Yetki itirazı, mükerrer takip iddiası ve fatura alacağında itirazın iptali
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1136 E. 2020/313 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz
★ EmsalGörev ve yetki
Davacının nitelemesi: Ticari Nitelikteki Hizmet/Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan Fatura Alacağı ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım
Gerekçe özeti
Para borcuna ilişkin davalarda, aksi kararlaştırılmadıkça alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir; icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesin yetki olmayıp seçimliktir. Aynı miktarda alacak için farklı hukuki dayanaklarla (örneğin cari hesap ve fatura) yapılan takipler, tahsilde tekerrür olmamak kaydı bulunması ve dayanakların farklı olması halinde mükerrer takip sayılmaz. Ticari defterlere kayıtlı ve usulüne uygun tutulmuş fatura alacağı, aksi yazılı belge ile ispatlanmadıkça davacı lehine delil oluşturur. Likit ve belirlenebilir ticari alacaklarda icra inkar tazminatına hükmedilmesi için itiraz edenin kötü niyetli olması şartı aranmaz.
Ele alınan sorunlar
Yetki itirazının reddi → ret
İddia: Davalı, icra takibinin Gaziosmanpaşa İcra Müdürlüğünde yapılması nedeniyle Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu, ilk derece mahkemesinin yetki itirazını değerlendirmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: İİK 50. maddesi uyarınca icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesin yetki olmayıp seçimlik bir yetkidir; alacaklı hem genel hem özel yetkili mahkemede dava açabilir. Satım ticari ilişkisinden kaynaklanan alacak nedeniyle yapılan takipte HMK 6. madde gereğince genel yetkili mahkeme davalının yerleşim yeri mahkemesidir; HMK 10. madde ile sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de özel yetkilidir. Ayrıca TBK 89. madde uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödeneceğinden, alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. Bu nedenle alacaklının ikametgahı olan İstanbul Mahkemeleri yetkilidir; ilk derece mahkemesi 27.01.2017 tarihli duruşmada para borçlarında alacaklının ikametgahı mahkemesinin de yetkili olduğu gerekçesiyle yetki itirazını reddetmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Mükerrer takip iddiasının değerlendirilmesi → ret
İddia: Davalı, aynı alacak nedeniyle daha önce başka bir icra dosyası ile takip başlatıldığını, bu nedenle mükerrer takip yapıldığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İtirazın iptali davası, takibe bağlılık ilkesi gereği alacağın miktarı bakımından olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. Davacı, davalı aleyhine önce cari hesap alacağına istinaden bir icra takibi başlatmış, daha sonra tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla dava konusu takibi faturaya istinaden aynı alacak miktarı için başlatmıştır. İcra takibine konu alacak miktarları aynı olsa da takip dayanakları farklıdır; bu durumda takiplerin aynı alacak için yapıldığı kabul edilemez. Ayrıca dava konusu takip talebinde tahsilde tekerrür olmamak kaydı ibaresine yer verildiğinden, yapılan ilamsız takip İİK 68/1 maddesi gereğince mükerrer değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Fatura alacağının varlığı ve ispatı → ret
İddia: Davalı, cari hesap alacağının icra takibine konu edilmesinin mutabakat gerektirdiğini, TTK 21 uyarınca itiraza uğramayan kesinleşmiş fatura alacağının icra takibine konu edilebileceğini, ticari defter kayıtları incelendiğinde takibe konu miktar kadar alacak-borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Tarafların TTK hükümlerine uygun olarak tutulan ve sahibi lehine delil niteliği taşıyan ticari defterlerinde dava ve takibe konu faturalar kayıtlıdır. Ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 79.766,98 TL fatura alacağı bulunmaktadır. Davalı, aleyhine delil niteliği taşıyan kayıtlar ve faturaya konu malların kendisine teslim edildiğine ilişkin karinenin aksini, yani davacıya borçlu olmadığını, dosya kapsamında aynı nitelikte yazılı belge ile ispatlayamamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Uygulanan faiz oranının belirlenmesi → ret
İddia: Davalı, takip öncesinde temerrüde düşürülmediğini, faiz talebinin haksız olduğunu ve faiz oranının fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Taraflar tacir olup, 3095 sayılı Kanunun 2/2. maddesi uyarınca değişen oranlarda avans faizi talep edilebilir. Takip tarihi itibarıyla avans faiz oranı %10,50'dir. Davacının takip tarihi itibariyle %10,50 oranında değişen oranlarda avans faizi talep etmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İcra inkar tazminatına hükmedilmesi → ret
İddia: Davalı, icra takibine itirazının kötü niyetli olmadığını, kararın kendisine tebliğ edilmediğinden durumu bilemeyeceğini, bu nedenle icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Takibe konu alacak, ticari ilişki uyarınca düzenlenen fatura alacağından kaynaklanan likit ve belirlenebilir bir alacaktır. İcra inkar tazminatına hükmedilmesi için takipte itiraz edenin kötü niyetli olması şartı bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece takibe konu likit alacak yönünden itirazın iptali ile davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İşlemiş faize yönelik istinaf sebeplerinin değerlendirilmemesi → tartışılmadı
Gerekçe: İcra takibinde işlemiş faiz talep edilmiş ise de, sadece asıl alacak itirazın iptali davasına konu edilmiştir. İşlemiş faiz alacağı yönünden açılmış bir dava ve verilen bir karar bulunmadığından, buna yönelik istinaf sebepleri değerlendirilmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın; para borçlarında icra dairesinin bulunduğu yerin kesin yetki oluşturmadığı, aynı miktardaki alacağın farklı hukuki dayanaklarla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip edilmesinin mükerrerlik oluşturmayacağı ve likit alacaklarda icra inkar tazminatı için kötü niyet şartının aranmayacağına ilişkin tespitleri, benzer uyuşmazlıklarda bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- Para borcuna ilişkin davalarda, aksi kararlaştırılmadıkça, HMK 6. madde uyarınca davalının yerleşim yeri mahkemesi genel yetkili, HMK 10. madde uyarınca sözleşmenin ifa yeri mahkemesi özel yetkili olduğu gibi, TBK 89. madde uyarınca para borcunun alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir; icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi (İİK 50) kesin yetki değil seçimlik yetkidir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali↗ yetki itirazı↗ seçimlik yetki↗ mükerrer takip↗ tahsilde tekerrür olmamak kaydı↗ ticari defter kayıtları↗ likit alacak↗ icra inkar tazminatı↗ avans faizi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/1136
KARAR NO 2020/313
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 16/03/2018
NUMARASI 2016/808 Esas 2018/192 Karar
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/03/2020
Davanın kabulüne ilişkin hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında bulunan ticari ilişkiden dolayı davacı şirketin davalıdan;takibe konu faturalar nedeniyle alacağının bulunduğunu, alacağın tahsili için Gaziosmanpaşa ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak takibe itiraz ettiğini, ticari defter kayıtları ve diğer delillerinin alacağın varlığı hususunda açık birer delil olduğunu, davalı icra dosyasına derdestlik itirazında bulunmuş ise de, aynı alacak konusu ile mükerrer ve derdest herhangi bir icra takibinin bulunmadığını, borçlu hakkında daha önce İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile cari hesap alacağına ilişkin icra takibi başlatıldığını, borçlu itirazı üzerine 18.05.2016 tarihli talepleri doğrultusunda dosyanın işlemden kaldırıldığını iddia ederek;asıl alacak yönünden itirazın iptaline, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın öncelikle aynı faturalar için İstanbul ...İcra Dairesi nezdinde ... E. sayılı dosya ile ilamsız icra takibine giriştiğini, henüz vadesi gelmemiş alacaklarla ilgili girişilen icra takibine süresi içerisinde itiraz ettiklerini, vadesinin gelmesi beklenilmeden, herhangi bir bildirim yapmaksızın tahsilinin amaçlandığını,aynı alacak nedeni ile iki kez icra takibi yapılmasının mümkün olmadığını, alacağın ancak genel mahkemede açılacak bir alacak davası ile hüküm altına alındıktan sonra tahsili cihetine gidileceğini, icra dosyasında davacının dosyanın işlemden kaldırılmasına ilişkin talebi üzerine verilen karar taraflarına tebliğ edilmediğinden, bu durumu bilmelerinin mümkün olmadığını, anılan nedenle de bu yöndeki itirazlarının kötü niyetli sayılamayacağının açık olduğunu, aksine davacı vekilinin dosyanın işlemden kaldırıldığı ve yeni takibe girişildiğini ifade etmesinin dahi takibin haksız olduğunun kabulü anlamına geldiğini, “Cari Hesap” konulu alacağın icra takibine konu edilmesinin, bu yönde mutabakat sağlanması ile mümkün olduğunu, yine T.T.K.
md. 21 uyarınca ilgilisine tebliğ edilerek, 8 gün içerisinde itiraza uğramayan kesinleşmiş fatura alacağının icra takibine konu edilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenle faturaya dayalı ilamsız icra takibinin yapılamayacağını, taraflar arasında ticari defter kayıtları incelendiğinde takibe konu edilen miktar kadar alacak- borç ilişkisi bulunmadığının ortaya çıkacağını, yine, müvekkilinin takip öncesinde temerrüde düşürülmediğinden faiz talebinde bulunulmasının haksız olduğunu, faiz oranının da fahiş olduğunu ileri sürerek; itirazın iptali isteminin reddine ve icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; her iki şirkete ait defterlerin TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, sahibi lehine delil olma niteliği taşıdığı, tarafların fatura vadeleri ile ilgili beyanları dikkate alındığında; “Cari Hesap Alacağı” nedeniyle İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile 02.03.2016 tarihinde başlatılan takip tarihi itibariyle cari hesap bakiyesini oluşturan faturaların ödeme vadelerinin gelmemiş olduğu sonucuna varıldığı, dava konusu Gaziosmanpaşa ...İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası 26.05.2016 tarihinde ilamsız takip başlatılmış olup, anılan vadeler dikkate alındığında, takibe konu edilen tüm fatura bedellerinin işbu davaya konu edilen takip tarihi itibariyle muaccel olduğu, davalı taraf defterlerinde;davacı şirket alacağının 79.766,98-TL olduğu, başlatılan her iki takipte talep edilen 79.766,98 TL tutarındaki davacı asıl alacak miktarında tam mutabakat bulunduğu gerekçesiyle asıl alacak yönünden davanın kabulü ile itirazın iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; icra takibinin Gaziosmanpaşa ...İcra Müdürlüğü nezdinde başlatıldığı düşünüldüğünde yetkili mahkemenin Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, yetki itirazının mahkemece değerlendirilmediğini, aynı faturalara dayanılarak başlatılan icra takibinde davacının dosyanın işlemden kaldırılması talebi üzerine verilen kararın tarafına tebliğ edilmeden bu durumu bilemeyeceğini, kötü niyetli sayılamayacağını, aksine takibin haksız olduğunun kabulü anlamına geldiğini, icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, “Cari Hesap” konulu alacağın icra takibine konu edilmesinin, bu yönde mutabakat sağlanması ile mümkün olduğunu, yine T.T.K.
md. 21 uyarınca ilgilisine tebliğ edilerek, 8 gün içerisinde itiraza uğramayan kesinleşmiş fatura alacağının icra takibine konu edilmesinin mümkün olduğunu, bu nedenle faturaya dayalı ilamsız icra takibinin yapılamayacağını, takip öncesinde müvekkili temerrüde düşürülmediğinden faiz talebinin haksız olduğunu, ayrıca faiz oranının fahiş olup reddi gerektiğini, ödeme emri ekinde tebliğ edilen faturaların toplamının 76.524,95-TL olduğunu, bilirkişi tarafından fatura alacaklarının toplamı yerine cari hesap durumu incelenerek asıl alacağın tespit edilmesinin ve cari hesap üzerinden faiz tutarının hesaplanmasının hatalı olduğunu, bilirkişi raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, bu nedenlerle davanın reddine, davacı aleyhine %20 inkar tazminatına hükmedilmesine, aksi kanaatle davanın kabulüne karar verilmesi halinde;
dava değeri dikkate alınarak asıl alacak yönünden takibin devamı ile aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücreti ile icra inkar tazminatına hükmedilmemesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; satım sözleşmesi uyarınca fatura alacağının davalıdan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi açıklanan gerekçelerle itirazın iptali davasının kabulüne, karar vermiştir. Davalı vekili icra takibinin GOP icra müdürlüğünde yapılması nedeniyle Bakırköy Mahkemelerinin yetkili olduğunu ve mahkemece yetki itirazı hakkında herhangi bir karar verilmediğini ileri sürmektedir. Mahkeme 27.01.2017 tarihli duruşmada para borçlarında alacaklının ikametgahi mahkemesi de yetkili olduğu gerekçesiyle yetki itirazını reddetiği görülmüştür. Alacakla ilgili yapılan ve yetkisine itiraz edilmeyen icra takibinde İİK 50. Maddesi uyarınca icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinin yetkisi kesin yetki olmayıp seçimlik bir yetkidir.
Dava, alacaklının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir. Satım ticari ilişkisinden kaynaklanan alacak nedeniyle yapılan takipte HMK.nın 6. maddesi gereğince genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 89.(BK.73) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkili olup para borcuna ilişkin eldeki davada alacaklının ikametgahi İstanbul Mahkemeleri de yetkilidir.
Davalı vekili aynı alacağa ilişkin mükerrer takip yapıldığını ileri sürmektedir. İtirazın iptali davası takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. 2017/19-1634 Esas - 2018/633 Karar sayılı ilamı).Davacı davalı aleyhine 02.03.2016 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyası ile cari alacağa istinaden ilamsız icra takibi başlatmış,daha sonra tahsilde tekkerrür olmamamak kaydıyla davaya konu GOP ... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takip dosyası ile faturaya istinaden aynı alacak miktarı için icra takibi başlatmıştır. İcra takibine konu alacak miktarları aynı olsa da takip dayanakları farklıdır. Bu durumda takiplerin aynı alacak için yapıldığı kabul edilemeyeceği gibi davaya konu takip talebinde tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla ibaresine yer verilmesine göre de yapılan ilamsız takibin İ.İ.K.'nun 68/1 maddesi gereğince mükerrer olmadığı anlaşılmıştır.
Tarafların TTK hükümlerine uygun olarak tutulan ve sahibi lehine delil niteliği taşıyan ticari defterlerinde dava ve takipe konu faturalar kayıtlıdır.Ticari defter kayıtlarına göre davacının davalıdan 79.766,98 TL fatura alacağı bulunmaktadır. Davalı aleyhine delil niteliği taşıyan kayıtlar ve faturaya konu malların kendisine teslim edildiğine ilişkin karinenin aksini yanı başka bir ifade ile davacıya borçlu olmadığını dosya kapsamında aynı nitelikte yazılı belge ile ispatlayamamıştır. Taraflar tacir olup,3095 sayılı 2/2.maddesi uyarınca değişen oranlarda avans avans faizi talep edebilecektir. Takip tarihi itbarıyla avans faiz oranı %10.50 dir. Buna göre ve davacının takip tarihi itibariyle %10,50 oranında değişen oranlarda avans faizi talep edilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Takibe konu alacak ticari ilişki uyarınca düzenlenen fatura alacağından kaynaklanan likit ve belirlenebilir olup, icra inkar tazminatına hükmedilmesi için takipte itiraz edenin kötü niyetli olması şartıda bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece takibe konu likit alacak yönünden itirazın iptali ile davacı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.İcra takibinde işlemiş faiz talep edilmiş ise sadece asıl alacak itirazın iptali davasına konu edilmiş olup,işlemiş faiz alacağı yönünden açılmış bir dava ve verilen bir karar bulunmadığından buna yönelik istinaf sebepleri değerlendirilmemiştir. Açıklanan nedenlerle istinaf nedenleri yerinde görülmeyen davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 5.448,88- TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.362,25- TL harcın mahsubu ile bakiye 4.086,63- TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/267371 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi