6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Bayilik sözleşmesinin haklı fesihinde peşin satış destek primi iadesi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2409 E. 2020/1190 K. · · İlk derece: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

bayilik (acente-kıyas)

Gerekçe özeti

Bayilik sözleşmesinin süresinden önce haklı nedenle feshedilmesi halinde, sözleşmede kalan süreye tekabül eden yatırımların usd cinsinden iadesine ilişkin açık bir hüküm bulunuyorsa, alacaklının bu alacağının bir kısmı için fatura düzenlemiş olması, sözleşmeden kaynaklanan alacağını o kısma hasrettiği veya kalan bölümünden feragat ettiği şeklinde yorumlanamaz. Ayrıca, yatırıma konu taşınmazda kiracı durumunda olan tarafın, sözleşmenin feshi sonrasında bu taşınmazı tahliye edip iade etmesi ve taşınmazın fesheden tarafça üçüncü bir kişiye kiraya verilmesi halinde, yapılan sabit yatırım bedelinin iadesi talebi, yatırımın halen fesheden tarafın (veya onun halefinin) zilyetliğinde/faydasında olması nedeniyle sebepsiz zenginleşme teşkil etmeyeceğinden reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Fatura düzenlenmesinin sözleşme hükmünü değiştirip değiştirmediği / alacaktan feragat sayılıp sayılmayacağı → ret

İddia: Davalı vekili, davacının 16/06/2015 tarihinde istasyon nakdi yatırım bedeli adı altında fatura düzenleyip fazlaya dair haklarını saklı tutmadan bedel tahsil ettiğini, bu nedenle peşin satış destek primi alacağının 17.091,27 usd olarak takdir edilen kısmının kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: Taraflar arasındaki protokolün 14/c maddesi, sözleşmenin uygulanmayan süresine tekabül eden yatırımların usd cinsinden tutarının faizi ile birlikte davalı şirketçe davacı şirkete ödeneceğini açıkça düzenlemektedir. Taraflar arasında bu yönde açık bir sözleşme hükmü bulunmakta iken, davacının bu hükmü düzenlediği fatura ile değiştirdiği yönündeki iddianın yasal dayanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki davacının sözleşmeden kaynaklanan alacağı için fatura düzenlemesine ihtiyacı olmadığı gibi, alacağının bir kısmı için fatura düzenlemiş olması, alacağını o kısma hasrettiği veya kalan bölümünden feragat ettiği şeklinde yorumlanamaz.

Gerekçe kaynağı: özgün

Peşin satış destek primi alacağının hesaplanma yöntemi ve faiz başlangıç tarihi → ret

İddia: Davacı vekili, akaryakıt peşin satış destek primi alacağının hem tutar hem de faiz başlangıç tarihi bakımından hatalı hesaplandığını, alacağın sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsil edilmesi ve daha sonra teminat mektubundan tahsil edilen kısmın faizsiz mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmediğinden, davacının bu alacağın sözleşmenin feshedildiği tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilip daha sonra bu miktardan banka teminat mektubuna istinaden tahsil edilen kısmın faizsiz şekilde mahsup edilmesi talebi yerinde değildir. Bilirkişi incelemesine göre, bakiye süreye tekabül eden peşin satış destek primi miktarının teminat mektuplarının nakde çevrildiği tarihteki kur üzerinden TL'ye çevrilmesi, bu tutardan aynı tarihte tahsil edilen 408.000-TL'nin düşülmesi ve kalan bakiyenin yine aynı tarihli kur üzerinden usd'ye çevrilmesi suretiyle hesaplama yapılması, alacağın dava tarihinden itibaren usd cinsine kamu bankalarının uyguladığı bir yıllık en yüksek vadeli mevduat faiz oranıyla işletilmesi doğrudur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Kiracı bayiye yapılan inkişaf/yatırım bedelinin iadesi talebinin sebepsiz zenginleşme yönünden değerlendirilmesi → ret

İddia: Davacı vekili, inkişaf/yatırım bedeli alacağının sözleşme hükmüne (protokol m.3/2) dayandığını, sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmadığını, bu bedelin de sözleşmenin feshi tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı bayinin, yatırıma konu istasyonda kiracı olduğu, davacının sözleşmenin feshi üzerine söz konusu istasyonu tahliye ederek davacıya teslim ettiği, davacının da boş istasyonu üçüncü bir bayiye kiraya verdiği anlaşılmaktadır. Bu durumda başlangıçta yapılan inkişaf yatırımı halen davacının uhtesinde ve davacının sonradan kiraya verdiği üçüncü şahıs bayiin zilyetliğinin halefi konumunda bulunduğundan, davalı şirketin söz konusu inkişaf bedeli sebebiyle herhangi bir sebepsiz zenginleşmesi bulunmamaktadır. Yargıtay 19. HD'nin konuya ilişkin emsal kararlarında da davacının bedelini ödeyerek yaptırdığı sabit yatırımların kullanılmak suretiyle davalı tarafından ticari faaliyetin sürdürüldüğü, sabit yatırımların ticari faaliyete katkı yaptığı hususları dikkate alınmaktadır. Davalının kiracı bulunduğu, yeni bayiye devredilen taşınmaza yapılan yatırım bedeli talebinin davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceği gözetilerek bu kalem talebin reddine ilişkin hükümde isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda, akaryakıt bayilik sözleşmelerinin süresinden önce feshi halinde yapılan yatırımların iadesi konusunda, yatırıma konu taşınmazın kiracı bayi tarafından tahliye edilip davacıya teslim edilmesi ve davacı tarafından üçüncü bir bayiye kiraya verilmesi durumunda sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığı yönünde Yargıtay 19. HD emsal kararlarına da atıfla değerlendirme yapılmış olup, bu husus benzer bayilik sözleşmesi ihtilaflarında emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bayilik sözleşmesi protokol peşin satış destek primi inkişaf/yatırım bedeli sebepsiz zenginleşme kıstelyevm temerrüt cari hesap alacağı teminat mektubu tazmini

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2409

KARAR NO 2020/1190

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 30/05/2018

NUMARASI 2016/1207 Esas - 2018/726 Karar

DAVA

Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/11/2020

Davanın kısmen kabul /kısmen reddine ilişkin hükmün davacı ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının kiracısı olduğu Tirebolu adresinde bulunan akaryakıt istasyonunun müvekkili şirket bayisi olarak işletilmesine ilişkin olarak 20/09/2013 tarihli protokol akdedildiği,, 23/10/2013 tarihli ve 5 yıl süreli ... A.Ş. İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi akdedilmiş olup,protokolün 3. maddesi uyarınca müvekkili şirketin istasyonun inşası ile ilgili gerekli yatırımı üstlenmeyi, davalının da inşaatı tamamlamayı taahhüt ettiğini, 4. maddesi uyarınca, davalının 5 yıl süreyle P.O. bayisi olarak faaliyette bulunması karşılığında, müvekkili şirketin davalıya beher sözleşme yılı için 42.000 usd + kdv olmak üzere toplamda kdv dahil 247.800-usd peşin satış destek primi ödemeyi taahhüt ettiğini, müvekkili şirketin bu kapsamda 5 yıllık sözleşme süresi için kararlaştırılan peşin satış destek priminin tamamını davalıya peşin ödediğini, ancak davalının mal alımını durdurması , cari hesap borcunu ödememesi,istasyonu kapatması, kamu kurumlarına borçlarını ödememesi ve müvekkili şirkete haciz ihbarnameleri gönderilmesi nedeniyle, müvekkili şirketin davalıya Beyoğlu ....

Noterliği'nin 15/06/2015 tarihli ihtarnameleri ile bayilik sözleşmelerini feshettiğini bildirmek zorunda kaldığını, bayilik sözleşmesinin süresini tamamlamadan 15/06/2015 tarihinde feshi üzerine, müvekkili şirketin 5 yıllık sözleşme süresinin tamamı için davalıya ödediği peşin satış destek primi ve inkişaf bedeli tutarlarının, kalan süreye tekabül eden kısımların iadesini talep hakkı doğduğunu belirterek,fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla; 170.301,63-usd tutarındaki bakiye peşin satış destek primi alacağının, bayilik sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4(a) maddesi uyarınca hesaplanacak faizi ile, 65.652,03-TL tutarındaki bakiye inkişaf yatırım bedeli alacağının fesih tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak müvekkili şirkete ödenmesine, 18.206,06-TL tutarındaki cari hesap alacağının, dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline, tazmin edilen banka teminat mektuplarına istinaden 408.000-TL'nin müvekkili şirket alacağından mahsup edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı, davalı/bayi ile olan cari hesabını kat etmiş ve kat neticesi çıkan alacağını tahsil etmiş olup, davacının hukuken himaye edilebilecek bir alacağı bulunmadığını, davalı ile davacının diğer bayisi ... firması aynı iktisadi bütünlük olup, davacı firma davalının iktisadi bütünü olan ... firması ile olan ticari ilişkisi, bayilik sözleşmesi sona ermeden önce sonlandırıldığında, sözleşmenin kalan süresi için yatırımın (sabit yatırım ile nakdi yatırım) sözleşmenin ifa edilmeyen süresine denk gelen kısmını hesaplamış ve kalan miktarın net defter değerini çıkararak, fatura edip bayisi ...tahsil etmiş olup, davacının kendi cari hesabında davalı borçlu görünüyor ise de, davalının kendi cari hesabının sıfır bakiyeli olduğunu, davacının yatırımın kıstelyevm hesabına göre iade edilecek kısmını tahsil etmiş olduğunu, davacı, davalıdan toplu olarak 408.600,00 TL'sini tahsil ettikten sonra 13/12/2016 gününe kadar 1,5 yıl süre ile ve davalının iktisadi bütünlük olan ...

alacağı kalmadığı gerekçesi ile 37.535,84-TL'sını iade ettikten 12.2016 gününe kadar =3 ayı aşkın süre ile sustuktan sonra 14/12/2016 günü işbu davayı açmış olmakla, T.B.K.'nun 2 maddesi ile tanımlanan çelişkili davranış yasağını ihlal ettiğini, yasaya aykırı talebin hukuken himaye edilmemesini, bayilik sözleşmesinin feshinin haksız ve esaslı usul şartına aykırı olduğunu belirterek, yasaya aykırı talebin külliyen ret edilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; her ne kadar davacı tarafça kendi alacağının sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren işletilecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilip daha sonra bu miktardan banka teminat mektubuna istinaden tahsil edilen kısmın şirket alacağından olduğu şekli ile (faizsiz) mahsup edilmesi talebinde bulunulmuş ise de, sözleşmenin feshi ile çekilen ihtarnameden veya sonrasında davalı usulüne uygun temerrüde düşürülmediğinden davacının sözleşemeye göre USD cinsinden talep edebileceği tazminat miktarının davacının teminat mektuplarının paraya çevirmek suretiyle tahsil ettiği 408.000-TL'nin paraya çevirme günündeki TL üzerinden Türk parasına çevrilip ve o tarihte yapılan ödemenin asıl alacaktan mahsubu ve yine sonrasında kalan bakiye Türk lirasının da aynı tarihteki kur üzerinden USD cinsine çevrilerek kalan bakiye USD alacağının tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacının davadaki ikinci talebi olan cari hesap alacağı yönünden de davacının davalıdan 18.206,06-TL alacağı olduğu anlaşılmakla bu miktardaki cari alacağın dava tarihi olan 14/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği, her ne kadar davacı tarafından davalıya sözleşme başlangıcında inkişaf yatırım bedeli olarak ödenen 95.528,00-TL'den bakiyeye süreye tekabül eden 65.652,03-TL 'nin tahsili için dava açılmış ise de, davacı tarafından başlangıçta yapılan inkişaf yatırımının halen davacı uhtesinde ve davacının sonradan bir sözleşme ile kiralamış olduğu onun zilyetliğinin halefi konumundaki üçüncü şahıs bayii de bulunduğu, bu itibarla davalı şirketin söz konusu inkişaf bedeli sebebiyle herhangi bir sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığı gerekçesiyle davacının davasının kısmen kabul /kısmen reddi ile, A)bakiye peşin destek pirimi yönünden 17.091,27 USD'nin dava tarihi olan 14/12/2016 tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4a maddesi uyarınca kamu bankalarının USD cinsine uyguladığı en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, B)cari hesap sebebiyle 18.206,06 TL'nin dava tarihi olan 14/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, C)inkişaf bedeli ile kalan kısımlar yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı vekili; bilirkişi raporunda hesaplanmasına rağmen mahkemece İnkişaf Bedeli alacağını tümüyle reddettiği, red kararının protokolün m. 3/2 hükmüne aykırı olduğunu, bu konudaki taleplerinin belirtilenin aksine sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmadığı,sözleşme hükmüne dayalı olduğu,akaryakıt peşin satış destek primi bakımından verilen kararın hem alacak tutarı hem de faiz başlangıç tarihi bakımından hatalı olduğunu, ilaveten, müvekkili Şirket'in İnkişaf/Yatırım Bedeli alacağına da hak kazandığı açık olup, bu bedelin de bayilik sözleşmesinin feshi tarihinden itibaren işletilecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiğini, ancak Yerel Mahkeme nezdindeki dosyaya 28/02/2018 tarihinde sunmuş oldukları Bilirkişi Raporuna Beyan ve İtiraz dilekçesinde de ayrıntılı şekilde açıkladıkları üzere, Akaryakıt Peşin Satış Destek Primi alacağı bakımından Bilirkişilerce yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, kaldı ki, müvekkili Şirket'in tek alacağı peşin satış destek primi alacağı olmayıp, inkişaf bedeli ve cari hesap alacağı da bulunduğunu, yapılması gereken, müvekkili Şirket'in peşin satış destek primi ve diğer tüm alacak kalemleri ile faizlerinin belirlenmesi, bu belirleme sonrasında çıkacak toplam tutardan 408.000-TL tutarındaki tahsilatın mahsup edilmesi gerektiğini, dolayısıyla, hesaplamanın bu yönüyle de kabulünün mümkün olmadığını bildirerek, müvekkili Şirket aleyhine hükmedilen kısmının kaldırılarak davanın talepleri gibi kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı vekili istinaf başvurusunda;

davacı firma 15/06/2015 tarihinde ihtarnameyi keşide edip, bayilik sözleşmesini fesh etmiş olup, bu ihtarda alacak talebi bulunmadığını, davacı firma 16/06/2015 tarihinde de fazlayı talep hakkını saklı tutmadan, istasyon nakdi yatırım bedeli adı altında 414.898,63-TL bedelli faturayı düzenleyerek bayiye tebliğ etme gereği duymadan 18 ve 19/06/2015 tarihlerinde 408.000-TL 'sını tahsil ettiğinden peşin satış destek priminin iade edilmesi gereken miktarını 17.091,27 -usd olarak takdir edilen kısım yönünden kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesi ve imzalanan protokoller uyarınca davacı tarafından davalıya ödenen bakiye inkişaf/yatırım bedeli, bakiye peşin satış destek priminin tahsili ile yine davacının cari hesap alacağının tahsiline yönelik alacak davasıdır.Somut olayda; Davacı ... ile davalı ... ...ltd. şti. arasında 20/09/2013 tarihli protokol ve protokolde kararlaştırıldığı üzere davalının kiracısı olduğu akaryakıt istasyonunun davacı şirket bayisi olarak işletilmesi konusunda 23/10/2013-2018 tarihleri arasındaki 5 yıllık süreli Akaryakıt ve Otogaz bayilik sözleşmesi imzalanmıştır.Bir süre ticari ilişkinin devam ettiği ve davalının en son Kasım 2014 tarihinde davacı şirketten alım yapması ve o tarihten sonra 15/06/2015 tarihinde sözleşmenin feshine kadar alım yapamaması sebebi ile davacının ihtar çekerek bayilik sözleşmesini haklı nedenle feshettiği dosya kapsamı ile sabittir.

Bu bağlamda, davacı şirketin taraflar arasında akdedilen bayilik ilişkisini haklı nedenle feshi sonucunda, davalı şirkete 5 yıllık sözleşme süresinin tamamı için ödenen peşin satış destek primi yönünden taraflar Protokolün mad. 14/c hükmü ile düzenleme getirmişlerdir. Bu düzenlemeye göre sözleşmenin uygulanmayan süresine tekabül eden yatırımların usd cinsinden tutarının, faizi ile birlikte davalı şirketçe davacı şirkete ödeneceği açıkça düzenlenmiştir. Taraflar arasında bu yönde açık bir hüküm bulunmakta iken, davacı şirketin sözleşme hükmünü, düzenlemiş olduğu fatura ile değiştirdiği yönündeki iddianın yasal dayanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki davacı şirketin sözleşmeden kaynaklanan alacağı için fatura düzenlemesine ihtiyaç olmadığı gibi, alacağının bir kısmı için fatura düzenlemiş olması, alacağını hasrettiği, kalan bölümünden feragat ettiği şeklinde yorumlanamaz.

Davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Bilirkişi incelemesi sonucunda; davacı ile davalı arasında akdedilen sözleşme ve protokoller uyarınca davacı tarafça davalıya akaryakıt peşin satış destek primi 247.800-usd (KDV dahil) karşılığı dahil ödeme yapılmış olduğu, bu ödemenin 5 yıllık sözleşme süresince yapıldığı, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği yapılan ödemelerin "bayiliğin ... markası altında sonlandırılması halinde kıstelyevm yöntemi ile bedel iadesi yapılacağı" hususunun zikredildiği (protokol madde no: 3 ve 14 gereği) sözleşmenin süresinden önce feshedilmiş olması sebebiyle sözleşmenin uygulanmayan bakiye süresi için davalıdan talep edilecek peşin satış destek primi miktarının 166.301,33-usd(kdv dahil) olduğu, yine davalı tarafından davacıya verilen toplam 408.000-TL'lik teminat mektuplarının davacı tarafça 17-19/06/2015 tarihleri arasında tazmin edildiği, davacının bakiye süreye tekabül eden peşin satış destek primi olan 166.301,33-usd 'nin teminat mektuplarının çevrildiği tarihteki kur üzerinden TLye çevrilmesi halinde davacı alacağının o günkü kur üzerinden 454.734,36 TL (KDV dahil) hesap edildiği, davacının alacağı olan bu miktardan davacının teminat mektuplarının nakde çevirmesi suretiyle tahsil ettiği 408.000-TL'nin düşülmesi sonucu davacı alacağının, 46.734,36-TL (KDV dahil) olduğu, bu miktarın aynı tarihli kur üzerinden usd'ye çevrilmesi halinde davacının peşin satış destek primi alacağının 17.091,27 -usd (kdv dahil) olduğu, bu miktarın peşin satış destek primi alacağı olarak dava tarihi olan 14/12/2016 tarihinden itibaren usd cinsine kamu bankalarının uyguladığı 1 yıllık en yüksek vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği tespit edilmiştir.

Davalı usulüne uygun temerrüde düşürülmediğinden davacı vekilinin bu alacağın sözleşmenin feshedildiği tarihten itibaren işletilecek faizi ile birlikte tahsiline karar verilip daha sonra bu miktardan banka teminat mektubuna istinaden tahsil edilen kısmın şirket alacağından olduğu şekli ile mahsup edilmesi yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Ancak; davalı bayi, ... Ltd. Şti. ... yatırımına konu istasyonda kiracı olup, davacının bayisinin kiracı olduğu istasyonu yenilediği, davacı tarafından sözleşmenin feshi üzerine davalının söz konusu benzinliği tahliye ettiği ve davacıya teslim ettiği, davacı tarafından boş olan istasyonun üçüncü bir bayiye işletmeye kiraya verildiği, dolayısıyla davacı tarafından başlangıçta yapılan inkişaf yatırımının halen davacı uhtesinde ve davacının sonradan bir sözleşme ile kiralamış olduğu onun zilyetliğinin halefi konumundaki üçüncü şahıs bayii de bulunduğu, bu itibarla davalı şirketin söz konusu inkişaf bedeli sebebiyle herhangi bir sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.Yargıtay 19 HD nin konuya ilişkin emsal kararlarında ,davacının bedelini ödeyerek yaptırdığı..

sabit yatırımların kullanılmak suretiyle davalı ...Ltd. Şti. tarafından ticari faaliyetin sürdürüldüğü, sabit yatırımların ticari faaliyetine katkı yaptığı" hususları dikkate alınmaktadır.(örneğin 2018/2486 esas ,2020/140 karar sayılı 29.1.2020 tarihli ilam) Davalının kiracı bulunduğu, yeni bayiye devredilen taşınmaza yapılan yatırım bedeli talebinin davacının sebebsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceği gözetilerek bu kalem talebin reddine ilişkin hükümde isabetsizlik yoktur. İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulüne ilişkin verdiği hüküm usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı ve davalı vekilinin istinaf sebebleri yerinde görülmediğinden başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacıdan alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcının peşin alınan 71,80-TL harçtan mahsubu ile 17,40- TL fazla yatırılan harcın istek halinde davacıya iadesine,Davalıdan alınması gereken 5.318,36- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 1.329,59- TL harcın mahsubu ile bakiye 3.988,77‬- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Taraflarca yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

19/11/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/267600 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/1467 E. 2022/5856 K. · Onandı

Süresinden önce feshedilen bayilikte peşin destek primi ve inkişaf bedeli

Gerekçe özeti

Bayinin edimini yerine getirmemesi nedeniyle haklı feshedilen bayilik sözleşmesinde, sözleşmenin uygulanmayan süresine tekabül eden peşin satış destek primi (tazmin edilen teminatlar mahsup edilerek) bayiden geri istenebilir; buna karşılık, feshten sonra istasyonu tahliye eden kiracı bayiye yapılmış inkişaf yatırımı sağlayıcının uhdesinde kaldığından bayinin sebepsiz zenginleşmesi yoktur ve bu bedel iadeye tabi değildir.

Emsal değeri

Haklı feshedilen bayilikte uygulanmayan süreye ilişkin peşin destek priminin iadesi gerektiği, ancak sağlayıcı uhdesinde kalan inkişaf yatırımı için bayinin sebepsiz zenginleşmesi bulunmadığı yönünden emsal değeri taşır.

Kavramlar: akaryakıt bayilik sözleşmesi peşin satış destek primi inkişaf yatırım bedeli haklı fesih sebepsiz zenginleşme

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/1467 E.  ,  2022/5856 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 30.05.2018 tarih ve 2016/1207 E. - 2018/726 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.11.2020 tarih ve 2018/2409 E. - 2020/1190 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının kiracısı olduğu akaryakıt istasyonunun müvekkili şirket bayisi olarak işletilmesine ilişkin olarak taraflar arasında 20/09/2013 tarihli protokol ve 23/10/2013 tarihli, 5 yıl süreli Bayilik Sözleşmesinin aktedildiğini, protokolün 3. maddesi uyarınca müvekkili şirketin istasyonun inşası ile ilgili gerekli yatırımı üstlendiğini, 4. maddesi uyarınca da davalının 5 yıl süreyle P.O. bayisi olarak faaliyette bulunması karşılığında, müvekkili şirketin davalıya KDV dahil 247.800 USD peşin satış destek primini ödediğini, ancak davalının mal alımını durdurması, cari hesap borcunu ödememesi, istasyonu kapatması, kamu kurumlarına borçlarını ödememesi ve müvekkili şirkete haciz ihbarnameleri gönderilmesi nedeniyle, müvekkili şirketin 15/06/2015 tarihinde bayilik sözleşmesini feshettiğini, müvekkili şirketin 5 yıllık sözleşme süresinin tamamı için davalıya ödediği peşin satış destek primi ve inkişaf bedeli tutarlarının kalan süreye tekabül eden kısımların iadesini talep hakkı doğduğunu ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 170.301,63 USD bakiye peşin satış destek primi alacağının, bayilik sözleşmesinin fesih tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4-(a) maddesi uyarınca hesaplanacak faizi ile, 65.652,03 TL tutarındaki bakiye inkişaf yatırım bedeli alacağının fesih tarihinden itibaren avans faizi ile, 18.206,06 TL tutarındaki cari hesap alacağının, dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan tahsiline, tazmin edilen banka teminat mektuplarına istinaden 408.000-TL'nin müvekkili şirket alacağından mahsup edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının herhangi bir alacağı bulunmadığını ve sözleşmeyi feshetmekte haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında 23/10/2013- 23/10/2018 tarihleri arasını kapsamak üzere toplam 5 yıl için akaryakıt bayilik sözleşmesinin imzalandığı, söz konusu sözleşme uyarınca davacı tarafından 247.800,00 USD peşin satış destek primi ödendiği, yine 5 yıllık inkişaf yatırım bedeli olarak da 95.528,00 TL ödendiği, davalının en son Kasım 2014 tarihinde davacı şirketten alım yapması ve o tarihten sonra sözleşmenin feshine kadar alım yapamaması sebebi ile sözleşmenin davacı tarafça haklı nedenle fesih edildiği, sözleşmenin süresinden önce feshedilmiş olması sebebiyle davacının davalıdan 166.301,33 USD miktarında bakiye sözleşme süresi için peşin satış destek primi alacağının kaldığı, yine davalı tarafından davacıya verilen toplam 408.000,00 TL'lik teminat mektuplarının davacı tarafça 17-19/06/2015 tarihleri arasında tazmin edildiği, davacının bakiye süreye tekabül eden peşin satış destek primi olan 166.301,33 USD'nin teminat mektuplarının çevrildiği tarihteki kur üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi halinde davacı alacağının o günkü kur üzerinden 454.734,36 TL (KDV dahil) alacağının hesap edildiği, davacının alacağı olan bu miktardan davacının teminat mektuplarının nakde çevirmesi suretiyle tahsil ettiği 408.000,00 USD'nin düşülmesi sonucu davacı alacağının 46.734,36 TL olduğu, bu miktarın aynı tarihli kur üzerinden USD'ye çevrilmesi halinde davacı alacağının belirtilen tarih itibariyle 17.091,27 USD olarak hesaplandığı, davacının davadaki ikinci talebi olan cari hesap alacağı yönünden de davacının davalıdan 18.206,06 TL alacağı olduğu, davacı tarafından davalıya sözleşme başlangıcında inkişaf yatırım bedeli olarak ödenen bedelden bakiye süreye tekabül eden meblağ talep edilmiş ise de, davaya konu taşınmazın mülkiyetinin davacı OMV Petrol Ofisi A.Ş.

olduğu, davalı şirketin davaya konu petrol istasyonunda kiracı olarak bulunduğu, davacı tarafından sözleşmenin feshi üzerine davalının söz konusu benzinliği tahliye edip davacıya teslim ettiği ve davacı tarafından üçüncü bir bayiye kiraya verildiği, dolayısıyla davacı tarafından başlangıçta yapılan inkişaf yatırımının halen davacı uhtesinde ve davacının sonradan bir sözleşme ile kiralamış olduğu onun zilyetliğinin halefi konumundaki üçüncü şahıs bayii de bulunduğu, bu itibarla davalı şirketin söz konusu inkişaf bedeli sebebiyle herhangi bir sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, bakiye peşin destek pirimi yönünden 17.091,27 USD'nin dava tarihinden itibaren kamu bankalarının USD cinsine uyguladığı en yüksek 1 yıl vadeli mevduat faiz oranı ile birlikte, cari hesap sebebiyle 18.206,06 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, inkişaf bedeli ile kalan kısımlar yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davacı şirketin taraflar arasında akdedilen bayilik sözleşmesini haklı nedenle feshettiği, davalı şirkete 5 yıllık sözleşme süresinin tamamı için ödenen peşin satış destek primi yönünden Protokolün 14/c hükmüne göre sözleşmenin uygulanmayan süresine tekabül eden yatırımların USD cinsinden tutarının, faizi ile birlikte davalı şirketçe davacıya ödenmesi gerektiği, davalı bayi, inkişaf yatırımına konu istasyonda kiracı olup, davacının bayisinin kiracı olduğu istasyonu yenilediği, davacı tarafından sözleşmenin feshi üzerine davalının söz konusu benzinliği tahliye ettiği ve davacıya teslim ettiği, davacı tarafından boş olan istasyonun üçüncü bir bayiye işletmeye kiraya verildiği, dolayısıyla davacı tarafından başlangıçta yapılan inkişaf yatırımının halen davacı uhtesinde bulunduğu, bu itibarla davalı şirketin söz konusu inkişaf bedeli sebebiyle herhangi bir sebepsiz zenginleşmesinin bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, özellikle davalı vekilinin temyiz konusu yapmış olduğu temyiz itirazlarına göre, yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 3.988,76 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 14/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.