6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Taşınmaz satışında geç teslimde davalının kusuru bulunmadığından tazminat talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1725 E. 2020/822 K. · · İlk derece: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Gerekçe özeti

Sözleşmenin ifasının, borçludan kaynaklanmayan ve üçüncü kişiyle görülen bir davada verilen mahkeme kararlarından (ihtiyati tedbir vb.) kaynaklanan hukuki engeller nedeniyle geciktiği; borçlunun bu engellerin kaldırılması için gerekli yasal çabayı gösterdiği hallerde, borçluya kusur yüklenemeyeceğinden alacaklının geç ifadan kaynaklanan müspet veya menfi zarar talep etmesi mümkün değildir. Alacaklının bu riski önceden bilerek ve basiretli tacir sıfatıyla kabul etmiş olması da ayrıca ek zarar talebini haklı kılmaz.

Ele alınan sorunlar

Taşınmazın gecikmeli tesliminde davalının kusurunun bulunup bulunmadığı ve buna bağlı müspet/menfi zarar talebi → ret

İddia: Davacı vekili, davalının taşınmazı teslim etmeyi garanti ettiği tarihte teslim etmeyerek temerrüde düştüğünü, yapılan ödemenin zararı karşılamadığını, ifa imkansızlığının bulunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: TBK 112 ve TBK 118 uyarınca borçlu, kendisine kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe borcun hiç veya gereği gibi ya da geç ifasından doğan zararı gidermekle yükümlüdür. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet (olumlu) veya menfi (olumsuz) zarar biçiminde olabilir; müspet zarar borcun gereği gibi ve vaktinde ifa edilmesi halinde alacaklının mameleki durumu ile mevcut durum arasındaki farktır, menfi zarar ise sözleşmeye güvenin boşa çıkması nedeniyle uğranılan zarardır. Taraflar arasındaki ilk sözleşmede geç teslim halinde haftalık 100.000 Euro ödeme kararlaştırılmış, sonrasında imzalanan ek protokolde ise taşınmazın hukuken ve fiilen tesliminin, üçüncü kişi ile görülen dava nedeniyle verilen ihtiyati tedbir kararları sebebiyle gecikeceği kabul edilerek davalının bu gecikme karşılığı yükümlülüğünü tek seferde 2.000.000 Euro ödeyerek yerine getirmeyi taahhüt ettiği ve bu tutarı ödediği sabittir. Taşınmazın hukuken ve fiilen tesliminin gecikmesi davalıdan kaynaklanmayıp, üçüncü kişiyle görülen davada verilen mahkeme kararlarından kaynaklanmış; davalının tedbirlerin kaldırılması ve yediemin değişikliği için gerekli yasal çabayı gösterdiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davalının gecikmede kusuru bulunmadığından, kusursuz borçludan geç ifa nedeniyle müspet veya menfi zarar talep edilmesi mümkün değildir. Davacı, taşınmaza ilişkin devam eden dava nedeniyle teslimde sorunlar olabileceğini baştan bilmekte olup basiretli tacir olarak bu durumu bilerek ödemeyi kabul etmiştir. Davacının taşınmaza yaptığı masrafları ileride devredileceği beklentisiyle yaptığı, sonuçta taşınmazın devir ve tesliminin gerçekleştiği, dolayısıyla sözleşmenin ifa edildiği görülmekte olup taşınmaz için yapılan masraf talebi de yerinde değildir. 2016 yılı gelir kaybı talebi ayrıca dava tarihi itibariyle henüz doğmamış bir zarar niteliğindedir; kaldı ki davalının kusuru bulunmadığından bu talep de yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Sözleşmenin ifasındaki gecikmenin, borçludan kaynaklanmayan ve üçüncü kişilerle görülen davalarda verilen mahkeme kararlarından (ihtiyati tedbirler) kaynaklandığı ve borçlunun bu engelleri kaldırmak için gerekli çabayı gösterdiği durumlarda kusursuzluk savunmasının kabul edilmesi ve buna bağlı olarak müspet/menfi zarar talebinin reddi yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
müspet zarar menfi zarar temerrüt kusursuzluk ispatı basiretli tacir ihtiyati tedbir üst hakkı

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 112TBK 118

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1725

KARAR NO 2020/822

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/04/2018

NUMARASI 2016/15 Esas - 2018/509 Karar

DAVA

Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 17/09/2020

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalının 20/03/2015 tarihinde "Satışa Hazırlık ve Ödeme Planına İlişkin Sözleşme" adı altında Antalya İli ... İlçesi ... Köyünde ... parsel sayılı orman vasıflı taşınmazda kurulu daimi ve müstakil üst hakkının, tatil köyü hizmet binası, 86 adet konaklama binası, müştemilatı ve tüm menkullerin toplam 62.000.000 Euro bedelle satımı konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin 20/03/2015 tarihinde 5.000.000,00 Euro, 25/03/2015 tarihinde 5.000.000,00 Euro, 30/04/2015 tarihinde 27.000.000,00 Euro, 30/05/2015 tarihinde 25.000.000,00 Euro olmak üzere belirlenen satış bedelini ödemeyi, davalının ise taşınmazı 20/04/2015 tarihine kadar davacıya teslim etmeyi, 20/04/2015 tarihinde kadar teslim gerçekleşmez ise davacıya 20 hafta süre ile haftalık 100.000,00 Euro ödemeyi, 30/04/2015 tarihinde yapılacak ödemeyi takiben tapudan devir işlemini gerçekleştirmeyi kabul, beyan ve taahhüt ettiğini, müvekkilinin ilk üç ödemeyi yerine getirdiğini, davalının edimini yerine getirmediğini, tarafların daha sonra 04/06/2015 tarihinde biraraya gelerek "20/03/2015 tarihli sözleşme eki adlı metni imzaladıklarını, bu belge ile 20/06/2015 tarihine kadar alım-satıma konu taşınmazı fiilen davacıya teslimi, davacının bakiye satış bedelini, tapu devir tarihinde ödemesini, 01/07/2015 tarihinde 2.000.000,00 Euro ödemeyi, kabul, beyan ve taahhüt ettiklerini, her iki sözleşme bütün olarak değerlendirildiğinde müvekillinin 37.000.000,00 Euro ödediğini, ancak davalının davaya konu taşınmazı fiilen teslim edemediğini ve temerrüde düştüğünü beyan ederek, 500.000,00-TL işçilik ve imalat bedeli, 1.000.000,00 Euro 2015 yılı için oluşan zarar, 1.000.000,00 Euro 2016 yılı için oluşan zarar olmak üzere 500.000,00 TL ve 2.000.000,00 Euro alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesine talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkili bankanın taşınmazın üst hakkını alacağına mahsuben icraen satın aldığını, taşınmazı üzerindeki tüm müştemilatı ve 4 adet marka ile satışa çıkardığını, ilk olarak ... firması ile satış sözleşmesi aktedildiğini, alıcı firma satış bedelini ödemediğinden sözleşmenin feshedildiğini ve sonrasında davalı şirket ile sözleşme imzalandığını, taşınmaz bedelinin 62.000.000,00 Euro olarak kararlaştırıldığını, ilk alıcının taşınmazı tahliye etmemesi nedeniyle müvekkili tarafından Serik 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/155 Esas sayılı dosyasında elatmanın davası açıldığını ve teminat karşılığında taşınmazın yediemin sıfatıyla bankaya teslimine karar verildiğini, dava dışı ...'nin mahkemeye başvurarak ihtiyati tedbir talep ettiğini, mahkemece taşınmazın tapuda 3.kişilere devrinin engellenmesi yönünde tedbir kararı verildiğini, son taksit olan 25.000,00 Euronun ödeme tarihinin 2.

protokolle tapu devir tarihi olarak değiştirildiğini, davacının taşınmazın muarazalı olduğunu, tapu ve taşınmaz üzerine tedbir kararı bulunduğunu bildiğini, bu nedenle davacının bildiği ve baştan kabul etmiş olduğu taşınmazın tapuda devrinin gecikmiş olması nedeniyle zarara uğradığı yönündeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, müvekkilinin sözleşme ve ek sözleşme gereğince taşınmazın davacıya teslimi için elinden gelen çabayı gösterdiğini, ek sözleşme gereğince müvekkilinin davalının gösterdiği yediemini mahkemeye bildirdiğini, atanan yedieminlerin görevinin davacı ile organik bağının bulunması nedeniyle, ... şirketinin itirazı nedeniyle mahkemece kaldırılarak banka çalışanının yediemin olarak atandığını, bu nedenle davacının bildirdiği kişinin yediemin olarak atanmasının mümkün olmadığını, bu konudaki kusurun tamamen davacıya ait olduğunu, yine mahkeme kararıyla taşınmazda inşaat işleri yapılmasının da tedbiren engellendiğini, sonunda dava dışı ...

ile sulh olduklarını ve davadan feragat edildiğini, davacıya 13/01/2016 tarihinde ihtarname keşide edilerek tüm tedbirlerin kaldırıldığı belirtilerek ek sözleşmenin birinci maddesi gereğince bakiye satış bedelinin ödenmesi ile eş zamanlı olarak taşınmazı devre hazır olduklarını bildirdiklerini, ancak davacının işbu davayı açtığını, davacının 10.000,00 Euro'luk kiraya ilişkin beyanını afaki olduğunu, yine davacının 500.000,00-TL işçilik ve imalat bedelinin nereden kaynaklandığı belli olmadığı gibi bu masrafa davacının katlanması gerektiğini, diğer tazminat taleplerinin de hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taşınmazın öngörülen sürede teslim edilememesinde, dolayısıyla sözleşmenin ifasında gecikme yaşanmasında davalının kusurunun bulunmadığı, bu nedenle davacının olumlu ve olumsuz zarar talep koşullarının bulunmadığı, kaldı ki davalı tarafından davacıya olumlu zarar kapsamında 2.000.000,00 Euro ödeme yapıldığı, 2016 yılına ilişkin zarar talebinin de dava tarihi itibariyle geleceğe yönelik olası zarar niteliğinde olup geleceğe yönelik değerlendirme yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; davalının taşınmazı teslim etmeyi garanti ettiği tarihte teslim etmeyerek temerrüde düştüğünü, davalının yaptığı ödemenin müvekkilinin zararını karşılamadığını, davalının yükümlülüklerinin bir kısmını ancak 26.04.2016 tarihinde yerine getirebildiğini, ifa imkansızlığı bulunmadığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ifasında davalının temerrüdü nedeniyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. TBK'nın 112. maddesine göre; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse, borçlu kendisine hiçbir kusur yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. Yine TBK.nın 118. maddesi hükmüne göre, temerrüde düşen borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat etmedikçe, borcun geç ifasından dolayı alacaklının uğradığı zararı gidermekle yükümlüdür. Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet (olumlu) zarar olabileceği gibi, menfi (olumsuz) zarar da olabilir. Müspet zarar; borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır.

Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur. Menfi zarar ise; uyulacağı ve yerine getirileceğine inanılan bir sözleşmenin hüküm ifade etmemesi ve yerine getirilmemesi yüzünden güvenin boşa çıkması dolayısıyla uğranılan zarardır. Başka bir anlatımla, sözleşme yapılmasaydı uğranılmayacak olan zarardır.

Menfi zarar borçlunun sözleşmeye aykırı hareket etmesi yüzünden sözleşmenin hüküm ifade etmemesi dolayısıyla ortaya çıkar. Somut olayda; davacı ile davalı arasında 20/03/2015 tarihli sözleşme imzalandığı, taşınmaz bedelinin 62.000,00 Euro olarak belirlendiği, en son vadeye ilişkin ödemenin tam ve eksiksiz yapılması halinde taşınmazın alıcı firma adına tapuda tescilinin yapılacağının, taşınmaz davacıya 20/04/2015 tarihine kadar teslim edilmediği takdirde alıcıya 20 hafta süreyle sınırlı olmak şartıyla haftalık olarak 100.000,00 Euro ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sonrasında imzalanan 05.06.2015 tarihli ek protokolde 'esas sözleşmede alıcı firma tarafından 30/05/2015 tarihinde ödenmesi gereken 25.000.000 Euroya ilişkin ödeme tarihinin, yasal engeller nedeniyle tapu devrinin yapılamaması nedeniyle, bu kez tapu devri tarihi olarak değiştirildiği, bakiye ödemenin yapılması ile eş zamanlı olarak tapu devri gerçekleştirileceğinin belirtildiği, davalı bankanın sözleşmeye konu taşınmazla ilgili Serik 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/155 Esas sayılı dosyasında verilen tedbir kararı sebebi ile taşınmazı fiilen teslim edememesi nedeniyle 20/06/2015 tarihi itibariyle sözleşmeye konu taşınmaza alıcının fiilen girmesinin sağlanacağı, bankanın 03/07/2015 tarihine kadar yediemin değişikliği için mahkemeye başvuracağı ve banka adına alıcının göstereceği kişinin yediemin olmasının sağlanacağı, sözleşmeye konu taşınmazın davalar nedeniyle hukuken tesliminin gecikeceği, alıcının bu haliyle teslimi kabul ettiği, bankanın ise haftalık 100.000.00 Euro gecikme karşılığı olan yükümlülüğünü 20 hafta için tek seferde, 2.000.000,00 Euro ödeyerek yerine getirmeyi kabul ettiğinin hüküm altına alındığı, Serik 2.

Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/155 Esas sayılı dosyasında davacı-karşı davalı ... .AŞ. tarafından davalı-karşı davacı ... A.Ş. aleyhine müdahalenin önlenmesi, karşı davacı tarafından ise üst hakkının tescili, alacak, tazminat davası açıldığı, yargılama sırasında taşınmazın tapu kaydının devri ile inşaat faaliyetlerinin engellenmesi bakımından ihtiyati tedbir kararları verildiği, alıcı davacı tarafından gösterilen yedieminlerin bu görevleri itiraz üzerine kaldırılarak banka çalışanının atandığı, davanın karşılıklı feragat nedeniyle reddine karar verildiği, yargılama sırasında davalı tarafça 14/01/2016 tarihli ihtarname ile devredilecek taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirlerin kaldırıldığı, taşınmazı devre hazır oldukları bildirilmiş, davacı tarafça ise davalıya gönderilen 11/02/2016 tarihli yazı ile bakiye ödenecek satış bedelinden 1.750.000,00 Euro düşülmesi ve kalan 23.250.000,00 Euro'yu ödemeye hazır oldukları bildirilmiş, sonrasında 26/04/2016 tarihli mutabakat ile taşınmazın 60.250.000,00 Euro satış bedelinden 4.500.000,00 Euro indirilmek suretiyle taşınmazın satış bedeli 55.750.000,00 Euro olarak belirlenerek taşınmazın devir tesliminin gerçekleştiği anlaşılmaktadır.

Davacının işçilik ve imalat bedeline ilişkin talebi niteliği itibariyle menfi zarar; 2015 ve 2016 yılı gelir kaybı talebi ise müspet zarar niteliğindedir. Ancak yukarıda da açıklandığı üzere, taraflar arasındaki 04.06.2015 tarihli ikinci sözleşmede taraflar geç teslim nedeniyle davalının 2.000.000,00 Euro ödemesini kabul etmişler, davalı da bu tutarı davacıya ödemiştir. Davacı zararının daha fazla olduğunu iddia etmekte ise de, taşınmaza ilişkin olarak devam eden dava nedeniyle taşınmazın gerek fiilen gerekse hukuken tesliminde bir takım sorunlar olduğunu baştan beri bilmekte, basiretli tacir olarak bu durumu bilerek ödemeyi bu haliyle kabul etmektedir. Taşınmazın hukuken ve fiilen teslimi, davalıdan kaynaklanmayan, tamamen mahkeme kararından kaynaklanan nedenlerle gerçekleşmemiş, incelenen dosya kapsamında da davalının teslimi ve inşaat faaliyetlerini engelleyen ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılması ve yediemin değişikliği için yasal olarak çaba göstererek hukuken yapılması gerekenleri yerine getirdiği sabittir.

Bu nedenle taşınmazın hukuken ve fiilen tesliminin gecikmesinde davalının kusuru yoktur. Dolayısıyla kusurlu olmayan davalıdan, geç ifa nedeniyle müspet veya menfi zarar talep edilmesi mümkün değildir. Kaldı ki davacı taşınmaza yaptığı masrafları ileride devredileceği beklentisiyle yapmış, sonuçta taşınmaz davacıya devir ve teslim edilmiş, dolayısıyla sözleşme ifa edilmiştir. Bu nedenle davacının taşınmaz için yaptığı masraf talebi yerinde değildir. Müspet zarar kapsamındaki 2016 yılı gelir kaybı ise henüz dava tarihi itibariyle doğmamıştır. Esasen yukarıda da belirtildiği üzere davalının kusuru bulunmadığından, 2015 ve 2016 yıllarına ilişkin gelir kaybı talepleri de yerinde değildir. Bu itibarla ilk derece mahkemesi kararı yerinde olduğundan, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı gider avansından karşılanan 14-TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

17/09/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/265387 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7424 E. 2022/3976 K. · Onandı

Kusuru bulunmayan borçludan geç ifa nedeniyle zarar istenemez

Gerekçe özeti

Teslimin gecikmesi borçludan kaynaklanmayan (mahkeme kararı/tedbir gibi) nedenlerden ileri gelmişse borçlu kusursuzdur ve kusuru bulunmayan borçludan geç ifa nedeniyle müspet veya menfi zarar istenemez; ayrıca yürürlükteki sözleşme feshedilmeden menfi zarar, dava tarihinde henüz doğmamış geleceğe yönelik gelir kaybı da talep edilemez.

Emsal değeri

Teslim gecikmesinin borçlu dışı (mahkeme kararı) nedenlerden kaynaklandığı hâllerde borçlunun kusursuz sayılması ve geç ifa nedeniyle zarar talep edilememesi yönünden emsaldir.

Kavramlar: menfi zarar müspet zarar geç ifa / temerrüt kusur basiretli tacir

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/7424 E.  ,  2022/3976 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.04.2018 tarih ve 2016/15 E. - 2018/509 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 17.09.2020 tarih ve 2018/1725 E- 2020/822 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 24.05.2022 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı vekilleri Av. ... ile Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı ile davalının 20/03/2015 tarihinde "Satışa Hazırlık ve Ödeme Planına İlişkin Sözleşme" adı altında Antalya İli ... İlçesi ... Köyünde ...parsel sayılı orman vasıflı taşınmazda kurulu daimi ve müstakil üst hakkının, tatil köyü hizmet binası, 86 adet konaklama binası, müştemilatı ve tüm menkullerin toplam 62.000.000 Euro bedelle satımı konusunda anlaştıklarını, bu sözleşme gereği davacının edimini yerine getirdiği halde davalının teslim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, bu kez ek olarak 04.06.2015 tarihli sözleşme ile teslim süresinin uzatıldığını, her iki sözleşme bütün olarak değerlendirildiğinde müvekkilinin 37.000.000,00 Euro ödediğini, ancak davalının davaya konu taşınmazı fiilen teslim edemediğini ve temerrüde düştüğünü belirterek 500.000,00 TL işçilik ve imalat bedeli, 1.000.000,00 Euro 2015 yılı için oluşan zarar, 1.000.000,00 Euro 2016 yılı için oluşan zarar olmak üzere 500.000,00 TL ve 2.000.000,00 Euro alacağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili bankanın taşınmazın üst hakkını alacağına mahsuben icraen satın aldığını, taşınmazı üzerindeki tüm müştemilatı ve 4 adet marka ile satışa çıkardığını, ilk olarak FSP firması ile satış sözleşmesi aktedildiğini, alıcı firma satış bedelini ödemediğinden sözleşmenin feshedildiğini ve sonrasında davacı şirket ile sözleşme imzalandığını, taşınmaz bedelinin 62.000.000,00 Euro olarak kararlaştırıldığını, ilk alıcının taşınmazı tahliye etmemesi nedeniyle müvekkili tarafından ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/155 Esas sayılı dosyasında elatmanın önlenmesi davası açıldığını ve teminat karşılığında taşınmazın yediemin sıfatıyla bankaya teslimine karar verildiğini, dava dışı FSP'nin mahkemeye başvurarak ihtiyati tedbir talep ettiğini, mahkemece taşınmazın tapuda 3.kişilere devrinin engellenmesi yönünde tedbir kararı verildiğini, son taksit olan 25.000,00 Euro'nun ödeme tarihinin 2. protokolle tapu devir tarihi olarak değiştirildiğini, davacının taşınmazın muarazalı olduğunu, tapu ve taşınmaz üzerine tedbir kararı bulunduğunu bildiğini, bu nedenle davacının bildiği ve baştan kabul etmiş olduğu taşınmazın tapuda devrinin gecikmiş olması nedeniyle zarara uğradığı yönündeki iddialarının kabulünün mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, dava açıldığı tarihte, taraflar arasında imzalanan satışa hazırlık sözleşmesi ve buna bağlı ek sözleşmenin halen yürürlükte olduğu, davacının, menfi zararını isteyebilmesi için sözleşmenin hüküm ifade etmemesi gerektiğinden davacı taraf, sözleşmeyi feshetmeden menfi zarar altında işcilik ve tadilat bedeli istemeyeceği, taraflar arasında akdedilen 20.03.2015 tarihli sözleşme taşınmazın öngörülen sürede teslim edilememesinde, dolayısıyla sözleşmenin ifasında gecikme yaşanmasında davalının kusurunun bulunmadığı, davacının olumlu zarar talep koşullarının bulunmadığı ve ayrıca davalı tarafından davacıya olumlu zarar kapsamında 2.000.000,00 Euro ödeme yapıldığı, 2016 yılına ilişkin zarar talebinin de dava tarihi itibariyle geleceğe yönelik olası zarar niteliğinde olup geleceğe yönelik değerlendirme yapılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı ile davalı arasında 20/03/2015 tarihli sözleşme imzalandığı, taşınmaz bedelinin 62.000,00 Euro olarak belirlendiği, en son vadeye ilişkin ödemenin tam ve eksiksiz yapılması halinde taşınmazın alıcı firma adına tapuda tescilinin yapılacağının, taşınmaz davacıya 20/04/2015 tarihine kadar teslim edilmediği takdirde alıcıya 20 hafta süreyle sınırlı olmak şartıyla haftalık olarak 100.000,00 Euro ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sonrasında imzalanan 05.06.2015 tarihli ek protokolde 'esas sözleşmede alıcı firma tarafından 30/05/2015 tarihinde ödenmesi gereken 25.000.000 Euro'ya ilişkin ödeme tarihinin, yasal engeller nedeniyle tapu devrinin yapılamaması nedeniyle, bu kez tapu devri tarihi olarak değiştirildiği, bakiye ödemenin yapılması ile eş zamanlı olarak tapu devri gerçekleştirileceğinin belirtildiği, davalı bankanın sözleşmeye konu taşınmazla ilgili ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/155 Esas sayılı dosyasında verilen tedbir kararı sebebi ile taşınmazı fiilen teslim edememesi nedeniyle 20/06/2015 tarihi itibariyle sözleşmeye konu taşınmaza alıcının fiilen girmesinin sağlanacağı, bankanın 03/07/2015 tarihine kadar yediemin değişikliği için mahkemeye başvuracağı ve banka adına alıcının göstereceği kişinin yediemin olmasının sağlanacağı, sözleşmeye konu taşınmazın davalar nedeniyle hukuken tesliminin gecikeceği, alıcının bu haliyle teslimi kabul ettiği, bankanın ise haftalık 100.000.00 Euro gecikme karşılığı olan yükümlülüğünü 20 hafta için tek seferde, 2.000.000,00 Euro ödeyerek yerine getirmeyi kabul ettiğinin hüküm altına alındığı, ...

2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/155 Esas sayılı dosyasında davacı-karşı davalı ...AŞ. tarafından davalı-karşı davacı FSP Turizm Yatırım A.Ş. aleyhine müdahalenin önlenmesi, karşı davacı tarafından ise üst hakkının tescili, alacak, tazminat davası açıldığı, yargılama sırasında taşınmazın tapu kaydının devri ile inşaat faaliyetlerinin engellenmesi bakımından ihtiyati tedbir kararları verildiği, alıcı davacı tarafından gösterilen yedieminlerin bu görevleri itiraz üzerine kaldırılarak banka çalışanının atandığı, davanın karşılıklı feragat nedeniyle reddine karar verildiği, yargılama sırasında davalı tarafça 14/01/2016 tarihli ihtarname ile devredilecek taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirlerin kaldırıldığı, taşınmazı devre hazır oldukları bildirilmiş, davacı tarafça ise davalıya gönderilen 11/02/2016 tarihli yazı ile bakiye ödenecek satış bedelinden 1.750.000,00 Euro düşülmesi ve kalan 23.250.000,00 Euro'yu ödemeye hazır oldukları bildirilmiş, sonrasında 26/04/2016 tarihli mutabakat ile taşınmazın 60.250.000,00 Euro satış bedelinden 4.500.000,00 Euro indirilmek suretiyle taşınmazın satış bedeli 55.750.000,00 Euro olarak belirlenerek taşınmazın devir tesliminin gerçekleşmiş olup, davacının işçilik ve imalat bedeline ilişkin talebi niteliği itibariyle menfi zarar, 2015 ve 2016 yılı gelir kaybı talebi ise müspet zarar niteliğinde olduğu, taraflar arasındaki 04.06.2015 tarihli ikinci sözleşme ile kararlaştırılan geç teslim nedeniyle ödenecek 2.000.000,00 Euro bedeli davalı ödemiş olup, davacı zararının daha fazla olduğu iddiasının ancak davalının kusurlu olması halinde nazara alınacağını ancak davacı, taşınmaza ilişkin olarak devam eden dava nedeniyle taşınmazın gerek fiilen gerekse hukuken tesliminde bir takım sorunlar olduğunu bilerek ve basiretli tacir olarak ödemeyi bu haliyle kabul etmiş olduğu, taşınmazın hukuken ve fiilen teslimi, davalıdan kaynaklanmayan, tamamen mahkeme kararından kaynaklanan nedenlerle gerçekleşmemiş, incelenen dosya kapsamında da davalının teslimi ve inşaat faaliyetlerini engelleyen ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılması ve yediemin değişikliği için yasal olarak çaba göstererek hukuken yapılması gerekenleri yerine getirdiği sabit olduğundan taşınmazın hukuken ve fiilen tesliminin gecikmesinde davalının kusuru bulunmadığı, kusurlu olmayan davalıdan, geç ifa nedeniyle müspet veya menfi zarar talep edilmesi mümkün olmayacağı ayrıca davacının devredileceği beklentisiyle taşınmaza masraf yapmış ise de taşınmaz bu süreçte davacıya devir ve teslim edilerek sözleşme ifa edildiğinden davacının taşınmaz için yaptığı masraf talebinin yerinde olmadığı, davalının kusuru bulunmadığından müspet zarar kapsamındaki 2015 ve henüz dava tarihi itibariyle doğmamış 2016 yıllarına ilişkin gelir kaybı taleplerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.815,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 24/05/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.