İcra takibi sonrası açılan menfi tespit davasında teminatsız tedbir talebinin reddi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/833 E. 2019/854 K. · · İlk derece: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Menfi tespit / İstirdatistinaf başvurusunun esastan reddiKesin
★ Emsal
Gerekçe özeti
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında, İİK 72/2-3 maddesinin açık lafzı gereği ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilemez; borçlu ancak teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir. İİK, icra takip hukuku alanında HMK'ya göre özel kanun olduğundan, senedin sahteliği (imza/kaşe sahteliği) iddiası da dahil olmak üzere HMK 209/1 maddesi bu tür davalarda uygulama alanı bulmaz; HMK 209 yalnızca genel mahkeme yargılamalarında senedin delil olarak kullanılamayacağını düzenler, icra takibine etkisi yoktur.
Ele alınan sorunlar
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında teminatsız ihtiyati tedbirle takibin durdurulup durdurulamayacağı → ret
İddia: Davacı vekili, ıslah dilekçesi ve soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporlarına göre senetlerdeki imza ve kaşelerin sahte olduğunun tespit edildiğini, bu nedenle HMK 209 uyarınca sahte imza ve kaşelerle tertip edilmiş icra takiplerinin teminatsız olarak durdurulması gerektiğini, ıslah dilekçesi ve bilirkişi raporlarının ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını ileri sürerek tedbir talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe: İİK 72/2-3 maddesi, icra takibinden önce açılan menfi tespit davalarında teminat karşılığında takibin durdurulmasına karar verilebileceğini, ancak icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini, bu durumda borçlunun ancak teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebileceğini açıkça düzenlemektedir. Somut olayda dava icra takibinden sonra açıldığından, maddenin açık lafzı gereği ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilemez. İİK, icra takip hukuku açısından HMK'ya göre özel kanun olup takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İİK hükümleri uygulanır. Önceleri icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında HMK 209 uyarınca tedbir kararı verilebileceği yönünde Yargıtay 12. ve 19. Hukuk Dairelerinin kararları bulunmakta ise de, anılan Daireler bu görüşlerinden vazgeçmiştir; takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi HMK 209 uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. HMK 209, genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, yani delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup icra takibine etkisi yoktur. Davacı vekilinin ıslah dilekçesinde senetlerdeki imzaların sahteliğini ileri sürmesi de sonucu değiştirmez; zira HMK 209'un İİK 72 uyarınca açılan menfi tespit davasında uygulama yeri bulunmadığından bu iddiaya dayalı ihtiyati tedbir talebi de yerinde görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında, senedin sahteliği (imza/kaşe) iddiasına dayanılsa dahi HMK 209/1 maddesinin uygulama yeri bulunmadığı ve İİK 72/2-3 maddesi karşısında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulamayacağı yönündeki değerlendirme, bölgesel ve ikna edici nitelikte emsal oluşturmaktadır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihtiyati tedbir↗ menfi tespit davası↗ teminatsız tedbir↗ İİK 72↗ HMK 209↗ özel kanun-genel kanun ilişkisi↗ senette imza/kaşe sahteliği↗ ıslah↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2019/833
KARAR NO 2019/854
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 16/01/2019 (Ara Karar)
NUMARASI 2016/611 Esas
TALEP İhtiyati Tedbir
İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/06/2019
İlk derece mahkemesince verilen 16/01/2019 tarihli ihtiyati tedbir isteminin reddine ilişkin ara kararın davacı ... vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.
TALEP
Davacı vekili ıslah ve tedbir talepli dilekçesi ile; davalıların şüpheli olduğu savcılık dosyasında hazırlanan iddianamenin Bursa 5.ACM’nce kabul edildiğini, soruşturma kapsamında dava konusu senetlerin bir kısmı üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerinde imza ve kaşelerin sahteliğinin tespit edildiğini, iddianame kapsamında sahteliği tespit edilen diğer senetlerin huzurdaki davaya konu senetlerle bağlantılı olduğunu,yeni delillerle birlikte davalıların senetlerin birebir kopyalarını oluşturarak müvekkillerinden haksız menfaat elde etmeye çalıştıklarını,sahtecilik iddiaları kapsamında teminatsız ihtiyati tedbir talebinin yeniden değerlendirilmesi, asıl ve birleşen davalarda esastan hüküm kurulup davalar sonuçlanıncaya kadar, dava konusu takiplerin teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, .... vekili asıl ve birleşen davadaki dava dilekçesinde , en son ihtiyati tedbir talebindeki dilekçede de değindiği üzere senetlerdeki ... imzasına itiraz etmemiş olup, en son dilekçesinde bir adet senet üzerinde yapılan inceleme neticesinde senetlerin .... eli ürünü olmadığının belirterek teminatsız olarak tedbir kararı verilmesini istemiş ise de, daha önce verilen ihtiyati tedbir kararında belirtildiği gibi davanın İİK 72.maddesine dayanan menfi tespit davası olduğu, İİK 72.maddesine göre icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında takibin durdurulması mümkün olmadığı, alacaklıya ödenmemesine dair mahkemece tedbir kararı verildiği, davanın menfi tespit davası olması nedeniyle HMK 209.maddesine göre , teminatsız olarak tedbir kararı verilemeyeceğinden , davacının tekrarlayan takibin durdurulmasına yönelik tedbir talebinin reddine,dava dilekçesinde senetlerin ...
eli ürünü olmadığını itiraz edilmemesi, yeni alınan Savcılık Soruşturma nolu dosyasındaki raporunda yaklaşık ispat koşulunu sağlamayacağından dolayı ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı/ihtiyati tedbir isteyen vekili; her ne kadar dava dilekçesinde senetlerdeki imzalar hariç, diğer unsurların sahteliği iddia edilmişse de; ıslah dilekçesi ile soruşturma dosyalarında alınan bilirkişi raporları neticesinde, söz konusu senetlerdeki imzalarında sahte olduğunun ileri sürüldüğünü, davaya konu senetlerin bir kısmı üzerinde yapılan bilirkişi incelemelerinde imza ve kaşelerin sahteliğinin tespit edildiğini, HMK 209.maddesi gereğince sahte imza ve kaşelerle tertip edilmiş icra takiplerinin durdurulması gerektiğini, ıslah dilekçesinin ve bilirkişi raporlarının mahkemece dikkate alınmadığını, dava tarihi itibariyle imzanın müvekkili eli ürünü olmadığına dair somut deliller olmadığından imzaların sahteliği iddiasının ileri sürülmediğini, dosyaya sunulan sahteciliğe ilişkin bilirkişi raporları ve yeni belgeler ışığında ıslah dilekçesi de dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılarak asıl ve birleşen davalarda esastan hüküm kurulup davalar sonuçlanıncaya kadar, takiplerin teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Asıl ve birleşen davada talep, bedelsiz kaldığı ve sahte kaşe basıldığı ileri sürülen bonolar nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemiyle açılan davada, HMK 209.maddesi uyarınca teminatsız olarak bonolara dayalı icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen davada teminatsız olarak icra takiplerinin durdurulması talebi reddedilmiş ve teminat karşılığında icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmiştir.6100 sayılı HMK 209/1 maddesi “Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.” hükmünü haizdir.2004 sayılı İİK 72/2-3 maddesi ise “İcra takibinden önce açılan menfi tesbit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.
Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Somut olayda asıl ve birleşen dava, icra takibinden sonra açıldığından, maddenin açık lafzından da anlaşılacağı üzere ihtiyati tedbir yoluyla icra takibinin durdurulmasına karar verilemez. Öte yandan İİK, icra takip hukuku açısından HMK’na göre özel kanun olup takip hukukuna ilişkin uyuşmazlıklarda öncelikle İİK hükümlerinin uygulanması gerekir. Önceleri icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında HMK'nun 209.maddesi uyarınca tedbir kararı verilebileceği yönünde Yargıtay 12.
ve 19.Hukuk Dairelerinin kararları bulunmakta ise de, anılan Daireler daha sonra bu görüşlerinden vazgeçmişlerdir. Nitekim 12.HD'nin 17/02/2015 tarihli 2014/28104 E., 2015/3050 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere takibin kesinleşmesi öncesi veya sonrasında takibe konu senedin sahteliğinin iddia edilmesi HMK'nun 209.maddesi uyarınca takibin durdurulması sonucunu doğurmaz. Anılan hüküm genel mahkemelerde açılan davalarla ilgili olarak senedin hiçbir işleme esas alınamayacağını, başka bir anlatımla delil olarak kullanılamayacağını öngörmekte olup icra takibine etkisi yoktur. Yine Yargıtay 19.Hukuk Dairesi'nin 10/09/2018 tarihli 2017/1388 E., 2018/3978 K. sayılı ilamında da İİK'nun 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davalarında HMK'nun 209/1 maddesinin uygulama yerinin olmadığı belirtilmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde senetlerdeki imzaların sahteliği iddiasında bulunmuş ise de; HMK 209.maddesinin İİK 72.maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasında uygulama yeri olmadığından bu iddiaya dayalı ihtiyati tedbir talebi yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu hususlar gözetildiğinde ilk derece mahkemesince verilen tekrarlayan ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara kararı usul ve yasaya uygun olup, ihtiyati tedbir isteyen/davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/06/2019
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/252751 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi