6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sözleşme aslı sunulmayınca imza inkarı ispatlanamaz

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2330 E. 2020/718 K. · · İlk derece: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan Kefalet mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kredi sözleşmesine dayalı kefaletten kaynaklanan itirazın iptali davasında, davalı kefil imzasını inkar ederse ve davacı, sözleşme aslını ibraz etmeksizin sadece fotokopi üzerinden yapılan imza incelemesine dayanırsa; imzanın davalıya ait olmadığının tespiti halinde davacı ispat yükünü yerine getirememiş sayılır ve dava reddedilir. Sözleşme aslının istinaf aşamasında dahi sunulmaması bu sonucu değiştirmez; ayrıca imzanın sahte çıkması davacının davaya sebebiyet vermediği anlamına gelmez, davanın reddi nedeniyle davacı yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulur.

Ele alınan sorunlar

Kefalet sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olup olmadığı ve ispat yükü → ret

İddia: Davacı vekili, bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, Adli Tıp Kurumu'nda imza incelemesi yaptırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Takip ve dava konusu kredi borçlanma ve rehin sözleşmesindeki müşterek borçlu müteselsil kefil imzası davalı tarafından inkar edilmiş, davacı banka sözleşme aslını sunmadığından fotokopi üzerinde yapılan imza incelemesi sonucunda imzanın davalının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğunu ispat yükü davacı banka üzerindedir; davacı bilirkişi raporuna itiraz etmiş olsa da, yargılama sırasında ve istinaf aşamasında dahi kredi sözleşmesinin aslını ibraz etmemiştir. Bu nedenle kanıtlanamayan davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı isabetlidir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Davacının davaya sebebiyet verip vermediği (yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden) → ret

İddia: Davacı vekili, imza sahteciliği yapıldığının kabulü halinde müvekkilinin davaya sebebiyet vermediğinin kabul edilmesi gerektiğini, bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücretine mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Dava konusu sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığının tespiti ve davacı tarafça sözleşme aslının da ibraz edilememesi karşısında, davaya davacının sebebiyet vermediği yönündeki iddia yerinde değildir. Bu itibarla davanın reddi nedeniyle davacı aleyhine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmesi doğrudur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kefil imzasının inkarı halinde, davacının sadece fotokopi üzerinden yaptırılan imza incelemesine dayanması ve sözleşme aslını istinaf aşamasında dahi ibraz etmemesi durumunda ispat yükünü yerine getiremediği ve davanın reddedileceği yönündeki tespit bakımından emsal değeri taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali kefalet sözleşmesi imza inkarı ispat yükü sözleşme aslının ibrazı müşterek borçlu müteselsil kefil

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

7T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2330

KARAR NO 2020/718

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 15/05/2018

NUMARASI 2016/1163 Esas - 2018/551 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 01/09/2020

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile ... Ltd. Şti arasında Bireysel Kredi Borçlanma ve Rehin Sözleşmesi imzalandığını, davalının bu sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, borçlunun borcunu ifa etmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, buna rağmen borcun ödenmediğini, bu nedenle davalı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP

Davalı; sözleşmeyi imzalamadığını ve kefil olmadığını, sözleşmedeki imzanın kendisine ait olmadığını, alacağın zamanaşımına uğradığını, ana para ve faizin fahiş olduğunu belirterek, davıanın reddi ile %20 kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; dava ve takip konusu alacağa ilişkin olarak kefalet sözleşmesindeki imzanın davalıya ait olmaması nedeniyle, davalının borçtan sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, davalıya atfedilen imzanın davalıya ait olmaması hususunda davacının kötü niyetli olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; bilirkişi raporuna itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, Adli Tıp Kurumu'nda imza incelemesi yaptırılması gerektiğini, aksinin kabulü halinde ise kredi sözleşmesi tanzim edilirken imza sahteciliği yapıldığı sabit olacağından müvekkilinin davaya sebebiyet vermediğinin kabulünün gerektiğini, bu yüzden müvekkilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti ödemeye mahkum edilmesinin usul ve yasaya aykırı olacağını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne, bu istemlerinin reddi halinde ise dava açılmasında müvekkilin kusuru mevcut olmadığından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden sorumlu tutulması yönündeki hüküm fıkrasının kaldırılarak, kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; takip ve dava konusu kredi borçlanma ve rehin sözleşmesinde bulunan müşterek borçlu müteselsil kefil imzası davalı tarafından inkar edilmiş, davacı banka tarafından sözleşme aslı sunulmadığından, fotokopisi üzerinde yaptırılan imza incelemesi sonucunda, davalıya atfen atılan kefil imzasının davalının eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Sözleşmedeki imzanın davalıya ait olduğunu ispat yükü davacı banka üzerinde olup, davacı tarafından imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, yargılama sırasında ve hatta istinaf aşamasında dahi kredi sözleşmesi aslı davacı tarafından ibraz edilmemiştir.

Dolayısıyla kanıtlanamayan davanın reddi yönündeki ilk derece mahkemesi kararı isabetlidir. Öte yandan dava konusu sözleşmedeki imzanın davalının eli ürünü olmadığının tespiti ve davacı tarafça sözleşme aslının da ibraz edilememesi karşısında, davaya davacının sebebiyet vermediği yönündeki iddia da yerinde değildir. Bu itibarla davanın reddi nedeniyle davacı aleyhine yargılama gideri ve avukatlık ücretine hükmedilmesi de doğrudur. Bu itibarla ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 01/09/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/266866 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.