Kredi borcuna ilişkin üçüncü şahıslarla yapılan anlaşmanın bankaya karşı ileri sürülemeyeceği
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1283 E. 2020/360 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç ilişkisinde, borçlunun üçüncü şahıslarla yaptığı iç anlaşmalar (aracın kimin adına alındığı, kiraya verilmesi, borcun kim tarafından ödeneceği gibi) bu şahıslar arasındaki şahsi ilişkiye dair olup, bankaya karşı ileri sürülemez; borçlunun bankaya karşı sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Borcun başka bir teminat kalemine (örn. dava konusu olmayan aracın kasko tazminatı) ilişkin ödemeyle kapatıldığı iddiası da, banka kayıtlarıyla doğrulanmadıkça kabul edilmez.
Ele alınan sorunlar
Borcun üçüncü şahısla yapılan iç anlaşma nedeniyle sona erdiği iddiası → ret
İddia: Davalı, rehne konu aracın aslında kefil olan üçüncü şahıs adına alınmak istendiğini, sicilinin bozuk olması nedeniyle kendisi adına alındığını, aracın daha sonra dava dışı bir şahsa kiraya verildiğini ve anlaşmaya göre kredi borcunun bu şahıs tarafından ödenmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Davalı tarafça ileri sürülen, rehne konu aracın aslında kefil olarak gösterilmek istenen şahıs adına alınmak istendiği, sicil sorunları nedeniyle davalı üzerine kaydedildiği, sonradan dava dışı bir şahsa kiraya verildiği ve bu şahsın kredi borcunu ödemesi gerektiği yönündeki iddialar, davalının üçüncü şahıslarla arasındaki şahsi ilişkilere dayanmaktadır ve bu hususlar bankaya karşı ileri sürülemez.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kredi borcunun kasko ödemesiyle kapatıldığı iddiası → ret
İddia: Davalı, dava konusu olmayan başka bir aracın yanması üzerine alınan kasko tazminatının banka avukatının beyanına göre her iki borcu da karşılayacağını, bu nedenle borcun ödendiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalının kredi borcunun dava konusu olmayan bir başka aracın kasko ödemesiyle kapatıldığı yönündeki iddiası, banka kayıtları karşısında haklı görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Alacak miktarının bilirkişi raporuyla tespiti → kabul
Gerekçe: Bilirkişi incelemesi sonucunda davacının hesap kat tarihi itibariyle 9.655,72-TL alacaklı olduğu, icra takibinde ise 9.071,58-TL asıl alacak talep edildiği; işlemiş faiz tutarının 13.415,86-TL olarak tespit edilmesine karşın takipte 3.211,09-TL talep edildiği belirlenmiş, taraflarca bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir. Bu tespitler karşısında davacının alacak talebinde haklı olduğu sonucuna varılmıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kredi borçlusunun, borcuna ilişkin üçüncü şahıslarla yaptığı iç anlaşmaların (kiralama, borcun devri vb.) bankaya karşı ileri sürülemeyeceği yönündeki değerlendirme, benzer kredi/rehin ilişkilerinde emsal niteliğindedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ taşınır rehninin paraya çevrilmesi↗ hesap kat↗ genel kredi sözleşmesi↗ temlik↗ bilirkişi incelemesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/1283
KARAR NO 2020/360
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 01/11/2017
NUMARASI 2015/487 Esas 2017/912 Karar
DAVA
İtirazın İptali(Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 03/04/2020
Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; .... A.Ş. ile davalı arasında akdedilen kredi sözleşmesi uyarınca davalıya kredi kullandırıldığını ve teminat olarak ... plaka sayılı aracın rehin senedi ile bankaya rehin verildiğini, kullandırılan krediye ilişkin borcun ödenmesinde temerrüde düşülmesi üzerine hesap kat edilerek borçluya ihtarname gönderildiğini, ancak ödeme yapılmadığını, alacağın müvekkiline temlik edildiğini ve tahsili amacıyla başlatılan icra takibinin davalının haksız itirazı ile durduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı; kendisinin akrabası olan ... ile ortak iş yapmaya karar verdiğini, ancak ...’nin sicilinin bozuk olması nedeniyle işyeri ve dava konusu araçla birlikte 2 aracın kendisinin üzerine alındığını, araçların borcuna ...’nin kefil olduğunu, daha sonra dava konusu aracın ... isimli şahsa kiraya verildiğini, anlaşmaya göre aracın kredi borcunu kiracı olan şahsın ödeyeceğini ve borç bitince aracın satışının bu kiracıya verileceğini, ayrıca 10.000-TL kredi çekip ...’ye verdiğini, ... dava konusu araca ilişkin kredi ödemelerini zamanında yapmadığını, bu arada dava konusu olmayan diğer aracın yandığını öğrendiğini ve banka avukatının kasko ödemesinin her iki borcu karşılayacağını söylediğini, bunun üzerine kasko tazminatını ödediğini, ancak daha sonra borcun sona ermediğini öğrendiğini, aradan uzun yıllar geçmesine rağmen kendisinden bir talepte bulunulmadığını, ancak daha sonra haksız olarak dava konusu icra takibinin başlatıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava dışı ... A.Ş. ile davalı arasında akdedilen kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullandırıldığı, taksitlerin zamanında ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek ihtarname düzenlendiği, bilirkişi incelemesi sonucu davacının alacak talebinde haklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı istinaf dilekçesinde; kendisinin akrabası olan ... ile ortak iş yapmaya karar verdiğini, ancak ...’nin sicilinin bozuk olması nedeniyle iş yeri ve dava konusu araçla birlikte 2 aracın kendisinin üzerine alındığını, araçların borcuna...’nin kefil olduğunu, daha sonra dava konusu aracın ...isimli şahsa kiraya verildiğini, anlaşmaya göre aracın kredi borcunu kiracı olan şahsın ödeyeceğini ve borç bitince aracın satışının bu kiracıya verileceğini, ayrıca 10.000-TL kredi çekip ...’ye verdiğini, ....’in dava konusu araca ilişkin kredi ödemelerini zamanında yapmadığını, bu arada dava konusu olmayan diğer aracın yandığını öğrendiğini ve banka avukatının kasko ödemesinin her iki borcu karşılayacağını söylediğini, bunun üzerine ödeme yaptığını, ancak daha sonra icra takibi başlatıldığını öğrendiğini belirterek mağduriyetinin giderilmesini, gereğinin yapılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, Genel Kredi Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dosya kapsamında mevcut delillerden, alacağını davacıya temlik eden ... A.Ş. ile davalı arasında akdedilen 24.02.2010 tarihli 12.600-TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesi uyarınca davalıya taksitli taşıt kredisi kullandırıldığı ve davalıya ait ... plaka sayılı aracın bankaya rehnedildiği, borcun ödenmemesi üzerine hesap kat edilerek ihtarname düzenlendiği, daha sonra icra takibi başlatıldığı tespit edilmiştir. Bilirkişi incelemesi sonucu davacının kat tarihi itibariyle 9.655,72-TL alacaklı olduğu, icra takibinde ise 9.071,58-TL asıl alacak talebinde bulunulduğu, icra takip tarihi itibariyle işlemiş faiz tutarı 13.415,86-TL olarak tespit edilmiş ise de 3.211,09-TL talepte bulunulduğu tespit edilmiş, taraflarca bilirkişi raporuna itiraz edilmemiştir.
Öte yandan davalı tarafça, rehne konu aracın aslında kefil olan ... adına alınmak istendiği, ancak bu şahsın sicilinin bozuk olması nedeniyle kendisi adına satın alındığı, daha sonra dava dışı bir şahsa kiraya verildiği ve anlaşmalarına göre kredi borcunun bu şahıs tarafından ödenmesi gerektiği ileri sürülmüş ise de, tüm bu hususlar davalının üçüncü şahıslarla arasındaki şahsi ilişkileriyle ilgili olup bankaya karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığı gibi, davalının aslında kredi borcunun dava konusu olmayan bir başka aracın kasko ödemesi ile kapatıldığı yönündeki iddiası da banka kayıtları karşısında haklı görülmemiştir. O halde ilk derece mahkemesince davanın kabulü yönünde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmamakta olup, açıklanan nedenlerle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalının istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 839,02- TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 155,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 683,12-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı gider avansından karşılanan 40,50-TL istinaf giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 03/04/2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/267911 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi