6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kefalet ve ipotek borçlusu sıfatlarının bağımsızlığı, istirdat talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1320 E. 2020/402 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İstirdat mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bir kişi aynı asıl borç ilişkisine hem kişisel kefil hem de ayni teminat sağlayan ipotek borçlusu sıfatıyla taraf olmuşsa, bu iki sıfat birbirinden bağımsızdır ve birinin geçersizliği diğerini etkilemez. Alacaklı tarafından ipotek borçlusu sıfatıyla sorumluluğa gidilmişse, kişi kefalet sözleşmesinin genel işlem koşulları yönünden geçersizliğine ilişkin itirazı, tarafı olmadığı (kefalet) sözleşmesi bakımından ileri sürme hakkına sahip değildir; zira kefalet sözleşmesi geçersiz olsa dahi ipotek borcu bundan etkilenmez.

Ele alınan sorunlar

Kefalet sözleşmesinin geçersizliği/genel işlem koşulları itirazının ipotek borçlusu sıfatına etkisi → ret

İddia: Davacı vekili, kefalet sözleşmesinin geçerliliğinin şüpheli olduğunu, genel işlem koşulları yönünden mahkemece değerlendirme yapılmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Kefalet şahsi, ipotek ise ayni teminat olup birbirinden bağımsız ve geçerlilikleri birbirine etki etmeyen iki ayrı sözleşmedir. Davacı, kefalet limitiyle sınırlı olmaksızın dava dışı borçlunun borcundan ipotek limiti ile sınırlı olarak sorumludur. Somut olayda davacının kefil sıfatıyla sorumluluğuna gidilmemiş, ipotek borçlusu sıfatıyla sorumluluğuna gidilerek alacak tahsil edilmiştir. Kefil ve ipotek borçlusu, sözleşme taraflarını bağlayan şartların genel işlem koşulları uyarınca geçersizliğini, tarafı olmadığı sözleşme yönünden ileri sürme hakkına sahip değildir. Davacının kefaleti yasal şartları mevcut geçerli bir kefalet olduğu gibi, kefalet sözleşmesi geçersiz olsa dahi ipotek borcu bu geçersizlikten etkilenmeyecektir; dolayısıyla davacının ipotek borçlusu olarak sorumluluğu ve davanın sonucu bundan etkilenmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fazla ödeme/istirdat iddiasının bilirkişi raporu uyarınca değerlendirilmesi → ret

İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporunda esas alınan ana para tutarının kaynağının belirsiz olduğunu, itirazlarının değerlendirilmediğini ve fazla ödemenin bulunduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Konusunda uzman bilirkişinin denetime elverişli raporu uyarınca, dava dışı asıl borçlunun genel kredi sözleşmesi nedeniyle tespit edilen borcu, davacının ipotek borçlusu sıfatıyla ipotek limitini aşmayan ödeme miktarından daha fazladır; bu nedenle davalı banka tarafından yapılan fazla bir tahsilat bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Islah harcının iadesine ilişkin eksikliğin düzeltilmesi → kabul

Gerekçe: Davacı tarafından yatırılan ıslah harcının da iade edilmesi gerektiği gözetilmeden sadece peşin harcın iadesine karar verilmesi doğru değildir; bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, hükmün bu yönden kaldırılarak ıslah harcının da iadesine karar verilmesi gerekmiştir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Aynı kişinin bir kredi ilişkisinde hem kefil hem ipotek borçlusu (ayni teminat veren) sıfatıyla yer alması halinde bu iki sıfatın bağımsızlığı ve birindeki geçersizliğin diğerini etkilemeyeceği yönündeki tespit, benzer çok taraflı teminat yapılarında emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kefalet sözleşmesi ipotek üst limit ipoteği istirdat genel işlem koşulları genel kredi sözleşmesi ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip ıslah harcı

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1320

KARAR NO 2020/402

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 20/11/2017

NUMARASI 2015/1043 Esas 2017/1412 Karar

DAVA

Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/04/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle , .....Ltd Şti tarafından davalı bankadan 250.000-TL kredi başvurusu yaptığını,kullanılan kredi için sahibi bulunduğu Konya ili Karapınar ilçesi.... 5 parsel sayılı 123.000-m2 taşınmazı 04/03/2014 tarihli resmi senet ile 200.000-TL bedel ile ipotek tesisi ve 05/03/2014 tarihli kredi sözleşmesi ile 287.500-TL ile sınırlı olarak kefil olduğunu, ayrıca 05/03/2014 tarihli genel kredi sözleşmesi gereği teminat olarak 250.000-TL bedelli bonoyu kefil sıfatı ile imzaladığını, yapılan bu işlemlerin tamamının davalı bankada yapıldığını, davacının tapuya gitmediğini, KMH nin borçlu tarafından ödenmemesi üzerine davacının KMHna 30/06/2014 tarihinde 10.000-TL, 01/10/2014 tarihinde de 7.000-TL olmak üzere 17.000-TL ödeme yaptığını, sözleşme gereğince 3er aylık dönemlerde faiz ödemeleri yapılacağından KMH hesabına 17.000-TL yatırmış olması, kefil olarak imzaladığı kredi sözleşmesi gereği 287.500-TL ile sınırlı olarak sorumlu olması karşısında ihtarname içeriğindeki 350.667,69-TLlik miktardan sorumlu olmadığını, davalı tarafından İstanbul 37.İcra Dairesinin 2014/29141 esas sayılı dosyası ile 252.971,53-TL ve İstanbul 10.İcra Dairesinin 2014/4772 esas sayılı doyası ile 366.468,20-TL üzerinden icra takibi başlatıldığını, davacının icra tehdidi altında toplam 440.650-TL ödeme yaptığını, davacının yaptığı ödemeler neticesinde taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırıldığını ve icra dosyalarının davalı tarafça kapatıldığını, davacının davalıya fazladan yaptığı ödemenin belirlenerek,fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 10.000-TLnin ödeme tarihinden itibaren %32 temerrüt faizi işletilerek davalıdan tahsilini talep etmiştir.

ISLAH

Davacı vekili 21/04/2016 tarihli dilekçesi ile; icra tehdidi altında ödenen 120.000.-TL’sının ödeme tarihlerinden itibaren istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde, 10.000-TL bedel üzerinden istirdat davası açıldığını, istirdatını talep ettiği miktarın davacı tarafça belirlenebilir özellikte olduğunu, davacının işbu davayı belirsiz alacak davası olarak da niteleyerek talep ve dava çeşidi olarak bir çelişki olduğunu,dava dışı şirket tarafından vadesi gelen ödemelerin yapılmaması nedeniyle davacı banka tarafından 24/09/2014 tarihi itibariyle kredi hesabının kat edildiğin, hesap kat ihtarnamesi ile muhataba ve müteselsil kefil olan davacıya da tebliğ edildiğini, muhataplar ve davacının söz konusu ihtarnameye yönelik olarak herhangi bir itirazda bulunmadığını, takiplerin kesinleştiğini beyanla, öncelikle davacıya dava değerinin tam olarak belirtilerek veya istirdatını talep ettiği miktarın ne olduğu sorularak bu beyan üzerine eksik harcı tamamlamak üzere davacıya süre verilmesini ve haksız ve mesnetsiz davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; dava dışı şirket ile banka arasında 05/03/2014 tarihinde 250.000-TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davacının 287.500-TL limitle müteselsil kefil olarak imzaladığı, 04/03/2014 tarihinde davacının adına kayıtlı gayrimenkulü üzerine 2.dereceden 600.000-TL bedelle ipotek tesis edildiği, ayrıca davacı tarafından 250.000TL tutarındaki bir bonoya da kefil ve aval sıfatıyla imzalandığı davalı banka tarafından tekerrür olmaması kaydıyla hem bono hem de ipoteğin paraya çevrilmesi talepli iki farklı icra takibi yapıldığı ,ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip nedeniyle denetime elverişli bilirkişi raporunda yapılan tespitler sonucunda,davacı tarafından yapılmayan davadışı 3.

kişinin tarafından yapılan 17.000-TL tahsilatın banka kayıtlarında borçlu firmanın faiz borcuna mahsup edildiği, davacının 415.300T-TLsi davalı bankaya, 8.350-TLsi icra dairesi hesabına olmak üzere toplam 423.650-TL ödemede bulunduğu, davacının davalı bankaya yapmış olduğu toplam ödemenin toplam borcun altında kaldığı, bu nedenle davacı tarafından fazla ödeme yapılmamış olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ipoteğe ilişkin resmi senet üzerinde açıkça “200.000,-TL bedelli” ibaresinin bulunduğunu, ipoteğin 600.000,-TL ile sınırlı olduğu iddiasının bu ibare ile tezatlık içerdiğini, ihtarname ile kefillerin kefalet limitleri ile sınırlı olacağının açıkça belirtildiğini, müvekkilinden kefil olduğu 250.000-TL’den başka bir alacak kaleminin talep olunamayacağının açık olduğunu, müvekkilinin imza kısmına “müteselsil” yazıldığını, sayfanın en alt kısmına tarihi yanlış attığını, en sonda imzasının bulunduğunu, Genel Kredi Sözleşmesindeki kefaletin geçerliliğinin dahi şüpheli olduğunu, bilirkişi tarafından kaynağı açık olarak belirtilmeyen, nerden geldiği belli olmayan 336.468,20-TL ana para olarak esas alınmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini,mahkemece kefalet sözleşmesi geçerlilik şartları ve genel işlem koşullarına değinilmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın reddine karar verildiği halde ıslah harcının iadesi yönünde bir karar verilmediğini, bu nedenlerle kararın akldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE

Dava, davacının kefalet ve ipotek verdiği genel kredi sözleşmesi uyarınca icra dosyasında davalıya fazla ödediği iddia olunan bedelin istirdatı istemine ilişkindir. Kefalet sözleşmesi alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir.Kefiller kendi temerrüdünün sonuçlarından ve kefalet limiti kapsamında asıl borçlunun borcu kadar sorumludur .İpotek ise alacağa teminat sağlamayı amaçlayan ve rehin verenle alacaklı arasında yapılacak resmi senedin tapu kütüğüne tescil ile alacaklı lehine ayni hak doğuran sözleşmedir, İlerde doğacak ve doğması muhtemel alacaklar için kurulan üst limit ipoteğinde taşınmazın bu belirsiz borca azami ne miktar için teminat teşkil edeceği ipotek akit tablosunda bir limitle belirlenir.

Dava dışı ....Ltd.Şti. ile davalı banka arasında, 05.03.2014 tarihinde imzalanan 250.000-TL limitli genel kredi sözleşmesine davalının 287.500-TL limitle müteselsil kefil olduğu hususu ihtilafsızdır. Davacı; davalı banka lehine 1. sırada 200.000- TL limitli verdiği ipotek dışında ,ayrıca davacı bankaya 600.000-TL'lik üst limit ipoteği vermiş olup davalı banka dava dışı borçlunun borcunu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip etmiş ve davacı tarafından ödenerek tahsil edilmiştir. Davacı kefil olduğu kredi sözleşmesine aynı zamanda asıl borçlunun borcuna ipotek limiti ile sınırlı olarak ayni teminat olarak ipotek vermiştir.Kefalet sahsi ,ipotek ise ayni teminat olup birbirinden bağımsız ve geçerlilikleri birbirine etkilemeyen iki ayrı sözleşmedir.

Davacı kefalet limiti ile sınırlı olmaksızın dava dışı asıl borcunun borcundan ipotek limiti ile sınırlı olarak sorumlu olacaktır. Davacının Kefil olarak sorumluğuna gidilmemiş ,ipotek borçlusu olarak sorumluğuna gidilerek alacak tahsil edilmiştir. Kefil ve ipotek borçlusu sözleşmenin taraflarını bağlayan sözleşme şartlarının genel işlem koşulları uyarınca geçersizliğini tarafı olmadığı sözleşmede ileri sürme hakkı bulunmayıp, davacının kefaleti de yasal şartları mevcut geçerli bir kefalet olduğu gibi ,kefalet sözleşmesi geçersiz olsa dahi ipotek borcu bu geçersizlikten etkilenmeyecek olup davacının ipotek borçlusu olarak sorumluluğuna ve davanın sonucuna etkili olmayacağından davacı vekilinin kefaletin geçerliliği ve genel işlem koşullarının mahkemece değerlendirmediğine ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.

Hakim, bilirkişinin oy ve görüşünü diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir .Konusunda uzman bilirkişinin denetime elverişli raporu uyarınca davadışı asıl borçlunun genel kredi sözleşmesi nedeniyle tespit edilen borcu, davacının ipotek borçlusu olarak ipotek limiti aşmayan ödeme miktarından daha fazla olup davacı banka tarafından yapılan fazla bir tahsilatın bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir .Ancak davacı tarafından yatırılan ıslah harcının da iade edilmesi gerektiği gözetilmeden sadece peşin harcın idaesine karar verilmesi doğru değil ise de ,bununla birlikte dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile HMK 353(1)b-2 uyarınca hükmün kaldırılmasına, davanın reddi ile davacı tarafından yatırılan ıslah harcının da iadesine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE; İstanbul 10.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 20/11/2017 Tarih 2015/1043 Esas- 2017/1412 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA, "Davacının davasının subut bulmadığından REDDİNE,"İlk Derece Yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gerekli 54,40-TL harcın ; davacı tarafından yatırılan 170,78-TL peşin ve 1.878,53-TL ıslah harcı olmak üzere toplam 2.049,31-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 1.994,91-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davalı yan gider avansından karşılanan 32-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Davalı vekili için AAÜT uyarınca takdir olunan 1.980,-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine"İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90- TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan 42-TL yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/04/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/267901 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/1969 E. 2021/1444 K. · Onandı

Ödemeler toplam borcun altında kaldıysa istirdat edilecek fazla ödeme yoktur

Gerekçe özeti

Borçlu/kefilin yaptığı ödemelerin toplamı toplam borcun altında kalıyorsa istirdat edilebilecek fazla bir ödeme yoktur; üçüncü kişice yapılıp borçlunun borcuna mahsup edilen ödemeler davacının ödemesi sayılmaz.

Emsal değeri

Ödemeler toplam borcun altında kaldığında istirdat talebinin dayanaksız kalacağı yönünden emsal değeri vardır.

Kavramlar: istirdat fazla ödeme müteselsil kefil ödemenin mahsubu

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/1969 E.  ,  2021/1444 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 20.11.2017 tarih ve 2015/1043 E. - 2017/1412 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 08.04.2020 tarih ve 2018/1320 E. - 2020/402 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, dava dışı Bilnar Tekstil Ltd. Şti.’nin davalı bankadan 250.000-TL kredi başvurusu yaptığını, kullanılan kredi için müvekkilinin sahibi bulunduğu taşınmazı üzerine 200.000-TL bedel ile ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin 05.03.2014 tarihli kredi sözleşmesi ile 287.500-TL ile sınırlı olarak kefil olduğunu, ayrıca teminat olarak 250.000-TL bedelli bono verdiğini, yapılan bu işlemlerin tamamının davalı bankada yapıldığını, davacının tapuya gitmediğini, kredili mevduat hesabının borçlu tarafından ödenmemesi üzerine müvekkilinin toplam 17.000-TL ödeme yaptığını, ancak davalının hesabı kat ederek İstanbul 10. İcra Dairesi'nin 2014/4772 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra tehdidi altında toplam 440.650-TL ödeme yaptığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere şimdilik 10.000-TL fazla ödemenin ödeme tarihinden itibaren % 32 temerrüt faizi işletilerek davalıdan tahsilini talep etmiş, 21.04.2016 tarihli ıslah dilekçesi ile icra tehdidi altında ödenen 120.000-TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davacının istirdatını talep ettiği miktarın davacı tarafça belirlenebilir özellikte olduğunu, dava dışı şirket tarafından vadesi gelen ödemelerin yapılmaması nedeniyle davacı banka tarafından 24.09.2014 tarihi itibariyle kredi hesabının kat edildiğini, hesap kat ihtarnamesi ile muhataba ve müteselsil kefil olan davacıya da tebliğ edildiğini, muhataplar ve davacının söz konusu ihtarnameye yönelik olarak herhangi bir itirazda bulunmadığını, takiplerin kesinleştiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, dava dışı şirket ile davalı banka arasında imzalanan 250.000-TL limitli genel kredi sözleşmesini, davacının 287.500-TL limitle müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, söz konusu kredi borcu için davacının kendi adına kayıtlı gayrimenkulü üzerine 2. dereceden 600.000-TL bedelle ipotek tesis edildiği, ayrıca davacının 250.000.- TL tutarındaki bir bonoyu da kefil ve aval sıfatıyla imzalayarak davalı bankaya verdiği, davalı banka tarafından tahsilde tekerrür olmaması kaydıyla hem bono ve hem de ipoteğin paraya çevrilmesi talepli iki farklı icra takibi yapıldığı, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yapılan takip nedeniyle denetime elverişli bilirkişi raporunda yapılan tespitler sonucunda, davacının kendi ödediğini ileri sürdüğü 17.000-TL ödemenin davacı tarafından değil, dava dışı 3.

kişi tarafından yapıldığı, söz konusu 17.000-TL tahsilatın borçlu firmanın faiz borcuna mahsup edildiği, davacının 415.300-TL davalı bankaya, 8.350-TL icra dairesi hesabına olmak üzere toplam 423.650-TL ödemede bulunduğu, davacının davalı bankaya yapmış olduğu ödemelerin toplam borcun altında kaldığı, fazladan ödeme yapılmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak davacı tarafından yatırılan ıslah harcının da iade edilmesi gerektiği halde sadece peşin harcın iadesine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının davasının subut bulmadığından reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine HMK'nın 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi HMK'nın 369/1. ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 4,90 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 18.02.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.