İhtiyati tedbirde yaklaşık ispat ölçüsünün gerçekleşmemesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/802 E. 2019/660 K. · · İlk derece: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
İhtiyati tedbiristinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsalİhtiyati tedbir usulü (yaklaşık ispat / teminat / itiraz)
Davacının nitelemesi: Haksız Rekabet / Ticaret Ünvanına Tecavüz ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Haksız rekabet
Gerekçe özeti
İhtiyati tedbir talebinde, talep edilen tedbirin (örneğin tescilli bir ticaret ünvanının kullanımının engellenmesi) tarafların menfaat dengesini bozacak nitelikte olması ve davacının davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya koyamamış olması halinde, tedbir talebi reddedilir; zarar doğması halinde tazminat talep hakkı bu yolla ortadan kalkmaz.
Ele alınan sorunlar
İhtiyati tedbir talebinin yaklaşık ispat koşulu yönünden reddi → ret
İddia: Davacı vekili, şirket kuruluşu ve işlemlerinin resmi evraklara dayandığını, davalının aynı isimle ticarete başlamasının tek başına haksız rekabeti oluşturduğunu, davalı şirketin müvekkilinin ticari bağlantılarını kullanma ve zarar verme amacıyla açıldığını, bu nedenle tedbirin reddinin hukuka uygun olmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: İhtiyati tedbir kararı verebilmek için hakimin somut sebep göstermesi ve tedbirin haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yaparak yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gereklidir. TTK 52/1 uyarınca ticaret ünvanının ticari dürüstlüğe aykırı biçimde kullanılması halinde hak sahibi bunun tespitini, yasaklanmasını, tescilli ünvanın değiştirilmesini veya silinmesini ve zarar varsa tazminat isteyebilir; ancak davacının ticaret ünvanına haksız tecavüz olup olmadığı yapılacak yargılama sonucunda belirlenecektir. Davalı şirketin halen ticaret sicilinde tescilli bulunan ünvanının kullanılmasının tedbir yoluyla engellenmesi, tarafların menfaat dengesine uygun düşmemektedir; davacının bir zarara uğraması halinde bunun tazminini talep etme hakkı mevcuttur. Dosya kapsamı ve yargılama safahatı göz önüne alındığında, davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık ispat seviyesinde gerçekleşmediği yönündeki ilk derece mahkemesi çıkarımı dosya kapsamıyla uygun olup takdirde isabetsizlik bulunmamaktadır. HMK 390/3 uyarınca davacının davanın esası bakımından haklılığını yaklaşık ispat derecesinde ispatlaması koşulu gerçekleşmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Tescilli ticaret ünvanının kullanımının ihtiyati tedbir yoluyla engellenmesi talebinde, davacının haklılığını yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya koyamaması ile tarafların menfaat dengesinin bozulacağı gerekçesiyle tedbir talebinin reddedilebileceği yönünde bölgesel ikna edici bir değerlendirme içermektedir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ yaklaşık ispat↗ ticaret ünvanına tecavüz↗ haksız rekabet↗ menfaat dengesi↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2019/802
KARAR NO 2019/660
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 06/02/2019 (Ara Karar)
NUMARASI 2019/65 Esas
İHTİYATİ TEDBİR
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 07/05/2019
İlk derece mahkemesince verilen 06/02/2019 tarihli ihtiyati tedbirin reddine ilişkin ara kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili; tarafların birebir aynı işi yaptıklarını, davacı şirketin 13/02/2012 tarihinde kurulduğunu, davalı şirketin ise 15/01/20019 tarhinde kurulduğunu, davacını "..." markasını 10/07/2017 tarih ve ... numarası ile 06,07,09,11,12,37,40 ve 42. sınıflarda tescilli olduğun, davalının ise 22/01/2019 tarihinde 2019/06229 sayılı ve "...." ibareli 07 ve 37 sınıflarda marka başvurusunun bulunduğunu ve bu başvurunun 23/01/2019 tarihinde reddedildiğini, davalının, davacının taklidi olan bir firma olduğunu, bu anlamda TTK hükümlerine göre ticaret ünvanının terkini ve sicilden terkini gerektiğini, davalının basiretli bir tacir olmadığını, davalının, müşterilerine ulaşarak davacı ile ticaretlerine son verdirerek kendisi ile çalışmalarını sağladığını, davalı ortaklarından ....
babası ... müvekkilinin %50 hisselerine sahip ortağı olduğunu, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, davalının müvekkilinin müşterileri ile mevcut ticaret ünvanı ile ticaretinin ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasını, davalının "Ataferlift" ticaret ünvanının ticaret sicilinden terkinine, davalının eylemleri sonucunda oluşan haksız rekabetin varlığının hükmen tespitini, durdurulmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece 06/02/20119 tarihli ara karar ile; haklılık konusunda yaklaşık ispat ölçüsü kriterine uyulmadığı gerekçesiyle, HMK'nun 389.ve devamı maddesi uyarınca ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; şirketin kuruuşu ve işlemlerinin resmi evraklara dayandığını, davalının aynı ismi ile ticarete başlayarak müvekkilinin ticari gücünden faydalanmaya çalışmasının dahi tek başına haksız rekabeti oluşturduğunu, davalı şirketin müvekkili şirket bağlantılarını kullanma amaçlı açıldığını ve amacının davacıya zarar vermek olduğunu, tedbirin reddedilmesinin hukuka uygun olmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi'nin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın onuncu kısmı "Geçici Hukuki Korumalar" başlığı altında ihtiyati tedbir müessesini düzenlemiştir. Aynı Yasa'nın “İhtiyati Tedbirin Şartları” başlıklı 389. maddesinin birinci fıkrasında "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" hükmü düzenlendikten sonra 391. maddesinde İhtiyati Tedbir kararının hem maddi hem şekli içeriği düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde “İhtiyatî Tedbirde asıl olan, ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır.
Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. İhtiyati tedbir, geçici hukuki korunma kavramının bir parçası olup adil yargılanma hakkının teminatı altındadır. AİHS'nin 6. Maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı, mahkemelere de bir görev vermekte olup; mahkemeler; tarafların sundukları delilleri silahların eşitliği ilkesi çerçevesinde değerlendirmeli ve taraflar arasında adil bir denge kurabilmelidir. (AİHM, De Haes ve Gijsels vs Belçika, 24/02/1997 Tarihli Kararı)Somut olayda uyuşmazlık, davalı şirketin ticaret ünvanına tecavüz etmek suretiyle haksız rekabette bulunduğundan bahisle şirketin halen kayıtlı bulunan ünvanı ile ticaret yapmasının ihtiyati tedbir kararı verilerek engellenmesi talep edilmekte ise de;
ihtiyati tedbir kararı verebilmek için hâkimin somut sebep göstermesi ve ihtiyati tedbir kararının haklılığını ortaya koyacak delil değerlendirmesi yapması ve yaklaşık ispat ölçüsüne yaklaşması gereklidir.TTK nun 52(1)maddesine göre ticaret ünvanı ticari dürüstlüğe aykırı biçimde bir başkası tarafından kullanılması halinde hak sahibi bunun tesbitini ,yasaklanmasını ,haksız kullanılan ticaret ünvanı tescil edilmişse kanuna uygun şekilde değiştirilmesini veya silinmesini ,..ve zarar varsa ,kusurun ağırlığına göre maddi ve manevi tazminat isteyebilecektir. Davacının ticaret ünvanına haksız tecavüz olup olmadığı yapılacak yargılama sonucunda belirlenecek olup ,davalı şirketin halen ticaret sicilinde tescilli bulunan ünvanının kullanılmasının engellenmesi davanın taraflarının menfaat dengesine uygun düşmemektedir.
Bir zarara uğraması halinde tazminini talep etme hakkı mevcuttur. Davacının talebinin haklılığı bu konuda ki incelemeler tamamlandığında anlaşılabilecek olduğundan ,Davacının sunduğu delillerden yapılacak yargılama safahatı göz önüne alındığında dosyada ki mevcut durum itibariyle davanın esası yönünden haklılığın yaklaşık ispat seviyesinde gerçekleşmediği yönünde varmış olduğu çıkarım dosya kapsamıyla uygun olup,takdirde bir isabetsizlik olmadığı HMK'nın 390/3. maddesi uyarınca davacı tarafın davanın esası bakımından haklılığını yaklaşık ispat derecesinde ispatlanması koşulunun gerçekleşmediği belirlenmekle davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile HMK.'nın 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere karar verildi.07/05/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/253783 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi