandığı kredi için yaptığı ilk taksit ödemelerinden sonra borcunun tamamını erken ödeme için talepte bulunduğu, bu istemin davalı tarafça kabul edildiği, davacının erken ödeme komisyonu adı altında sözleşmenin 2.8.1. maddesinin tanıdığı yetki ile %10 oranında 571.928,88 TL kesinti yaptığı, dosyaya getirtilen belge örneklerinden bankaların %2 ile %5 oranında kesinti uyguladıkları, buna göre teamül gereği %3.5 oranında kesinti yapılmasının uygun ve makul olduğu, buna göre davalı bankanın 391.851,88 TL kredi alacağı ile 11.984,15 TL BSMV'den oluşan toplam 403.836,03 TL fazla tahsilat yaptığı, davalı bankanın 03/07/2013 tarihinde temerrüte düştüğü, tarafların tacir olup kullanılan kredinin ticari nitelikte bulunması nedeniyle alacağa avans faizi işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne ile 403.836,03 TL nin 03/07/2013 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zira dava konusunun hesaplanabilir olduğunu, davanın kısmi dava olduğunu ve davanın açıldığı tarih itibariyle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, ayrıca ıslah edilen kısma ilişkin zaamanaşımı süresinin dolmuş olduğunu, yine ıslah edilen kısım yönünden ancak ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, faiz türünün yasal faiz olması gerektiğini, 2-Hükme esasa alınan raporda tahsil edildiği belirtilen erken ödeme komisyonu ve BSMW tutarının hatalı olduğunu, davacıdan erken ödeme komisyonu+BSMW olarak %10 oranında tahsilat yapıldığını, sadece erken ödeme komisyon oranının %9,5 olduğunu, ayrıca defalarca izah edildiği üzere davacıdan 20.987,90-TL tutarında bir tahsilat yapılmadığını, erken kapama bakiyesinin 6.312.549-TL olarak bildirildiğini, ancak 6.291.196-TL tahsil edildiğini,kalan tutarın davacı hesabında kaldığını, hesaptan kalan tutarın artı para kredisi ile ilgili bir takım kesintiler yapıldıkta sonra davacı tarafından başka ödemelerinde kullanıldığını, 3-Davacının ödemeyi hiçbir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kendi iradesi ile yaptığını, alınan erken ödeme komisyon oranının hakkaniyete de uygun olduğunu, bankaların bildirdikleri oranlarının fiilen uyguladıkları oranlar olup olmadığının belirsiz olduğunu, 4-Müvekkili tarafından TCMB’ye bildirilen ticari kredi erken kapama komisyon oranının %10 olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin tahsil ettiği oranın bildirilen oran ile örtüştüğünü belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, ticari kredi nedeniyle haksız tahsil edildiği ileri sürülen erken kapama komisyon ücretinin tahsili istemine ilişkindir. Öncelikle iş bu dava konusu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenemeyecek olması nedeniyle davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 10/01/2019 tarihli 2017/5416 E. 2019/232 K. sayılı emsal kararı) 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun ‘erken ifa’ başlığını taşıyan 96. maddesi uyarınca borçlu, erken ifa sebebiyle kanun, sözleşme ya da adet gereği olmadıkça indirim talep edemeyecektir.

09. 12.2006 tarihli Resmi Gazete’de Merkez Bankası tarafından yayınlanan ve 2014/6 sayılı Tebliğ ile güncellenen 2006/1 sayılı Tebliğin 3. maddesinde, bankalarca mevduata uygulanacak sabit veya değişken faiz oranlarının serbestçe belirleneceği, 4. maddesinde ise reeskont kaynaklı krediler dışındaki kredilere uygulanacak faiz oranları ile faiz dışında sağlanacak diğer menfaatlerin ve tahsil olunacak masrafların nitelikleri ve sınırlarını, serbestçe belirleneceği kabul edilmiştir. Yine aynı Tebliğin 6/2. maddesine göre bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirdikleri azami oranları aşmamak kaydıyla, mevduat ve kredi işlemlerinde uygulayacakları faiz oranlarını ve katılma hesaplarında uygulayacakları kâr ve zarara katılma oranlarını vadelerine göre tüm şubelerinde halkın görebileceği şekilde ilan eder ve bu oranları internet sitelerinde yayımlar.

Bu durumda ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan komisyonlar bakımından sözleşmede açıkça bir tutar ve oran bulunmadığında, bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken anılan düzenleme gereğince davalı Banka'nın belirlediği ve ilan ettiği komisyon oranları bulunduğu takdirde bankaların bu oranlar üzerinden masraf vb. alabileceğinin kabulü ile hüküm kurulması, aksi halde emsal banka uygulamalarının araştırılması, alınan komisyon ve masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 11/10/2018 tarihli 2017/542 E., 2018/6268 K. sayılı emsal kararı).

Somut olayda, taraflar arasında akdedilen 11/09/2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nin Erken Ödeme başlıklı 2.8 maddesi incelendiğinde, erken kapama komisyon oranının belirlenmediği, bankanın erken ödeme isteğini kabul etmesi halinde bunun şartlarını bildirmek suretiyle maruz kalacağı kar mahrumiyeti, zarar ve maliyetleri, erken ödeme nedeniyle doğabilecek vergi, KKDF gibi mali yükümlülükleri müşterinden talep edebileceğinin kararlaştırıldığı görülmüş olup, sözleşme hükmü uyarınca erken kapama komisyon oranının tespiti mümkün görünmemektedir. Davacı tarafça bu hükmün genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu ileri sürülmüş ise de, hükmün haksız şart mahiyetinde olduğu kabul edilse dahi, bu hükmün yazılmamış sayılması sebebiyle oluşacak boşluğun yine bankanın yukarıda belirtilen Tebliği uyarınca ilan edeceği oranlar, aksi halde emsal banka uygulamaları ile doldurulacağı açıktır(Yargıtay 11.Hukuk Dairesi’nin 16/12/2019 tarihli 2018/4910 E., 2019/8174 K.

sayılı emsal kararı). Dosya kapsamında mevcut davalı banka tarafından düzenlenen Kredi İşlemlerinde Faiz ve Kar Payı Dışında Sağlanacak Ücret, Komisyon ve Masraflar İle Bankacılık Hizmet Komisyonları Bildirim Formu başlıklı ve bildirim tarihi 17/05/2013 olarak belirtilen belgede, Ticari Kredi Erken Kapama Komisyonu oranının %10 olarak belirlendiği görülmüştür. Bu durumda davacının 20/06/2013 tarihli erken ödeme talebi üzerine davalı bankanın %10 oran üzerinden erken ödeme komisyonu alabileceğinin kabulü gerekmiştir. Davalı bankanın 20.06.2013 tarihli yazısında, davacının taşıt kredisi nedeniyle kapama bakiyesinin 6.312.549-TL, artıpara kredisi nedeniyle kapama bakiyesinin 100.816-TL olduğu bildirilmiş, davacı tarafça 21.06.2013 tarihinde her iki kredinin toplam bakiye tutarı olarak 6.413.400-TL davalı bankaya ödenmiştir.

29. 01.2015 tarihli bilirkişi raporunda kapama tarihi itibariyle taşıt kredisi riskinin 5.719.269,22-TL ve artıpara kredisinin 100.816-TL olduğu, artıpara kredisi için erken kapama ücreti alınmaması gerektiği bildirilmiştir. Bankaca artıpara kredisi için bildirilen kapama bakiyesi tutarı ile risk tutarının aynı olduğu dikkate alındığında bu kredi için erken kapama ücreti alınmadığı anlaşılmaktadır. Taşıt kredisi yönünden sunulan dekontlar incelendiğinde ise kapama bakiyesi olarak 6.291.196,10-TL ödeme alındığı görülmüştür. Davalı tarafça sunulan ekstreler incelendiğinde davalı tarafça da belirtildiği gibi aradaki 21.563,73-TL’lik farkın çok az bir kısmının davacının artıpara kredisi faiz ve masraflarına kesildiği, kalanın ise davacının hesabında kaldığı ve farklı işlemleri için kullanıldığı görülmüştür.

Bu durumda hesaplamada 6.291.196,10-TL’nin dikkate alınması gerekir, risk 5.719.269,22-TL olduğuna göre bunun %10 u oranında 571.926,92-TL erken kapama komisyonu alınabilir.

5. 719.269,22-TL +571.926,92-TL ise 6.291.196,14-TL’ye tekabül etmekte olup, bankaca fazla tahsil edilen bir tutar bulunmamaktadır. O halde ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davanın reddi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353(1)b-2 m. uyarınca hükmün kaldırılmasına ve davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE; İstanbul Anadolu 5.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/464 Esas 2017/1143 Karar sayılı ve 29/11/2017 tarihli hükmünün HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Yerinde görülmeyen davanın REDDİNE,” İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 54,40-TL harcın, toplam 6.896,80- TL harçtan mahsubu ile 6.842,40- TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafça yapılan 50-TL yargılama gideri davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 36.718,52- TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan 6.897- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, istinaf başvuru harcı olarak yatırılan 98,10- TL’nin hazineye irad kaydına, Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/268064 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1510 E. 2022/1743 K. · Bozuldu

Sözleşmede oran belirtilmeyen erken kapama komisyonunda hakkaniyet denetimi

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesinde erken kapama komisyon oranı belirlenmemişse, bankanın ücret talep hakkı bulunsa da oran sözleşmeden tespit edilemez; müşteri tacir olsa dahi komisyonun hakkaniyete uygun olması gerektiğinden, diğer bankaların erken ödeme hâlinde uyguladıkları oranlar sorulup emsal uygulamalar araştırılarak tahsil edilen ücretin hakkaniyete uygunluğu denetlenmelidir.

Emsal değeri

Sözleşmede oran belirlenmemiş erken kapama komisyonunun, tacir müşteride dahi emsal banka uygulamaları üzerinden hakkaniyet denetimine tabi tutulması gerektiği yönünden Yargıtay içtihadı niteliğinde bağlayıcı emsaldir.

Kavramlar: erken kapama komisyonu genel işlem koşulu hakkaniyet denetimi basiretli tacir emsal banka uygulaması

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/1510 E.  ,  2022/1743 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29.11.2017 tarih ve 2013/464 E- 2017/1143 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 30.01.2020 tarih ve 2018/700 E- 2020/97 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 25.01.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi Dr. ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin 14 adet taşıt alımı için davalı banka ile 11.09.2012 tarihli 10.000.000,00 TL tutarlı Genel Kredi Sözleşmesi imzaladığını, 17.09.2012 tarihinde 10.000.000,00 TL tutarında kredi kullandığını, yaklaşık 9 ay kredi taksitlerini ödedikten sonra Haziran 2013 tarihinde kredi borcunu tümüyle kapatma talebiyle bankaya başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin bakiye borcu 5.830.363,00 TL iken davalı banka tarafından erken ödeme nedeniyle müvekkilinden kredi kapama bakiyesi olarak 6.413.400,00 TL tahsil edildiğini, müvekkiline ayrıntılı hesap dökümü verilmediğinden bunun ne kadarının erken ödeme komisyonu olduğunun bilinmediğini, ancak miktarlar kıyaslandığında davalının bakiye kredi tutarının %10’u gibi fahiş bir oranda fazladan ve haksız tahsilat yaptığının anlaşılmakta olduğunu, davalı banka tarafından uygulanan bu oranın sözleşme ve yasa hükümlerine aykırı olduğunu, 25.06.2013 tarihli ihtarname ile fazla yapılan tahsilatın iadesinin talep edildiğini, ancak olumlu sonuç alınmadığını, ayrıca sözleşmenin 2.

8. maddesinde oran belirtilmediğini ve söz konusu maddenin genel işlem koşulu mahiyetinde olup geçersiz olduğunu, müvekkilinin fahiş nitelikteki bu ödemeyi zorunluluk nedeniyle yaptığını, bu kredinin kapatılmasının başka bir bankadan kullanılan kredinin davalı banka hesabına gönderilmesi suretiyle yapılmış olması nedeniyle ihtirazi kayıt da konulamadığını, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu iddia ederek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkilinden haksız tahsil edilen tutardan şimdilik 10.000,00 TL’nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili 24.03.2017 tarihli dilekçesinde, talep konusu 10.000,00 TL olan alacak miktarını 393.836,03 TL artırmak suretiyle ıslah ettiklerini bildirmiştir.

Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılamayacağını, davacıya kullandırılan kredi tutarının 10.000.000,00 TL değil, 5.145.000,00 TL olduğunu, davacının 21.06.2013 tarihinde erken kapama talebinde bulunduğunu ve herhangi bir ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kredi borcunu kendi rızası ile vadesinden önce ödediğini, müvekkilince talep edilen %10 erken kapama komisyonu dışında daha alt bir komisyon bedeli ile veya komisyon alınmaksızın kredi kapatılacağının taahhüt edilmesinin söz konusu olmadığını, sözleşmenin tarafların serbest iradeleri ile tanzim ve imza edildiğini, kesintinin sözleşmenin 2.8. maddesine uygun olarak yapıldığını, kaldı ki diğer bankalarca alınan erken ödeme komisyonları ile kıyaslandığında da hakkaniyete uygun olduğunu, müvekkilinin erken kapama nedeniyle toplam 699.300,00 TL kâr mahrumiyetinin bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı vekili, ıslaha konu alacağın zamanaşımına uğradığını, ayrıca ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini bildirmiştir.

İlk Derece Mahkemesi’nce, bilirkişi kurulu raporunun gerekçeli ve denetime elverişli bulunduğu, taraflar arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesi uyarınca davacı tarafın kullandığı kredi için yaptığı ilk taksit ödemelerinden sonra borcunun tamamını erken ödemek için talepte bulunduğu, bu istemin davalı tarafça kabul edildiği, erken ödeme komisyonu adı altında sözleşmenin 2.8.1. maddesinin tanıdığı yetki ile % 10 oranında 571.928,88 TL kesinti yaptığı, dosyaya getirtilen belge örneklerinden bankaların % 2 ile %5 oranında kesinti uyguladıkları, teamül gereği % 3.5 oranında kesinti yapılmasının uygun ve makul olduğu, davalı bankanın 391.851,88 TL kredi alacağı ile 11.984,15 TL BSMV'den oluşan toplam 403.836,03 TL fazla tahsilat yaptığı, davalı bankanın 03.07.2013 tarihinde temerrüde düştüğü, tarafların tacir olup kullanılan kredinin ticari nitelikte bulunması nedeniyle alacağa avans faizi işletilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile 403.836,03 TL’nin 03.07.2013 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce, taraflar arasında akdedilen 11.09.2012 tarihli Genel Kredi Sözleşmesi’nin Erken Ödeme başlıklı 2.8 maddesinde, erken kapama komisyon oranının belirlenmediği, bankanın erken ödeme isteğini kabul etmesi halinde bunun şartlarını bildirmek suretiyle maruz kalacağı kâr mahrumiyeti, zarar ve maliyetleri, erken ödeme nedeniyle doğabilecek vergi, KKDF gibi mali yükümlülükleri müşteriden talep edebileceğinin kararlaştırıldığı, sözleşme hükmü uyarınca erken kapama komisyon oranının tespitinin mümkün görünmediği, davacı tarafça bu hükmün genel işlem koşulu mahiyetinde olduğu ileri sürülmüş ise de, hükmün haksız şart mahiyetinde olduğu kabul edilse dahi, bu hükmün yazılmamış sayılması sebebiyle oluşacak boşluğun Yargıtay 11.

Hukuk Dairesi’nin 16.12.2019 tarihli, 2018/4910 esas ve 2019/8174 karar sayılı ilamında açıklandığı üzere bankanın Tebliğ uyarınca ilan edeceği oranlar, aksi halde emsal banka uygulamaları ile doldurulacağı, dosya kapsamında mevcut davalı banka tarafından düzenlenen Kredi İşlemlerinde Faiz ve Kar Payı Dışında Sağlanacak Ücret, Komisyon ve Masraflar İle Bankacılık Hizmet Komisyonları Bildirim Formu başlıklı ve bildirim tarihi 17.05.2013 olarak belirtilen belgede, Ticari Kredi Erken Kapama Komisyonu oranının % 10 olarak belirlendiği, bu durumda davacının 20.06.2013 tarihli erken ödeme talebi üzerine davalı bankanın % 10 üzerinden erken ödeme komisyonu alabileceği, davalı bankanın 20.06.2013 tarihli yazısında, davacının taşıt kredisi nedeniyle kapama bakiyesinin 6.312.549,00 TL, artı para kredisi nedeniyle kapama bakiyesinin 100.816,00 TL olduğunun bildirildiği, davacı tarafça 21.06.2013 tarihinde her iki kredinin toplam bakiye tutarı 6.413.400,00 TL olarak davalı bankaya ödendiği, 29.01.2015 tarihli bilirkişi raporunda kapama tarihi itibariyle taşıt kredisi riskinin 5.719.269,22 TL ve artı para kredisinin 100.816,00 TL olduğu, artı para kredisi için erken kapama ücreti alınmaması gerektiğinin bildirildiği, bankaca artı para kredisi için bildirilen kapama bakiyesi tutarı ile risk tutarının aynı olduğu dikkate alındığında bu kredi için erken kapama ücreti alınmadığının anlaşıldığı, taşıt kredisi yönünden sunulan dekontlar incelendiğinde ise kapama bakiyesi olarak 6.291.196,10 TL ödeme alındığının görüldüğü, davalı tarafça sunulan ekstreler incelendiğinde davalı tarafça da belirtildiği gibi aradaki 21.563,73 TL’lik farkın çok az bir kısmının davacının artı para kredisi faiz ve masraflarına kesildiği, kalanın ise davacının hesabında kaldığı ve farklı işlemleri için kullanıldığı, bu durumda hesaplamada 6.291.196,10 TL’nin dikkate alınması gerektiği, risk 5.719.269,22 TL olduğuna göre bunun %10’u oranında 571.926,92 TL erken kapama komisyonu alınabileceği, 5.719.269,22 TL +571.926,92 TL ise 6.291.196,14 TL’ye tekabül etmekte olup bankaca fazla tahsil edilen bir tutarın bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi’nce açıklanan hususlar dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava, ticari kredi nedeniyle haksız tahsil edildiği iddia edilen erken kapama komisyonunun (ücretinin) tahsili için açılan alacak davasıdır.

İlk Derece Mahkemesi’nce davanın kabulü ile 403.836,03 TL’nin 03.07.2013 tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş, işbu hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nce ise yukarıda açıklanan gerekçe ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yerinde görülmeyen davanın reddine karar verilmiş, işbu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinde; taraflar arasında akdedilen 11.09.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin erken ödeme başlıklı 2.8 maddesinde, erken kapama komisyon oranının belirlenmediği, ancak bankanın erken ödeme isteğini kabul etmesi halinde bunun şartlarını bildirmek suretiyle maruz kalacağı kâr mahrumiyeti, zarar ve maliyetleri, erken ödeme nedeniyle doğabilecek vergi, KKDF gibi mali yükümlülükleri müşteriden talep edebileceğinin kararlaştırıldığı, bankanın sözleşme uyarınca erken ödeme ücreti talep etme hakkı var ise de, Bölge Adliye Mahkemesi’nce de isabetle işaret edildiği üzere sözleşme hükmü uyarınca erken kapama ücret oranının tespitinin mümkün görünmediği anlaşılmaktadır. Bu durumda Yargıtay (Kapatılan) 19.

Hukuk Dairesi’nin emsal nitelikteki içtihatlarında belirtildiği üzere, davacı tacir olsa da alınan komisyonun hakkaniyete uygun olması gerektiğinden, diğer bankalardan genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun erken ödenmesi halinde uyguladıkları oranlar sorulmak ve bu şekilde emsal uygulamalar tespit edilmek suretiyle davalı bankanın tahsil ettiği erken kapama ücretinin hakkaniyete uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Açıklanan yönler gözetilmeden Bölge Adliye Mahkemesi’nce yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmediğinden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 10/03/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dairemizin (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi) geçmişten bu yana uygulaması (2020/1160, 2019/5384, 2018/4910, 2019/1170, 2019/4678, 2019/1849, 2019/23, 2018/5750, 2018/4650, 2019/3212 esas sayılı dosyalardan ve aynı nitelikteki Dairemizin diğer dosyalarından verdiği kararlar UYAP sisteminde kayıtlı olup aksi yönde bir karara rastlanmamıştır) sözleşmede oran belirtilmemiş olması halinde öncelikle bankanın T.C. Merkez Bankası’na bir oran bildirip bildirmediğinin sorulması, bildirilmişse bu oran dikkate alınarak karar verilmesi, bildirilmemiş olması durumunda ise emsal banka uygulamaları araştırılarak sonuca varılması yönündedir. Yukarıda örnek kabilinde saydığımız kararlar bu yöndedir. Yargıtay (Kapatılan) 19.

Hukuk Dairesi’nce (Dairemizce birleştirilen) farklı yönde karar verilmiş olması veya Dairemizin yerleşik içtihadından dönülmesine ihtiyaç duyulması halinde, Yargıtay Kanunu’nun 45. maddesi uyarınca içtihatların birleştirilmesi talep edilmelidir. Bu durumda iş bu dosyada Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yerleşmiş içtihadından farklı yönde bir karar verilmesi, ancak içtihadı birleştirme kararı ile farklı bir sonuca varılması halinde mümkün olabilecekken içtihadı birleştirme kararına gerek duyulmadan yazılı şekilde Daire’nin yerleşik içtihadından dönülerek farklı bir uygulamanın başlatılmasının uygun olmadığını düşündüğümden, bozma içeriğine katılmakla birlikte usule aykırı olarak içtihat değiştirilmesi sonucunu doğuran sayın çoğunluğun verdiği karara muhalifim.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.