6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sahte hisse devri iddiasında zamanaşımının başlangıcı ve süresi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/726 E. 2018/478 K. · · İlk derece: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalZamanaşımı

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Davacının nitelemesi: Kâr payı alacağı mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Limited şirket ortaklığının, hisse devrinin sahte olduğu iddiasıyla iptali ve buna bağlı kâr payı alacağı talep edilen davalarda, devredenle devralan arasındaki hisse devir sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı değil, genel 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. Bu sürenin başlangıcı, pay devrinin şirket pay defterine tescil edildiği tarihtir; devrin geçersiz olduğu iddiası veya davacının biçimsel olarak ortak sıfatını taşıması, zamanaşımının işlemesini durdurmaz.

Ele alınan sorunlar

Sahte hisse devri iddiasına dayalı devrin iptali ve kâr payı alacağı davasında uygulanacak zamanaşımı süresi → ret

İddia: Davacı, müvekkilinin şirket ortağı olması nedeniyle alacaklı-borçlu sıfatının birleştiğini, bu nedenle zamanaşımının işlemeye başlamayacağını, ayrıca devrin sahte olduğu ve hiçbir inceleme yapılmadan (imza incelemesi vb.) doğrudan ret kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Limited şirket hissesini devredenlerle devralanlar arasındaki hisse devir sözleşmesine dayalı davalarda mülga BK 126. madde (TBK 147. madde) uyarınca 5 yıllık zamanaşımı uygulanır. Ancak eldeki dava, devredenle devralan arasındaki bir dava olmayıp, devir sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle şirket ortaklığının tespiti ile ödenmeyen kâr paylarının tahsili talebine ilişkindir; bu nitelikteki dava, mülga 818 sayılı BK'nın 125. maddesi (ve dava tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 146. maddesi) çerçevesinde 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabidir. Devrin geçersiz olduğu iddiasının zamanaşımını geçersiz kılacağı yönündeki anlayış, tüm davaları 10 yıllık zamanaşımına tabi kılan yasanın amacına aykırıdır. Zamanaşımını kesen veya durduran bir sebebin varlığı iddia ve ispat edilmemiştir. Mülga 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesi uyarınca limited şirkette pay devri, şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmekle hüküm ifade eder; bu nedenle zamanaşımının başlangıç tarihi devrin pay defterine tescil tarihidir. Dava konusu hisse devir sözleşmesi 14/12/2000 tarihli olup, devrin aynı tarihte ortaklarca kabul edildiği ve ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği anlaşılmaktadır. Davacının şirket ortağı olduğu, bu nedenle ortaklar arasında zamanaşımının işlemeyeceği iddiası yerinde değildir; davacının ortaklıktan ayrıldığı ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiştir. Ayrıca davacının sahtecilik iddiası dikkate alınarak resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin ceza zamanaşımı esas alınsa bile (TCK 204/1 uyarınca öngörülen ceza nedeniyle TCK 66/1-e uyarınca asli dava zamanaşımı 8 yıl, 67/4 uyarınca kesintili dava zamanaşımı 12 yıl olsa da), dava tarihi (05/01/2016) itibarıyla genel 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmuş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi usul ve yasaya uygundur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararın, limited şirket hisse devrinin sahte olduğu iddiasına dayalı iptal ve kâr payı alacağı davalarının devredenle devralan arasındaki devir sözleşmesinden kaynaklanan 5 yıllık zamanaşımına değil genel 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve bu sürenin devrin pay defterine tescil tarihinden başladığı yönündeki tespiti, benzer nitelikteki pay devri uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
Limited şirket hisse devrinin sahte olduğu iddiasıyla iptali ve buna bağlı kâr payı alacağı davasında, devredenle devralan arasındaki devir sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı değil, mülga 818 sayılı BK'nın 125. maddesi (dava tarihinde yürürlükteki TBK'nın 146. maddesi) uyarınca genel 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; bu süre, mülga TTK'nın 520. maddesi uyarınca pay devrinin şirket pay defterine tescil edildiği tarihten başlar.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zamanaşımı hisse devir sözleşmesi limited şirket pay devri pay defterine tescil sahtecilik iddiası ceza zamanaşımı taraf sıfatının birleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 818 sayılı (mülga) Borçlar Kanunu (eBK) — 818 sayılı Borçlar Kanunu (mülga) 125818 sayılı Borçlar Kanunu (mülga) 126 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 146TBK 147 · 6762 sayılı (mülga) Türk Ticaret Kanunu (eTTK) — 6762 sayılı TTK (mülga) 520 · 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (TCK) — TCK 204/1TCK 66/1-eTCK 67/4

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/726

KARAR NO 2018/478

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 25/04/2017

NUMARASI 2016/6 E.-2017/613 a

İSTİNAF KARAR TARİHİ 26/04/2018

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul Ticaret Siciline ... no ile kayıt edilen ...Tic. Ltd. Şti 'nin kurucu ortaklarından birisi olduğunu, müvekkilinin payının, şirket sermayesinin %10'una karşılık geldiğini, davalı şirketteki ortaklarıyla arasındaki tatsızlıklar sonrasında davalı şirketin çalışmalarına müdahale etmeyen müvekkilinin bugüne kadar şirketten herhangi bir talepte de bulunmadığını, müvekkilinin davalı şirketin hissedarı görülmediğini, müvekkiline ait hisselerin tamamının sahte "hisse devir sözleşmesiyle" davalılardan ...'a devredildiğini daha sonra öğrendiğini, bu nedenle müvekkiline ait hissenin sahtecilikle yapılan devrinin iptaline, usulsüz devir tarihinden itibaren müvekkiline ödenmesi gerekip ödenmeyen kar payı alacaklarından fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000- TL alacağın ait olduğu dönemden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardane müteselsilen tahsiline, dava sonuna kadar her türlü mal kaçırma işlemlerine engel olunması için şirket kayıtları üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, usulüne uygun bir şekilde yapılan hisse devrinin iptalinin talep edilebilmesinin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu işlemin davacının da beyan ettiği ve dava konusu evrakta da belirtildiği gibi 14/12/2000 tarihinde gerçekleştirildiğini, dava süresinin 14/12/2010 tarihinde dolduğunu, müvekkili ...'a husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, sahtecilik iddiasıyla yapılan başvurunun huzurdaki davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, işlemi gerçekleştiren noter ve ilgilerin davaya dahil edilmesi gerektiğini, usul ve yasaya uygun bir devir işlemi söz konusu olduğundan davanın reddi gerektiğini, davacının basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğünü ihlal ettiğini bizzat kendisinin ifade ettiğini, bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunun 146. Maddesine göre 10 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğu, hisse devrinin İstanbul .. Noterliği'nin 14/12/2000 tarih ve ...yevmiye nolu Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ile yapıldığı, davanın 05/01/2016 tarihinde açıldığı, davalılar vekilince zamanaşımı def'inin süresinde yapıldığı, dava tarihi olan 05/01/2016 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, Türk Borçlar Kanunu'nun 153. Maddesinde düzenlenen zamanaşımının kesilme sebeplerine dair hükme göre müvekkilinin davalı şirketin içinde yer almasının, şirket ortağı olduğunu bilmesi dolayısıyla taraf sıfatının birleşmesi durumu söz konusu olduğundan zamanaşımının başlamış sayılamayacağını, alacaklı ve borçlu sıfatının aynı kişide birleşmesinde, birleşmenin ileride geçmişe etkili olarak ortadan kalması durumunda, bu durumun ortaya çıkmasına kadar geçecek sürede zamanaşımını durduran sebeplerin ortadan kalktığı günün bitiminde zamanaşımının işlemeye başladığını veya durmadan önce başlamış olan işlemesini sürdüreceğini, sahtecilik sebebiyle hakkında şikayette bulunulan davalı ...

hakkında verilen takipsizlik kararına karşı muhtara tebliğ sebebiyle süresinde itiraz edilememiş olmasının davalı tarafı hak sahibi yapacak bir husus olmadığını, mahkeme kararında yer alan bu hususun da sonuca etkili olmadığından isabetsiz olduğunu, mahkemece delillerin toplanması ve imza incelemesi yapılmak suretile haklı olup olmadığının tespit edilmesi gerekirken hiçbir inceleme yapılmadan doğrudan red kararı verilmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek, yerel mahkemenin davanın reddine dair kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Temel uyuşmazlık konusu, davalı şirkette sahtecilikle gerçekleştiği öne sürülen hisse devir sözleşmesinin zamanaşımı süresinin ne olduğudur.

Mahkeme temel 10 yıllık zamanaşımı süresini esas almış ve davanın reddine karar vermiştir. Davacı ortaklığının sahtelikle sona erdirildiğini, alacak davası gibi zamanaşımının olmayacağını öne sürmektedir.

Limited şirket hissesini devir edenlerle devir alanlar arasında hisse devir sözleşmesine dayalı davalarda zamanaşımı mülga BK.nun 126.maddesinde ( TBK. 147m.) düzenlenen 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir.Davacının talebi, devredenlerle devralanlar arasındaki davadan farklı, devir sözleşmesinin geçersizliği nedeniyle şirketin ortağı olduğunun tespiti ile ödenmeyen kar paylarının ödettirilmesi davası olmakla mülga 818 sayılı BK'nın 125. Maddesine göre: Bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dava on senelik müruru zamana tabidir. Hükmü çerçevesinde 10 yıllık zamanaşımına tabi olup mahkemece de bu sürenin esas alınması yerindedir.

Davacının şirket ortağı olduğu, devir geçersiz olduğu için zamanaşımının da geçersiz olduğunu öne sürmesi hukuken geçerli sayılamaz. Bir devrin geçerli olup olmadığının zamanaşımına tabi olmadığı gibi anlayış, tüm davaları 10 yıllık zamanaşımına tabi kılan yasanın düzenleniş amacına uygun değildir. Dava tarihi itibariyle yürürlükte olan 6098 sayılı TBK'nın 146. Maddesine göre de: Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

Dava konusu devir işleminin tarihinden itibaren zamanaşımını kesen ya da durduran bir sebebin varlığı iddia ve ispat edilmemiştir. Limited şirketlerde pay devri usulü, davacının payının devredildiği işlemin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan mülga 6762 sayılı TTK’nın 520. maddesinde düzenlenmiş olup, “Bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder. Devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, devre ilişkin mukavelenin yazılı şekilde yapılmış ve imzasının noterce tasdik edilmiş olması ve ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayenin en az dörtte üçüne sahip olması şarttır.” Bu durumda, pay devri şirket pay defterine tescil ile tekemmül ettiğinden zamanaşımının başlangıç tarihi de devrin pay defterine tescil tarihinden başlar.

Dava konusu ltd. Şti hisse devir sözleşmesi 14/12/2000 tarihlidir. Devrin aynı tarihli ltd.şti ortaklarınca kabul edildiği ve şirket defterine işlendiği Tic. Sicil Gazetesinin 4/1/2001 tarihli 5207 sayılı nüshasında ilan edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı dava konusu ltd. Şti hisse devir sözleşmesinin sahte olduğunu öne sürmekte olup, ceza dava zamanaşımı uygulansa bile resmi belgede sahtecilik suçunun (ceza zamanaşımı 765 sayılı TCK zamanında başlayıp 5237 sayılı yasanın yürürlük süresine sirayet ettiğinden) 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesinde öngörülen yaptırımı iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası olup, anılan kanunun 66/1-e maddesi uyarınca bu suçun asli dava zamanaşımı 8 yıl, 67/4. maddesi de göz önünde bulundurulduğunda kesintili dava zamanaşımı 12 yıldır.

Genel dava zamanaşımı olan 10 yıl geçmiş olduğundan davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmiş olması usul ve yasaya, dosya içeriğine uygun olup istinaf nedenleri yerinde değildir. Davacının, şirket ortağı olduğu, ortaklar arasında zamanaşımı süresinin işlemediği iddiası da yerinde olmayıp, davacının şirket ortaklığından ayrıldığı ticaret sicil gazetesinde ilan edilmiş bulunmaktadır. Eldeki davanın dava tarihi 05/01/2016 olup dava, ceza dava zamanaşımına da uğramıştır.

Sonuç olarak dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olan mahkeme kararına karşı öne sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden başvurunun reddi doğrultusunda hüküm verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun H.M.K.'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Alınması gereken 35,90- TL istinaf karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 31,40- TL harcın mahsubu ile eksik kalan 4,50- TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 26/04/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/260734 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/3912 E. 2019/6188 K. · Bozuldu

Sahtelik iddiasında zamanaşımı bulunmaması ve imza sahteliğinde noterin taraf gösterilmesi zorunluluğu

Gerekçe özeti

Sahtelik (imza sahteliği) iddiasının ileri sürülmesi herhangi bir zamanaşımı süresine bağlı olmadığından bu iddia zamanaşımı gerekçesiyle reddedilemez. Noterce onaylanan senet HMK 204/2 uyarınca resmi senet olup, HMK 208/son gereği imzanın sahteliği ancak senede resmiyet kazandıran kişi (ilgili noter) de taraf gösterilerek açılan davada incelenebilir; husumetin notere de yöneltilmesi gerekir, eksik hasımla açılan davada davacıya bu yönde önel verilir. Kamu düzenine ilişkin bu husus HMK 355 uyarınca re'sen gözetilir.

Emsal değeri

Sahtelik iddiasının zamanaşımına tabi olmadığı ve imza sahteliği iddiasında senede resmiyet kazandıran noterin zorunlu taraf olduğu yönünde bağlayıcı içtihat değeri taşır.

Kavramlar: sahtelik iddiası zamanaşımı resmi senet imza sahteliği eksik hasım husumet re'sen inceleme (HMK 355)

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/3912 E.  ,  2019/6188 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 25/04/2017 tarih ve 2016/6 E- 2017/613 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 26/04/2018 tarih ve 2017/726 E- 2018/478 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Alp Anadolu İnşaat Nakliyat Turizm San. ve Tic. Ltd. Şti 'nin kurucu ortaklarından olduğunu, müvekkiline ait payın şirket sermayesinin %10'una karşılık geldiğini, müvekkiline ait hisselerin tamamının sahte hisse devir sözleşmesiyle davalılardan ...'a devredildiğini sonradan öğrendiğini ileri sürerek, sahtecilikle yapılan devrin iptaline, usulsüz devir tarihinden itibaren müvekkiline ödenmesi gerekip ödenmeyen kar payı alacaklarından fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000.-TL alacağın ait olduğu dönemden itibaren ticari faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline ve şirket kayıtları üzerine dava sonuna kadar ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, usulüne uygun bir şekilde yapılan hisse devrinin iptalinin talep edilebilmesinin 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, dava konusu işlemin davacının da beyan ettiği gibi 14.12.2000 tarihinde gerçekleştirildiğini, dava açma süresinin 14.12.2010 tarihinde dolduğunu, müvekkili...a husumet yöneltilmesinin hukuken mümkün olmadığını, sahtecilik iddiasıyla yapılan başvurunun huzurdaki davada bekletici mesele yapılması gerektiğini, işlemi gerçekleştiren noter ve ilgilerin davaya dahil edilmesi gerektiğini, devir işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının basiretli bir tacir gibi davranmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İlk derece mahkemesi, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Borçlar Kanunun 146 ıncı maddesine göre 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğunu, hisse devrinin İstanbul 20. Noterliğinin 14.12.2000 tarih ve 37479 yevmiye no.lu Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesi ile yapıldığı, eldeki davanın ise 05.01.2016 tarihinde açıldığı, davalılar vekilince zamanaşımı def'inin süresinde ileri sürüldüğü, dava tarihi olan 05.01.2016 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu, dolayısıyla davanın süresinde açılmadığı gerekçesiyle, davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12.Hukuk Dairesince tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; davacının şirket ortağı olduğu ve ortaklar arasında zamanaşımı süresinin işlemediği iddiasının yerinde olmadığı, zira hisse devir sözleşmesinin ve davacının şirket ortaklığından ayrıldığının Ticaret Sicil Gazetesinin 04.01.2001 tarihli 5207 sayılı nüshasında ilan edilmiş olduğu, eldeki davanın tarihinin ise 05.01.2016 olup, davanın ceza zamanaşımına da uğramış olduğu gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1- Dava, limited şirket hisse devir işleminin iptali ve tazminat istemine ilişkin olup, davacı taraf, İstanbul 20.Noterliğinin 14.12.2000 tarih ve 37479 yevmiye numarası ile onaylanan Limited Şirket Hisse Devir Sözleşmesinde, hisseyi devreden kısmındaki isminin altında bulunan imzanın kendi eli ürünü olmadığını ve sahte olduğunu ileri sürmektedir.

Öncelikle belirtmek gerekir ki, sahtelik iddiasının ileri sürülmesi için öngörülmüş bir zamanaşımı süresi söz konusu değildir. Bu bakımdan davanın zamanaşımına uğradığından bahisle usulden reddi ve bu yöne vaki istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olması doğru olmamış, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile bölge adliye mahkemesince verilen kararın bozulması gerekmiştir.

2- Diğer yandan, davada noter tarafından onaylanan sözleşmedeki imzanın sahteliği iddia edilmektedir. Bilindiği üzere, noterlerin görevleri dairesinde onayladıkları senetler, HMK'nın 204/2. maddesi uyarınca resmi senet niteliğinde olup aynı kanunun 208/son maddesi uyarınca resmi bir senetteki imzanın sahteliği hakkındaki iddianın, ancak, ilgili evraka resmiyet kazandıran kişiyi de taraf göstermek suretiyle açılacak davada incelenip karara bağlanması gerekmektedir. Bu itibarla, davada husumetin ilgili noterliğe de yöneltilmesi gerekirken, davanın eksik hasımla açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, HMK'nın 208/son maddesinde öngörülen yöntemle, davacıya ilgili noter hakkında dava açmak üzere önel verilmesi, dava açıldığı takdirde işbu dava ile birleştirilerek görülmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması ve kamu düzenine ilişen bu husus bakımından HMK'nın 355.

maddesi hükmü de gözden kaçırılmak suretiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve bölge adliye mahkemesince verilen hükmün bu nedenle de re'sen bozularak kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 07/10/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.