6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İflas eden davalı yönünden taraf teşkili sağlanmadan karar verilemez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/822 E. 2019/690 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Tespitkaldırıp gönderme (HMK 353/1-a)Kesin

★ EmsalDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)usul emsali

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Yargılama devam ederken taraflardan birinin iflasına karar verilmesi halinde, İİK 191 ve 226 uyarınca müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlanacağından, masaya ilişkin davalardaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi iflas idaresine geçer; İİK 194 uyarınca dava, ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar durur ve bu süre içinde iflas idaresinin davayı takip edip etmeyeceği belirlenir. Taraf ve dava ehliyeti dava şartı olduğundan bu husus istinaf sebebi olmasa bile mahkemece re'sen gözetilmelidir; taraf teşkili sağlanmadan verilen karar bu nedenle kaldırılır.

Ele alınan sorunlar

Davalı şirketin iflası nedeniyle taraf teşkilinin sağlanmamış olması → kabul

Gerekçe: İİK 191 gereğince iflas açıldıktan sonra borçlunun masaya ait mallar üzerindeki tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüzdür ve İİK 226 gereğince masanın kanuni mümessili iflas idaresidir. Müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması, masa mallarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler; müflis dava ehliyetini kaybetmez ancak masa ile ilgili davalardaki taraf sıfatı ve dava takip yetkisi iflas idaresine geçer. Adi tasfiyede bu temsil yetkisi İİK 226-229 uyarınca iflas idare memurlarına, basit tasfiyede (İİK 218) İflas Müdürlüğüne aittir. İflas idaresinin dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağının tespiti zaman gerektirdiğinden, İİK 194 uyarınca müflisin taraf olduğu ve iflastan önce açılmış devam eden hukuk davaları, iflasın açılmasıyla ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonrasına kadar durur; bu süre içinde iflas idaresi davanın takip edilip edilmeyeceğine karar verir, karar ikinci alacaklılar toplantısınca onaylanınca kesinleşir ve davaya iflas idaresine karşı devam edilir; idare ve toplantı davanın takip edilmemesine karar verirse takip yetkisi isteyen alacaklıya devredilir, hiçbir alacaklı istemezse müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar. Taraf ve dava ehliyeti İİK 194/1-d (metinde md.114/1-d şeklinde geçmiştir) uyarınca dava şartı olduğundan bu husus istinaf sebebi olmasa da re'sen gözetilmesi gerekir. Somut olayda yargılama sırasında davalı şirketin iflasına karar verildiği, adi tasfiye usulünün benimsendiği ancak henüz iflas idaresinin seçilmediği anlaşıldığından, ilk derece mahkemesince İİK 194 uyarınca gerekli işlemler yapılıp taraf teşkili sağlanmadan yargılamaya devam edilerek karar verilmesi doğru görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Yargılama sırasında davalının iflasına karar verilmesi halinde İİK 194 ve 191 hükümleri gözetilerek taraf teşkilinin nasıl sağlanacağına ve bu hususun re'sen gözetilecek bir dava şartı olduğuna ilişkin tespitler içermesi nedeniyle emsal niteliktedir.

Usul tespitleri

Dava şartı
Taraf ve dava ehliyeti (iflas eden davalı yönünden taraf teşkilinin sağlanması)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iflas taraf teşkili dava ehliyeti taraf sıfatı iflas idaresi davanın durması dava şartı tespit davası

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 191İİK 226İİK 218İİK 226-229İİK 194İİK 194/1İİK 114/1-dİİK 245 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353(1)a-4HMK 353(1)-a-4HMK 353(1).a

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/822

KARAR NO 2019/690

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 27/02/2018

NUMARASI 2017/205 E.-2018/221 K.

DAVA

Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 16/05/2019

Davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

DAVA

Davacı vekili, davalı ... Ltd. Şti. tarafından müvekkili lehine keşide edilen çekin yasal sürede bankaya ibraz edildiğini, ancak mutabap bankanın çek üzerindeki imzanın keşideciye ait olmadığından bahisle işlem yapmadan çeki iade ettiğini, davalı bankanın bu işleminin müvekkilini mağdur ettiğini ileri sürerek çekin hesap sahibi tarafından imzalanarak keşide edildiğinin ve kambiyo senedi vasfında olduğunun, ibraz tarihi itibariyle çekin karşılığının olup olmadığının, varsa miktarının tayin ve tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... Ltd. Şti. vekili, dava konusu belgenin bir çek taslağı olarak davacıya teslim edildiğini, ancak davacının müvekkilinin bilgisi olmadan çek taslağı üzerine keşide tarihi atarak bankaya ibraz ettiğini, çek taslağının kambiyo vasfını haiz olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. Davalı banka vekili, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, zira müvekkilinin kanuni yükümlülüğünü yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, dava konusu çekin karşılığının bulunup bulunmadığı her zaman banka kayıtlarından tespit edilebilecek bir husus olduğu gibi, imzanın keşideciye ait olduğu ve çekin kambiyo vasfında olduğu hususunu da davacının açacağı itirazın iptali davasında ileri sürerek bu davada elde etmeyi amaçladığı hukuki korumaya sağlayabileceği, bu nedenle davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankanın üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin şikayet hakkının elinden alındığını ve çek bedelinin tahsil edilemediğini, bu nedenle ibraz tarihi itibariyle çekin karşılıksız olduğunun tespitini istemekte hukuki yararlarının olduğunu, bu tespitin ileride açılacak alacak davasına temel teşkil edeceğini, bu nedenle bu davayı açmakta hukuki yararlarının olduğunu, aksine doğrudan alacak davası açmakta hukuki yararlarının olmadığını, zira müvekkilinin vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu olmasına sebebiyet verebileceğini, bankanın ibraz yazısı nedeniyle çeke dayalı ilamsız icra takibi yapmak zorunda kaldıklarını, oysa çekin kambiyo vasfını taşıdığının tespitinin takip hukuku bakımından menfaatlerine olacağını belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

GEREKÇE

Dava, davacının hamili olduğu çekin hesap sahibi tarafından imzalanarak keşide edildiğinin ve kambiyo senedi vasfında olduğunun, ibraz tarihi itibariyle karşılığının olup olmadığının, varsa miktarının tayin ve tespitine istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesi yargılaması devam ederken, İstanbul Anadolu 7.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30.11.2017 tarihli 2015/878 E. 2017/1131 K. sayılı kararıyla, davalı ... Ltd. Şti.’nin iflasına karar verildiği görülmüştür.Kural olarak, İİK.'nın 191. maddesi gereğince borçlunun iflas açıldıktan sonra masaya ait mallar üzerinde her türlü tasarrufu alacaklılara karşı hükümsüz olup, müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi iflas ile kısıtlandığından, aynı Kanun’un 226.

maddesinde de masanın kanuni mümessilinin iflas idaresi olduğu hükmü kabul edilmiştir. Müflisin tasarruf yetkisinin kısıtlanmış olması (İİK.'nın m.191), müflisin iflas masasına giren mal ve haklarına ilişkin davaları takip etme yetkisini de etkiler. Müflis, nasıl iflasın açılması ile hak ehliyetini kaybetmiyorsa, dava ehliyetini de kaybetmez. Ancak müflisin masa malları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıtlandığından, masa ile ilgili davalar hakkındaki dava takip yetkisi (ve taraf sıfatı), artık müflise değil, iflas idaresine aittir. Adi tasfiyede İİK.'nın 226-229 maddeleri gereği iflas masasını temsil yetkisi iflas idare memurlarına, şayet basit tasfiye (İİK.'nın m. 218) usulü benimsenmişse, bu temsil yetkisi İflas Müdürlüğüne (İflas Dairesine) aittir.İflas idaresinin bu dava takip yetkisini kullanıp kullanmayacağını (yani davalara devam edip etmeyeceğini) tespit edebilmek için, ilk önce iflas organlarının oluşması ve her dava hakkında esaslı bilgi sahibi olunması gerekir.

Bu ise, zaman isteyen bir husustur. İşte bu nedenle, Kanun, müflisin taraf bulunduğu hukuk davalarının, iflasın açılması ile belli bir süre için durmasını kabul etmiştir. (md. 194).İflastan önce açılmış olup da devam eden, müflisin (davacı veya davalı olarak) taraf bulunduğu hukuk davaları, (maddede yazılı istisnalar dışında) iflasın açılması ile durur. Bu durma, ikinci alacaklılar toplantısından (md. 237) on gün sonraya kadar devam eder; ancak bundan sonra, duran hukuk davalarına devam edilebilir. (md. 194/1)Davaların durduğu bu süre içinde, iflas idaresi, duran davalar hakkında araştırma yapar ve bu davaların geleceği hakkında karar verir. Müflisin davalı olduğu davalarda, iflas idaresi bir davanın başarı şansı olduğu kanısına varırsa, masanın bu davayı takip etmesine karar verir;

bu karar ikinci alacaklılar toplantısının uygun bulması ile kesinleşir ve ikinci alacaklılar toplantısından sonraki on günlük süre geçince, bundan böyle davaya, davalı olarak iflas idaresine karşı devam edilir. İflas idaresi ve ikinci alacaklılar toplantısı, davanın başarı şansı olmadığı kanısına varırlarsa, masanın davayı takip etmemesine karar verirler. Bu halde, o davayı takip yetkisi, isteyen alacaklıya devredilir (md. 245). Hiçbir alacaklı, davayı takip etmek istemezse, o zaman, müflisin dava takip yetkisi yeniden doğar ve müflis iflasın kapanmasını beklemeden, davayı kendi adına devam ettirebilir. Bu husus istinaf konusu edilmemiş olsa da, taraf ve dava ehliyeti İİK 114/1-d maddesi uyarınca dava şartı olduğundan resen gözetilmesi gerekmekte olup, somut olayda da yargılama devam ederken davalı ...

Ltd. Şti. vekili 04.01.2018 tarihli dilekçesi ekinde şirkete ait iflas kararını sunmuş, ayrıca İflas Müdürlüğü’nün 31.10.2018 tarihli yazısında tasfiyenin adi tasfiye olarak yapılmasına karar verildiği, henüz iflas idaresinin seçilmediği belirtilmiştir.O halde ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek İİK 194.maddesi uyarınca gerekli işlemler yapıldıktan sonra yargılamaya devam edilmesi gerekirken, taraf teşkili sağlanmadan yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK 353(1)a-4 uyarınca hükmün kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacı vekilinin esasa yönelik istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2018 Tarih 2017/205 Esas 2018/221 Karar sayılı hükmünün HMK.'nın 353(1)-a-4 maddesi gereği KALDIRILMASINA,"Davanın yeniden görülmek üzere kararı veren mahkemeye gönderilmesine" Davacı vekilinin esasa yönelik istinaf nedenlerinin şimdilik incelenmesine YER OLMADIĞINA,İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile HMK'nun 353(1).a maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi. 16/05/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/253992 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.