6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sermaye artırımı kararının iptali isteminin esastan reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1884 E. 2020/1244 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Ticari şirket (genel)istinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Sermaye artırımı kararının, şirketin gerçek ve belgelenmiş bir finansman ihtiyacına (örneğin başka şirketlerin hisselerinin satın alınması) dayandığı ve bu ihtiyacın kanunda öngörülen sırayla (önce yedek/fonlardan, ardından sermaye taahhüdü yoluyla) karşılandığı hallerde, azınlık pay sahibinin payının ve kâr payının nispi olarak azalması tek başına dürüstlük kuralına veya hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırılık oluşturmaz; azınlığı zarara uğratma kastının somut delillerle ispatlanamaması halinde sermaye artırımı kararının iptali istemi reddedilir. Ayrıca TTK 457 uyarınca hazırlanan yönetim kurulu beyanının, sermaye artırım kararının gerekçesini içermemesi veya karardan sonra düzenlenmiş olması, tek başına genel kurul kararının iptalini gerektirmez.

Ele alınan sorunlar

Sermaye artırım gerekçesinin TTK 457 uyarınca yönetim kurulu beyanında belirtilmemesinin iptal nedeni oluşturup oluşturmadığı → ret

İddia: Sermaye artırım gerekçesinin yönetim kurulu beyanında yer almamasının TTK 457'ye aykırılık teşkil ettiği ve bu nedenle iptal gerektiği ileri sürülmüştür.

Gerekçe: TTK'nın 457. maddesinde yönetim kurulunca sermaye artırımının türüne göre bir beyan hazırlanacağı düzenlenmiştir; ancak maddede sermaye artırım kararı gerekçesinin bu beyanda belirtilmesine ilişkin bir hüküm bulunmadığı gibi, beyanın sermaye artırım kararından sonra düzenlenmesi gerektiği de anlaşılmaktadır. Somut olayda bu beyan sermaye artırım kararından sonra verilmiştir. Dolayısıyla sermaye artırım gerekçesinin beyanda belirtilmemesi, genel kurul kararının iptalini gerektirmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Sermaye artırımının şirketin gerçek finansman ihtiyacına dayanıp dayanmadığı ve dürüstlük kuralına aykırılık taşıyıp taşımadığı → ret

İddia: Davacı, şirketin sermaye artırımına ihtiyacı bulunmadığını, artırımın hisse alımından önce yapıldığını ve azınlık pay sahibinin payını düşürme amacı taşıdığını, dürüstlük kuralına ve pay sahipliği haklarına en az zarar verme ilkesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı şirketin dava dışı şirketlerin hisselerini satın alması nedeniyle finansman ihtiyacı doğduğu, sermaye artırımının bu ihtiyacın karşılanması amacıyla iki aşamalı olarak (önce yedekler ve fonlardan, TTK 462/3 gereği bu kaynaklar tükendikten sonra sermaye taahhüdü yoluyla) gerçekleştirildiği, artırılan sermayenin gerçekten hisse alımında kullanıldığı tespit edilmiştir. Sermaye artırım kararının sırf davacıya zarar vermek veya ortaklıktaki pay oranını düşürmek kastıyla alındığına, dürüstlük kuralına veya hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırılık taşıdığına ilişkin delil bulunmamaktadır. Sermaye artırımının doğal sonucu olarak pay oranının ve kar payının azalması öngörülse de, sermaye artırımına iştirak edebilecek maddi imkâna sahip pay sahiplerinin iştirak etmesine engel bulunmadığından ve iştirak halinde zarar doğmayacağından, bu husus tek başına objektif iyi niyet kurallarına veya hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırılık olarak değerlendirilemez. Sonuç olarak iptali istenen genel kurul kararı kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı değildir, iptal şartları oluşmamıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirketin belgelenmiş finansman ihtiyacına dayanan ve kanuni sıraya (önce yedek/fon, sonra sermaye taahhüdü) uygun yapılan sermaye artırımlarının, azınlık pay sahibinin payını nispi olarak düşürmesinin tek başına dürüstlük kuralına aykırılık oluşturmayacağı ve TTK 457 beyanının kararın gerekçesini içermemesinin iptal nedeni sayılmayacağı yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali sermaye artırımı dürüstlük kuralı hakların sakınılarak kullanılması ilkesi TTK 457 yönetim kurulu beyanı TTK 462/3 sermayeye eklenebilir fonlar rüçhan hakkı azınlık pay sahibi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 445TTK 457TTK 462/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1884

KARAR NO 2020/1244

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 01/03/2018

NUMARASI 2015/212 Esas - 2018/281 Karar

DAVA

Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/11/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette %7,13 oranında pay sahibi olduğunu, 27.11.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında özellikle müvekkilinin şirketteki paylarının değerinin azaltılmasına ve zarara uğramasına yönelik olarak sermayenin aynı ay içerisinde 70.201.166-TL’den 198.000.000-TL’ye arttırılması yönünde karar alındığını, ihtiyaç olmaksızın sermayenin bu denli yüksek bir tutara çıkarılmasının, kanuna, iyi niyet kurallarına, hakkaniyete açıkça aykırı olduğunu, sermaye artırımı kararının, çoğunluğun yetkilerini kötüye kullanması suretiyle azınlıkta olan müvekkilinin çıkarlarının ihlali amacına yönelik bir araç olduğunu, şirketin sermaye artırılmasına ihtiyacı yokken sermaye artırımı yoluna gidilmesinin açıkça kanuna aykırı olduğunu, iyi yönetilen şirketlerde özellikle yeni yatırım yapılması, spot hisse satın alınması ihtimalleri varsa kar dağıtımı yapılmaması, dağıtılacak karın makul bir minimumda tutulması, düşük maliyetli dış kaynak kullanılması gibi önlemler alınması gerektiğini, şirketin ...

şirket hisselerini almak için sermaye arttırımına gittiği gerekçesinin de inandırıcı olmadığını, öncelikle söz konusu işlemin, şirket hisse senedi alım işlemi olup, bu alım işleminde satın alma bedelinin belli olmadığını, aynı ay içinde hatta sermaye henüz 70.201.166-TL’ye çıkarıldıktan 2 gün sonra alınan YK kararı ile sermayenin işbu sefer 198.000.000-TL’ye çıkarılmasının, müvekkilini zarara uğratmak amacını taşıdığını, sermaye artırımının gerekçesinin beyan olarak genel kurula sunulmamasının, TTK.nın 457. hükmüne aykırılık teşkil ettiğinden anılan sermaye artırımına ilişkin gündem maddesinin iptali gerektiğini belirterek, davalı şirketin 27.11.2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırımı kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin ... ve ... sermayelerinin %100’ünü temsil eden paylarını pay devri yöntemi ile satın aldığını, bu satın almaya ilişkin hisse alım satım sözleşmesi uyarınca müvekkili şirketin sermaye ihtiyacı olduğunun açık ve tartışmasız olduğunu, müvekkilinin söz konusu hisseleri satın alabilmesi ve akdi yükümlüklerini yerine getirerek borçlarını ödeyebilmesi için sermayesini arttırması, şirketin ve tüm hissedarların menfaatini koruması gerektiğini, bunun bir ticari bir zorunluluk olduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli olarak dava açtığını, şirketi bir sermaye şirketi olması nedeniyle yerindelik denetimi yapılamayacağını, davacının tüm sorularına genel kurul toplantısında eksiksiz olarak cevap verildiğini, bu kapsamda sermaye artırımına gerek duyulmasının nedenlerinin de kanuni çerçeve içerisinde açıklandığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı şirketin 2015 yılı içinde yapılan sermaye artırımlarının, ... ve ... şirketlerinin paylarının tamamının satın alınması sebebiyle ortaya çıkan finansman ihtiyacının karşılanması amacıyla yapıldığı, sermaye artırımının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı, 27/11/2014 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye arttırım kararının iptali şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili; davacı şirketin sermaye ihtiyacının bulunmadığını, sermaye artırımının ... hisselerinin alımı işleminden çok önce yapıldığını, başka yöntemlere başvurulmadan sermaye artırımına gidilmesinin azınlık hissedarın payını düşürme amacı taşıdığını, sermaye artırım kararı ile pay sahipliği haklarına en az zarar verme ilkesinin ihlal edildiğini, sermaye artırım gerekçesinin yönetim kurulu beyanında yer almamasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Dava, davalı şirketin 27.11.2014 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK.nun 445. maddesi hükmüne göre; kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine iptal davası açılabilir. Dava tarihi itibariyle davanın yasal süresinde olduğu; davacının ortak olup, sermaye artırım kararına olumsuz oy vererek muhalefetini tutanağa geçirttiği hususları dikkate alındığında dava açma hakkının bulunduğu görülmüştür. Taraflar arasındaki uyuşmazlık;

27. 11.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan davalı şirket sermayesinin 70.201.166-TL'den 198.000.000-TL'ye çıkarılmasına ilişkin kararın kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olup olmadığı ve buna bağlı olarak iptal koşullarının oluşup oluşmadığı hususundadır. Somut olayda; davalı şirketin 02.10.2014 tarihli yönetim kurulunda, şirketin faaliyetlerine katma değer katacak dava dışı ...'in satın alınması için ilave kaynak gereksinimi ve bu konuda sermaye artırımının görüşüldüğü, şirket sermayesinin 8.000.000-TL'den 198.000.000-TL'ye artırılması, artırılacak sermayenin 11.328.509,45TL'sinin yedeklerin serbestçe kullanılabilen kısmından, 22.911.110,53 TL'sinin yedek akçelerden, 27.961.546,02 TL'sinin mevzuatın bilançoya konulmasına ve sermayeye eklenmesine izin verdiği fonlardan karşılanmasına, bakiyenin sermayenin sermaye taahhüdü yoluyla artırılarak karşılanmasına, TTK.nın 462.

maddesi uyarınca sermaye artırımının önce yedeklerden ve fonlardan, daha sonra sermaye taahhüdü yoluyla yapılmasına, şirket yatırımlarının geciktirilmeden gerçekleştirilmesi için ilan ve pay sahiplerinin rüçhan haklarını kullanmalarına ilişkin yasal süreler de dikkate alınarak peşpeşe yapılmasına karar verildiği, 13.10.2014 tarih ve 26 sayılı kararına göre, sermaye artırımının ilk aşaması 8.000.000 TL'den 70.201.166 TL'ye artırım için 03.11.2014 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiği, 03.11.2014 tarihli genel kurul kararıyla şirket sermayesinin 70.701.166-TL'ye artırılmasına karar verildiği, hisse alımı için gereken kaynak dolayısıyla yapılacak artırımın ikinci aşamasında 05.11.2014 tarihli yönetim kurulu kararıyla 27.11.2014 tarihinde olağanüstü genel kurul yapılmasına ve sermayenin 70.201.166- TL'den 198.000.000-TL'ye sermaye taahhüdü suretiyle artırılmasına karar verildiği, dava konusu olan 27.11.2014 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında ise sermayenin 70.201.166-TL'den 198.000.000-TL'ye sermaye taahhüdü suretiyle artırılmasına, artırılan 127.798.834-TL'nin tamamının pay sahipleri tarafından taahhüt edilip, dörtte birinin nakten, kalanın ise yönetim kurulunca belirlenecek tarihte ve en geç sermaye artırımının sicile tescilinden itibaren 24 ay içinde ödenmesi şeklinde esas sözleşme 6.

maddesinin değiştirilmesine oy çokluğuyla karar verildiği ve davacının karara muhalefet şerhi koyduğu, 2015 yıl sonu itibariyle ortakların ödenmemiş sermaye borcunun kalmadığı, davalı şirket tarafından 2015 yılı içerisinde ... ve ... firmalarının hisselerinin 212.457.931,42- TL bedel ödenerek satın alındığı, sermaye artışından elde edilen kaynaktan sonra kalan tutarın da şirket varlıkları ve yabancı kaynaklardan karşılandığı görülmüştür. Davacının ileri sürdüğü iptal gerekçeleri bakımından yapılan değerlendirmede; TTK.nın 457. maddesinde yönetim kurulu tarafından sermaye artırımının türüne göre bir beyan hazırlanacağı hususu düzenlenmiştir. Maddede sermaye artırım kararı gerekçesinin belirtilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi, sermaye artırım kararından sonra düzenlenmesi gerektiği de anlaşılmaktadır.

Somut olayda da bu beyanın sermaye artırım kararından sonra verildiği görülmektedir. Dolayısıyla sermaye artırım gerekçesinin beyanda belirtilmemesi, genel kurul kararının iptalini gerektirmemektedir. Mali açıdan; davacı şirketin hisse alımı için nakit paraya ihtiyaç duyduğu, sermaye artışının finansal açıdan yapılması gereken bir işlem olduğu, bu nedenle sermaye artırımı sonrasında hisse alımlarının gerçekleştirildiği, sermaye artışının dava dışı şirket hisselerinin alımında kullanıldığı, TTK.nın 462/3 maddesi gereğince bilançoda sermayeye eklenmesi mümkün fonların bulunması halinde bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermaye taahhüdü yoluyla sermaye artırılmayacağı hükmü nedeniyle, önce 03.11.2014 tarihli genel kurul kararı ve sonrasında davaya konu kararın alındığı olağanüstü genel kurulun yapıldığı görülmüştür.

Ayrıca sermaye artırım kararının sırf davacıya zarar vermek, ortaklıkta pay oranını düşürmek kastıyla yapıldığı ve dürüstlük kuralına ve hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırılık taşıdığına ilişkin de delil bulunmadığı gibi; sermaye artırımının doğal sonucu olarak arttırılan sermayeye oranla paylarının düşeceği ve yıl sonu itibarıyle kar paylarının azalacağı öngörülse de, sermaye artırımına iştirak edebilecek paydaşların maddi imkanları bulunduğu taktirde sermaye arttırımına iştirak etmelerine bir engel bulunmamasına ve iştirak etmeleri halinde bir zararlarınının söz konusu olmamasına göre, bu husus tek başına objektif iyi niyet kurallarına aykırılık veya hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırılık olarak da değerlendirilemez.

Sonuç olarak iptali istenen genel kurul kararının kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olmadığı, kararın iptal şartlarının bulunmadığı, ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.26/11/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/265138 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/8511 E. 2022/5866 K. · Onandı

Yatırım finansmanı amaçlı sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali

Gerekçe özeti

TTK 457, sermaye artırımı gerekçesinin yönetim kurulu beyanında gösterilmesini açıkça zorunlu kılmaz; artırımın meşru bir yatırım finansmanı amacına dayandığı saptandığında, sırf pay sahibine zarar verme/pay oranını düşürme kastı ve dürüstlük kuralına aykırılık ispatlanamadıkça iptal istemi reddedilir. Bilgi alma ve inceleme hakkının ihlali iddiası ayrı davanın konusudur.

Emsal değeri

TTK 457'de YK beyanı zorunluluğunun kapsamı ve meşru yatırım amacı saptandığında iptal isteminin reddi bakımından emsal (Yargıtay'ca onanan İlk Derece holding'i).

Kavramlar: genel kurul kararının iptali sermaye artırımı dürüstlük kuralı yönetim kurulu beyanı (TTK 457) bilgi alma ve inceleme hakkı ispat yükü

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2020/8511 E.  ,  2022/5866 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 01.03.2018 tarih ve 2015/212 E.- 2018/281 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26.11.2020 tarih ve 2018/1884 E.- 2020/1244 K. sayılı kararın duruşmalı olarak Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 13.09.2022 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalı şirketin %7,13 hissesinin müvekkiline ait olduğunu, şirketin 2.000.000 TL olan sermayesinin 28.03.2013 tarihinde 8.000.000 TL’ye, 03.11.2014 tarihinde 70.021.166 TL’ye, çıkarıldığını, 27.11.2014 tarihli olağanüstü genel kurulda da 198.000.000 TL’ye çıkarılmasına karar verildiğini, kısa süre içinde 3 kez sermaye artırımına gidilmesinin iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığını, müvekkilinin hisselerinin değersizleştirilmesinin amaçlandığını, faaliyetlerini ve yatırımlarını karşılayacak nakte fazlasıyla sahip şirketin sermaye artırımına ihtiyacının bulunmadığını, bir başka şirketin hisselerini alma amaçlı sermaye artırımına gidileceği iddiasına itibar edilemeyeceğini, bunun için kredi kullanılabileceğini, genel kurulda müvekkilin sorularına şirketin mali işler direktörünün verdiği cevapların açıklık içermeyip ticari sır savunmasında bulunulduğunu, hiçbir bilgi verilmeksizin sermaye arttırılmasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, TTK’nın 457.

maddesi gereğince sunulması gereken yönetim kurulu beyanının genel kurula sunulmadığını, bunun da iptal sebebi teşkil ettiğini ileri sürerek 27.11.2014 tarihli genel kurulda alınan sermaye artırımına ilişkin kararın kanuna, dürüstlük kuralına, objektif iyiniyet kurallarına aykırılı sebebiyle iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, dava dışı iki şirketin doğrudan kontrolünün, bu kapsamda sermayelerinin %100’ünü temsil eden payların satın alımı için bu şirketlerin hissedarları ile 11.12.2014 tarihli Hisse Alım Sözleşmesinin imzalandığını, doğan nakit ihtiyacının karşılanması maksadıyla dava konusu sermaye artırımı kararının alındığını, mali işler direktörünün sermaye artırımının yatırımlar için yapıldığını, işletme sermayesi olarak kullanılmayacağını, yatırımın detaylarının ise ticari sır kapsamında açıklanmadığını açıkça beyan ettiğini, yönetim kurulu beyanının genel kurula sunulması zorunluluğunun bulunmadığını, bu beyanın sermaye artırımın tamamlanması yani rüçhan haklarının kullanılması ve kullanılmayanların tahsisinden sonra hazırlanması gerektiğini, bunun da tescil aşamasında sunulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, sermaye artırımının gerekçesinin yönetim kurulu beyanında gösterilmesine ilişkin TTK’nın 457. maddesinde açık bir ifadeye yer verilmediği, davalı şirketin 2014 yılında nakdi sermaye artışlarını yaptıktan sonra ortaklardan tahsil ettiği sermaye payları tutarları ile 2015 yılı içerisinde iki şirketin hisselerini satın aldığı, ödemelerde şirketin nakit sermaye artışından sağladığı nakdi kullandığı, bu nakit yeterli olmadığından farkı da şirketin mevcut varlıklarından ve yabancı kaynaklarından sağladığı, nakit paraya ihtiyacı olduğundan hisse alımından önce şirket sermayesini 8.000.000 TL’den 198.000.000 TL’ye artırmasının finansal açıdan yapılması gerektiği, mali yönden yapılan inceleme ve tespitlere göre, sermaye artırımının şirketin yaptığı yatırımın finansmanı amacıyla, dava dışı şirket hisselerinin alınmasında kullanıldığı hususunun sabit görüldüğü, dava konusu artırım kararının sırf davacıya zarar vermek, ortaklıkta pay oranını düşürmek kastıyla yapıldığı ve dürüstlük kuralı ile hakların sakınılarak kullanılması ilkesine aykırılık taşıdığına ilişkin davacının iddialarını ispatlayamadığı, bilgi verilmesinin, sadece istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesi ile reddedilebileceği, bilgi alma ve inceleme hakkının ihlalinin ayrı bir davanın konusu olup davanın kapsamı dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 26,30 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 14/09/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.