Mirası reddedilen terekede tasfiye kapanınca davanın usulden reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/702 E. 2018/475 K. · · İlk derece: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tazminatistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: Ölü davalı - hasımsız davanın usulden reddi mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Dava sırasında vefat eden davalının mirasçıları mirası reddetmiş ve tereke iflas hükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulmuşsa; davacının kendi talebiyle bu tasfiye sürecini (gerekli giderleri yatırmayarak ve mal varlığı bulunmadığını beyan ederek) sonlandırtması halinde, o davalı yönünden davada yasal hasım kalmaz ve dava bu davalı açısından usulden reddedilir. Davacının ileride mal varlığı çıkabileceği iddiası, tasfiye sürecini kendi isteğiyle kapattırmış olması karşısında dinlenmez; bu ihtimalde davacının çaresi aciz vesikası almaktır, davanın açık tutulması değildir.
Ele alınan sorunlar
Ölü davalı hakkında hasım kalmaması nedeniyle davanın usulden reddi → ret
İddia: Davacı vekili, müteveffa davalı hakkında hüküm kurulmasının gerekli olduğunu, ileride mal varlığının ortaya çıkabileceğini, ayrıca tefrik edilen dosyadaki karar düzeltme incelemesinin sonucunun beklenmesi gerektiğini öne sürmüştür.
Gerekçe: Davalının mirasçıları, Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin kararında tespit edilen iradeleriyle mirası reddetmişlerdir. TMK 612/1 uyarınca en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir. Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi için gerekli giderler yatırılmadığından ve bu masrafların hazineye yükletilmesinde hukuki yarar bulunmadığından, tasfiye süreci davacı vekilinin -müteveffanın mal varlığına rastlanmadığı, tasfiye memuru atanmasına ve ilanlara gerek bulunmadığı yönündeki- beyanı üzerine kapatılmış ve bu karar kesinleşmiştir. Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi için gerekli giderleri yatırmayıp tasfiye amacıyla açılan davayı kapattıran davacının, bundan sonra ölü davalının ileride mal varlığının çıkabileceği gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunması yerinde görülmemiştir. Terekenin alacağı karşılamaması üzerine alınabilecek bir aciz vesikası, ileride mal varlığının çıkması halinde davacının haklarını korumaya daha uygun görünmektedir. Davacının talebi üzerine terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi sürecinin sonlandırılmasından sonra bu davada yapılabilecek bir şey kalmamıştır; davacının davada yapılabilecek yegane yol olan tasfiye sürecini kendi talebiyle sonlandırmış olması karşısında, eldeki davanın usulden reddi kararı sonuç olarak yerindedir. Elde ki davada yasal hasım kalmadığından ölü davalının sorumluluğunun esas yönünden değerlendirilmesi mümkün değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Diğer davalılar hakkındaki ret kararının kesinleşmesinin ölü davalı yönünden etkisi → ret
İddia: Davacı vekili, tefrik edilen ana dosyada diğer davalılar hakkında verilen davanın reddi kararına karşı karar düzeltme incelemesinin sürdüğünü, bu incelemenin sonucunun beklenmesi gerektiğini, müteveffanın da diğer davalılarla müşterek müteselsil sorumlu tutulması gerektiğini öne sürmüştür.
Gerekçe: Dosyanın ayrıldığı ana dosya olan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin ilamıyla onanmış, aynı dairenin kararıyla da karar düzeltme (tashihi karar) talebi reddedilerek karar nihai olarak kesinleşmiştir. Esasen ölü davalıyla birlikte dava açılan diğer davalılar hakkında verilen davanın reddi kararının Yargıtay'ca onandığı ve tüm yasa yollarının tüketildiği anlaşıldığından, ölü davalının da o davalılarla aynı müteselsil sorumluluk hükümlerine göre sorumlu tutulması gerektiği yönündeki istinaf sebebi hukuki değerini yitirmiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Mirası reddedilen ve iflas hükümlerine göre tasfiyesi davacının talebiyle kapatılan tereke borçlusu/davalı yönünden, davanın hasımsız kalması nedeniyle usulden reddedileceğine ve davacının bu durumda çözüm yolunun aciz vesikası almak olduğuna ilişkin tespit bakımından emsal niteliktedir.
Usul tespitleri
- Dava şartı
- hasım (taraf sıfatı) yokluğu
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi↗ mirasın reddi↗ hasımsız dava↗ usulden ret↗ aciz vesikası↗ müteselsil sorumluluk↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2017/702
KARAR NO 2018/475
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 15/12/2016
NUMARASI 2014/62 E.- 2016/931 K.
DAVA
Tazminat
İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/04/2018 ( 24/05/2018 yazım tarihli )
İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, davalı ...'ın yönetim kurulu üyeliği yaptığı sırada kredi talebinde bulunan sermayesi ve mali yapısı yetersiz ve ayrıca mali tahlil ve istihbarat raporuna göre kredi değerliliği bulunmayan ...A.Ş.ye banka usul ve esaslarına aykırı şekilde kredi tahsis edilip kredi kullandırttığını bu suretle geri dönüşü olmayan kredi ve faizlere sebebiyet verilerek banka zararına yol açtığını öne sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 9.501.093 DM tutarındaki zararın olay tarihinden itibaren TC Merkez Bankasınca kısa vadeli kredilere uygulanan kredi faiz oranı üzerinden (davası daha önce ayrılmış) diğer sorumlularla birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, vefat eden ...'ın terekesine tasfiye memuru atanmadığı, tasfiyenin mahkeme kararıyla kapatıldığı, bu durumda davanın yöneltilebileceği herhangi bir hasmın olmadığı, davacı tarafından da terekenin tasfiyesinin kapatılmasına karar verilmesi yönünde talepte bulunulduğu ve tereke mahkemesince bu yönde karar verildiği ve kararın da kesinleştiği, hasım bulunmayan ve iflas kapatmanın kaldırılması yönünde açılan bir davanın olmadığı belirtilerek ...'ın mirasçılarının da mirası reddettiği bu nedenle terekesinin iflas hükümlerine göre tasfiye için açılan davada hiçbir malvarlığı bulunmadığından tereke tasfiyesinin (iflas hükümlerine göre) kapatılmasına karar verildiği ve bu kararında kesinleştiği gerekçesiyle hasım bulunmayan davanın bu nedenle usülden reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, mahkemenin davayı reddi kararının yasa ve somut uyuşmazlığa uygun olmadığını, davalılardan ...'ın 09/01/2011 tarihinde vefat ettiğini, müteveffa hakkında hüküm kurulmasının gerekli ve zaruri olduğunu, çünkü gelecekte davalıya ait bir mal varlığının ortaya çıkabileceğini, ayrıca mahkeme dosyasının tefrik edildiğini, ilgili dosyada verilen red kararının karar düzeltme kanun yolu incelemesinin sürdüğünü, karar düzeltme incelemesi sonucununda beklenmesinin öncelikle gerektiğini, çünkü ilgili dava dosyasında taleplerinin davalılar hakkında müşterek müteselsil olarak hüküm kurulmasını gerektiğini öne sürmüştür.
GEREKÇE
Dosyanın ayrıldığı ana dosya olan İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/13 E-2013/377 K sayılı davanın reddine ilişkin kararı, Yargıtay 11 HD 26/05/2015 T 2014/10622 E-2015/7115 K sayılı kararı ile onanmış, aynı dairenin 22/06/2017 2016/4260-2017/4003 K sayılı karar ile de tashihi karar talebi reddedilmiş ve karar nihai olarak kesinleşmiştir.
Öü davalının mirasçılarının, davadan önce Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 28/04/2011 tarih ve 2011/289 E-2011/452 K sayılı kararında tespit edilen iradeleriyle mirası reddettikleri anlaşılmaktadır.4721 sayılı TMK 612/1 md.ne göre en yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddedilen miras, sulh mahkemesince iflas hükümlerine göre tasfiye edilir.
Terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesini temin etmek amacıyla Mahkemenin ihbarı üzerine Ankara 13. Sulh Hukuk Mahkemesinin 02/07/2014 tarih ve 2011/289 E sayılı yazında tasfiye işlemleri için gereken masrafın yatırılmamış olması, bu giderlerin hazineye yükletilmesinde hukuki bir yarar bulunmaması, uygulamada da bu masrafların alacaklılar tarafından karşılandığı belirtilerek terekenin tasfiyesi davası açılması gerektiği gerekçesiyle yazı gereğinin yerine getirilmediği bildirilmiştir. Ankara 7. Sulh hukuk mahkemesinin 2015/78 Tereke sayılı dosyasının 02/06/2016 tarih ve 2015/78 Tereke, 2016/24 K sayılı kararında murisin mal varlığı bulunmadığı gerekçesiyle kapatıldığı bir tasfiye memuru da atanmadığı ifade edilmiştir.
Zikredilen dosyada davacı vekilinin elde ki bu davanın da davacısı olan taraf vekilinin müteveffanın malvarlığına rastlanmadığından tasfiye memuru atanması ve ilanların yapılmasına gerek bulunmadığını beyan ettiği karara geçirilmiştir. Ölü davalının mirasının (terekesinin) iflas hükümlerine göre tasfiyesi için gerekli giderleri yatırmayıp, tasfiye amacıyla açılan davayı kapattıran davacının bundan sonra ölü davalının daha sonra mal varlığının çıkabileceği gerekçesiyle istinaf başvurusunda bulunması yerinde görülmemiştir. Terekenin alacağını karşılamaması üzerine alabileceği bir aciz vesikası ileride mal varlığının çıkması halinde davacının haklarını korumaya daha uygun görünmektedir.
Davacı vekilinin talebi üzerine terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi sürecinin sonlandırılması sonrasında da bu davada yapılabilecek bir şey kalmamıştır. Zira davacı alacaklı ölen şahsın ileride mal varlığının ortaya çıkabileceğini bu yüzden bu davanın bu şekilde sonlandırılamayacağını öne sürmekle beraber, bu davada yapılabilecek yegane yol olan terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi sürecini talebiyle sonlandırmış bulunmaktadır. Bu durumda da eldeki davanın usulden reddi kararı sonuç olarak yerinde bir karardır. Esasen ölü davalıyla birlikte dava açılan diğer davalılar hakkında verilen davanın reddi kararının Yargıtay'ca onandığı ve tüm yasa yollarının tüketildiği anlaşılmakla ölü davalının da o davalılarla aynı müteselsil sorumluluk hükümlerine göre sorumlu tutulması gerektiği yönündeki istinaf sebebi de hukuki değerini yitirmiştir.Elde ki davada yasal hasım kalmadığından ölü davalının sorumluluğunun esas yönünden değerlendirilmesi mümkün olmamaktadır.
Sonuç olarak mahkemece davanın usulden reddi yönündeki karara yönelik ileri sürülen istinaf sebepleri de yerinde olmadığından başvurunun reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Davacı taraf harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin davalı taraf ölü olduğundan davacı vekiline tebliğine,
HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/04/2018
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/261508 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi