6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kredi karşılığı teslim edilen çeklerin tahsili/iadesi belgelenmezse mahsup edilir

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2192 E. 2020/1405 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Davacının nitelemesi: Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklı Alacak ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Banka / kredi / finans

Gerekçe özeti

İtirazın iptali davasında, kredi borcuna karşılık teminat/ödeme amacıyla teslim edilen çeklerin (veya senetlerin) davacı tarafından tahsil edildiği ya da borçluya iade edildiği belgelenemiyorsa, bu çekler ödeme aracı olarak kabul edilip borçtan mahsup edilir; bu suretle alacağın fazlasıyla tahsil edildiği tespit edilirse takip haksız kabul edilir. Ayrıca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen bir husus (örneğin bu çeklere ilişkin icra takibi başlatıldığı iddiası) ilk defa istinaf aşamasında ileri sürülemez ve incelenmez.

Ele alınan sorunlar

Teminat amacıyla verilen çeklerin tahsil edilip edilmediğinin/iade edildiğinin belgelenememesi halinde alacaktan mahsubu → ret

İddia: Davacı vekili, dosyada aynı bilirkişiden alınan birbiriyle çelişkili üç rapora dayanılarak hüküm kurulduğunu, yeterli araştırma yapılmadığını, çekler hakkında bankadan sorulmadan farazi bilgiyle karar verildiğini, dilekçe aşamasında ileri sürülmeyen bir hususa (çeklerin mahsubu) dayanılmasının hukuka aykırı olduğunu ve iade edilmemiş çekler için icra takibi yapılıp yapılmadığının araştırılmadığını ileri sürerek ret kararının kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: İtirazın iptali davası, borcun ödendiğine veya hiç doğmadığına ilişkin belgelerle bertaraf edilebilir. Davalı şirket, kullandığı krediye teminat olmak üzere müşterilerine ait çekleri tahsil amaçlı olarak davacı bankaya teslim etmiştir. Bu çeklerin bankaya tesliminde taraflar arasında ihtilaf yoktur. Çek bir ödeme aracıdır; temlik eden bankaya verilen çek ve senetler ödendiğinde kredi borcundan düşülmek üzere tahsil cirosuyla verilmiştir. Davacı, teslim aldığı bu çekleri tahsil edememişse, davalılara iade edip yerine yeni çek alması veya bu çekleri takip konusu yaparak tahsile çalışması gerekirken, çekleri takip amacıyla davalılara iade ettiğini belgeleyememiştir. Yargılama aşamasında çeklerin müşteriye iade edildiği beyan edilmemiş, iade belgesi sunulmamıştır. Bu nedenle iade edildiği belgelenemeyen 10 adet çekin borçtan mahsup edilmesi gerekmiş, bilirkişi raporuna göre davacı bankanın alacağını 57.175,72-TL fazlasıyla tahsil etmiş olduğu tespit edildiğinden yapılan takip haksızdır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen icra takibi iddiasının istinafta ilk defa ileri sürülmesi → ret

İddia: Davacı vekili, iade edilmemiş çekler hakkında icra takibi yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini istinaf aşamasında ileri sürmüştür.

Gerekçe: İcra takibi yapıldığı hususu ilk olarak istinaf aşamasında ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen hususlarda inceleme yapılamayacağından bu yoldaki talep değerlendirilmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kredi karşılığı teminat/tahsil amaçlı teslim edilen çeklerin tahsil edildiğinin veya iade edildiğinin belgelenememesi halinde bu çeklerin ödeme aracı sayılarak alacaktan mahsup edileceğine ve ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen hususların istinafta ilk defa incelemeye konu edilemeyeceğine ilişkin tespitler bakımından emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali genel kredi sözleşmesi müşterek ve müteselsil kefalet tahsil cirosu mahsup ispat yükü istinafta yeni iddia ileri sürme yasağı

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/2192

KARAR NO 2020/1405

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 16/05/2018

NUMARASI 2013/202 Esas - 2018/546 Karar

DAVA

İtirazın İptali

İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/12/2020

Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın Beyazıt Şubesi ile ... Tic. Ltd. Şti. arasında diğer davalıların müşterek ve müteselsil kefaletleriyle Genel Kredi Sözleşmesi imzalanmış, bu sözleşmeye istinaden kredi lehdarı borçluya müvekkili banka tarafından İSF ve KMH ve Gayrınakit teminat mektubu kredisi kullandırılmış, kredi lehtarının ödemelerini ifa etmemesi üzerine kredi hesabı 01/03/2013 tarihinde kat edilmiş, işbu husus davalı borçlulara İstanbul ... Noterliğinin 01/03/2013 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ve hesap özeti ile bildirilmiş olup, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalı borçlular hakkında İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalılar tarafından tüm borca, faize ve sair fer'ilerine itiraz edildiğini belirterek, davalı borçluların itirazlarının iptaline ve takibin takip talebindeki şartlarla devamına, davalı borçluların % 20 den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Dava dilekçesi ve duruşma günü davalılara tebliğ edilmiş olup, davalılar tarafından cevap dilekçesi sunulmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; Davacı ...lbank alacak hakkını ... Şirketi'ne devrettiğinden, ... A.Ş.'nin davacı sıfatına hak kazandığı, ... A.Ş.'nin bilirkişi marifetiyle yapılan hesaplamalarda tespit edildiği şekilde, 35.562,96-TL alacağına karşın alacağını fazlasıyla dava tarihinden önce tahsil ettiğinden dava tarihi itibariyle davalı borçlu ve kefillerden bakiye alacağı olmayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvurusunda; dava dosyası içerisinde aynı bilirkişiden alınmış ve ancak birbiri ile tamamen zıt tespitler içeren üç ayrı rapor ile hüküm kurulduğunu, hüküm kurmaya elverişli rapor alınmadığını, ayrıca Yerel Mahkeme, kararının 7 numaralı bendinde dosyanın bilirkişi kuruluna tevdi edildiğini dahi yazmışsa da dosyanın hiçbir zaman kurula tevdi olmadığını, aksine tek bir bilirkişinin birbirinden tamamen zıt, hüküm kurmaya elverişli olmayan raporları kapsamında karar verildiğini, Yerel Mahkemece yeterli araştırma yapılmadan, aydınlatma yükümlülüğü kapsamında çekler hakkında ne gibi bir işlem uygulandığı bankadan sorulmaksızın farazi bilgi ile davayı aydınlatmaktan yoksun kalan karar oluşturulmasının kabule şayan olmadığından kaldırılmasının zaruri olduğunu, davanın reddine gerekçe olan hususun, dilekçe aşamasında ileri sürülmemiş olması ve bu duruma muvafakatlerinin olmadığının açıkça beyan olması nedeniyle gerekli aşamada ileri sürülmemiş beyanların kabul görmüş olmasının da kararı tek başına hukuka aykırı yapmaya yettiğini, iade edilmemiş çek var ise bu çekler hakkında ne işlem yapıldığının da temlik eden bankadan sorulmasının gerektiğini, Mahkeme, dilekçe aşaması dışında ileri sürülmüş iade edilmemiş çekleri araştırma konusu yaparken bu çekler hakkında takip yapılıp yapılmadığını araştırmadığını, ne bilirkişi ne de Yerel Mahkeme iade edilmemiş çekler hakkında takip yapılmadığına ilişkin bir belgeye dayanmadığı gibi bu yönde bankaya yazılmış bir yazının da mevcut olmadığını bildirerek, Yerel Mahkemenin red kararının kaldırılarak, haklı davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacı banka vekilinin; "Davalı ... Tic. Ltd. Şti.'ne diğer davalıların müşterek ve müteselsil kefaletleriyle kullandırılan kredi borcunun ödenmediği, alacaklarının tahsili için icra takibine girişildiği, davalıların itirazlarının iptali ile takibin devamı" talebine karşılık,Davalılar vekili; dosyayı temlik eden bankaya kullandırılan krediye karşılık müvekkili tarafından verilen çekler ödeme aracı olup, ilgili banka tarafından bu çekler takibe konu edilmediği gibi müvekkili şirkete de iade edilmediği savunması ile kullandırılan krediye karşılık müvekkilinden alınan tüm çek ve senetlerin borçtan mahsup edilmesini talep etmiştir.

İş bu davanın konusu “İtirazın İptali” olup, bu dava, ödemeye ilişkin belgeler ile veya borcun hiç doğmadığına ilişkin belgeler sunulması ile bertaraf edilebilir.Somut olayda; Davalılardan ... Tic. Ltd. Şti. davacı bankadan krediler kullanmış, kullanılan kredilere teminat olmak üzere müşterilerine ait çek ve senetleri tahsil amaçlı vermiştir. Davacı banka tarafından bu çekler takibe konu edilmediği gibi İstanbul ... Noterliğinin 01/03/2013 ... yevmiye numaralı ihtarnamesine rağmen de söz konusu çekler iade edilmemiştir.İhtilaf konusu bu çeklerin davacı bankaya teslimi konusunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmayıp, davacının kabulünde olduğu dikkate alındığında, davacının teslim aldığı bu çekleri tahsil edememiş ise, davalılara iade edip yerine yeni çekler alması veya bu çekleri takip konusu yaparak tahsiline çalışması gerektiği halde, davacının bu çekleri takip yapmak üzere davalılara iade ettiğini belgeleyemediği görülmektedir.

Yargılama aşamasında bu çeklerin müşteriye iade edildiği beyan edilmemeş, iade belgesi sunulmamıştır. İcra takibi yapıldığı da ilk olarak istinaf aşamasında ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen hususlarda inceleme yapılamayacağından bu yoldaki talep değerlendirilmemiştir.Çek bir ödeme aracı olup, temlik eden bankaya verilen çek ve senetlerin tümü ödendiğinde kredi borçlarından düşülmek üzere tahsil cirosuyla verilmiştir. Dolayısıyla ödeme aracı olarak kabul edildiğinden, ihtilaf konusu olan iade edildiği belgelendirilemeyen çeklerin (10 adet) borçtan mahsup edilmesi gerekmiş, dosyaya alınan uzman bilirkişi raporuna göre davacı bankanın alacağını 57.175,72-TL fazlasıyla tahsil etmiş olacağı tespit edildiğinden yapılan takip haksızdır.

Bu itibarla ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu, davacı vekilinin hükme yönelik istinaf sebepleri yerinde olmadığından, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Temlik alan davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/12/2020

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/264213 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/2412 E. 2022/6282 K. · Bozuldu

Tahsil edilemeyen çeklerin kredi borcundan mahsubu mümkün değildir

Gerekçe özeti

Kredi borcuna karşılık tahsil cirosuyla verilen çekler fiilen tahsil edilmedikçe çek bedelleri borçtan mahsup edilemez. Mahkeme, davacıya süre vererek tahsil edilmeyen çeklerin asıllarının ibrazını sağlamalı; asılları ibraz edilen çekleri tahsil edilememiş sayarak mahsup yapmaksızın takip tarihi itibariyle bankanın toplam alacağını belirlemelidir.

Emsal değeri

Kredi borcuna karşılık verilen çeklerin ancak fiilen tahsil edildiklerinde borçtan mahsup edilebileceği ve çek asıllarının ibrazının sağlanması gerektiği yönünde emsal değeri taşır.

Kavramlar: teminat/tahsil çeki tahsil cirosu çekin ödeme aracı olması mahsup çek asıllarının ibrazı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/2412 E.  ,  2022/6282 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 16.05.2018 tarih ve 2013/202 E- 2018/546 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.12.2020 tarih ve 2018/2192 E- 2020/1405 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davacı banka ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, diğer davalıların da bu sözleşmeye müşterek ve müteselsil kefil olduklarını, genel kredi sözleşmesine istinaden asıl borçluya nakdi krediler ve gayrinakdi teminat mektubu kredileri açılarak kullandırıldığı, kredilerin ödenmemesi üzerine kredi hesabının kat edilerek durumun borçlulara ihtarla bildirildiğini, borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında takibe geçildiğini, davalılarca takibe, faize ve ferilere itiraz edildiğini, ancak itirazın haksız olduğunu belirterek icra dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin takip talebindeki şartlarla devamına, borçluların % 20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, imzalanan genel kredi ve kefalet sözleşmelerinin geçerli olduğu, davalılar tarafından davacı bankaya verilmiş olan çeklerden bedeli tahsil edilemeyenlerin davalılara iade edildiğinin belgelenmediği, ayrıca bu çekler hakkında takibe de geçilmediği, bu işlemlerin davalılar zararına neden olduğu, çek bedellerinin talep edilen alacak tutarlarından mahsubu yapıldığında, dava tarihi itibarıyla borcun 57.175,72 TL fazlasıyla tahsil edilmiş olacağının hesaplandığı, davacının davalılardan talebi mümkün bir alacağının bulunmadığı, bankanın alacağını tahsil etmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince, davalı şirketin davacı bankadan krediler kullandığı, kullanılan kredilere teminat olmak üzere müşterilerine ait çek ve senetlerin tahsil amaçlı verildiği, çeklerin iade edilmediği ve takibe konu edilmediği, çekin bir ödeme aracı olduğu, verilen çek ve senetlerin tahsil cirosuyla verildiği, iade edildiği belgelendirilemeyen çeklerin borçtan mahsup edilmesi gerektiği, dosyaya alınan uzman bilirkişi raporuna göre davacı bankanın alacağını 57.175,72 TL fazlasıyla tahsil etmiş olacağı tespit edildiği, yapılan takibin bu nedenle haksız olduğu gerekçesiyle temlik alan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.

Davalılar tarafından, kredi borçlarının karşılığı olarak davacı bankaya çekler verildiği, ancak davacı tarafından söz konusu çeklerin tahsil edilemediği belirtilmiş olup, yapılan inceleme sonucunda da banka kayıtlarının bu yönde olduğu anlaşılmıştır.

Davalılar tarafından kredi borcuna karşılık verilen çekler tahsil edilemediği takdirde çek bedellerinin borçtan mahsubu mümkün değildir. Bu nedenle mahkemece, davacıya süre verilerek tahsil edilmeyen çeklerin asıllarının ibrazının sağlanarak, asılları ibraz edilen çeklerin tahsil edilememiş sayılacağından mahkemece tahsil edilemeyen çeklerin mahsup işlemi yapılmaksızın takip tarihi itibariyle davacı bankanın toplam alacak miktarı belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 26/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.