İcra dairesinde borcu kabul edip taksitle ödeyen kefilin istirdat hakkı yoktur
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/2414 E. 2020/1389 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz
★ Emsal
Davacının nitelemesi: Ticari Satımdan Kaynaklanan ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Ticari satım
Gerekçe özeti
Kambiyo senedine dayalı icra takibinin kesinleşmesinden sonra borçlu/kefilin icra dairesinde borca itirazı olmadığını beyan ederek borcu kabul edip taksitlendirme protokolü imzalaması halinde, bu protokole istinaden yapılan ödemeler haciz ve mal muhafaza altına alınması baskısı altında değil, rızaen yapılmış ödeme sayılır; bu durumda borçlunun istirdat talebinde bulunma hakkı bulunmaz.
Ele alınan sorunlar
İcra dairesinde borcu kabul edip taksitlendirme protokolü imzalayan kefilin, sonradan yaptığı ödemeleri istirdat hakkının bulunup bulunmadığı → ret
İddia: Davacı vekili, takibe dayanak bonoda müvekkilinin kefaletinin genel kredi sözleşmesi kapsamında olmadığını, kefaletten rücu ettiğine dair ihtara davalının cevap vermediğini, sözleşme dışı verilen kredi kartları borçlarının kat edilerek kefile rücu edildiğini, müvekkilinin cebri icra tehdidi altında borcu kabul edip yapılandırmak zorunda kaldığını, sorumlu olmadığı borçtan yapılan tahsilatın iadesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: Takip alacaklısı davalı banka ile davacı arasında, kambiyo senedine dayalı icra takibinin kesinleşmesinden sonra icra memuru huzurunda düzenlenen protokolde davacı, hakkındaki takibe ve borca itirazının olmadığını, taleplerin tamamını kendi rızasıyla kabul ettiğini, kesinleştirdiğini ve taksitleri gününde ödeyeceğini beyan ederek bu beyanı imzalamıştır. Bu protokol ile davacı borcu açıkça kabul ve ikrar ettiğinden, bu anlaşma çerçevesinde yapılan ödemeler borca karşılık yapılan rızai ödemelerdir. Esas takibin kesinleşmesinden sonra icra dairesine gelinip borcun kabul edilerek ödeme taahhüdünde bulunulması halinde, borcun haciz ve malların muhafaza altına alınması baskısı altında kabul edildiği sonucuna varılamaz. Davacının aval verdiği bonodan dolayı takibin kesinleşmesinden sonra icra dairesine gelerek borcunu kabul edip taksitlendirerek ödediği, ödemelerin bu protokole istinaden yapıldığı anlaşıldığından, borç davacı tarafından kabul edilerek ödenmiş olup yapılan ödemelerin rızaen yapıldığının kabulü gerekir. Bu nedenle davacının istirdat hakkı bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesinin, kefaletin sona erdiği bildiriminin davalı tarafından kabul edilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermesi doğru görülmemiş ise de, dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir eksiklik bulunmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusu gerekçe bakımından yerinde görülerek kararın kaldırılmasına ve davanın açıklanan gerekçeyle reddine karar verilmiştir.
Gerekçe kaynağı: düzeltme
Emsal değeri
Kesinleşmiş icra takibinde icra dairesi huzurunda borcun kabul edilip taksitlendirilmesi halinde yapılan ödemelerin cebri icra tehdidi altında değil rızaen yapılmış sayılacağı ve bu durumda istirdat hakkının doğmayacağı yönündeki değerlendirme, benzer nitelikteki uyuşmazlıklar için emsal niteliktedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat↗ kefalet↗ aval↗ kambiyo senedine özgü haciz yolu↗ rızai ödeme↗ icra takibinin kesinleşmesi↗ borç kabul protokolü↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2018/2414
KARAR NO 2020/1389
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 09/11/2017
NUMARASI 2016/1131Esas - 2017/1149 Karar
DAVA
İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ 29/12/2020
Davanın reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili ; davalı tarafından, müvekkili davacı aleyhine İstanbul .... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip yapıldığını, davalı alacaklının işbu takibe konu bonoyu müvekkilin müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel kredi sözleşmelerine ek teminat olarak aldığını, müvekkilinin kredi borçlusu şirketteki ortaklığından ayrılması nedeniyle Sakarya ....Noterliği'nin 17/05/2012 tarih ve ... yevmiye sayılı alacaklı bankaya "şirket ortaklığından ayrıldığını, kefilliğin kendisini bundan böyle bağlamadığını, bu tarihten sonra kullandırılacak kredilerden sorumlu olmayacağını, kefillikten vazgeçtiğini" bildirdiğini, karşı taraf, bu ihtara rağmen dava dışı borçlu şirkete krediler açmaya devam ettiği gibi genel kredi sözleşmesi kapsamında olmayan ve rücu tarihinden sonra kredi kartları tahsis ederek kullandırdığı,rücu tarihinden sonra tahsis edilen kredi kartları nedeniyle davalıya borcu bulunmadığını belirterek,borçlu olunmadığı halde cebri icra tehdidi altında tahsil edilen 109.050-TL bedelin ödeme tarihi olan 20/03/2016 dan itibaren işleyecekfaiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davalı bankanın, davacının geri alma iradesine muvafakat verdiğinin görülmediği, bu haliyle davacının, kefaletten vazgeçmesinin hukuki sonuç doğurmadığı gerekçesiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; hükme esas alınan bilirkişi raporunda , davalının genel kredi sözleşmesi kapsamında olmayan ve bu sözleşme tarihinden sonra birden fazla kredi kartı çıkartarak asıl borçluya verdiği, asıl borçlunun bu kredi kartlarını ödemeyip mütemerrid olduktan sonra işbu kredi kartı borçlarının kat edilerek diğer ticari kredilerle birlikte kefile rücu edildiğini ortaya konulduğunu, takibe dayanak bonoda ki borcun dayanağı genel kredi sözleşmesi'nde (01.10.2010 tarihli ve 800.000.TL limitli ) müvekkilin kefaleten imzası bulunmadığını,kefaletten rücu ettiğine dair ihtara davalının cevap vermediğini daha sonra,sözleşme dışında verilen kredi kartları nedeniyle oluşan borçların hesabını kat ettiğini,ek teminat olarak verilen bono üzerindenkambiyo takibi başlattığını,müvekkilinin cebri icra tehdidi altında tüm borcu kabul ettiğini ve borcu yapılandırarak hacizleri kaldırmak zorunda bırakıldığını, davacının sorumlu olmadığı borçtan dolayı yapılan tahsilatın iadesi gerektiğini bildirerek,kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, takip alacaklısı davalıya ödenen bedellerin istirdadına ilişkindir. Davalı banka ile davadışı şirket arasında,davacının müteselsil kefaleti ile genel kredi sözleşmesi imzalanmıştır.Davalı banka tarafından, 11.5.2011 tarihli ve 3.11.2014 vadeli, 2.000.000-TLbedelli,aval veren borçlusu ... olan senede dayalı olarak 13.11.2014 tarihinde İstanbul ... İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyasıyla kambiyo senedine dayalı takip başlatılmıştır.
13. 11.2014 tarihinde başlatılan icra takibi dosyasında davacı ile davalı banka vekili tarafından icra memuru huzurunda ; 26/05/2015 tarihli protokol ile ;davacının hakkında yapılan takibe ,borca bir itirazının olmadığı ,taleplerin tamamını kendi rızası ile kabul ediyorum ,kesinleştiriyorum.Taksitleri gününde ödeyeceğim "şeklinde beyanda bulunduğu,beyanını imzaladığı anlaşılmıştır. Bu protokole göre davacı borcu açıkça kabul ve ikrar ettiğinden bu anlaşma çerçevesinde yaptığı ödemeler borca karşılık yapılan rızai ödemelerdir. Benzer bir olayda emsal sayılabilecek ;Yargıtay 19 HD nin 2014/9489 esas ,2014/17241 karar sayılı ve 2.12.2014 tarihli ilamında " esas takibin kesinleşmesinden sonra davacı ...
tarihinde icra dairesine gelerek, borcu kabul edip, ödeme taahhüdünde bulunmuştur. Bu durumda, borcun haciz ve malların muhafaza altına alınması baskısı altında kabul edildiği sonucuna varılamaz." denilmiştir.Somut olayda; davacının aval verdiği bonodan dolayı takibin kesinleşmesinden sonra icra dairesine gelerek borcunu kabul ederek ,borcunu taksitlendirerek ödediği,ödemelerin bu protokole istinaden yapıldığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre borç davacı tarafından kabul edilerek yapıldığından yapılan ödemelerin rızaen yapıldığının kabulü gerekmektedir.Davacının istirdat hakkının bulunmadığı nedeniyle davanın reddi gerekirken ,kefaletin sona erdiği bildiriminin davalı tarafından kabul edilmediği gerekçesiyle reddi doğru görülmemiş ise de, dosyada yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir eksiklik bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusu gerekçe bakımından yerinde görülerek kararın kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile reddine ilişkin yeniden hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1131 Esas - 2017/1149 Karar sayılı ve 09/11/2017 tarihli hükmünün, HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Davanın REDDİNE"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 54,40- TL karar harcının yatırılan 1.862,31-TL peşin harçtan mahsubu ile fazla olan 1.807,91- TLnin talep halinde karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 11.474- TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsil edilerek davalıya verilmesine,"Alınması gereken 54,40- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 35,90- TL harcın mahsubu ile bakiye 18,50- TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafça yapılan istinaf yargı giderinin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 29/12/2020
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/264187 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi