Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/4510 E. 2013/1575 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
dava sebebi↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketin tescil başvurusunda bulunduğu marka ile davacının itiraza dayanak markalarının benzer olmadığı yönündeki YİDK kararı marka mevzuatına uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesine dayanılarak açılmış olan TPE-YİDK kararının iptali ile davalı markasının tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Dava konusu “...” ibareli başvuru, davacı adına tescilli olan “...” VE “...” markaları ile doğrudan iltibas oluşturmamakla birlikte, davacıya ait her iki markanın telaffuz itibarıyla yakınlık oluşturacak şekilde birleştirilerek türetilmesinden oluştuğu anlaşılmakla, dava konusu başvurunun davacı markalarının tüketici zihninde bıraktığı izlenimden çağrıştırma yoluyla iltibas tehlikesine yol açacağı ve bu durumun da 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi kapsamında nispi ret sebebi oluşturacağı düşünülmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4969 E. 2019/4474 K.
Ortak:dava sebebi · iltibas · Haksız Rekabet
İncelediğiniz karardaDava konusu “...” ibareli başvuru, davacı adına tescilli olan “...” VE “...” markaları ile doğrudan «iltibas» oluşturmamakla birlikte, davacıya ait her iki markanın telaffuz itibarıyla yakınlık oluşturacak şekilde birleştirilerek türetilmesinden oluştuğu anlaşılmakla, dava konusu başvurunun davacı markalarının tüketici zihninde bıraktığı izlenimden çağrıştırma yoluyla iltibas tehlikesine yol açacağı ve bu durumun da 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi kapsamında nispi ret «sebebi» oluşturacağı düşünülmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… leştirilerek türetilmesinden oluştuğu anlaşılmakla, dava konusu “ORADATA” markasının, davacı markalarının tüketici zihninde bıraktığı izlenimden çağrıştırma yoluyla «iltibas» tehlikesine yol açacağı ve bu durumun da 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi kapsamında hükümsüzlük «sebebi» oluşturacağı düşünülmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, bu nedenle davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 20.09.2017 tari …
Dava, marka hükümsüzlüğüne ilişkin olup mahkemece, işaretler arasında «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, davalı şirket adına tescil edilen 2010/58677 sayılı “ORADATA” markasının müvekkili adına tescilli markalar ile «iltibas» oluşturduğunu ileri sürerek hükümsüzlüğünü istemiştir. “ORACLE” markasının yanısıra 2008/55353 sayılı “EXADATA” markası da davacı adına tescillidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2592 E. 2018/8013 K.
Ortak:iltibas
İncelediğiniz karardaDava konusu “...” ibareli başvuru, davacı adına tescilli olan “...” VE “...” markaları ile doğrudan «iltibas» oluşturmamakla birlikte, davacıya ait her iki markanın telaffuz itibarıyla yakınlık oluşturacak şekilde birleştirilerek türetilmesinden oluştuğu anlaşılmakla, dava konusu başvurunun davacı markalarının tüketici zihninde bıraktığı izlenimden çağrıştırma yoluyla iltibas tehlikesine yol açacağı ve bu durumun da 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi kapsamında nispi ret «sebebi» oluşturacağı düşünülmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davalının "...+şekil" ibareli başvurusuyla davacının "..." esas unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… sas unsurlu markaları ile başvuru konusu marka arasında işletmeler arasında ilişkilendirme ihtimalini de içerecek şekilde başvuru konusu 25. sınıf ürünler açısından «iltibas» tehlikesine yol açacağından, uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile hüküm tesisi d …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · dahili dava
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, davalının "...+şekil" ibareli başvurusuyla davacının "..." esas unsurlu tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sescil ve anlamsal olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… a ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve davalının marka tescil başvurusu ile davacının markaları arasında, şekil unsuru «dahil» tüm unsurların bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 556 sayılı KHK.'nın 8/1-b maddesi anlamında bir benzerliğin bulunmadığı, bu durum karşısında 556 sayılı KHK.' …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/4510 E. , 2013/1575 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.12.2010 tarih ve 2009/164-2010/327 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “...” ve “...” markalarının müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, davalı şirketin “...” ibaresinin tescili için TPE'ye başvurduğunu, müvekkilinin başvuruya yaptığı itirazın TPE-YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, davalının ibaresinin tescilinin 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesine aykırı bulunduğunu, müvekkilinin markaları ile davalının başvurusunun benzer olduğunu, ortalama tüketici nezdinde karışıklığa yol açacağını, müvekkili marklarının tanınmış olduğunu ileri sürerek, TPE-YİDK'nin kararının iptaline, davalı marka başvurusunun reddine, davalı başvurusunun tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğünün tespiti ile markalar sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davacı markaları ile davalı şirket markasının 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, müvekkili şirket markası ile davacı markalarının 556 sayılı KHK'nin 8/1-b maddesi anlamında benzer olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, davalı şirketin tescil başvurusunda bulunduğu marka ile davacının itiraza dayanak markalarının benzer olmadığı yönündeki YİDK kararı marka mevzuatına uygun olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesine dayanılarak açılmış olan TPE-YİDK kararının iptali ile davalı markasının tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Dava konusu “...” ibareli başvuru, davacı adına tescilli olan “...” VE “...” markaları ile doğrudan iltibas oluşturmamakla birlikte, davacıya ait her iki markanın telaffuz itibarıyla yakınlık oluşturacak şekilde birleştirilerek türetilmesinden oluştuğu anlaşılmakla, dava konusu başvurunun davacı markalarının tüketici zihninde bıraktığı izlenimden çağrıştırma yoluyla iltibas tehlikesine yol açacağı ve bu durumun da 556 sayılı KHK’nin 8/1-b maddesi kapsamında nispi ret sebebi oluşturacağı düşünülmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 24.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254740800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz