6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kredi faiz oranı uyuşmazlığında ihtiyati tedbir talebinin reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/44 E. 2019/127 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Kredi sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit-istirdat davalarında, taraflar arasındaki faiz oranı değişikliğinin sözleşmeye aykırı olup olmadığı hususunda sözleşme hükümleri, ödeme planları, yazışmalar ve ödeme belgeleri dosya kapsamında değerlendirildiğinde davacının haklılığı yönünden yaklaşık ispat koşulları oluşmamışsa ihtiyati tedbir talebi reddedilir. Ayrıca, talep edilen tedbirin davanın esasını önceden karşılayacak, sözleşmeye müdahale niteliğinde bir sonuç doğuracak nitelikte olması da tedbirin reddi için ayrı bir gerekçe oluşturur.

Ele alınan sorunlar

İhtiyati tedbir talebinde yaklaşık ispat koşulunun oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacılar vekili, bankanın kredinin liborlu olduğuna dair bilgilendirme yapmadığını, ödeme planında liborlu krediye ilişkin bir ibare bulunmadığını, bankanın tek taraflı olarak faiz oranını değiştirme yetkisinin sözleşmede bulunmadığını ileri sürerek yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunu ve ara kararın kaldırılarak ihtiyati tedbire karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: HMK 389 uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkansız hale geleceği veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağı endişesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilebilir. HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf, dayandığı tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendi haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Kredi sözleşmesi hükümleri, ödeme planları, tarafların kabulünde olan e-posta yazışmaları, ödeme belgeleri ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, dosyanın geldiği aşama itibariyle davacının haklılığı yönünden yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Talep edilen tedbirin davanın esasını önceden karşılayacak nitelikte olması → ret

Gerekçe: Davanın niteliği itibariyle başlangıçta davanın sonucunu elde eder mahiyette ifayı sağlayan ve sözleşmeye müdahale niteliğinde değerlendirilebilecek olan bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi de doğru olmayacaktır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kredi faiz oranı uyuşmazlıklarında ihtiyati tedbir talebinde yaklaşık ispat koşulunun değerlendirilmesi ve davanın esasını önceden karşılayan/sözleşmeye müdahale niteliğindeki tedbirlerin verilemeyeceği yönündeki ilkesel tespit açısından bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir yaklaşık ispat menfi tespit istirdat genel kredi sözleşmesi değişken faiz sözleşmeye müdahale

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/44

KARAR NO 2019/127

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/10/2018 (Ara Karar)

NUMARASI 2018/991

DAVA

Menfi Tespit-İstirdat

TALEP İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/02/2019

İhtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara kararın davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacılar vekili, müvekkili şirket ile davalı banka arasında akdedilen 04/01/2018 tarihli GKSnin diğer davalılar tarafından müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, her biri 1.250.000-TL tutarında toplam 2.500.000-TL tutarında kredi kullanıldığını, kredilere ilişkin davalı bankanın müvekkiline sunduğu 09/01/2018 ve 15/01/2018 tarihli ödeme planlarında yıllık %19,50 sabit faiz oranının kararlaştırıldığını ve aylık taksit ödemelerinin de sabit olarak belirlendiğini, ancak davalının tek taraflı bir işlemle kredinin liborlu kredi olduğunu belirterek faiz oranı artışına gittiğini ve değişen oranlarda sürekli kredi ödemesi güncellemesi yapmaya başladığını, ödeme planında da görüleceği üzere ilk 3 taksitte herhangi bir güncelleme yapılmadığını, liborlu kredilerde ödeme planlarında faiz oranı kısmında değişken faizin yazılı olduğunu ve taksit kısmında da sadece ilk taksidin yazılı olduğunu, zira devam eden taksitlerin belirsiz olduğunu,devam eden ödemeleri ihtirazi kayıt ile yaptığını, toplamda 3.377.603,51-TL ödemesi gerekirken toplam 3.816.522,08-TL hesap çıkartıldığını, yani davalı bankanın fazladan 438.918,57-TL haksız kazanç talep ettiğini ödenen fazla tutarın gelecek taksitlerden mahsubu gerektiğini ileri sürere;

öncelikle dava sonuna kadar 04/01/2018 tarihli sözleşmeden kaynaklı 2 adet kredide uygulanacak faiz oranının %19,50 oranı üzerinden uygulanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davalının haksız talep ettiği 438.918,57-TL yönünden davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, fazla tahsil edilen 34.374,51-TL’nin davalıdan istirdatına,faiz oranının sabit %19,50 olduğunu tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece;davacı iddiasının haklılığının, istirdadı gereken alacağın varlığının ve miktarının yargılama sonucu belirlenecek nitelikte olduğu, yaklaşık ispat koşullarının somut olayda gerçekleşmediği gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati tedbir isteyen/davacılar vekili;Davalı bankanın sözleşmenin en başından beri kredinin liborlu olduğuna dair hiçbir müzakere ve bilgilendirme yapılmadığını, döviz kurunun yükselmeye başladığı dönemde kredinin liborlu kredi olduğunu hatırladığını ve faiz oranlarını tek taraflı olarak artırdığını,Davalının cevabi ihtarnamesinde Ödeme Planına dayanıldığının belirtildiğini,ödeme planında kredinin liborlu olduğunun yazmadığını, şifahi olarak ise planın 4.maddesine dayanıldığının belirtildiğini, oysa bu maddenin kredinin değişken faizli olarak kullandırılması durumunda devreye gireceğini, bankaya tek taraflı olarak kredinin değişken faizli şekline dönüştürülmesi yetkisi verilmediğini, kredi kullandırılan dönemde faiz oranları %15-17 iken %19,50 oranından kredi kullanıldığını, y zaten yüksek orandan kredi kullanan müvekkilinin üstüne bir de ucu açık ve belirsiz olan libor kredisi kullandığını söylemenin mümkün olmadığını, yaklaşık ispat koşullarının oluştuğunu belirterek ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbire karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde; davacı şirkete kullandırılan krediye uygulanan faizin değişken faiz niteliğinde olup,TL Libor+%5.65(taban %19,50 olmak üzere) üzerinden hesaplandığı,yazılı olarak e-posta üzerinden bildirilen taksitleri ihtirazi kayıt koymaksızın 9 ay ödendiğini,ilk 3 takside tekabül eden aylarda libor oranı düşük olduğundan %19,50 uygulandığını, sonrasında libor oranının yükselmesi nedeniyle faiz oranının yükseldiğini belirterek istinaf isteminin reddini istemiştir.

GEREKÇE

Talep, genel kredi sözleşmesi uyarınca kullandırılan kredilerin geri ödemesi sırasında faiz oranlarında yapılan tek taraflı değişiklik nedeniyle haksız olarak fazladan talep edilen tutar kadar borçlu olunmadığının tespiti ve haksız tahsil edilen tutarın istirdatı istemiyle açılan davada, dava sonuna kadar kredi geri ödemesinde uygulanacak kredi faiz oranının kararlaştırılan sabit oran üzerinden uygulanması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.

"şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda; kredi sözleşmesi hükümleri, ödeme planları, tarafların kabulünde olan e-posta yazışmaları, ödeme belgeleri ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, dosyanın geldiği aşama itibariyle davacının haklılığı yönünden yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Kaldı ki davanın niteliği itibariyle başlangıçta davanın sonucunu elde eder mahiyette ifayı sağlayan ve sözleşmeye müdahale niteliğinde değerlendirilebilecek olan bir ihtiyati tedbir kararı verilmesi de doğru olmayacaktır.O halde ilk derece mahkemesinin, ara kararında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varılmış olup, ihtiyati tedbir isteyen/davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir isteyen/davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Davacı tarafından yapılan istinaf yargı giderlerinin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 07/02/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/256759 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.