6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Ticari sözleşmenin haksız feshi, cezai şart ve portföy tazminatı talebi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2017/565 E. 2018/902 K. · · İlk derece: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

bayilik (acente-kıyas)

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 4 (haksız fiil) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Sözleşmede öngörülen bildirim önellerine uyulmadan yapılan fesih haksız fesih olarak kabul edilir ve sözleşmede kararlaştırılan cezai şart koşulu gerçekleşir; taraflar cezai şart miktarını kabul etmişse bu miktarı aşan zarar iddiaları (kar mahrumiyeti gibi) ayrıca ispatlanmadıkça kabul edilmez. Bir tarafın diğerinin pazara sunduğu ürünlerin satış sonrası montaj/arıza giderme ve depolama/sevk hizmetlerini yürütmesi, kendisine ait bir müşteri portföyü oluşturmadığından portföy tazminatı talebine hak kazandırmaz. Sözleşmeye aykırılık halinde manevi tazminata hükmedilebilmesi için salt aykırılık yeterli olmayıp, kişilik haklarının ihlal edildiğine dair somut iddia ve delil ile kusurun özel ağırlığının bulunması gerekir. Cari hesap alacakları, taraflar arasındaki mutabakat belgeleri ile ticari defter ve kayıtların karşılaştırılması suretiyle belirlenir.

Ele alınan sorunlar

Sözleşmelerin feshinin haksızlığı ve cezai şart alacağı → ret

İddia: Davalı-karşı davacı vekili, sözleşmelerin haklı ve usulüne uygun feshedildiğini, bu nedenle cezai şart ödemesine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Depo ve Sevk Anlaşmasının bitiş tarihinden itibaren yenilenmeyeceğinin bildirilmesi ve davacının bunu kabul etmesine karşın fiili ilişkinin daha sonraki bir tarihe kadar sürmesi, ardından ayrı bir fesih ihtarnamesiyle servis hizmet sözleşmesinin de feshedilmesi karşısında, sözleşmede öngörülen bildirim sürelerine uyulmadığı, bu nedenle feshin haksız olduğu ve cezai şart ödeme koşullarının oluştuğu kabul edilmiştir. Servis sözleşmesi ile Depo ve Sevk Anlaşmasının ilgili maddelerinde taraflardan birinin haklı neden olmaksızın fesih halinde diğer tarafa cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği, sözleşmenin süresinden önce haksız feshedildiği anlaşıldığından her iki sözleşme gereği cezai şarta hükmedilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fazlaya ilişkin maddi zarar (kar mahrumiyeti) talebinin ispatlanamaması → ret

İddia: Davacı-karşı davalı vekili, davalının sözleşmesel edimlerine aykırılığı nedeniyle mahrum kalınan kâr, portföy tazminatı ile maddi zararların hesaplanmadığını, bilirkişi ek raporunda yer alan kar mahrumiyeti değerlendirmesinin gözardı edildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar sözleşmede haksız fesih halinde belirli miktarda cezai şart ödenmesini kabul ettiklerinden, TBK 159/2 gereği bu miktarı aşan zarar iddiası ispatlanamadığından fazlaya ilişkin maddi zarar isteminin reddine ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Portföy tazminatı talebi → ret

İddia: Davacı-karşı davalı vekili, portföy tazminatı talebinin sözleşmelerin münhasırlık taşımaması gerekçesiyle reddedilmesinin hatalı olduğunu, bu hususa ilişkin beyanlarının dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Portföy tazminatının amacı, acentenin veya tek satıcının sözleşme ilişkisinin sona ermesi nedeniyle yapımcı/sağlayıcıya kazandırdığı müşteri çevresini kaybetmesinden doğan zararın denkleştirilmesidir. Somut olayda davacının yükümlülüğü, davalının pazara sunduğu ürünlerin nihai tüketiciye ulaştıktan sonra montajının sağlanması ve arızaların giderilmesi ile yedek parçaların depolanması ve sevkinden ibarettir; hizmet alanlar davalının ürün sattığı kişiler olup, davacının geliştirdiği bir müşteri portföyü bulunmamaktadır. Dolayısıyla davalı şirket lehine bir müşteri çevresi genişletilmesi veya davalının bu portföyden yararlanması söz konusu olmadığından, portföy tazminatı talebinin reddinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Manevi tazminat talebi → ret

İddia: Davacı-karşı davalı vekili, müvekkilinin manevi olarak da zarara uğradığının kabulü gerektiğini, buna ilişkin talebin reddinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 114/2 gereği haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyasen sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır; salt sözleşmeye aykırı davranış manevi tazminat için yeterli olmayıp, aykırılığın niteliği veya özel hal ve şartlar nedeniyle davacının kişilik haklarının Türk Medeni Kanunu 24. madde anlamında zedelenmesi ve TBK 49. madde uyarınca haksız eylem olarak değerlendirilebilmesi, ayrıca TBK 58. madde uyarınca kusurun özel ağırlığının bulunması gerekir. Somut olayda kişilik haklarının ihlal edildiğine yönelik bir iddia ve delil bulunmadığı, sözleşmenin bildirim önellerine uyulmaması nedeniyle manevi tazminat takdirinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, bu husustaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Asıl ve karşı davada cari hesap alacağının belirlenmesi → ret

İddia: Davalı-karşı davacı vekili, davacının cari hesap alacağı iddiasına ilişkin beyanlarının dikkate alınmadan hazırlanan bilirkişi raporlarına göre karar verildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Taraflar arasındaki mutabakat belgesinde davalı firmanın belirli bir tarih itibarıyla davacı firmaya borçlu olduğunun kabul edildiği, bu tarihten fesih tarihine kadarki ticari faaliyetlerin de değerlendirilmesi suretiyle tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu belirlenen cari hesap alacağına hükmedilmesi yerindedir. Karşı dava açısından da davalı-karşı davacının alacağı, tarafların ticari defter ve hesaplarında bulunan alıcı ve satıcı hesaplarının karşılaştırılması ve mahsubu ile elde edilmiş olduğundan, asıl ve karşı davada cari hesap alacakları bakımından istinaf nedenleri yerinde değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Portföy tazminatının, ancak sözleşmenin diğer tarafına yeni müşteri çevresi kazandıran acente/tek satıcı türü ilişkilerde talep edilebileceği; salt satış sonrası servis/depo-sevk hizmeti veren tarafın kendine ait bir müşteri portföyü oluşturmadığı için bu tazminata hak kazanamayacağı yönündeki değerlendirme, benzer sözleşme ilişkilerinde emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart portföy tazminatı haksız fesih cari hesap alacağı manevi tazminat kar mahrumiyeti tek satıcılık/acentelik ilişkisi mutabakat belgesi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 159/2TBK 114/2TBK 49TBK 58 · 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — Türk Medeni Kanunu 24

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2017/565

KARAR NO 2018/902

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 21/12/2016

NUMARASI 2014/893 E.- 2016/871 K.

DAVA

Alacak-Maddi ve Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ 09/07/2018

KARAR YAZIM TARİHİ 05/08/2018

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekili ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, taraflar arasında iki ayrı sözleşme akdedildiğini, “depo ve sevk antlaşması” başlıklı sözleşmenin “satış sonrası servis hizmetleri’nin bir unsuru olarak ihtiyaç duyulan ticari faaliyetin yürütmek gayesiyle akdedilen ve uygulanan bir sözleşme olduğunu, bu yönüyle sevk ve depo faaliyetlerinin olmazsa olmaz unsuru asıl servis hizmetleri sözleşmesi ilişkisi olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 16. madde de düzenlendiğini, ifa süreci bakımından 01 Haziran 2008 tarihinde yürürlüğe girdiğini, 31 Aralık 2010 tarihine kadar yapıldığını fakat 3 yıl süreyle uzatıldığını, böylece sözleşmenin fesih sırasında henüz bir buçuk yılı bulan bir süre ile sözleşmenin olduğunu, depo ve sevk anlaşması hakkında davalı yanca 30 Ocak 2012 tarihli fesih ihtarında 01.03.2011 tarihli sözleşmenin 8.2.

maddesi gereği “yenilememe-fesih” bildiriminde bulunduğunu, gerekçe olarak da kendilerinin şirketin ekonomik durumun kötüleşmesini gösterdiklerini, taraflar arasında “depo-ardiye” ilişkisinin sözleşme feshine kadar sürdüğünü, satış sonrası hizmetler antlaşması hakkında sözleşme ilişkisinin 2013 yılına kadar uzadığını, ifa hareketlerinin sözleşmeye uygun sürdüğünü, müvekkile olan borçlarda ödemelerin aksamaya başladığını, müvekkil şirketin 23 Mart 2012 tarihli ihtarı gönderdiğini, davalının gönderdiği ihtarı cevapladığını, ihtara kadar karşılıklı mutabakatla ödeme yapıldığını, belirterek, sözleşmelerin haksız feshinden dolayı sözleşmenin ifası sürecinden kaynaklı 2010-2011 yılına ait fatura edilen satış komisyon alacağının 47.253-TL ve tutarı davalı firma tarafından bildirilmediği için fatura edilemeyen 2012 yılı satış komisyon bedeli ve bundan sonra müşterilerin davalı firmaya devri nedeni ile portföy tazminatını, fiyat artışları yapılmasına dair sözleşmenin 12.1 ve 15.3 maddesi gereği fiyat farkı için şimdilik 50.000 TL, sözleşmenin 14.12 maddesi gereği servis sayısı artışından birim servis için katkı payı ödenmesi olarak 45.500 Tl , resmi evrak ve belgelendirme ile standartlar gereği ödenen ve sözleşmenin 14.9 maddesi gereği rücuen istenen miktar bakiyesinin 76.928- TL , sözleşmenin feshine kadar olan dönem için fatura edilmiş ve ifası gerçekleşen işler ile karşılıklı cari hesaba geçilen alacaklar için 190.720- TL cari hesap bakiyesi alacağı, ve son ödeme yapılan güne kadar hesaplanan 17.093,93- TL vade farkı alacağı, sözleşmelerin haksız feshinden dolayı 40.000 Euro ve dört aylık önele uymadan dolayı yoksun kalınan kazanç miktarı olarak hesaplanacak zararların şimdilik 120.000 TL olduğunu, müşteri çevresi kurulan servis sözleşme ilişkileri davalının ürünün tanıtımına verilen katkı ve sair hususlar gözetildiğinden fazlaya ilişkin dava ve talep hakların saklı kalması üzere şimdilik maddi zararlara karşılık 50.000 TL ve manevi zararlara karşılık ta 50.000 TL ödenmesine karar verilmesini, takdir olunacak alacak ve tazminatlara sözleşmenin 13.4 maddesi gereğince fatura ve ihtar tarihlerinin dikkate alınarak ticari temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

CEVAP VE KARŞI DAVA

Davalı vekili, müvekkili şirket ile davacı şirket arasında 2 ayrı sözleşme yapıldığını, bunların Depo ve Sevk Anlaşması ve Satış Sonrası Hizmetler Anlaşmaları olduğunu, taraflar arasında imzalanan Depo ve Sevk Anlaşmasının yürürlük süresinin 01,03.2011-01.03,2012 tarihleri arasında olduğunu, müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen 30.01.2012 tarihli ihtarname ile Depo ve Sevk Anlaşmasının bitiş tarihi olan 01.03.2012 tarihinden itibaren yenilenmeyeceğinin bildirildiğini, davacı tarafın taraflar arasında imzalanan Satış Sonrası Hizmetler Anlaşmasına aykırı hareket etmesi nedeniyle davacıya 21.03.2012 tarihli İhtarnamenin gönderildiğini, bu ihtarname ile davacının sözleşme gereği müvekkil şirkete bildirmesi gereken bilgi ve belgeler istendiğini, davacının müvekkili şirkete bilgilendirme yapmadığı gibi cevabi ihtarnamesinde bir takım alacak iddialarında bulunduğunu, , müvekkili şirket ile HTS firması arasında yapılan sözleşmenin 06.07.2012 tarihinde yapıldığını, müvekkili şirket tarafından 15.1 maddesine göre haklı nedenle fesh edildiğini, müvekkili şirketin sözleşmenin 15.1 maddesine göre sözleşmeyi haklı nedenle fesih ettiğini, bu nedenle müvekkil şirketin hiçbir şekilde cezai bedel ve tazminat sorumluluğun söz konusu olmadığını bildirerek karşı davasında, müvekkili şirketin davacı şirketten 133.687- TL cari hesap alacağının bulunduğunu, bu alacağa ilişkin olarak 28.06.2012 tarih li ve 12.07.2012 tarihli ihtarnameleri keşide edilmesine rağmen bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını,24.10.2011 tarihli mutabakat mektubunda müvekkil şirketin 294.493,98- TL alacaklı olduğunun her iki şirket tarafından kabul edilerek mutabık kalındığını belirterek, davacı-karşı davalı tarafın haksız ve hukuki dayanaktan uzak bu davasının reddini, karşı dava yönünden alacaklı olunan 133.687- TL'nin davacı-karşı davalı tahsil edilerek müvekkili şirkete verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, taraflar arasındaki depo sevk ve satış sonrası hizmetler anlaşmasından taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkide fesih tarihi 30 Ocak 2012 olup ilişkinin 30 Aralık 2012 ye kadar sürdüğü esas alınmak suretiyle (Depo ve Sevk anlaşmasının bitiş tarihi olan 01 Mart 2012 tarihinden itibaren yenilenmeyeceği bildirilmek suretiyle sözleşmedeki 4 ay öncesinden koşuluna uyulmaması nedeniyle) cezai şart koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek buna ek olarak münhasırlık durumu olmadığından portföy tazminatı talebi reddedilerek, mutabakat metni esas alınarak davacının alacağı belirlenmiş ve davalı -karşı davacının cari hesap alacağı belirlenerek bir diğerinden tahsiline karar verilerek, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının 177.501,41- TL cari hesap alacağı ile 88.052- TL cezai şart alacağı olmak üzere toplam 265.553,41 TL alacağının dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek sureti ile davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin istemi ile manevi tazminat istemlerinin reddine, karşı davanın kabulü ile davalı-karşı davacının 133.687- TL alacağını davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

1-Davacı-karşı davalı vekili, sözleşmelerin davalı tarafından haksız olarak feshedilmesi ve davalının sözleşmesel edimlerine aykırılık teşkil eden fiilleri nedeniyle talep ettiği mahrum kalınan kar, portföy tazminatı, maddi ve manevi tazminat bedellerinin mahkemece reddine karar verilmesinin eksik ve hatalı bir değerlendirmeden kaynaklandığını ,davalı ile müvekkili şirket arasında imzalanan sözleşmelerin kronolojik sırasını yanlış değerlendirdiğini, depo ve sevk antlaşmasının esas sözleşme olarak nitelendirilerek sözleşmenin davalı tarafça feshedilmesi nedeniyle müvekkili şirketin uğradığı zararın tespit edilmediğini, ek raporda kar mahrumiyeti taleplerine ilişkin heyet görüşüne yer vermesine karşın, tüm gerekçesiyle hesap edilen kar mahrumiyeti talebine ilişkin bir karar vermeyerek eksik inceleme yaptığını, daha ağır bir sonucun ise, kar mahrumiyeti taleplerinin tarafların mutabık kaldığı düşüncesiyle bu miktara dahil ettiğini, portföy tazminatına ilişkin taleplerinin sözleşmelerin münhasırlık taşımaması gerekçesiyle reddederek bu husustaki beyanlarını dikkate almadığını, 2012 yılına servis ağı satışlarından kazanç kaybı taleplerinin, bilirkişi raporlarında 2012 yılında yapılan servis ağı satışlarına ilişkin somut belge sunulmamış olmasına bağlı olarak hesap edilmediğinden dikkate alınmadığını, müvekkili şirketin manevi olarak zarara uğradığının da kabulü gerekirken yerel mahkemece reddine karar verilmiş olup kararın bu yönden de kaldırılması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

2-Davalı-karşı davacı vekili, davacı tarafın olduğunu iddia ettiği cari hesap alacağı ile ilgili beyanlarının dikkate alınmadan bilirkişi raporlarının hazırlandığını, hukuka aykırı raporlara göre karar verildiğini, davacı/karşı davalının maddi tazminat taleplerine ilişkin karara katılmasının mümkün olmadığını, sözleşmelerin haklı ve usulüne uygun olarak feshedildiği hususunun önem taşıdığını, bu husus önemsenmeden müvekkili aleyhine ceza-i şart ödemesinin kararlaştırıldığını, davacı tarafın kar mahrumiyeti ile ilgili taleplerinin kabul edilmediğini, kararda bu hususlarda tazminat verilmemesinin onanmasını talep ettiğini belirterek, davacı-karşı davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talepleri doğrultusunda karşı davanın kabulüne asıl davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Taraflar arasındaki temel ihtilaf konusu, taraflar arasındaki sözleşmelerin feshinin geçerli olup olmadığı, bu bağlamda davacının cezai şart alacağının tahakkuk edip etmediği ve davacının maddi-manevi tazminat portföy kar kaybı gibi zararlarının oluşup oluşmadığı, karşı dava açısından ise cari hesap alacağının olup olmadığı yönündedir.

Taraflar arasında Satış Sonrası Hizmetler Sözleşmesi ve Depo ve Sevk Sözleşmesi ile adı altında 2 ayrı sözleşme yapıldığı, taraflar arasında imzalanan depo ve sevk sözleşmesinin yürürlük süresinin 01.03.2011-01.03.2012 tarihleri arasında olduğu, davalı tarafından davacıya gönderilen 30.01.2012 tarihli ihtarname ile Depo ve Sevk Anlaşmasının bitiş tarihi olan 01.03.2012 tarihinden itibaren yenilememe ve fesih iradesinin bildirildiği, davacının feshi 27/02/2012 tarihli karşı ihtarnamesiyle kabul ettiği, fakat fiili ilişkinin 05/07/2012 tarihine kadar sürdüğü zira davalının 28.6.2012 de ayrı bir fesih ihtarnamesinde taraflar arasındaki servis hizmet sözleşmesinin iyiniyet ve ticari kurallara aykırılık gerekçeleriyle 5.7.2012 den itibaren geçerli olmak üzere feshedildiği sözleşmede öngörülen sürelere uyulmadığı, bu nedenle feshin haksız olup, cezai şart ödeme koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir.

Taraflar arasındaki 24/10/2011 tarihli mutabakat belgesinde davalı firmanın 30//09/2011 tarihi itibariyle davacı firmaya 294.493,98 TL borçlu olduğunu kabul ettiği, bu tarihten fesih tarihine kadarki ticari faaliyetleri de değerlendirilmek suretiyle tarafların ticari defter ve kayıtlarının da incelenmesi sonucu belirlenen cari hesap alacağına hükmedilmesinin yerinde olduğu kabul edilmelidir. Satış sonrası hizmet sözleşmesinin bitiş tarihinin 31.12.2010 olduğu en az bir ay öncesinden taraflardan biri diğer tarafa noter vasıtası ile yazılı olarak fesih bildiriminde bulunulmadığı için aynı koşullarda 3 yıl süreyle kendiliğinden yenilenmek suretiyle satış sonrası hizmet sözleşmesinin de 31.12.2013 tarihine kadar sürdüğünün kabulü gerekmektedir.

Servis sözleşmesinin 17.2,depo ve sevk anlaşmasının 9.3.maddelerinde taraflardan herhangi birinin sözleşmeyi haklı bir neden olmaksızın fesih ederse diğer tarafa 20.000-euro cezai şart ödemeyi taahhüt ettiği ,sözleşmenin süresinden evvel haksız feshedildiği anlaşılmakla her iki sözleşme gereği cezai şarta hükmedilmesinde isabetsizlik olmayıp ,taraflar sözleşmede haksız fesih halinde 20.000 euro tazminat ödenmesini kabul ettikleri TBK 159/2 gereği fazlaya ilişkin ileri sürülen zarar iddiası ispatlanamadığından fazlaya ilişkin maddi zarar isteminin reddine ilişkin ileri sürülen istinaf sebebleri yerinde görülmemiştir.

Portföy tazminatının amacı, acentenin veya tek satıcının sözleşme ilişkisinin sona ermesi nedeniyle müvekkiline veya yapımcı/sağlayıcıya kazandırdığı müşteri çevresini kaybetmesi nedeniyle doğan zararın, müvekkil veya yapımcı/sağlayıcının oluşturulmuş olan bu müşteri portföyünden yararlanmaya devam ederek elde ettiği kazanç ile denkleştirilmesidir.Bu istem açısından ise taraflar arasındaki sözleşmelerin niteliğinin üzerinde durmak gerekmektedir.Satış sonrası hizmetler anlaşması (servis ) ...'nin pazara sunduğu ürünlerin montajı ,arızaların giderilmesi ve bu işlemler sırasında ki müşteri taleplerinin karşılanmasıdır.İkinci sözleşme ise Servis sözleşmesinin tamamlayıcısı niteliğinde olan...'nin ürettiği veya ürettirdiği yedek parçaların depolanması ,stok takibi ve servis noktalarına sevkinin sağlanmasıdır.

Davacı karşı davalının yükümlülüğü davalının pazara sunduğu ürünlerin satış sonrası nihai tüketiciye ulaştıktan sonra montajının sağlanması ve arızaların giderilmesinden ibarettir.Diğer bir anlatımla davalının sattığı ürülerin alıcılarının müşterilerinin taleplerini karşılamaktır.Hizmet alanlar davalının ürün sattığı kişiler olup ,davacı-karşı davalının geliştirdiği müşteri portföyü mevcut olmayıp ,dolayısıyla davalı şirket lehine bir müşteri çevresi genişletilmesi müşteri portföyünden davalının yararlanması sözkonusu olmadığından portföy tazminatına yönelik talebin reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.

TBK 114/2 maddesinde “ haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanır.Salt sözleşmeye aykırı davranış manevi tazminat istemi için yeterli olmayıp aykırılığın niteliğinden veya özel hal ve şartlar sebebiyle aynı zamanda davacının kişilik haklarının Medeni Kanunun 24 maddesi anlamında zedelenmesi ve bu nedenlede TBK nun 49.maddesi hükmü uyarınca haksız bir eylem olarak değerlendirilebilmesi gerekli olup ayrıca TBK nun 58 maddesi hükmü uyarınca kusurun özel ağırlığı aranmalıdır.Somut olayda ;kişilik haklarının ihlal edildiğine yönelik bir iddia ve delil bulunmadığı ,sözleşmenin bildirim önellerine uyulmaması nedeniyle manevi tazminat takdirinin koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla manevi tazminat isteminin reddine ilişkin hükme yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiştir.

Karşı dava açısından davalı-karşı davacının alacağı tarafların ticari defter ve hesaplarında bulunup takip edilen alıcılar ve satıcılar hesaplarının karşılaştırılması ve mahsubu ile elde edilmiş olduğuna göre asıl ve karşı davada cari hesap alacakları bakımından istinaf nedenlerinin yerinde olmadığının kabulü gerekmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararı dosya içeriğine, usul ve yasaya uygun olup her iki taraf vekilinin de istinaf nedenleri yerinde olmadığından istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,

Davacı-karşı davalı yönünden alınması gereken 35,90- TL maktu, 9.132,15- TL nispi olmak üzere 9.168,05-TL istinaf karar harcından, yatırılan 2.314,44- TL harcın mahsubu ile bakiye 6.853,61- TL harcın davacı-karşı davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

Davalı-karşı davacı yönünden alınması gereken 18.139,95-TL nispi istinaf karar harcından, peşin yatırılan 4.534,98- TL harcın mahsubu ile bakiye 13.604,97- TL harcın davalı-karşı davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,

İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK 'nun 362/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.09/07/2018

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/260502 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/5168 E. 2020/3458 K. · Bozuldu

İhtirazi kayıtsız mutabakattan sonra mutabakat öncesi komisyon ve vade farkı istenemez

Gerekçe özeti

Taraflar arasında ihtirazi kayıt konulmadan imzalanan mutabakat, o tarihe kadar sözleşmenin fiilen uygulanan biçimde yürütüldüğünün kabulünü gerektirir; bu nedenle mutabakat tarihinden önceki döneme ilişkin komisyon ve vade farkı alacağı istenemez, fesihten sonra geriye dönük düzenlenen ve karşı tarafın defterlerinde kayıtlı olmayan faturalar da alacak hakkı doğurmaz; bu kalemlerin fesihten sonra talebi taraflar arasındaki uygulamaya aykırı olup hakkın suistimali niteliğindedir. Süreli bir sözleşmenin yenilenmeyeceğinin, sözleşmede kararlaştırılan süre içinde noter aracılığıyla yazılı olarak bildirilmesi haksız fesih değildir; sözleşmenin sona erdiğini kabul anlamına gelen irade açıklamasında bulunan taraf sonradan bundan dönerek haksız feshe bağlı cezai şart isteyemez.

Emsal değeri

İhtirazi kayıtsız mutabakatın önceki döneme ilişkin alacak taleplerini bertaraf etmesi ve kararlaştırılan sürede yapılan yenilenmeme bildiriminin haksız fesih sayılmaması yönünden bağlayıcı içtihat değeri taşır.

Kavramlar: cari hesap mutabakat ihtirazi kayıt cezai şart haksız fesih sözleşmenin yenilenmemesi hakkın suistimali portföy tazminatı vade farkı

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2018/5168 E.  ,  2020/3458 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 21/12/2016 tarih ve 2014/893 E- 2016/871 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine , istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 09/07/2018 tarih ve 2017/565 E- 2018/902 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı-karşı davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 03.03.2020 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı- karşı davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, taraflar arasında iki ayrı sözleşme akdedildiğini, “depo ve sevk antlaşması” başlıklı sözleşmenin “satış sonrası servis hizmetleri’nin bir unsuru olarak ihtiyaç duyulan ticari faaliyetin yürütmek gayesiyle akdedilen ve uygulanan bir sözleşme olduğunu,, ifa süreci bakımından 01 Haziran 2008 tarihinde yürürlüğe girdiğini, 31 Aralık 2010 tarihine kadar yapıldığını fakat 3 yıl süreyle uzatıldığını, depo ve sevk anlaşması hakkında davalının 30 Ocak 2012 tarihli fesih ihtarında bulunduğunu, gerekçe olarak da kendilerinin şirketin ekonomik durumun kötüleşmesini gösterdiklerini, taraflar arasında “depo-ardiye” ilişkisinin sözleşme feshine kadar sürdüğünü, satış sonrası hizmetler antlaşması hakkında sözleşme ilişkisinin 2013 yılına kadar uzadığını, ifa hareketlerinin sözleşmeye uygun sürdüğünü, müvekkile olan borçlarda ödemelerin aksamaya başladığını, müvekkil şirketin 23 Mart 2012 tarihli ihtarı gönderdiğini, davalının gönderdiği ihtarı cevapladığını, ihtara kadar karşılıklı mutabakatla ödeme yapıldığını ileri sürerek sözleşmelerin haksız feshinden dolayı sözleşmenin ifası sürecinden kaynaklı 2010-2011 yılına ait fatura edilen satış komisyon alacağının 47.253.-TL ve tutarı davalı firma tarafından bildirilmediği için fatura edilemeyen 2012 yılı satış komisyon bedeli ve bundan sonra müşterilerin davalı firmaya devri nedeni ile portföy tazminatını, fiyat artışları yapılmasına dair sözleşmenin 12.1 ve 15.3 maddesi gereği fiyat farkı için şimdilik 50.000.-TL, sözleşmenin 14.12 maddesi gereği servis sayısı artışından birim servis için katkı payı ödenmesi olarak 45.500.- TL, resmi evrak ve belgelendirme ile standartlar gereği ödenen ve sözleşmenin 14.9 maddesi gereği rücuen istenen miktar bakiyesinin 76.928.- TL, sözleşmenin feshine kadar olan dönem için fatura edilmiş ve ifası gerçekleşen işler ile karşılıklı cari hesaba geçilen alacaklar için 190.720.- TL cari hesap bakiyesi alacağı, ve son ödeme yapılan güne kadar hesaplanan 17.093,93 TL vade farkı alacağı, sözleşmelerin haksız feshinden dolayı 40.000 Euro ve dört aylık önele uymadan dolayı yoksun kalınan kazanç miktarı olarak hesaplanacak zararların şimdilik 120.000.- TL olduğunu, müşteri çevresi kurulan servis sözleşme ilişkileri davalının ürünün tanıtımına verilen katkı ve sair hususlar gözetildiğinden fazlaya ilişkin dava ve talep hakların saklı kalması üzere şimdilik maddi zararlara karşılık 50.000.- TL ve manevi zararlara karşılık ta 50.000.-TL ödenmesine karar verilmesini, takdir olunacak alacak ve tazminatlara sözleşmenin 13.4 maddesi gereğince fatura ve ihtar tarihlerinin dikkate alınarak ticari temerrüt faizi uygulanmasına karar verilmesini dava ve talep etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından davacıya gönderilen 30.01.2012 tarihli ihtarname ile Depo ve Sevk Anlaşmasının bitiş tarihi olan 01.03.2012 tarihinden itibaren yenilenmeyeceğinin bildirildiğini, davacı tarafın taraflar arasında imzalanan Satış Sonrası Hizmetler Anlaşmasına aykırı hareket etmesi nedeniyle davacıya 21.03.2012 tarihli İhtarnamenin gönderildiğini, bu ihtarname ile davacının sözleşme gereği müvekkil şirkete bildirmesi gereken bilgi ve belgeler istendiğini, davacının müvekkili şirkete bilgilendirme yapmadığını, sözleşmenin haklı nedenle fesh edildiğini, bu nedenle müvekkil şirketin hiçbir şekilde cezai bedel ve tazminat sorumluluğun söz konusu olmadığını savunmuş; karşı davasında, müvekkili şirketin davacı şirketten 133.687.- TL cari hesap alacağının bulunduğunu, bu alacağa ilişkin olarak 28.06.2012 tarihli ve 12.07.2012 tarihli ihtarnameleri keşide edilmesine rağmen bugüne kadar herhangi bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek 133.687.- TL'nın davacı-karşı davalı tahsil edilerek müvekkili şirkete verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki depo sevk ve satış sonrası hizmetler anlaşmasından taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkide fesih tarihi 30 Ocak 2012 olup ilişkinin 30 Aralık 2012'ye kadar sürdüğü esas alınmak suretiyle (Depo ve Sevk anlaşmasının bitiş tarihi olan 01 Mart 2012 tarihinden itibaren yenilenmeyeceği bildirilmek suretiyle sözleşmedeki 4 ay öncesinden koşuluna uyulmaması nedeniyle) cezai şart koşulunun gerçekleştiği kabul edilerek buna ek olarak münhasırlık durumu olmadığından portföy tazminatı talebi reddedilerek, mutabakat metni esas alınarak davacının alacağı belirlenmiş ve davalı -karşı davacının cari hesap alacağı belirlenerek bir diğerinden tahsiline karar verilerek, asıl davanın kısmen kabulü ile davacının 177.501,41 TL cari hesap alacağı ile 88.052.- TL cezai şart alacağı olmak üzere toplam 265.553,41 TL alacağının dava tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek sureti ile davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin istemi ile manevi tazminat istemlerinin reddine, karşı davanın kabulü ile davalı-karşı davacının 133.687.- TL alacağını davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

Karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı davalı-karşı davacı vekili temyiz etmiştir.

1- Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde, taraflar arasında akdedilen ve yenileme suretiyle 31.12.2013 tarihinde sona ereceği anlaşılan Satış Sonrası Hizmetler Anlaşması'nın davalı tarafça feshinin haksız olduğu ve buna bağlı olarak davacının sözleşmenin 17.2. maddesi uyarınca cezai şart talep edebileceği, bu durumda İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre taraf vekillerince yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı-karşı davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Asıl dava, taraflar arasında akdedilen Satış Sonrası Hizmetler Anlaşması ve Depo ve Sevk Anlaşmasının davalı tarafça feshedilmesi nedeniyle cari hesap alacağı istemi, cezai şart istemi ve sair alacakların tahsili istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile 177.501,41TL cari hesap alacağı ve 88.052,00TL cezai şart alacağının davalıdan tahsiline, sair taleplerin reddine karar verilmiştir. Davacının cari hesap alacağı hesaplanırken taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan 24.10.2011 tarihli mutabakat metni esas alınmış, mutabakat sonrası taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam ettiği de gözetilerek sonraki tarihli iş ve işlemlerden kaynaklı alacak ve borçlar da gözetilmiştir.

177.501,41TL cari hesap alacağının içinde davacının komisyon bedeli alacağına dair düzenlediği 22.06.2012 tarihli fatura bedeli ve vade farkı bedeli alacağına dair düzenlediği 22.06.2012 tarihli fatura bedeli de mevcuttur. Davalı tarafça söz konusu faturalar kabul edilmemiş, davacı yanın komisyon ve vade farkı alacağının bulunmadığı yönünde hesaplamaya itiraz edilmiştir. Bilirkişi raporunda yer alan tespitlerden de anlaşıldığı üzere taraflar arasındaki 24.10.2011 tarihli mutabakat öncesinde tarafların ticari defter ve kayıtlarında herhangi bir komisyon bedeli faturası ve vade farkı faturası kayıtlı olmayıp, mutabakat sonrasında 22.06.2012 tarihinde geriye dönük olarak söz konusu faturalar düzenlenmiştir.

İşbu faturalar davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmakla birlikte davalı yanın ticari defterlerinde kayıtlı değildir. Taraflar arasındaki ticari ilişki Satış Sonrası Hizmetler Anlaşması ile 2008 yılında başlamış ve fesih tarihine kadar devam etmiştir.

24. 10.2011 tarihli mutabakat imzalanırken, davacı tarafın komisyon ve vade farkı alacaklarının da bulunduğuna dair ihtirazi kayıt koymamış olduğu gözetildiğinde, mutabakat ile artık taraflar arasında sözleşmenin bu şekilde uygulandığı kabul edilmelidir. Sözleşmelerde, davacının hangi koşullarda ve hangi oranda komisyon alacağına hak kazanacağına dair açık hüküm bulunmadığı gibi, davacının her yıl Ocak ayında hizmet fiyatlarının yeniden belirlenmemesine de ses çıkarmayarak eski fiyatlardan edimlerini ifa ettiği gözetildiğinde, bütün bu alacak kalemlerini fesih ile sözleşmenin sona ermesinden sonra talep etmesi taraflar arasındaki uygulamaya aykırı olduğu gibi hakkın suistimali niteliğindedir.

Bu durumda 24.10.2011 tarihli mutabakat esas alındığında artık davacı yanın mutabakat tarihinden öncesine ilişkin komisyon ve vade farkı alacağı talep edemeyeceği gibi, komisyon ve vade farkı alacağına dair düzenlediği faturalar da sözleşmenin feshinden sonra 22.06.2012 tarihli olduğundan fesih sonrası düzenlenen bu faturalar nedeniyle de alacak hakkı doğmayacağının kabulü ile sonuca varılması gerekirken, davacının komisyon ve vade farkı alacağı bulunduğu gerekçesiyle bu kalemlerin de cari hesap içinde değerlendirilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamış; kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Taraflar arasındaki Depo ve Sevk Anlaşması'nın sona erme tarihi 01.03.2012 olup, sözleşmenin 8.2. maddesi uyarınca davalı tarafından sözleşmenin yenilenmeyeceği diğer tarafa noter vasıtası ile sözleşmede kararlaştırılan süre de yazılı ile sözleşmenin kararlaştırılan süre de olarak bildirilmiş olmakla, bu sözleşmenin haksız feshinden söz edilmesi mümkün değildir. Davalı yanın ihtarı, sözleşmenin yenilenmeyeceğinin bildirilmesinden ibarettir. Mahkemece aksi yönde kanaat getirilerek bu sözleşmenin haksız feshi nedeniyle cezai şartın tahsiline hükmedilmesi doğru olmadığı gibi davacının, davalının ihtarına verdiği cevaptaki sözleşmenin sona erdiğini kabul anlamına gelebilecek mahiyetteki irade açıklamasından sarfınazar ederek sözleşmenin haksız feshine bağlı cezai şart talebinde bulunması da doğru olmadığından, hatalı değerlendirme sonucu verilen hükmün bu yönüyle de bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı-karşı davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı- karşı davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacı - karşı davalıdan alınıp, davalı - karşı davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/07/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.