6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Kur farkı talebinde yazılı sözleşme veya teamül şartı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/593 E. 2021/720 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Satış bedelinin yabancı para cinsinden kararlaştırıldığı ticari ilişkilerde, alıcının borcuna mahsuben yaptığı Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş çek ödemelerini satıcı herhangi bir çekince ileri sürmeden kabul edip tahsil etmişse, satıcı bu aşamadan sonra kur farkı talep edemez; kur farkı talebinin kabulü için ayrıca yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında oluşmuş bir teamülün varlığı gerekir.

Ele alınan sorunlar

Kur farkı alacağının şartlarının oluşup oluşmadığı → ret

İddia: Davacı, satış bedelinin teklif formları ve faturalarla USD olarak belirlendiğini, faturalarda ödeme tarihindeki TCMB satış kuru şerhi bulunduğunu, davalının TL çek ile ödeme yapmasının borcu döviz olmaktan çıkarmadığını, kur farkı faturası düzenlemesine gerek olmadığını, ilk teklif formundaki şerhin diğer 6 teklif formuna uygulanamayacağını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: Kur farkı talep edilebilmesi için kur farkı uygulamasına dair yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamülün bulunması gerekir. Taraflar arasındaki teklif formları ve faturalarda kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olmakla birlikte, davacı borcuna mahsuben davalı tarafından verilen Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş çekleri herhangi bir çekince ileri sürmeden kabul ederek bedellerini tahsil etmiştir. Çek bir ödeme vasıtası olup döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesinin verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesaplanarak Türk Lirası üzerinden de doldurulması mümkündür. Ödemeyi Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş çek olarak çekincesiz kabul eden davacının bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekir. Davacının ticari defterlerinde davalıdan alacaklı olmadığının tespit edilmesi, kur farkına ilişkin bir muhasebe kaydı ya da kur farkı faturası bulunmaması da bu sonucu desteklemektedir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Döviz bedelli satışlarda alıcının TL çekle yaptığı ödemenin satıcı tarafından çekincesiz kabulünün, kur farkı talep hakkını sona erdirdiğine ve kur farkı talebinin yazılı sözleşme veya teamül şartına bağlı olduğuna ilişkin genel bir ilke ortaya koyduğundan emsal değer taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kur farkı teklif formu çekince teamül itirazın iptali ticari defter

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/593

KARAR NO 2021/720

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/01/2019

NUMARASI 2018/379 Esas 2019/17 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 18/05/2021

Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkilinin davalıya külçe çinko satımı yaptığını, satım işlemlerinde ürünlerin bedelinin Londra Metal Borsası fiyat endeksi ile ilave değer eklenerek belirlendiğini, bu hususların imzalanan teklif formlarıyla kararlaştırıldığını, tarafların anlaşmalarına göre düzenlenen faturalar sonucu davalının 25.535,40 USD borcunun bulunduğunu, bu hususta davalıya ihtar gönderildiğini, davalının mal bedelini ödemediğini, alacağının tahsili amacıyla davalı şirkete karşı Silivri İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu şirketin dosya takibe itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, taraflar arasında başlayan ticaretin ilk teklif formu olan 05/04/2017 tarihli teklif formunda fatura tarihindeki TL fiyatlarının geçerli olacağı, kur farkı, vade farkı olmayacağının belirtildiğini, müvekkili tarafından ödemelerin TL çeklerle yapıldığını, uzun çalışma süresi boyunca davacının kur farkı talebinin olmadığını, davacının kur farkı olacağını beyan etmesi durumunda müvekkilinin davacıyla alışverişte bulunmayacağını belirterek, davanın reddi ile davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; incelenen davacı defterlerinde, davacının davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edilmesi, taraflar arasında kur farkı düzenleneceğine ilişkin bir anlaşma olmayıp, ödemenin TL cinsinden yapılması karşısında teamülün de bu yönde oluştuğu, kaldı ki kur farkına yönelik davacı tarafından düzenlenmiş herhangi bir faturanın da bulunmadığı, davacının takibinde kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; davalıya satılan çinkonun satış fiyatının taraflarca imzalı teklif formları ile USD olarak belirlendiğini, her faturada ödeme tarihindeki TCMB satış kurunun geçerli olacağına dair şerh bulunduğunu, malların bedelinin döviz olarak belirlendiğini, bu nedenle davacının kur farkı faturası düzenlemesine gerek olmadığını, davalının, müvekkilinin gönderdiği teklif formlarından birisine düştüğü şerhin davacı tarafından kabul edilmedikçe uygulanamayacağını, bu yönde şerh bulunmayan 6 adet teklif formunun hiç irdelenmediğini, bilirkişi ve mahkemenin davalının yaptığı ödemelerin ödeme tarihi döviz karşılığını hesaplayarak alacaklı olup olmadıklarını tespit etmemesinin hatalı olduğunu, mallar yabancı para üzerinden satılmış olup ödemenin TL ile yapılmasının mal bedelini döviz olmaktan çıkarmayacağını, faturalarda da ödemenin Dolar karşılığının yazılı olduğunu, davalının TL çek ile ödeme yapmış olmasının borcun kapandığı anlamına gelmediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kur farkından kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut olayda; davacı tarafından düzenlenip davalının da kabul ettiği teklif formlarına istinaden davacı tarafından davalıya külçe çinko satışı yapıldığı, 05.04.2017 tarihli ilk teklif formuna davalı tarafından fatura tarihindeki TL fiyat geçerli olup, kur veya vade farkının olmayacağı yönünde şerh düşüldüğü, diğer teklif formlarında ise böyle bir kayıt bulunmadığı, tüm teklif formları ve faturalarda satış bedelinin USD olarak belirlendiği, ayrıca tüm faturalarda valör tarihi geçecek ödemelerde %3 vade farkı uygulanacağı, tüm dövizli işlemlerde TCMB döviz satış kurunun geçerli olduğu yönünde kayıt bulunduğu, ancak davalı tarafından tüm ödemelerin TL çekler ile yapıldığı, bu ödemelerin davacı tarafından da herhangi bir çekince konulmadan kabul edildiği, davacının ticari defterlerinde de TL hesabında davalıdan alacaklı olmadığı, ayrıca davacının ticari defterlerinde kur farkına ilişkin bir muhasebe kaydı bulunmadığı gibi, davacı tarafından düzenlenmiş kur farkı faturasının da bulunmadığı anlaşılmaktadır.

Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamülün bulunması gerekmektedir. Somut olayda taraflar arasındaki teklif formları ve faturalarda kararlaştırılan bedel yabancı para cinsinden olup, davacı, borcuna mahsuben davalı tarafından verilen Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş çekleri, herhangi bir çekince ileri sürmeden kabul ederek bedellerini tahsil etmiştir. Çek bir ödeme vasıtası olup, döviz üzerinden düzenlenmesi mümkün olduğu gibi, bedel hanesinin verildiği andaki döviz satış kuru üzerinden hesap edilerek Türk Lirası üzerinden de doldurulması mümkündür. Ödemeyi Türk Lirası üzerinden düzenlenmiş çek olarak kabul eden davacının, bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğinin kabulü gerekmektedir.

Bu itibarla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi isabetli olup, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 59,30- TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 18/05/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/254337 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5470 E. 2023/356 K. · Onandı

Kur farkı anlaşması ve faturası yoksa döviz bedelli satışta kur farkı alacağı doğmaz

Gerekçe özeti

Mal bedeli teklif formlarında döviz üzerinden belirlenmiş olsa bile, taraflar arasında ayrıca kur farkı ödeneceğine dair bir anlaşma bulunmuyor, ödemeler süregelen biçimde TL olarak yapılıp bu yönde teamül oluşmuş ve alacaklı tarafça kur farkına ilişkin fatura düzenlenmemişse, kur farkı alacağının varlığı ispatlanamaz ve buna dayalı itirazın iptali istemi reddedilir.

Emsal değeri

Mal bedeli döviz üzerinden belirlense de kur farkı anlaşması ve buna ilişkin fatura yoksa, TL ile ödeme yönünde oluşan teamül karşısında kur farkı alacağının doğmayacağı yönünden emsaldir.

Kavramlar: kur farkı alacağı döviz/yabancı para borcu teamül ispat yükü itirazın iptali

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/5470 E.  ,  2023/356 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/593 Esas , 2021/720 Karar

DAVA TARİHİ 12.04.2018

HÜKÜM

Ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2018/379 E., 2019/17 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya külçe çinko satımı yaptığını, satım işlemlerinde ürünlerin bedelinin Londra Metal Borsası fiyat endeksi ile ilave değer eklenerek belirlendiğini, bu hususların imzalanan teklif formlarıyla kararlaştırıldığını, tarafların anlaşmalarına göre düzenlenen faturalar sonucu davalının 25.535,40 USD borcunun bulunduğunu, bu hususta davalıya ihtar gönderildiğini, davalının mal bedelini ödemediğini, alacağının tahsili amacıyla davalı şirkete karşı icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu şirketin takibe itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, davalının itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, taraflar arasında başlayan ticaretin ilk teklif formu olan 05.04.2017 tarihli teklif formunda fatura tarihindeki TL fiyatlarının geçerli olacağı, kur farkı, vade farkı olmayacağının belirtildiğini, müvekkili tarafından ödemelerin TL çeklerle yapıldığını, uzun çalışma süresi boyunca davacının kur farkı talebinin olmadığını, davacının kur farkı olacağını beyan etmesi durumunda müvekkilinin davacıyla alışverişte bulunmayacağını belirterek, davanın reddi ile davalı lehine kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıdan alacağının bulunmadığının tespit edildiği, taraflar arasında kur farkı düzenleneceğine ilişkin bir anlaşma olmadığı, ödemenin TL cinsinden yapılması karşısında teamülün de bu yönde oluştuğu, kur farkına yönelik davacı tarafından düzenlenmiş herhangi bir faturanın da bulunmadığı, davacının takibinde kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalıya satılan çinkonun satış fiyatının taraflarca imzalı teklif formları ile USD olarak belirlendiğini, her faturada ödeme tarihindeki Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası (TCMB) satış kurunun geçerli olacağına dair şerh bulunduğunu, malların bedelinin döviz olarak belirlendiğini, bu nedenle davacının kur farkı faturası düzenlemesine gerek olmadığını, davalının, müvekkilinin gönderdiği teklif formlarından birisine düştüğü şerhin davacı tarafından kabul edilmedikçe uygulanamayacağını, bu yönde şerh bulunmayan 6 adet teklif formunun hiç irdelenmediğini, bilirkişi ve mahkemenin davalının yaptığı ödemelerin ödeme tarihi döviz karşılığını hesaplayarak alacaklı olup olmadıklarını tespit etmemesinin hatalı olduğunu, mallar yabancı para üzerinden satılmış olup ödemenin TL ile yapılmasının mal bedelini döviz olmaktan çıkarmayacağını, faturalarda da ödemenin dolar karşılığının yazılı olduğunu, davalının TL çek ile ödeme yapmış olmasının borcun kapandığı anlamına gelmediğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dilekçedeki sebepleri tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,18.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.