Sahte hisse devri iddiasında zamanaşımının başlangıcı ve süresi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/726 E. 2018/478 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık
★ EmsalZamanaşımı
Davacının nitelemesi: Kâr payı alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
Gerekçe özeti
Limited şirket ortaklığının, hisse devrinin sahte olduğu iddiasıyla iptali ve buna bağlı kâr payı alacağı talep edilen davalarda, devredenle devralan arasındaki hisse devir sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı değil, genel 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu sürenin başlangıcı, pay devrinin şirket pay defterine tescil edildiği tarihtir; devrin geçersiz olduğu iddiası veya davacının biçimsel olarak ortak sıfatını taşıması, zamanaşımının işlemesini durdurmaz.
Ele alınan sorunlar
Sahte hisse devri iddiasına dayalı devrin iptali ve kâr payı alacağı davasında uygulanacak zamanaşımı süresi → ret
İddia: Davacı, müvekkilinin şirket ortağı olması nedeniyle alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğini, bu nedenle zamanaşımının işlemeye başlamayacağını, ayrıca devrin sahte olduğu ve hiçbir inceleme yapılmadan (imza incelemesi vb.) doğrudan ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Limited şirket hissesini devredenlerle devralanlar arasındaki hisse devir sözleşmesine dayalı davalarda mülga BK 126. madde (TBK 147. madde) uyarınca 5 yıllık zamanaşımı uygulanır. Ancak eldeki dava, devredenle devralan arasındaki bir dava olmayıp, devir sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle şirket ortaklığının tespiti ile ödenmeyen kâr paylarının tahsili talebine ilişkindir; bu nitelikteki dava, mülga 818 sayılı BK'nın 125. maddesi (ve dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi) çerçevesinde 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Devrin geçersiz olduğu iddiasının zamanaşımını geçersiz kılacağı yönündeki anlayış, tüm davaları 10 yıllık zamanaşımına tabi kılan yasanın amacına aykırıdır. Zamanaşımını kesen veya durduran bir sebebin varlığı iddia ve ispat edilmemiştir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca limited şirkette pay devri, şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmekle hüküm ifade eder; bu nedenle zamanaşımının başlangıç tarihi devrin pay defterine tescil tarihidir. Dava konusu hisse devir sözleşmesi 14/12/2000 tarihli olup, devrin aynı tarihte ortaklarca kabul edildiği ve ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. Davacının şirket ortağı olduğu, bu nedenle ortaklar arasında zamanaşımının işlemeyeceği iddiası yerinde değildir; davacının ortaklıktan ayrıldığı ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiştir. Ayrıca davacının sahtecilik iddiası dikkate alınarak resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin ceza zamanaşımı esas alınsa bile (TCK 204/1 uyarınca öngörülen ceza nedeniyle TCK 66/1-e uyarınca asli dava zamanaşımı 8 yıl, 67/4 uyarınca kesintili dava zamanaşımı 12 yıl olsa da), dava tarihi (05/01/2016) itibarıyla genel 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi usul ve yasaya uygundur.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Kararın, limited şirket hisse devrinin sahte olduğu iddiasına dayalı iptal ve kâr payı alacağı davalarının devredenle devralan arasındaki devir sözleşmesinden kaynaklanan 5 yıllık zamanaşımına değil genel 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve bu sürenin devrin pay defterine tescil tarihinden başladığı yönündeki tespiti, benzer nitelikteki pay devri uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Limited şirket hisse devrinin sahte olduğu iddiasıyla iptali ve buna bağlı kâr payı alacağı davasında, devredenle devralan arasındaki devir sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı değil, mülga 818 sayılı BK'nın 125. maddesi (dava tarihinde yürürlükteki TBK'nın 146. maddesi) uyarınca genel 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; bu süre, mülga TTK'nın 520. maddesi uyarınca pay devrinin şirket pay defterine tescil edildiği tarihten başlar.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zamanaşımı↗ hisse devir sözleşmesi↗ limited şirket pay devri↗ pay defterine tescil↗ sahtecilik iddiası↗ ceza zamanaşımı↗ taraf sıfatının birleşmesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2017/726
KARAR NO 2018/478
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 25/04/2017
NUMARASI 2016/6 E.-2017/613 a
İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/04/2018
İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul Ticaret Siciline ... no ile kayıt edilen ...Tic. Ltd. Şti 'nin kurucu ortaklarından birisi olduğunu, müvekkilinin payının, şirket sermayesinin %10'una karşılık geldiğini, davalı şirketteki ortaklarıyla arasındaki tatsızlıklar sonrasında davalı şirketin çalışmalarına müdahale etmeyen müvekkilinin bugüne kadar şirketten herhangi bir talepte de bulunmadığını, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı görülmediğini, müvekkiline ait hisselerin tamamının sahte "hisse devir sözleşmesiyle" davalılardan ...'a devredildiğini daha sonra öğrendiğini, bu nedenle müvekkiline ait hissenin sahtecilikle yapılan devrinin iptaline, usulsüz devir tarihinden itibaren müvekkiline ödenmesi gerekip ödenmeyen kar payı alacaklarından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000- TL alacağın ait olduğu dönemden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardane müteselsilen tahsiline, dava sonuna kadar her türlü mal kaçırma işlemlerine engel olunması için şirket kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalılar vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, usulüne uygun bir şekilde yapılan hisse devrinin iptalinin talep edilebilmesinin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu işlemin davacının da beyan ettiği ve dava konusu evrakta da belirtildiği gibi 14/12/2000 tarihinde gerçekleştirildiğini, dava süresinin 14/12/2010 tarihinde dolduğunu, müvekkili ...'a husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, sahtecilik iddiasıyla yapılan başvurunun huzurdaki davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, işlemi gerçekleştiren noter ve ilgilerin davaya dahil edilmesi gerektiğini, usul ve yasaya uygun bir devir işlemi söz konusu olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini bizzat kendisinin ifade ettiğini, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunun 146. Maddesine göre 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, hisse devrinin İstanbul .. Noterliği'nin 14/12/2000 tarih ve ...yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ile yapıldığı, davanın 05/01/2016 tarihinde açıldığı, davalılar vekilince zamanaşımı def'inin süresinde yapıldığı, dava tarihi olan 05/01/2016 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 153. Maddesinde düzenlenen zamanaşımının kesilme sebeplerine dair hükme göre müvekkilinin davalı şirketin içinde yer almasının, şirket ortağı olduğunu bilmesi dolayısıyla taraf sıfatının birleşmesi durumu söz konusu olduğundan zamanaşımının başlamış sayılamayacağını, alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürede zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımının işlemeye başladığını veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdüreceğini, sahtecilik sebebiyle hakkında şikayette bulunulan davalı ...
hakkında verilen takipsizlik kararına karşı muhtara tebliğ sebebiyle süresinde itiraz edilememiş olmasının davalı tarafı hak sahibi yapacak bir husus olmadığını, mahkeme kararında yer alan bu hususun da sonuca etkili olmadığından isabetsiz olduğunu, mahkemece delillerin toplanması ve imza incelemesi yapılmak suretile haklı olup olmadığının tespit edilmesi gerekirken hiçbir inceleme yapılmadan doğrudan red kararı verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkemenin davanın reddine dair kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Temel uyuşmazlık konusu, davalı şirkette sahtecilikle gerçekleştiği öne sürülen hisse devir sözleşmesinin zamanaşımı süresinin ne olduğudur.
Mahkeme temel 10 yıllık zamanaşımı süresini esas almış ve davanın reddine karar vermiştir. Davacı ortaklığının sahtelikle sona erdirildiğini, alacak davası gibi zamanaşımının olmayacağını öne sürmektedir.
Limited şirket hissesini devir edenlerle devir alanlar arasında hisse devir sözleşmesine dayalı davalarda zamanaşımı mülga BK.nun 126.maddesinde ( TBK. 147m.) düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.Davacının talebi, devredenlerle devralanlar arasındaki davadan farklı, devir sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle şirketin ortağı olduğunun tespiti ile ödenmeyen kar paylarının ödettirilmesi davası olmakla mülga 818 sayılı BK'nın 125. Maddesine göre: Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir. Hükmü çerçevesinde 10 yıllık zamanaşımına tabi olup mahkemece de bu sürenin esas alınması yerindedir.
Davacının şirket ortağı olduğu, devir geçersiz olduğu için zamanaşımının da geçersiz olduğunu öne sürmesi hukuken geçerli sayılamaz. Bir devrin geçerli olup olmadığının zamanaşımına tabi olmadığı gibi anlayış, tüm davaları 10 yıllık zamanaşımına tabi kılan yasanın düzenleniş amacına uygun değildir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 146. Maddesine göre de: Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
Dava konusu devir işleminin tarihinden itibaren zamanaşımını kesen ya da durduran bir sebebin varlığı iddia ve ispat edilmemiştir. Limited şirketlerde pay devri usulü, davacının payının devredildiği işlemin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 sayılı TTK’nın 520. maddesinde düzenlenmiş olup, “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, devre ilişkin mukavelenin yazılı şekilde yapılmış ve imzasının noterce tasdik edilmiş olması ve ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır.” Bu durumda, pay devri şirket pay defterine tescil ile tekemmül ettiğinden zamanaşımının başlangıç tarihi de devrin pay defterine tescil tarihinden başlar.
Dava konusu ltd. Şti hisse devir sözleşmesi 14/12/2000 tarihlidir. Devrin aynı tarihli ltd.şti ortaklarınca kabul edildiği ve şirket defterine işlendiği Tic. Sicil Gazetesinin 4/1/2001 tarihli 5207 sayılı nüshasında ilan edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı dava konusu ltd. Şti hisse devir sözleşmesinin sahte olduğunu öne sürmekte olup, ceza dava zamanaşımı uygulansa bile resmi belgede sahtecilik suçunun (ceza zamanaşımı 765 sayılı TCK zamanında başlayıp 5237 sayılı yasanın yürürlük süresine sirayet ettiğinden) 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesinde öngörülen yaptırımı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olup, anılan kanunun 66/1-e maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı 8 yıl, 67/4. maddesi de göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı 12 yıldır.
Genel dava zamanaşımı olan 10 yıl geçmiş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya, dosya içeriğine uygun olup istinaf nedenleri yerinde değildir. Davacının, şirket ortağı olduğu, ortaklar arasında zamanaşımı süresinin işlemediği iddiası da yerinde olmayıp, davacının şirket ortaklığından ayrıldığı ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiş bulunmaktadır. Eldeki davanın dava tarihi 05/01/2016 olup dava, ceza dava zamanaşımına da uğramıştır.
Sonuç olarak dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olan mahkeme kararına karşı öne sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden başvurunun reddi doğrultusunda hüküm verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile eksik kalan 4,50- TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,
HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/04/2018
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/260734 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi