6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Erken ödenen kredide bankanın erken kapama ücreti talep hakkı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1323 E. 2020/669 K. · · İlk derece: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

AlacakdiğerTemyiz yolu açık

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Davacının nitelemesi: Kefalet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesinde erken ödemeye ilişkin oran belirtilmemiş olsa da, borçlunun krediyi vadesinden önce ödemesi halinde banka, faiz gelirinden mahrum kalacağı gerekçesiyle erken kapama ücreti talep edebilir; talep edilen oranın hukuka uygunluğu emsal banka uygulamaları araştırılarak ve taraflar arası menfaat dengesi bozulup bozulmadığı değerlendirilerek belirlenir. Kredi borcunun erken ödenmesi sözleşme ilişkisini sona erdirmez; kefilin, bankanın rehinleri fek etmesi halinde sorumluluktan kurtulacağına ilişkin (o dönemde emredici olmayan) yasal haktan sözleşmeyle feragat etmiş olması halinde, rehinlerin fekki kefaletin sona erdiği sonucunu doğurmaz.

Ele alınan sorunlar

Genel kredi sözleşmesine TBK genel işlem koşulu hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı → ret

İddia: Davalılar, sözleşmenin 10/2 maddesindeki düzenlemenin BK'nun 20. maddesi kapsamında bir genel işlem koşulu olduğunu ve bu nedenle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Genel Kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK hükümleri uygulanacaktır; genel işlem koşullarına aykırılık kamu düzeni ve genel ahlak kapsamında bulunmadığından TBK'nın derdest davalara uygulanma koşulları oluşmamıştır. Somut olayda sözleşme hükümleri genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemeye tabi olmayıp mahkemenin bu yöndeki tespiti ve kabulü yerindedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Birleşen davada derdestlik itirazı → ret

İddia: Davalılar, birleşen dava yönünden derdestlik itirazı bulunduğunu, davanın belirsiz alacak davası koşullarının oluşmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davaya konu genel kredi sözleşmesinde erken ödemeye ilişkin herhangi bir oran belirtilmediğinden, bankanın talep edebileceği erken ödeme ücretinin yapılacak yargılama sonucunda belirleneceği, dolayısıyla dava konusu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenemeyeceği; alacağın kalan kısmı için açılan birleştirme talepli davanın derdestliğe konu oluşturmayacağı sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Erken kapama nedeniyle bankanın erken kapama ücreti/komisyonu talep edebilme hakkı → ret

İddia: Davalılar, bankanın erken ödeme talebini kabul ettiğini, ihtirazi kayıt konulmadığını ve dolayısıyla erken kapama ücreti talep edilemeyeceğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 96. madde uyarınca erken ifa sebebiyle kanun, sözleşme ya da adet gereği olmadıkça borçlu indirim yapamaz. Tacir olan banka sunduğu hizmet karşılığı ücret talep edebilir; bankaların gelir kaynaklarından biri kredi faizleridir ve erken ödeme halinde bankanın faiz gelirlerinden mahrum kalacağı gözetildiğinde, sözleşmede hüküm bulunmasa dahi erken kapama ücreti talep edilebilir. Sözleşmede oran belirtilmediğinden, talep edilebilecek erken ödeme ücretinin emsal banka uygulamalarının (Yargıtay 11. HD içtihatlarına göre sektördeki diğer bankaların uyguladığı oranlar) araştırılması ve alınan masrafların bu uygulamalara göre orantılı olup olmadığının değerlendirilmesi suretiyle belirlenmesi gerekir. Somut olayda banka, erken ödeme dekontunda hakkını saklı tutmuş, talep ettiği %3,19 oranındaki erken kapama ücreti emsal banka uygulamalarının altında kalmış ve taraflar arası menfaat dengesini bozacak şekilde fahiş olmadığı anlaşılmıştır; bu nedenle mahkemece kefillerin kefalet limitini aşmayacak şekilde tahsile karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Rehinli hisse senetlerinin iadesinin (fekkinin) kefilin sorumluluğunu sona erdirip erdirmediği → ret

İddia: Davalılar, bankanın erken ödeme alındıktan sonra rehinli hisse senetlerini asıl borçluya iade etmesi nedeniyle TBK 592/son madde uyarınca kefillere başvuru hakkını kaybettiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK'nın 592/son maddesi (818 sayılı BK'nın 499 ve 500. maddelerini karşılayan hüküm) sözleşme tarihinde emredici olarak düzenlenmediğinden, kefilin bu hükümden feragati mümkündür. Sözleşmelerin Kefalet Şerhinin 8. maddesinde, bankanın rehinleri kısmen veya tamamen geri vermesi, fek etmesi hallerinde kefilin bankaya karşı bütün haklarından vazgeçtiğini beyan ettiği ve kefaletinin aynen devam edeceğini kabul ettiği düzenlenmiştir. Davalı müteselsil kefiller bu sözleşme hükmü ile savunmalarına konu ettikleri haklardan feragat ettiklerinden, rehinli hisse senetlerinin iade edildiğinden bahisle kefalet sorumluluklarının sona erdiğini ileri sürmeleri mümkün görülmemiştir. Ayrıca kredinin erken ödenmiş olması sözleşme ilişkisini sona erdirmez ve kefalet sorumluluğu devam eder; kredi ilişkisi tamamen sona ermediği hallerde, sözleşmede belirtilen limitle sınırlı kalmak kaydıyla borca kefalet etmiş ve BK'nun 493 ve 494. maddesindeki haklardan feragat etmiş kefil sorumluluktan kurtulamaz. Kefil olunan şirketin ortaklığından ayrılmak da tek başına kefaleti sona erdiren bir sebep olmayıp, bu bildirim akdin diğer tarafınca açıkça kabul edilmedikçe kefaletin sona erdiği kabul edilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

İstinaf kanun yoluna başvurudan feragat eden davalılar hakkında karar → ret

Gerekçe: Davalılar ... A.Ş., ... A.Ş., ... Tic. A.Ş., ... A.Ş. vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusundan feragat etmesi nedeniyle bu davalıların istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmede oran belirtilmemiş olsa dahi bankanın erken kapama ücreti talep edebileceği ve bu ücretin emsal banka uygulamalarına göre denetleneceği yönündeki değerlendirme ile kefilin, rehinlerin fekki hükmünden (TBK 592/son, o dönemde emredici olmayan) sözleşmeyle feragat etmiş olması halinde sorumluluğunun sona ermeyeceği yönündeki tespit, benzer kredi/kefalet uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Dava şartı
Birleşen davada derdestlik itirazı incelenmiş, alacağın miktarının tam ve kesin olarak belirlenemeyeceği gerekçesiyle derdestlik oluşmadığına karar verilmiştir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
erken kapama ücreti/komisyonu müteselsil kefalet genel işlem koşulu belirsiz alacak davası derdestlik rehinlerin fekki kefaletten feragat genel kredi sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 96TBK 592/son · BK — BK 20BK 131BK 493BK 494BK 499BK 500

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1323

KARAR NO 2020/669

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 22/06/2017

NUMARASI 2013/268 Esas 2017/512 Karar

BİRLEŞEN DOSYA İSTANBUL7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN

2016/33 ESAS SAYILI DOSYASI

ASIL VE BİRLEŞEN DAVA Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/07/2020

Asıl ve birleşen davada davanın kabulune ilişkin hükmün davalılar ... A.Ş.,....AŞ,.....AŞ,....AŞ,.....AŞ,.....AŞ vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

ASIL DAVA

Davacı vekili, davalılardan ....A.Ş.'nin müvekkili bankadan farklı tarihlerde toplamda 33.000.000-usd kredi kullandığını, ....A.Ş. ile müvekkil bankanın Bahreyn Şubesi arasında 27.03.2009 tarihinde 20.000.000, 28.07.2010 tarihinde 13.000.000-usd'Iik genel kredi sözleşmeleri akdedildiğini, diğer davalıların genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, kefillerin sorumluluklarının ... A.Ş.de sahip oldukları hisse miktarı ile sınırlı olduğu, belirli bir faiz ve vade üzerinden kredi kullanan davalı, ilerleyen süreçte, faizlerin düşmesi nedeniyle kullandığı kredileri vadesinden önce ödeyip kapatmak istediğini, taraflar arasında kararlaştırılan faiz oranının, kredi kullandırıldıktan sonra yükseldiğini ileri sürmek suretiyle bankanın müşteriden daha yüksek bir faiz oranı istemesi ne kadar hukuka aykırı ise, faizlerin düşmesi nedeniyle kredilerin vadesinden önce müvekkilinin zararı giderilmeksizin kredinin kapatılmasının da o kadar hukuka aykırı olduğu, sözleşmelerin 10/2 maddesi uyarınca müvekkilinin,kredilerin vadesinden önce ödenmesini kabul etmeme yetkisi olduğu, ...

A.Ş., 17.08.2012 tarihinde altı dilim halinde kullandığı kredileri vadelerinden önce kapatmak istediğini,vadeden evvel yapılan ödemelere banka tarafından ihtirazi kayıt konulduğunu ,fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, 27.03.2009 ve 28.07.2010 tarihli kredi genel sözleşmesi kapsamında davalının kullandığı kredilerin erken kapatılmasından dolayı müvekkilinin uğradığı zararın her bir kredi sözleşmesi bazında bilirkişi marifetiyle tespiti ve 100.000-TL’lik belirsiz alacaklarının sorumlulukları oranında davalılardan avans faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

BİRLEŞEN DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ....A.Ş'nin müvekkili bankadan toplamda 33.000.000-usd kredi kullandığını, İstanbul 8 ATM 2013/268 E.sayılı dosyasından fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 100.000- TL'lik alacak davası açıldığını ve adı geçen mahkemece alınan 29/10/2015 tarihli bilirkişi raporunda müvekkili bankanın zararının 1.028.750-usd hesaplandığı , ancak davalılardan dava öncesinde 656.387-usd talep edildiği için bu bedeli talep ettiklerini, kredilerin erken kapatılmasından dolayı müvekkilinin mahrum kaldığı kar ve uğradığı zarar miktarı olan 622.118-usd'nin 08/01/2016 tarihi itibariyle 1.858.639,70- TL karşılığının sorumlulukları oranında davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAPLAR

1-Davalılar, ....A.Ş, ....A.Ş,, .... A.Ş., ....A.Ş cevap dilekçesi ile;HMK'nun 107/1 maddesindeki son derece açık düzenleme hilafına eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılalayacağını, nakit kaynak temini için gerekli olan ve hepsi davacının elinde olan teminatlara kavuşabilmek amacıyla kredilerin erken kapatılmak zorunda kalındığını, davacı bankanın kabulü dahilinde kredinin erken kapatıldığını davacı tarafın kredinin tamamının ödenmesi halinde mevcut ipoteklerin fek edileceğine dair yazılı belge vererek erken ödemeyi kabul ettiğini, dekont çıktılarına davacı adına el yazısı ile kimin, hangi tarihte yazdığı belli olmayan yazıların ihtirazi kayıt olarak kabul edilemeyeceği,davacının 17.08.2012 tarihindeki erken kapatmadan yaklaşık 4 ay sonra, davadan 1 yıl önce 06.11.2012 ve 08.11.2012 tarihlerinde verilen hisseler üzerindeki tüm rehinleri fek ederek, hisse senetleri ve/veya ilmühaberleri ...

teslim etmek suretiyle, erken ödeme ile kapatılan 27.03.2009 ve 20.07.2010 tarihli iki adet genel kredi sözleşmesinden kaynalanan her türlü borç ve edimin yerine getirildiğini, sözleşmelerin 10/2 maddesindeki düzenlemenin BK’nun 20.Maddesi kapsamında bir genel işlem koşulu olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı ... A.Ş. vekili; bankalarca erken kapama komisyonu talep edilebilmesi için açıkça komisyon oranı belirten sözleşme hükmü olması gerektiğini, kredi borcunun tamamının ödenmesi halinde teminatların fek edilebileceğinin bildirildiğini, söz konusu yazıyı takiben rehinlerin fek edilerek borcun tamamının sona erdiğini, ihtirazı kayıt ileri sürülseydi borçlu tarafından erken kapatmadan vazgeçilebileceği, BK 131.maddesi gereği borcun ifasıyla birlikte faiz borcunun sona erdiğini, ihtirazı kayıt bildirilmediğini, rehinlerin fekkinin bunu doğruladığını, TBK 592.maddesi gereği "...

veya rehinleri elinden çıkarırsa kefilin borcunun sona ereceği" denildiğini, müvekkilinin sahibi bulunduğu ... hisselerini asıl borçluya devrettiğini belirterek davanın reddini istemiştir.3-Davalı .... A.Ş. vekili; Birleşen dava yönünden derdestlik bulunduğunu, kefil olunan borcun asıl borçlu tarafından ödenerek son bulduğunu, bu sebeple kefaletin son bulduğunu, asıl borçluya başvurulması gerektiğini, belirsiz alacak davası koşulları oluşmadığını, davacının zararının hesaplanabilir olduğunu, borç ödendiğinde teminatların iade edileceğinin taahhüt edildiğini, bir zarar olsaydı teminatları iade etmemesi gerektiğini, sözleşmenin 10/2 maddesinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, TBK 592.maddesi gereği "...

veya rehinleri elinden çıkarırsa kefilin borcunun sona ereceği" bilirkişilerin afaki bir şekilde %5 oranından hesaplama yaptığını, belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; bilirkişi kurulunun; sektördeki belli başlı kamu ve özel bankaların ticari kredilerin erken kapatılması esnasında %5 ve %8 arasında değişen oranlarda erken kapama komisyonu uyguladıkları beyanla kredinin kapatıldığı tarihteki ana para tutarındaki %5 oranında erken kapama komisyonu tahakkuk ettirilebileceği görüşünün ifade etmiş olmakla beraber; bankanın davalı borçlu şirkete gönderdiği yazıda erken kapama tutarı üzerinden alınacak komisyon tutarını 656.387,00 USD olarak bildirmiş olması karşısında komisyon oranının banka tarafından (656.387x100/20.575.000) %3,19 olarak uyguladığının anlaşıldığı, davalılardan .....A.Ş., ....A.Ş.,... ...A.Ş.ile ... A.Ş.'nin borcun tamamından sorumlu oldukları, Genel Kredi Sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan diğer davalıların asıl borçlu .....AŞ deki sahip oldukları hisseleri oranında erken kapama komisyonundan sorumlu tutulmaları gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Hükmü istinaf eden davalılar .....AŞ vekilinin asıl dava da 1.021,90-TL birleşen davada 18.993,44-TL olmak üzere toplam 20.015,34-TL ,....AŞ'nin ise asıl dava da 5.480,50-TL ,birleşen davada 101.862,75-TL olmak üzere toplam 107.343,25-TL nin tahsiline karar verilmiş ,davalılar bakımından kefalet şirkette ki hisse oranına göre belirlendiği anlaşılmakla reddedilen kısım bulunmamaktadır.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1- Davalılar ... ..., ... A.Ş., ...Tic. A.Ş. , ....A.Ş. Vekili; birleşen dava yönünden derdestlik itirazı olduğunu, davanın sadece kredinin erken kapanması halinde kredi borçlusunun erken kapama komisyonu/cezası ödeyip ödemeyeceğinden ibaret olmadığını, davacı bankanın davalı ... tarafından fazlaya ilişkin hak ve alacakların saklı tutulduğuna dair ihtirazi kayıt ileri sürmediğini, davacı bankanın erken ödemeden yaklaşık 4 ay sonra tüm teminatlarının çözüldüğünü, rehinleri fek ettiğini ve ilmuhaberleri davalı ...'ye teslim ettiğini, böylelikle kredi sözleşmelerinden kaynaklanan asıl ve fer'i hiçbir alacağının kalmadığını da kabul ettiğini, kararın kaldırılarak asıl davanın usulden reddine, birleşen davanın ise derdestlik dava şartı yokluğundan reddine, itirazların kabul olmaması halinde asıl ve birleşen davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.2-Davalı ......

A.Ş. vekili; Birleşen dava yönünden derdestlik bulunduğunu, kefil olunan borcun asıl borçlu tarafından ödenerek son bulduğunu, bu sebeple kefaletin son bulduğunu, asıl borçluya başvurulması gerektiğini, belirsiz alacak davası koşulları oluşmadığını, davacının zararının hesaplanabilir olduğunu, borç ödendiğinde teminatların iade edileceğinin taahhüt edildiğini, bir zarar olsaydı teminatları iade etmemesi gerektiğini, sözleşmenin 10/2 maddesinin genel işlem koşulu niteliğinde olduğunu, TBK 592.maddesi gereği "... veya rehinleri elinden çıkarırsa kefilin borcunun sona ereceği" bilirkişilerin afaki bir şekilde %5 oranından hesaplama yaptığını, belirterek hükmün kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir.3-Davalı ...

A.Ş. vekili; bankalarca erken kapama komisyonu talep edilebilmesi için açıkça komisyon oranı belirten sözleşme hükmü olması gerektiğini, kredi borcunun tamamının ödenmesi halinde teminatların fek edilebileceğinin bildirildiğini, söz konusu yazıyı takiben rehinlerin fek edilerek borcun tamamının sona erdiğini, ihtirazı kayıt ileri sürülseydi borçlu tarafından erken kapatmadan vazgeçilebileceği, BK 131.maddesi gereği borcun ifasıyla birlikte faiz borcunun sona erdiğini, ihtirazı kayıt bildirilmediğini, rehinlerin fekkinin bunu doğruladığını, TBK 592.maddesi gereği "... veya rehinleri elinden çıkarırsa kefilin borcunun sona ereceği" denildiğini, müvekkilinin sahibi bulunduğu ... hisselerini asıl borçluya devrettiğini belirterek hükmün kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kredi sözleşmeleri uyarınca tahsil edilen kredilerin erken kapanması nedeniyle erken kapama ücretinin tahsili istemine ilişkindir.Davacı banka ile davalı asıl borçlu ....AŞ arasında genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, davalıların genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları ve genel kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullanıldığı ve bu kredinin erken kapatıldığı hususu ihtilafsızdır.6098 sayılı TBK'nın 96. maddesi uyarınca erken ifa sebebiyle kanun, sözleşme ya da adet gereği olmadıkça borçlu, erken ifada bulunması sebebiyle indirim yapamaz.Davacı banka erken ödeme talebi üzerine ,asıl borçluya verdiği 9.8.2011 yazılı cevapda; erken ödeme taleplerinin değerlendirildiği,kredilerin erken kapatılması halinde ,9.8.2012 tarihi itibariyle 656.387-usd bankanın zarara uğradığı, sözleşmelerde erken ödeme opsiyonu bulunmadığından talebin uygun görülmediği bildirilmiştir.

Genel Kredi sözleşmelerinin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 818 sayılı BK'ya ilişkin hükümleri uygulanacak olup,genel işlem koşullarına aykırılık kamu düzeni ve genel ahlak kapsamında da bulunmadığından TBK'nun derdest davalara uygulanma koşulları da oluşmamıştır.(Yargıtay 19.H.D nin 26.03.2013 tarih 2013/824 esas- 2013/5175 karar sayılı ilamı).Somut olayda sözleşme hükümleri genel işlem koşullarına ilişkin düzenlemeye tabii olmayıp ,mahkemenin bu yöndeki tespiti ve kabulü yerindedir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara davalı kefiller .....A.Ş ve ...A.Ş. ve davalı ... A.Ş., ..... A.Ş., .... Tic. A.Ş. , .... A.Ş. vekili istinaf yasa yoluna başvurmuş,ancak davalılar ...

A.Ş., ... A.Ş., ... Tic. A.Ş. , .... A.Ş.'nin vekaletnamesinde davadan feragata ilişkin özel yetkisi bulunan vekili 04/10/2017 tarihli dilekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurusundan feragat etmiştir. İstinaf eden davalılar bankanın erken ödeme isteğine olumlu cevap verdiğini bu sebeble kredinin erken kapatıldığını ,kabul edilmeseydi kredilerin erken kapatılmasından vazgeçilebileceğini ileri sürmekte ise de ;banka cevabi yazısında kredi borcunun tamamen ödenmesi halinde rehinlerin fekkedileceği hususunda beyanda bulunduğu ,somut olayda ana para borcu dışında kredi borcunun tamamen ödenmediği açıktır.Davalı asıl borçlu banka hesaplarına yapılan havale ile kredi hesaplarını kapatmış ve banka tarafından havale makbuzları üzerinde ihtirazi kayıt konulduğu anlaşılmaktadır.

Tacir olan banka sunduğu hizmet karşılığı ücret talep edebilecek olup, Bankaların gelir kaynaklarından birisi de müşterilerine sunduğu krediler nedeniyle elde ettiği faizlerdir. Kredinin erken ödenmesi halinde bankanın faiz gelirlerinden mahrum olacağından erken ifa halinde taraflar arasındaki sözleşmede hüküm bulunmasa dahi erken kapama ücreti talep edebilecektir. Davaya konu genel kredi sözleşmesinde erken ödemeye ilişkin herhangi bir oran belirtilmemiş olup bu durumda bankanın talep edebileceği erken ödeme ücreti yapılacak yargılama sonucunda belirleneceğinden, dava konusu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenemeyeceği gibi alacağın kalan kısmı için birleştirme talepli dava açılması derdestliğe konu oluşturmayacağından bu yönde ki itirazlar yerinde değildir.

Davacı banka ile davalı kredi borçlusu arasında imzalanan kredi sözleşmelerinden doğan kredi ilişkisinde kredinin erken ödenmiş olması sözleşme ilişkisini sona erdirmez ve sözleşmeden doğan kefalet sorumluluğunun devam edeceği kuşkusuzdur. Davacı banka ile kredi borçlusu arasındaki kredi ilişkisinin henüz tamamen sona ermediği hallerde, sözleşmede belirtilen limitle sınırlı kalmak kaydıyla borca kefalet etmiş ve BK.nun 493 ve 494 maddesinde yer alan haklardan feragat etmiş bulunan kefil sorumluluktan kurtulamaz. Ayrıca kredi sözleşmeleri karşılıklı taahhütleri içerdiğinden kefil veya kefiller tek yanlı olarak bildirdikleri irade beyanı ile kefaletten vazgeçemez. Kefil olunan şirketin ortaklığından ayrılmak da tek başına kefaleti son erdiren bir sebep olmayıp,bu şekilde bir bildirim akdin diğer tarafınca açıkça kabul edilmedikçe kefaletin sona erdiği kabul edilemez.

Taraflar arasındaki imzalanan genel kredi sözleşmelerinin 10/2 maddesinde kredinin vadesinden önce ödenmesi nedeniyle uğrayacağı zararı ödenmesi şartıyla kredilerin vadesinden önce ödenmesini kabul edileceği düzenlenmiştir. Somut olayda sözleşmede komisyonun hangi oranlarda alınacağı veya hesap şekline dair bir düzenlemeye yer verilmemiş olup, ticari kredilerde bankalar tarafından alınacak olan masrafların hukukilik denetimi yapılırken emsal banka uygulamalarının uyuşmazlık konusu erken kapama komisyonu kesintilerde uyguladıkları oranlarda getirtilip diğer bankalarca uygulanan oranların araştırılması, alınan masrafların emsal banka uygulamalarına göre orantılı olup olmadığı değerlendirilerek karar verilmesi gerekir.(Yargıtay 11 HD’nin 11/10/2018 tarihli 2016/12666 esas-2018/6233karar sayılı,25/09/2018 tarihli 2017/276 esas-2018/5662 karar sayılı ilamları).

Somut olayda davacı banka kredinin erken ödenmesine ilişkin ödeme dekontunda erken ödemeye ilişkin hakkını saklı tutmuş ve erken kapama ücreti olarak talep ettiği %3,19 oran emsal banka uygulamalarının altında olduğu ve taraflar arasındaki menfaati bozacak şekilde fahiş olmadığı anlaşılmıştır. Bu durumda mahkemece bankaca emsal uygulamalara uygun talep edilen erken kapama ücretinin davalı kefillerin kefalet limiti aşmayacak şekilde tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur.İstinaf eden davalılar ,banka tarafından erken ödeme alındıktan sonra bankanın rehinli hisse senetlerini asıl borçlu ...'ye iade ettiğini bu sebeble kefillere başvuru hakkını kaybettiğini ileri sürmektedir.

Bu savunma TBK nun 592/son maddesine dayalıdır. 818 sayılı BK nun 499 ve 500.maddelerini karşılayan bu hükmün emredici bir düzenleme olduğu aksine sözleşme yapılamayacağı kabul edilmektedir.Gerçekten de banka erken ödeme yapılıp kredi hesapları kapatıldıktan sonra rehinli hisse senetlerini asıl borçlu ...'ye iade etmiştir.Ancak sözleşme tarihi itibariyle BK nun 499 ve 500.maddeleri hükümleri emredici olarak düzenlenmediğinden kefilin lehine bulunan hükümlerden feragati mümkün bulunmaktadır. Nitekim sözleşmelerin Kefalet Şerhinin 8.maddesi; "Banka kefil olan borçlar hakkında tam bir hareket serbestisine sahip olup; kefilin bu yüzden durumun ağırlaştığını ileri sürerek, bankaya karşı hiçbir iddia ve istek hakkı yoktur.

Bankanın, müşterinin yükümlülüklerini bir veya birçok defa temdit etmesi, borcu taksitlendirmesi, borç için verilmiş rehinleri kısmen veya tamamen geri vermesi, fek etmesi, elden çıkarması, azaltması veya her ne suretle olursa olsun değersiz hale gelmesine sebep olması yahut rehinli senetlerin zamanaşımına uğraması, delilleri elden çıkarması hallerinde bunlardan dolayı bankaya karşı bütün haklarından vazgeçtiğini beyan ve kefaletinin aynen devam edeceğini kabul eder." hükmünü haizdir.Davalı müteselsil kefillerin sözleşmenin bu hükmü ile savunmalarına konu ettikleri haklarını ileri süremketen feragat ettiklerinden ;rehinli hisse senetlerinin iade edildiğinden bahisle kefalet sorumluluklarının sona erdiğini ileri sürmeleri mümkün görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle istinaf sebepleri yerinde görülmeyen davalılar ... A.Ş. ve ... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan, davalılar .... A.Ş., ....A.Ş., ....Tic. A.Ş. , ...A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

1- Davalılar ... A.Ş., .... A.Ş., ...Tic. A.Ş. , .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine ,2-Davalılar ...A.Ş. ve .... A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,İstinaf başvurusundan feragat eden davalılar ... A.Ş., ... A.Ş., ... Tic. A.Ş. , ....A.Ş. tarafından yatırılan 33.449-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Asıl ve birleşen dava yönünden; davalı .... A.Ş. den alınması gereken 1.367,22-TL TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan (31,40+ 244,58) 275,98-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.091,24-TL harcın davalı ... A.Ş.'den alınarak hazineye gelir kaydına,Asıl ve Birleşen dava yönünden;davalı ...

A.Ş.den alınması gereken 7.332,61-TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan (1.374,85+ 31,40) 1.406,25-TL harcın mahsubu ile bakiye 5.926,36-TL harcın davalı ... A.Ş'den alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davalılar tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 93,30-TL posta masrafının davalılar ...A.Ş. ve ... A.Ş.'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

07/07/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/266911 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6728 E. 2022/5295 K. · Onandı

Sözleşmede erken kapama opsiyonu/oranı düzenlenmese de fahiş olmayan erken kapama ücretinin talep edilebilmesi

Gerekçe özeti

Kredi sözleşmesinde erken kapama opsiyonu ve komisyon oranı düzenlenmemiş olsa dahi, faizlerin düştüğü dönemde uzun vadeli kredinin erken kapatılması bankanın fonlama maliyetini artırarak zararına yol açtığından, hakkını saklı tutan banka emsal uygulamalara uygun ve fahiş olmayan erken kapama ücretini (kefiller yönünden kefalet limitini aşmamak kaydıyla) talep edebilir.

Emsal değeri

Sözleşmede opsiyon/oran düzenlenmese bile fahiş olmayan erken kapama ücretinin talep edilebilirliği ve kefalet limitiyle sınırlı tahsili açısından emsal niteliktedir.

Kavramlar: erken kapama komisyonu/cezası müşterek borçlu müteselsil kefil kefalet limiti fahiş oran bankacılık uygulaması

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/6728 E.  ,  2022/5295 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 22.06.2017 tarih ve 2013/268 E- 2017/512 K. sayılı kararın asıl ve birleşen davada davalılar Dati Yatırım Holding A.Ş., Ataköy Marina ve Yat İşletmeleri A.Ş., Ataköy Turizm Tesisleri ve Tic. A.Ş., Ataköy Otelcilik A.Ş. vekili ile asıl ve birleşen davada davalılar Kardeniz Denizcilik İşletmeleri A.Ş. vekili ile Akbaşoğlu Holding A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin reddine-esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 07.07.2020 tarih ve 2018/1323 E- 2020/669 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen davada davalı ...Ş. vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ...

tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, davalılardan Dati Yatırım Holding AŞ’nin müvekkili bankanın iki ayrı şubesinden farklı tarihlerde toplamda 33.000.000 USD kredi kullandığını, davalılardan Ataköy Marina ve Yat İşletmeleri, Ataköy Turizm Tesisleri ve Ticaret AŞ, Ataköy Otelcilik AŞ firmalarının müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla akdedilen kredi genel sözleşmesi kapsamında borcun tamamından sorumlu oldukları, kredi genel sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan diğer davalıların sorumluluklarının Dati Yatırım Holding AŞ firmasında sahip oldukları hisse miktarı ile sınırlı olduğunu, davalının faizlerin düşmesi nedeniyle kredileri vadelerinden önce kapatmak suretiyle müvekkili bankanın zarara uğrmasına sebebiyet verdiğini, taraflar arasında akdedilen kredi genel sözleşmelerinin 10/2 maddesi uyarınca, müvekkilinin kullandırdığı kredilerin vadesinden önce ödenmesini kabul etmeme yetkisine sahip olduğunu, davalılardan Dati Yatırım Holding AŞ’nin kullandığı kredileri ödeyerek kapattığını, müvekkilin zararına yapılan söz konusu davalı ödemelerinin tamamı her türlü talep, dava ve sair alacak hakları saklı kalmak kaydıyla kabul edildiğini ileri sürerek kredi genel sözleşmeleri kapsamında davalının kullanmış olduğu kredilerin erken kapatılmasından dolayı müvekkilinin mahrum kaldığı kârın ve uğramış olduğu zararının her bir kredi sözleşmesi bazında bilirkişi ile tespiti ve 100.000.-TL’lik belirsiz alacağın sorumlulukları oranında davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise kredi genel sözleşmeleri kapsamında davalının kullanmış olduğu kredilerin erken kapatılmasından dolayı müvekkilin mahrum kaldığı kâr ve uğramış olduğu zarar miktarı olan 622.118,00 USD’nin, 08.01.2016 tarihi itibariyle 1.858.639,70 TL karşılığının sorumlulukları oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... AŞ vekili, davalılardan Dati Yatırım tarafından erken kapatılan kredi nedeniyle davacının zarara uğramış olduğunun doğru olmadığını, kredi genel sözleşmelerinde erken ödemeye ilişkin yaptırım oranı belirtilmediğinden davacı tarafın dava konusu ettiği taleplerin dayanağı bulunmadığını, erken ödemeye ilişkin yaptırım oranı kredi genel sözleşmesinde yer almamış olması TBK’nın 21. maddesi gereğince yazılmamış hükmünde değerlendirilmesi gerektiğini savunarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir.

Bir kısım davalılar vekilleri davanın reddini istemiştir.

Bir kısım davalılar davaya yanıt vermemiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, davalılardan Dati Yatırım'a Genel Kredi Sözleşmesi kapsamında kullandırılan kredilerin ... Şubesi'nden 16/04/2009 tarihinde 36 ay vadeli, 3 aylık libor+%8,75 faiz oranlı 7.000.000,00 USD'li, 29/06/2009 tarihli aynı vadeli ve faiz oranlı 3.000.000,00 USD bedelli ve 19/08/2009 kullanım tarihli 51 ay vadeli aynı faiz oranlı 10.000.000,00 USD bedelli ve İstanbul Avrupa Kurumsal Merkez Şubesi'nden 20/08/2010 kullanım tarihli 72 ay vadeli, 3 ayrı libor+%5 faiz oranlı 2.000.000,00 USD'li 25/08/2010 tarihli aynı vade ve faiz oranlı 3.000.000,000 USD ve 01/09/2010 tarihli aynı vade ve faiz oranlı 8.000.000,00 USD olduğu, ... Şubesi'nden kullanılan kredilerin 16/04/2013 vade tarihine nazaran 17/08/2012 tarihinden, 30/09/2013 vade tarihine nazaran 17/08/2012 tarihinde ve 19/11/2013 vade tarihine nazaran da 17/08/2012 tarihinde kapandığı, Avrupa Kurumsal Merkez Şubesi'nde de kulanılan krediler yönünden de vadeler 20/08/2016, 30/09/2013 ve 19/11/2013 olmasına karşın yine 17/08/2012 tarihinde kapatıldığı, ...

Şubesi'nde kullandırılan ve yukarıda bahsedilen 3 adet kredinin kapanma tutarının toplamı 7.740.897,88 USD ve Merkez Şube'den kullanılan 3 adet kredinin kapanma tutarı toplamının da 11.140.174,57 USD olduğu , banka tarafından davalılara gönderilen 09/08/2011 tarihli ve 3336 sayılı yazıda; kullandırılan kredilerin risk bakiyesi toplamı 23.200.000,00 USD olup, erken kapatılması durumunda 09/08/2012 tarihi itibariyle 656.387,00 USD'lik kayba mağruz kalınacağının hesaplandığı, erken kapama opsiyonunun verilmediği, oluşacak kayıp nedeniyle talebin uygun görülmediğinin bildirildiği, bilindiği üzere yurtiçi kaynaklardan uzun vadeli kredi teminindeki zorluk karşısında çoğunlukla yurtdışı banka ve kaynaklardan Türkiye'de yerleşik banka ve finans kurumlarınca fon sağlanmak suretiyle, bu durumda kredilerin erken kapatılması halinde bankaların fon yapılarında bozulmalar ve fonlama maliyetlerinde yükselmeler doğduğundan uğranılan zararın bu kapsamda telafisi için erken kapatma komisyonu-cezası almaları bankacılık uygulaması olduğu, dava konusu kredilerin erken kapama opsiyonlu olmadığı açıkça belirtilmiş olmakla, kredinin erken kapatılması halinde alınacak komisyon oranına ilişkin bir belirleme ve düzenlemenin sözleşmede yer almamasının da tabi olduğu, bu itibarla, faizlerin değiştiği dönemde uzun vadeli olarak kullandırılan kredinin erken kapatılması halinde davacı bankanın zararının oluşacağının da açık olduğu, komisyon oranının banka tarafından (656.387x100/20.575.000) %3,19 olarak uyguladığının anlaşıldığı, davalılardan Dati Yatırım Holding A.Ş., Ataköy Marina ve Yatırım İşletmeleri A.Ş., Ataköy Turizm ve Tic.

A.Ş. ile Ataköy Otelcilik A.Ş.'nin borcun tamamından sorumlu oldukları, Genel Kredi Sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzalayan diğer davalıların asıl borçlu şirketteki sahip oldukları hisseleri oranında erken kapama komisyonundan sorumlu tutulmaları gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karara karşı, davalılar Dati Yatırım Holding A.Ş., Ataköy Marina ve Yat İşletmeleri A.Ş., Ataköy Turizm Tesisleri ve Tic. A.Ş., Ataköy Otelcilik A.Ş. vekili, davalı ...vekili, davalı ...Ş. vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı bankanın kredinin erken ödenmesine ilişkin ödeme dekontunda erken ödemeye ilişkin hakkını saklı tuttuğu ve erken kapama ücreti olarak talep ettiği %3,19 oranın emsal banka uygulamalarının altında olduğu ve taraflar arasındaki menfaati bozacak şekilde fahiş olmadığının anlaşıldığı, mahkemece bankaca emsal uygulamalara uygun talep edilen erken kapama ücretinin davalı kefillerin kefalet limiti aşmayacak şekilde tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle, davalılar Dati Yatırım Holding A.Ş, Ataköy Marina ve Yat İşletmeleri A.Ş, Ataköy Turizm Tesisleri ve Tic. A.Ş, Ataköy Otelcilik A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun feragat nedeniyle reddine, davalılar Kardeniz Denizcilik İşletmeleri A.Ş.

vekili ve Akbaşoğlu Holding A.Ş. vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı ... AŞ vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davada davalı ...Ş. vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 5.499,46 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen davada davalı ...Ş.'den alınmasına, 27/06/2022 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir.

T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı",

492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı",

(1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı",

1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı"

2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir.

Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir.

Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd)

Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh.

99)

1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır.

Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir.

Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir.

Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır.

Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.