6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Fesih davasında dava dışı şirkete kayıtlı taşınmaza tedbir talebi reddi

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/320 E. 2019/408 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Diğer / sınıflanamadıistinaf başvurusunun esastan reddiKesin

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Davacının nitelemesi: İhtiyati Tedbir mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Şirketin feshi davasında, dava konusu tedbir talebi davalı şirkete değil davalı şirketin hissedarı olduğu başka bir şirkete kayıtlı bir taşınmaza ilişkinse, bu taşınmaz doğrudan dava konusu kapsamında sayılmaz; ayrıca HMK 390/3 uyarınca tedbir talep edenin davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat edememesi halinde ihtiyati tedbir talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Davalı şirkete ait olmayan taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir talep edilebilir mi → ret

İddia: Davacılar vekili, davalı şirketin %47,5 hissesine sahip olduğu iştirakine ait iş merkezinin tüm mal varlığı ile 2019 yılı kira gelirinden davalı şirket payına düşen kısmı üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, şirketin içinin boşaltılmasının önlenmesi ve çıkış bedellerinin güvence altına alınması amacıyla talep etmiştir.

Gerekçe: Şirketin fesih ve tasfiyesi talep edilmekle şirketin tüm mal varlığı dolaylı olarak dava konusu kapsamında olmakla birlikte, üzerine ve kira gelirine tedbir konulması istenen taşınmaz davalı şirket adına değil, davalı şirketin hissedarı olduğu başka bir şirket adına kayıtlı olduğundan, tedbire konu taşınmaz doğrudan dava konusu değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Haklılığın yaklaşık ispatı koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği → ret

İddia: Davacılar vekili, davalı şirketin faaliyetsiz bırakıldığını, Borsa kotundan çıkarıldığını, iştirak kira gelirinin kâr olarak gösterilmesi gerekirken kur farkı zararı adı altında gizlendiğini ve şirketin içinin boşaltılması riski bulunduğunu ileri sürerek haklılığını yaklaşık olarak ispatladığını savunmuştur.

Gerekçe: HMK 390/3 uyarınca tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendi haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İddia, savunma ve tüm deliller değerlendirildiğinde dosyanın geldiği aşama itibariyle davacı haklılığının yaklaşık ispatının sağlanamadığı anlaşılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Şirketin feshi davasında, davalı şirketin doğrudan malik olmadığı, iştirak ilişkisi içindeki bir şirkete kayıtlı taşınmaz üzerine tedbir talep edilemeyeceğine ve haklılığın yaklaşık ispatının somut delillerle sağlanması gerekliliğine ilişkin değerlendirme yönünden emsal niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir şirketin feshi haklılığın yaklaşık ispatı HMK 389 HMK 390/3 iştirak

Atıf yapılan mevzuat: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 389HMK 390/3HMK 353(1)b-1HMK 362.f

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/320

KARAR NO 2019/408

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/12/2018 (Ara Karar)

NUMARASI 2018/283 Esas

DAVA

Şirketin Feshi

TALEP İhtiyati Tedbir

İSTİNAF KARAR TARİHİ 21/03/2019

İlk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine yönelik olarak verilen ara kararın ihtiyati tedbir isteyen/davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

İhtiyati tedbir isteyen/davacılar vekili, davalı şirket ile dava dışı ... A.Ş.’nin yönetim kurullarının 02/06/2017 tarihinde birleşme kararı aldığını, birleşme sonucunda davalının devrolunan şirket olarak tasfiyesiz infisah edeceğini, asıl amacın ise davalı şirketin % 47,5 hissesine sahip olduğu ... A.Ş’nin mal varlıklarını değerinin altında dava dışı... A.Ş’ne devretmek olduğunu, ... A.Ş’nin davalı şirketin ve dava dışı ...A.Ş’nin çoğunluk hissesini ve yönetimini elinde bulundurmakta olduğunu, Holding yönetimi tarafından davalı şirketin bilinçli bir şekilde faaliyetsiz bırakılması neticesinde ... Yakın İzleme Pazarı’na alındığını, bu nedenle şirketin hisse değerinin 1,70 TL civarından 0,47 TL civarına düştüğünü ve küçük yatırımcının %72,35 oranında zarara uğradığını, birleşmenin tek çözüm olarak gösterilmeye çalışıldığını, ancak öyle olmadığını, davalı şirket tarafından KAP’na bildirilen birleşme raporlarının hatalı ve eksik değerlendirmeler içerdiğini, ...A.Ş.

yöneticileri tarafından davalı şirket hisseleri değerinin çok altında, buna karşılık ... A.Ş’nin hisseleri ise olması gerekenden daha yüksek tutarda belirlenmek suretiyle çoğunluk gücünün kötüye kullanıldığını, müvekkillerinin şirketi kurtarabilmek için olağanüstü genel kurul çağrısı yaptıklarını, bu çağrı üzerine 06/02/2018 tarihinde olağaüstü genel kurul yapıldığını, ancak şirket yönetiminin çoğunluk oyunu kötüye kullanmak yoluyla genel kuruldan karar çıkarılmasını engellediğini ileri sürerek davalı şirketin haklı nedenle feshine veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüm olarak müvekkillerinin şirketten çıkarılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 03/12/2018 tarihli dilekçesi ile, davalı şirketin malvarlığının azalmaması, satışın önlenmesi, koruma altına alınmasını temin etmek ve şirketin borçlandırılması, içinin boşaltılması gibi her türlü işlemi önlemek amacıyla şirketin tüm malvarlığı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

ASLİ MÜDAHALE Asli müdahiller vekili, davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili, davacı tarafın bu davayı açabilmesi için gerekli hisse oranına sözde haklı sebeplerin ortaya çıktığı anda da sahip olmaları gerektiğini, dolayısıyla öncelikle bu hususun tespitinin gerektiğini, ayrıca şirket hisse değerinin davacı tarafın iddia ettiğinin çok altında olduğunun genel kurul toplantı çağrısı için şirkete bizzat davacı tarafça ibraz edilen hesap ekstrelerinde de görülmekte olduğunu, davacı tarafça ileri sürülen nedenlerin pek çok ortağı olan halka açık bir şirket için fesih nedeni olmadığını, davacıların kanunda öngörülen, TTK’nun kendilerine tanıdığı azınlık haklarından 09/02/2018 tarihli genel kurul toplantısı haricinde hiçbirisini kullanmadıklarını ve özel hükümlerden kaynaklı hiçbir dava yoluna başvurmadıklarını, kötüniyetli olan davacıların 09/02/2018 tarihinden önceki genel kurul toplantılarına da katılmadıklarını, müvekkil şirketin yasal olarak faaliyetsiz kalmadığını, borsa yönetimi tarafından aktif bir faaliyeti olmadığı gerekçesiyle pazar değişikliği yapıldığını, bunun da haklı nedenle fesih gerekçesi olamayacağını, sektör kaynaklı daralmalar neticesinde müvekkilinin rekabet gücünün azalmasının kötü yönetimle ilişkilendirilemeyeceğini, müvekkili yöneticilerinin kötüye giden iktisadi durumu derhal düzeltmek için birleşme görüşmelerine başladığını ve KAP’nda bu hususu yatırımcılarla paylaştığını, şirketin faaliyetine devam etmekte olduğunu, davacıların zarar ettiği iddiasının da doğru olmadığını, ayrıca geçerli bir birleşme kararı bulunmamakta olduğunu, birleşmeye ilişkin olarak değişim oranlarının belirlenmesinde müvekkil şirketin en küçük bir müdahalesi, katkısı ve kararının bulunmamakta olduğunu, her iki şirketin değerlemesini SPK’nun saptamış olduğu yetkili kuruluşların yaptığını savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ

İlk derece mahkemesinin 27/12/2018 tarihli ara kararı ile, talebin HMK'nun 389. maddesi ve TTK çerçevesinde nazara alındığı, şirketin tüzel kişiliğinin devam ettiği, henüz birleşmenin söz konusu olmadığı, şirketin hisselerinin işlem gördüğü borsadaki pazar değişikliğinin şirketin faaliyetlerinin tatil edildiği ya da durdurulduğu anlamına gelmeyeceği, davacıların toplam hisse miktarları ve şirketin kalan hissedarlarının toplam pay oranları ve şirketin ticarete devam eden bir şirket olduğu nazara alınarak verilecek ihtiyati tedbirin şirketin faaliyetlerini büyük ölçüde engelleyeceği, bu çerçevede ihtiyati tedbir kararının yerinde olmayacağı, HMK'nun 390. madde gereğince de haklılığın yaklaşık ispatının bu aşamada söz konusu olmadığı gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

İhtiyati tedbir isteyen/davacılar vekilinin istinaf dilekçesinde özetle;

1- Davalı şirket tarafından yapılan birleşme başvurusunun Sermaye Piyasası Kurulunca incelenerek 20.09.2018 tarih 2018/40 sayılı Bültende “Kurul Kararı” açıklandığını, söz konusu Bültende, birleşme başvurusunda bulunan davalı şirket ile dava dışı ... A.Ş’ne, ayrıca şirket yönetim kurulu başkan ve üyelerine de İPC uygulanmasına karar verdiğini, birleşme talebinin reddedildiğini, 2- Mahkemenin, şirketin Borsa’da işlem görmeye devam ettiği sanmakta olduğunu, oysa şirketin borsa kotundan dahi çıkarıldığını, şirket hisseleri Borsa'da hiçbir şekilde işlem görmemekte olduğunu, Sermaye Piyasası Kurulunca idari para cezası uygulanmasından sonra; ...A.Ş. Yönetim Kurulu tarafından da davalı şirketin kottan çıkarılmasına 30/11/2018 tarihinde karar verildiğini, 3-Mahkemenin ihtiyati tedbir kararının, şirketin faaliyetlerini büyük ölçüde engelleyeceği yönündeki gerekçesinin de gerçekçi olmadığını, zira, personeli bulunmayan, faaliyetsizlik nedeniyle Borsa Kotundan atılan bir şirketin;

zaten şirket faaliyetleri bulunmamakta olduğunu, 4-Personel çalıştırmayan ve faaliyeti bulunmayan davalı şirketin üç iştirakinin bulunmakta olduğunu, bu iştiraklerinden biri olan ... A.Ş’nin % 47,5 hissesine sahip olduğunu ve bu şirketin ...Merkezine sahip olduğunu, İş Merkezinin yıllık kira geliri 5.000.000 Euro olup; davalı şirketin hissesine düşen kira geliri 2.375.000 Euro olduğunu, davalı şirketin faaliyetsizlikten dolayı personel ve yönetim gideri olmadığını, yıllık 2.375.000 Euro kira geliri olmasına rağmen; bilançoda “kur farkı zararı” yazmakta olduğunu, oysa, davalı şirketin net kira (yıllık borç ödemesi çıktıktan sonra) gelirinden dolayı kârda olması gerekmekte olduğunu, ancak şirket Yönetim Kurulunun kötüniyetle “kur farkı” adı altında zararda göstermekte ve kâr payı dağıtılmasını engellemekte olduğunu,5-Şirket iştiraklerinin satılması ve kur farkı zararı adı altında yüksek ve gerçek dışı zararlar göstermek suretiyle şirketin içinin boşaltılmasının mümkün olduğunu, küçük yatırımcı olan müvekkillerin haklarını korumak için ihtiyati tedbir uygulanmasını istemek zaruriyetinin oluştuğunu, müvekkillerinin dava sonucunda elde edecekleri çıkış bedellerini güvence altına almak için şirketin mal varlıkları üzerinde ihtiyati tedbir uygulanması gerekmekte olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin ara kararının kaldırılmasına ve müvekkillerinin haklarını korumak, şirketin borçlanmasını, gayrimenkullerini satmasını önlemek amacıyla;

davalı şirketin % 47,5 hissesine sahip olduğu ... Mah. ... Cad. No:... adresinde 61.473 m² kullanım alanı olan ... Merkezinin tüm mal varlıkları ile 2019 yılı kira gelirinden davalı şirket payına düşen kısmı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Talep, anonim şirketin feshi istemiyle açılan davada, şirketin % 47,5 hissesine sahip olduğu ileri sürülen bir iş merkezinin tüm mal varlıkları ile 2019 yılı kira gelirinden davalı şirket payına düşen kısmı üzerine ihtiyati tedbir konulması istemine ilişkindir.İlk Derece Mahkemesi, yukarıda açıklanan gerekçelerle ihtiyati tedbir talebinin reddine karar vermiştir.HMK'nın 389. Maddesi uyarınca, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir.

"şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi,'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir.Somut olayda, şirketin fesih ve tasfiyesi talep edilmekle, şirketin tüm mal varlığı dolaylı olarak davanın konusu kapsamında olmakla birlikte, üzerine ve kira gelirine tedbir konulması talep edilen taşınmazın davalı şirket adına değil davalı şirketin hissedarı olduğu başka bir şirket adına kayıtlı olduğu belirtilmiş olup, bu durumda tedbire konu taşınmazın doğrudan dava konusu olmadığı anlaşıldığı gibi; iddia, savunma ve tüm deliller değerlendirildiğinde dosyanın geldiği aşama itibariyle davacı haklılığının yaklaşık ispatının da sağlanamadığı, bu durumda ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebinin reddi yönündeki ara kararında bir isabetsizlik bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmış olup, açıklanan bu gerekçelerle ihtiyati tedbir isteyen/davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine yönelik aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbir isteyen/davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 362.f maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 21/03/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254757 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.