Bonoda teminat ve açığa imza iddiası yazılı delille kanıtlanmalı
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1980 E. 2020/1000 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
Bir senedin kanuni zorunlu unsurları taşıması halinde bono vasfı kazanılır ve kural olarak kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi içerir; bunun teminat amacıyla verildiğini iddia eden taraf bu iddiasını yazılı delille (HMK 200) ispat etmek zorundadır. Aynı şekilde açığa imza ile verilen bononun anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiası da yazılı delille kanıtlanmalıdır; delil yoksa iddia kabul edilmez. Lehdara borç bulunmadığı veya teminat amaçlı verildiği iddiaları şahsi def'i niteliğinde olup iyiniyetli hamile karşı ileri sürülemez. Kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi gereğince, dayanak sözleşmedeki eş rızası eksikliği gibi iddialar da bono ilişkisi bakımından dinlenemez.
Ele alınan sorunlar
Bononun teminat senedi olarak verildiği iddiası → ret
İddia: Davacı, bononun emre muharrer senet vasfını taşımadığını ve teminat amacıyla verildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Bono, TTK'da öngörülen zorunlu unsurları taşıdığından bono vasfındadır ve kural olarak kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadi içerir. Bunun aksini iddia eden taraf, bononun teminat amacıyla verildiğini HMK 200 uyarınca senetle ispat etmelidir. Davacı bu yönde delil sunmamış, bonoda ve dayanak genel kredi sözleşmesinde de teminat amacına dair bir hüküm bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Lehdara borç bulunmadığı ve şahsi def'inin iyiniyetli hamile ileri sürülemezliği → ret
İddia: Davacı, bonoda lehdar olarak adı geçen kişiye borcunun bulunmadığını iddia etmiştir.
Gerekçe: Teminat senedi iddiası ile bono lehdarına borcunun bulunmadığı iddiası şahsi def'i niteliğindedir ve iyiniyetli hamile karşı ileri sürülmesi mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğu (açığa imza) iddiası → ret
İddia: Davacı, bononun kendi iradesine aykırı olarak sonradan doldurulduğunu iddia etmiştir.
Gerekçe: Açığa bono düzenlenmesi hukuken mümkündür. Bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden borçlu, bu iddiasını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Bu yönde davacı tarafından sunulmuş bir delil bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Genel kredi sözleşmesinde eş rızası bulunmadığı iddiası → ret
İddia: Davacı, kefaleti için eşinin rızası bulunmadığından kredi sözleşmesinin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi gereğince, dayanak genel kredi sözleşmesinde eş rızası alınmadığı yönündeki iddianın bono ilişkisi bakımından dinlenilmesi mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Bononun teminat amacıyla verildiği, açığa imza yoluyla anlaşmaya aykırı doldurulduğu ve lehdara borç bulunmadığı iddialarının ispat yükü ile şahsi def'i-iyiniyetli hamil ilişkisi ve kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesinin dayanak sözleşme ilişkisine etkisi konusunda BAM'ın kendi muhakemesiyle oluşturduğu, bölgesel ikna edici emsal niteliğinde bir karardır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
menfi tespit davası↗ bono↗ emre muharrer senet↗ teminat senedi↗ açığa imza↗ şahsi def'i↗ iyiniyetli hamil↗ kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi↗ yazılı delille ispat↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/1980
KARAR NO 2020/1000
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 15/05/2018
NUMARASI 2016/1431 Esas 2018/476 Karar
DAVA
Menfi Tespit (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 13/10/2020
Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili; davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... esasında kayıtlı takip dosyası ile takip yapıldığını, takibe konu 13.07.2016 vade tarihli bonoya itiraz ettiklerini, bonodaki imzanın davacıya ait olmasına rağmen senette alacaklı olarak görülen kişiye böyle bir senet vermediğini, borçlu isim, adres ve imzanın mevcut olan bir A4 kağıdının üst kısmından yararlanılarak alt kesimdeki imzanın üstüne metnin oluşturulduğunu, vade tarihi, tutar, tanzim yeri ve tarihinin sonradan oluşturulduğunu ve senedin sahte olduğunu belirterek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; bononun borcun ifası amacıyla davacı tarafından verildiğini, davalı banka ile davacının akdettiği genel kredi sözleşmesi uyarınca kredi kullanan davacı tarafından borcun geri ödenmesini teminen bononun tanzim edildiğini, kredi borcu ödenmeyince kredi riskinin tasfiyesi için bononun takibe konulduğunu, davalının söz konusu borcu ödememek gayesi ile işbu davayı açtığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı bankanın kredi alacağının olmadığının ileri sürülmediği, belgede sahtecilik nedeniyle iddiasına dayalı bir soruşturma bulunmadığı, bononun nakden davacı tarafından dava dışı ... lehine düzenlendiği, bononun ...şirketi ve davalı banka tarafından ciro edildiği, davacının, bononun kendi iradesine aykırı doldurulduğu iddiasının da kesin delillerle kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; bononun emre muharrer senet olarak değerlendirilemeyeceği, müvekkilinin kefaleti için eşinin rızası olmadığından kredi sözleşmesinin geçersiz olduğunu, müvekkilinin bonoda alacaklı gözüken ... borcunun bulunmadığını, ciro silsilesinin hukuken sakat olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, bonoya dayalı icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı vekili, bononun emre muharrer senet vasfını taşımadığını, müvekkilinin bonoda lehdar olarak adı geçen ... borcunun bulunmadığını iddia etmiş, davalı taraf ise bononun asıl borçlu şirkete kullandırılan krediye ilişkin borca mahsuben verildiğini savunmuştur.Öncelikle bononun incelenmesinde; TTK hükümleri gereğince bonoda bulunması gereken zorunlu unsurların mevcut olduğu, senedin bono vasfı taşıdığı görülmektedir. Kural olarak bono “kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedeli ödemek vaadini” içermektedir. Bunun aksini iddia eden tarafın bononun teminat amacıyla verildiğini HMK’nun 200. maddesi uyarınca senetle ispat etmesi gerekir.
Davacı tarafça sunulmuş bu yönde bir delil bulunmadığı gibi, bonoda ve dayanak genel kredi sözleşmesinde bononun teminat olarak verildiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. Kaldı ki teminat senedi iddiası ve bono lehdarına borcunun bulunmadığı iddiası şahsi defi niteliğinde olup, iyiniyetli hamile karşı ileri sürülmesi de mümkün değildir. Yine açığa bono düzenlenmesi mümkün olup, bononun boş kısımlarının anlaşmaya aykırı doldurulduğunu iddia eden borçlunun bu iddiasını yazılı delille kanıtlaması gerekir ki bu yönde de bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca kambiyo senetlerinin soyutluğu ilkesi gereğince, genel kredi sözleşmesinde eş rızası alınmadığı yönündeki iddianın dinlenilmesi de olanaksızdır.
Bu itibarla; ilk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 13/10/2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/265517 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi