6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı unsurlu acentelik sözleşmesinde yetki şartının geçerliliği

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1132 E. 2019/1125 K. · · İlk derece: İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ EmsalGörev ve yetkiDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Gerekçe özeti

Taraflar arasında borç ilişkisinden doğan, yabancılık unsuru taşıyan ve Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir uyuşmazlıkta, tacirler arasında yapılan yazılı yetki sözleşmesi MÖHUK 47/1 koşullarını sağlıyorsa, yabancı mahkemeyi yetkili kılan bu şart geçerlidir; asıl sözleşmenin diğer hükümleri kamu düzenine aykırılık taşısa dahi yetki anlaşması bundan bağımsız olarak değerlendirilir ve geçerliliğini korur. Ayrıca bireysel olarak müzakere edilip imzalanan sözleşmeler, tip/çok sayıda kullanım amacı taşımadığından TBK'nın genel işlem koşullarına ilişkin denetim hükümlerine tabi tutulamaz.

Ele alınan sorunlar

Yabancı mahkeleyi yetkili kılan yetki şartının MÖHUK 47 çerçevesinde geçerliliği → ret

İddia: Davacı, sözleşmenin 11.8 maddesindeki Washington Mahkemelerini yetkili kılan yetki şartının ve 11.7 maddesindeki hukuk seçiminin, TBK 20 ve 27. maddeleri uyarınca hükümsüz olduğunu, tazminat ve ücret haklarından önceden feragatin geçersiz olduğunu, bu nedenle yetki sözleşmesinin geçersiz sayılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşmenin niteliği ister acentelik ister hizmet sözleşmesi olsun, yetki sözleşmesi MÖHUK 47/1 kapsamında değerlendirilmelidir. Bu maddeye göre (1) Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmemiş olması, (2) taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yabancılık unsuru taşıması, (3) uyuşmazlığın borç ilişkilerinden doğması hâlinde taraflar yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler; anlaşma yazılı delille ispat edilmelidir. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması hâlinde Türk mahkemesinde görülür. Somut sözleşmenin 11.8 maddesindeki yetki şartı, borç ilişkisinden doğması, yabancılık unsuru taşıması ve Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin olmaması nedeniyle MÖHUK 47'de aranan koşulları sağlamaktadır. Yetki sözleşmesi ve hukuk seçimine dair anlaşma, asıl sözleşmeden bağımsız olarak ele alınmalıdır; bu nedenle asıl sözleşmenin başkaca hükümleri kamu düzenine aykırılık taşısa dahi yetki anlaşması geçerlidir. Tarafların tacir olduğu bir ilişkide MÖHUK 47 koşullarına uygun yetki anlaşması, TBK 27 kapsamında kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız bir sözleşme olarak değerlendirilemez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Genel işlem koşulları denetiminin bireysel sözleşmeye uygulanabilirliği → ret

İddia: Davacı, yetki şartının TBK 20. maddesi kapsamında genel işlem koşulu denetimine tabi tutulması gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: TBK 20. maddesinde genel işlem koşulları, düzenleyenin ileride çok sayıda benzer sözleşmede kullanmak amacıyla önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak tanımlanmıştır; madde gerekçesinde bunun kitlelere yönelik yeni bir sözleşme modelinden kaynaklandığı açıklanmıştır. Somut olayda davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin bireysel sözleşme olduğu hususunda kuşku bulunmamaktadır; tip sözleşme söz konusu olmadığından TBK'nın genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerinin uygulanma olanağı yoktur.

Gerekçe kaynağı: özgün

Diğer davalı (%100 hissedar şirket) yönünden pasif husumet → ret

İddia: Davacı, sözleşmenin tarafı olmayan davalı şirketin, sözleşme tarafından emir ve talimat alındığı ve fiilen ticari ilişki yürütüldüğü gerekçesiyle sorumlu olduğunu, bu nedenle tahkikat aşamasına geçilmeden husumet yokluğundan ret kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davalı şirket ile davacı arasında ayrıca tarif edilen ticari bir ilişki bulunmadığı ve bu davalının sözleşmenin tarafı olmadığı sabittir. Dayanılan sözleşmede davacının edimi, üretici şirket tarafından üretilen uçakların Türkiye'de ve KKTC'de satışı/kiralanması hususunda hizmet vermek olup, davacı bu desteği doğal olarak uçakların üreticisine vermektedir; diğer davalı şirket üreticinin %100 iştiraki olsa ve davacı bazı talimatları bu şirketten alsa da, davacının sözleşmenin tarafı olan üretici şirket adına hareket ettiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde bildirilen vakıaların değerlendirilmesi ayrıca tahkikatı gerektiren bir husus değildir; zira sonuç olarak davacının edimi, üretici uçaklarının satış veya kiralanmasına ülke sınırları içinde destek hizmeti vermektir. Bu nedenle tahkikat aşamasına geçilmeden pasif husumet yokluğundan ret kararı verilmesine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Yabancı unsurlu ticari sözleşmelerde yabancı mahkemeyi yetkili kılan yetki şartının MÖHUK 47/1 koşulları çerçevesinde asıl sözleşmeden bağımsız olarak değerlendirileceği ve tacirler arası bireysel sözleşmelerde TBK'nın genel işlem koşulu denetiminin uygulanamayacağı yönündeki değerlendirme, bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Borç ilişkisinden doğan, yabancılık unsuru taşıyan ve Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen uyuşmazlıklarda, MÖHUK 47/1 koşullarını sağlayan yazılı yetki sözleşmesi geçerlidir ve yabancı mahkeme yetkili kılınabilir; asıl sözleşmenin diğer hükümlerinin kamu düzenine aykırılığı yetki anlaşmasının geçerliliğini etkilemez.
Dava şartı
pasif husumet (dava tarafı olmayan davalı yönünden)

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
MÖHUK 47 - yetki sözleşmesi yabancılık unsuru genel işlem koşulları yetki sözleşmesinin asıl sözleşmeden bağımsızlığı pasif husumet denkleştirme tazminatı acentelik sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) — MÖHUK 47MÖHUK 47/1 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 20TBK 27

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1132

KARAR NO 2019/1125

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 19/03/2019

NUMARASI 2018/579 E.-2019/277 K.

DAVA

Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 19/09/2019

İlk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili, müvekkilinin 1973 yılından buyana ... yolcu uçaklarının Türkiye ve KKTC'de satış; kiralanması konusunda acentelik ve danışmanlık hizmetleri verdiğini davalı ... Amerikalı bir şirket olup, diğer davalının %100 hissedarı olduğunu, ... in Ankarada şubesi ve İstanbul'da satış ofisinin olduğunu, diğer davalıya uluslararası satışlar bakımından strateji ve operasyon desteği verdiğini, ilişkilerin 2017 ye kadar devam ettiğini,en son olarak 11/02/2016 tarihinde,2 yıl süre ile geçerli sözleşme imzalandığını,davalı ... ile yazılı bir sözleşme bulunmasa da şirketin İstanbul ofisinden emir ve talimat aldığını, bu nedenle her iki davalının müvekkiline karşı sorumlu olduklarını, THY dışında kalan tüm havayollarını davalılara müşteri olarak kazandıranın, münhasır acente olan müvekkili olduğunu, davalı ...

tarafından 29/06/2017 tarihinde iletilen, tek taraflı irade beyanı içeren bir fesih bildirimi ile sözleşmenin haksız feshedildiğini, müvekkili şirketin portföy tazminatı ve mahrum kalınan ücretleri için davanın açıldığını, sözleşmede yer alan hukuk seçimi, yetki sözleşmesi ve sözleşmenin feshini müteakip "tazminat istenilmeyeceğine" ilişkin maddelerin geçersiz olduğunu, sözleşmenin 11.07 maddesindeki hukuk seçimi ve 11.8 maddesindeki yetki koşulunun da geçersiz olduğu, TBK nın 27.maddesi uyarınca kanunun emredici hükümlerine, aykırı olan yetki anlaşmasının hükümsüz olduğunu TBK 122. maddesi uyarınca müvekkiline 4.991,200-usd tutarında denkleştirme tazminatı ve şimdilik 9.480.000- usd tutarında ücret alacağının davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

CEVAP

1-Davalı ... vekili; müvekkili ile davacı arasında doğrudan ticari veya hiçbir sözleşmesel ilişkinin bulunmadığını, davacının acente olmadığını belrterek, pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini istemiştir.2-Davalı ... vekili;taraflar arasındaki ilişkinin danışmanlık/müşavirlik sözleşmesi olduğunu,sözleşmenin 11.8 maddesinde yetkili mahkemenin Washington mahkemeleri olduğunu ve bu düzenlenmenin MÖHUK 47. maddesi kapsamında geçerli olduğunu, yetkili mahkemenin belirlenmesi ile uyuşmazlığın esasına uygulanacak hukukun belirlenmesinin birbirinden tamamen farklı konular olduğunu, belirtilen konuların kamu düzeninde olduğu varsayılsa bile; bu durumun yabancı bir ülke mahkemesinin yetkilendirilmesine engel olmayacağını,biran için denkleştirme tazminatı yönünden yetki sözleşmesi geçersiz sayılsa bile diğer taleplerinin ayrılması ve TTK 113/3 maddesine dayalı talebi yönünden davanın Washington mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, uygulanan hukuk seçiminin MÖHUK 24.maddesi gereğince geçerli olduğunu,sözleşmenin tamamının davacının danışman olması üzerine kurgulandığını, müvekkilinin Türkiye'deki ticari uçak satım operasyonlarının kendi satış ekibi tarafından yürüttüğünü, davacının sadece danışmanlık hizmeti sağladığını ve müvekkilinin talimatları çerçevesinde ihtiyaç oldukça hizmet alındığını, pörtfoy tazminatı isteminin bu nedenle reddi gerektiğini, ücret alacağının da bulunmadığını belirterek, yetki ve esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davalı BİC ile yazılı bir sözleşme bulunmadığını ,talep boyutu dikkate alındığında iddianın HMK'nın 200. maddesi uyarınca; yazılı deliller ile kanıtlanması gerektiği, bu yönde bir delil bildirilmediği gibi, davalı ... sözleşmenin tarafı olmadığı, davacı ile adı geçen davalı arasında hukuki bir ilişkinin bulunmadığı ve kendisine husumet yöneltilmeyeceği gerekçesiyle, davalı ... yönünden davanın pasif husumet yokluğundan davalı ... vekilinin yetki itirazının kabulüne, mahkemenin milletlerarası yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; ön inceleme duruşması bitirilmeden, tahkikat aşamasına geçemeden, delillerin yazılı delil başlangıcı teşkil ettiği varsayımında dahi söz konusu yazılı delil başlangıçlarının delilleri arasında yer alan tanık beyan ile desteklenmek suretiyle HMK'nın 202/1 hükmü gereğince senetle ispat kuralının aşılabileceğini, ön inceleme duruşması bitirilmediği için müvekkili şirkete HMK.'nın 140/5 hükmüne göre başka yerlerden getirtilmesini talep ettiği deliller için açıklama yapma imkanı da verilmediğini, müvekkili şirketin delil listesinde dayanılan ticari defterleri incelemeden ... ile arasında bir ticari ilişki bulunmadığı gibi sonuca ulaşıldığını,kesin delil olan yemine de dayandığı, ancak mahkemenin tahkikat aşamasına geçmeyip alelacele davayı reddettiğinden karşı tarafa yemin ettirme imkanlarından da bertaraf edildiğini, acentelik sözleşmesinde sözleşmesel uyuşmazlıklar bakımından A.B.D.

Washington eyaletinde bulunan bir kısım mahkemelerin yetkili olacağının öngörüldüğünü, yabancı mahkemeyi yetkili kılan yetki şartının TBK'nın 20. Maddesinde genel işlem şartları denetimine de tabi tutulamayacağı gerekçesinin de hukuka ve Yargıtay HGK uygulamasına aykırı olduğunu,TTK'nın 122/4 ve 12/son maddesi gereği denkleştirme tazminatı ve ücret haklarından önceden vazgeçmek mümkün olmadığından, bu uyuşmazlık bakımından; Acentelik Sözleşmesi'nin 11.8 maddesindeki yetki şartının HMK.'nın 18. maddesi gereğince geçersiz olduğunu, HMK.'nın 8. maddesinde tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyecekleri konularda yetki sözleşmesinin yapılamayacağını, Ekodan'ın TTK'nın 120. ve sair hükümlerine istinaden acentelik ilişkisi temelinde açacağı ücret ve alacak davaları bakımından da portföy tazminatına ilişkin değerlendirmelerin aynen geçerli olduğunu, Ekodan'ın acentelik sözleşmesi çerçevesinde istemeye hak kazanmadığı tüm ücret ve alacaklarını Türk mahkemelerinde TTK hükümleri uygulanmak suretiyle talep edebileceğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Uyuşmazlık davacı ile davalılardan ... arasında imzalanan 11.02.2016 tarihli (Uluslararası Hizmet Yüklenici Sözleşmesi) nin adı geçen davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla açılmış bulunan TTK'nın 120. ve 122. maddelerine dayalı acentelik ücret alacağının ve denkleştirme tazminatı talebine ilişkindir.Sözleşmenin 11.7 maddesi gereğince; sözleşme ve yorumunun Washington Eyaleti kanunlarına tabi olduğu, 11.8.maddesinde ise; her iki tarafın sözleşmeden doğan veya sözleşme ile ilgili her türlü uyuşmazlığı görmeye münhasıran Washington Mahkemelerinin yetkili olduğu kararlaştırılmıştır.Davacı vekili davacının görece olarak ticari ilişki de zayıf olan taraf olması,tazminat talebinden önceden feragatın geçersiz olduğunu ileri sürerek yetki koşulu ve hukuk seçimi hükümlerinin TBK nun 20,27.madde uyarınca hükümsüz olduğunu ileri sürmektedir.Davacı taraf ilişkinin acentelik olduğunu ,davalı ise;uyuşmazlığın, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklandığını savunmuştur.

Sözleşmenin niteliği ister acentelik ,ister hizmet sözleşmesi olsun yetki sözleşmesi MÖHUK 47/1 maddesi kapsamında değerlendirilmelidir.(1) Türk mahkemelerinin milletlerarası yetkisinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmemesi, (2) taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yabancılık unsuru taşıması; (3) taraflar arasındaki uyuşmazlığın borç ilişkilerinden doğması halinde uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşabilirler. Anlaşma yazılı delille ispat edilmesi halinde geçerli olur. Dava, ancak yabancı mahkemenin kendisini yetkisiz sayması veya Türk Mahkemelerinde yetki itirazında bulunulmaması halinde yetkili Türk Mahkemesinde görülür.Sözleşmenin 11.8 maddesinde yer alan yetki sözleşmesi borç ilişkisinden doğması ,yabancılık unsuru taşıması ,uyuşmazlık türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin olmaması nedeniyle MÖHUK 47.

maddede aranan koşulları sağlamaktadır.Yetki sözleşmesi ve hukuk seçimine dair sözleşme ve asıl sözleşme birbirinden bağımsız olup, yetki sözleşmesinin geçerliliğinin asıl sözleşmeden bağımsız olarak ele alınması gerekir. Bu sebeble sözleşmenin başkaca hükümleri kamu düzenine aykırılık taşısa dahi yetki anlaşmasının geçerli olduğu sonucuna varılmaktadır. Tarafların tacir olduğu ilişki de MÖHUK 47 madde koşullarına uygun bir yetki anlaşması TBK 27.madde kapsamında kanunun emredici hükümlerine ,ahlaka,kamu düzenine ,kişilik haklarına aykırı veya konusu imkansız bir sözleşme olarak değerlendirilemez. TBK nun 20.maddesinde genel işlem koşulları ,bir sözleşme yapılırken düzenleyenin ileri de çok sayıda ki benzer sözleşme de kullanmak amacıyla ,önceden tek başına hazırlayarak karşı tarafa sunduğu sözleşme hükümleri olarak tanımlanmıştır.Madde gerekçesinde ;

çağın sosyal ve ekonomik gelişmeleri , vs hususların kitlelere yönelik yeni bir sözleşme modeli ortaya çıkardığı açıklanmıştır.Somut olayda ise davacı ile davalı ... arasında ki sözleşmenin bireysel sözleşme olduğu hususunda kuşku yoktur. Tip sözleşme sözkonusu olmadığından TBK nun genel işlem koşullarına ilişkin hükümlerin uygulanması olanağı yoktur.Davalı ... ile davacı şirket arasında ayrıca tarif edilen ticari bir ilişkinin bulunmadığı ve adı geçen davalının sözleşmenin tarafı olmadığı sabittir.Davacı tarafça sözleşme tarafına hizmet sunulurken davalı ... emir ve talimatları doğrultusunda ticari ilişki yürütüldüğü belirtilerek talepte bulunulmuştur.Davacı dayanağı sözleşmede davacı tarafın edimi;

adı geçen şirket tarafından üretilen uçakların Türkiye'de ve KKTC de satış/kiralanması hususunda hizmet vermek olduğu,davacının bu desteği doğal olarak uçakların üreticisine vermiş olacağı ,... %100 iştiraki olsa da davacı bazı talimatları bu şirketten alsa da ,sözleşmenin tarafı olan ... adına hareket ettiği anlaşılan davalı hakkında tahkikat aşamasına geçilmeden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verildiğine yönelik istinaf sebebleri yerinde görülmemiştir.Dava dilekçesinde bildirilen vakıaların değerlendirilmesi ayrıca tahkikatı gerektiren bir husus değildir. Zira sonuç olarak davacının edimi ... uçaklarının satış veya kiralanmasına ülke sınırları içerisinde destek hizmeti vermektir.

Davacı vekilinin her iki davalı hakkında verilen hükme yönelik istinaf nedenleri yerinde bulunmadığından davacı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığınaHMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 19/09/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/250873 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/4747 E. 2021/5341 K. · Onandı

Geçerli milletlerarası yetki sözleşmesinin Türk mahkemelerinin yetkisini bertaraf etmesi

Gerekçe özeti

MÖHUK 47'de aranan koşulları taşıyan bir milletlerarası yetki sözleşmesi, yabancı mahkemeyi münhasıran yetkili kıldığında Türk mahkemelerinin yetkisini bertaraf eder ve yetki ilk itirazının kabulüyle dava usulden reddedilir; sözleşmenin tarafı olmayan ve davacıyla ticari ilişkisi yazılı delille kanıtlanamayan davalı hakkındaki dava ise pasif husumet yokluğundan reddedilir.

Emsal değeri

MÖHUK 47 koşullarını taşıyan münhasır yabancı yetki sözleşmesinin Türk mahkemelerinin yetkisini bertaraf ettiği ve sözleşme dışı davalı hakkında pasif husumet yokluğundan ret verileceği yönünde emsal değer taşır.

Kavramlar: milletlerarası yetki sözleşmesi yetki ilk itirazı yetkisizlik nedeniyle usulden ret pasif husumet acentelik / denkleştirme tazminatı hukuk seçimi

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2019/4747 E.  ,  2021/5341 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.03.2019 tarih ve 2018/579 E. - 2019/277 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 19.09.2019 tarih ve 2019/1132 E. - 2019/1125 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi duruşmalı olarak davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, duruşma için belirlenen 22.06.2021 günü hazır bulunan davacı vekilleri Av. ... ile Av...., davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı.

Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin uzun yıllardır Boeing'e münhasır acentelik hizmet verdiğini, davalı ... Boeing Company'nin (Boeing) uçak ve benzeri ürünleri imal ettiğini, The Boeing Company'nin %100 hissedarlığında bir iştiraki olan davalı Boeing International Corporation'un (BIC) uluslararası satışlar bakımından strateji ve operasyon desteği verdiğini, davalıların faaliyetlerinin birbirlerine entegre olduğunu, sözleşmelerin genel işlem şartları ihtiva ettiğini, davacı ile Boeing arasında en son imzalanan 11.02.2016 tarihli sözleşmenin iki yıl süre ile geçerli kalacağının kabul edildiğini, müvekkiline her iki davalıdan talimat iletildiğini, müvekkilinin 40 yıldır Boeing'e Türkiye pazarını kazandırdığını, davalı Boeing'in 29.06.2017 tarihinde tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeyi feshettiğini, bu ihbarda bir fesih sebebi gösterilmediğini, müvekkiline kusur atfedilmediğini, ihbarnamenin BIC görevlilerince tebliğ edildiğini, müvekkilinin 2004 yılında başlayıp aralıklarla gündeme gelen ve halen devam eden THY'ye 20 adet uçak satma çalışmalarının THY'nin kabul ettiği bir teklife kadar getirildiğini, müvekkilinin çalışmasına konu bu uçakların THY tarafından alımına dair fesihten kısa bir süre sonra Boeing ile THY arasında protokol imzalandığını, haksız fesih nedeniyle müvekkilinin bu anlaşmadan elde edilecek gelirinden mahrum kaldığını, acentelik sözleşmesinin 11.7.

maddesinde sözleşmenin Washington Eyaleti hukukuna tabi olacağı, 10.7. maddesinde fesihten sonra tarafların birbirinden talepte bulunamayacağı, 11.8. maddesinde bir kısım ABD mahkemelerinin yetkili kılındığına dair hükümler bulunduğunu, Washington Hukukuna göre acentelik ilişkisinin bitiminden sonra ileri sürebileceği bir denkleştirme tazminatı hakkının bulunmadığını ve denkleştirme tazminatından önceden vazgeçilebileceğini, ancak Türk Hukukunun emredici hükümlerine göre hem tazminat hakkının bulunduğunu, hem de önceden vazgeçilemeyeceğini, 5718 sayılı MÖHUK'un 5. ve 6. maddeleri uyarınca sözleşmenin sayılan hükümlerinin geçersiz olduğunu, yine TBK'nın 27. maddesi uyarınca yetki anlaşmasının hükümsüz sayılması gerektiğini, zira denkleştirme talebi ve ücrete ilişkin haklardan önceden vazgeçilememesi kuralının kamu düzeninden olduğunu, bu düzenin etrafından dolanma sonucuna varılacak bir hukuk seçimi ve yetki sözleşmesinin TBK'nın 27.

maddesi uyarınca geçersiz olduğunu, HMK'nın 18/1. maddesi uyarınca da yetki sözleşmesi yapılamayacağını, taraflar arasındaki ilişkinin acentelik ilişkisi niteliği taşıdığını, müvekkilinin tamamlanma aşamasına gelen THY'nin Boeing 787 alımları için TTK'nın 113/3. maddesi uyarınca ayrıca ücret isteme hakkının doğduğunu, davalı Boeing ile THY'nin anlaşmasının müvekkilinin çalışmaları sonucu meydana geldiğini, yine TTK'nın 113/2. maddesi uyarınca davalı Boeing'in diğer havayolları firmalarına yaptığı satışlardan müvekkiline ücret ödemesi gerektiğini, müvekkiline talimatların BIC'in ofisinden iletildiğini, Boeing'in Türkiye'deki faaliyetlerini BIC'in İstanbul'daki fiili idare merkezi üzerinden yürüttüğünü, yani müvekkilinin her iki davalının acenteliğini yaptığını ileri sürerek TTK'nın 122.

maddesi tahtında şimdilik 4.991.200.- USD denkleştirme tazminatının 09.11.2017 tarihinden itibaren kamu bankalarınca birer yıllık dönemler itibariyle USD'ye uygulanan en yüksek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, haksız ve zamansız fesih sebebiyle müvekkilinin tahsil edemediği ücretlerin tespiti ile şimdilik 9.480.000.- USD'nin kamu bankalarınca birer yıllık dönemler itibariyle USD'ye uygulanan en yüksek faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalı Boeing Company vekili, davacının sözleşme uyarınca hak kazandığı tüm alacağını müvekkilinden tahsil ettiğini, dayanak sözleşmenin bir acentelik değil danışmanlık/ müşavirlik sözleşmesi olduğunu, müvekkili ile davacı arasında aktedilen sözleşmenin 11.08. maddesinde Washington Eyaleti Mahkemelerinin yetkili kılındığını, bu kapsamda yetki itirazında bulunduklarını, taraflar arasında hiç bir zaman acentelik ilişkisinin kurulmadığını, bir hususun emredici olarak düzenlenmesi ve kamu düzenine ilişkin olmasının o konuda yabancı bir mahkemenin yetkili kılınmasına engel teşkil etmediğini, bir an için denkleştirme tazminatı yönünden Türk Mahkemelerinin yetkili olduğu kabul edilse bile TTK'nın 113/3.

maddesine dayalı talebin Washington Mahkemeleri nezdinde görülmesi gerektiğini, yetkiye dair tüm itirazları reddedilse dahi sözleşmenin 11.7. maddesi uyarınca uyuşmazlığa Washington Hukukunun uygulanması gerektiğini, sözleşmenin 3.1. maddesinde davacının, müvekkilinin acentesi olmadığının açıkça ifade edildiğini, danışmanlık benzeri destek hizmeti veren davacının müvekkili adına sözleşme imzalama yetkisinin bulunmadığını, müşterilerle temasının bile Boeing'in yazılı onayına bağlı olduğunu, THY ile satışın müvekkilinin kendi bünyesindeki satış ekibi tarafından yürütülen çalışmalarla gerçekleştirildiğini, aksi düşünülse dahi TTK anlamında da portföy tazminatı şartlarının oluşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı Boeing International Corporation vekili, müvekkilinin davaya dayanak yapılan sözleşmenin tarafı olmadığı gibi davacı ile başka hiç bir sözleşmesel ilişkisinin bulunmadığını, uçakları diğer davalının sattığını, müvekkilinin ise uluslararası ilişkilerde danışmanlık yapıp Boeing Grubunun iş birimlerine yerel fonksiyonel hizmet sunduğunu, kabul etmemekle birlikte müvekkiline bir talepte bulunulacaksa sözleşmenin 11.08. maddesi uyarınca Washington Mahkemelerinin yetkili olduğunu, söz konusu sözleşmenin acentelik değil müşavirlik/ danışmanlık sözleşmesi niteliği taşıdığını, olaya Washington Hukukunun uygulanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 11.02.2016 tarihli sözleşmenin davacı ile davalılardan Boeing Company arasında bağıtlandığı, sözleşmenin 11.7 maddesi gereğince; sözleşme ve yorumunun Washington eyaleti kanunlarına tabi olduğu, 11.8. maddesinde ise; her iki tarafın sözleşmeden doğan veya sözleşme ile ilgili her türlü uyuşmazlığı görmeye münhasıran Washington Mahkemelerinin yetkili olmasına rıza gösterdikleri, sözleşmenin 11.8 maddesinde yer alan yetki sözleşmesinin MÖHUK'un 47. maddede aranan koşulları sağladığından milletlerarası yetkiye sahip Türk Mahkemelerinin yetkisinin bertaraf edildiği, davacı ile davalılardan Boeing arasındaki yetki sözleşmesinin geçerli olduğu, davalı BIC ile davacı şirket arasında ticari bir ilişkinin bulunmadığı, BIC'in 11.02.2016 tarihli sözleşmenin tarafı olmadığı, adı geçen davalının emir ve talimatları doğrultusunda ticari ilişki yürütüldüğü belirtilerek talepte bulunulduğu, iddianın yazılı deliller ile kanıtlanması gerektiği halde bu yönde bir delil bildirilmediği gerekçesiyle davalı ...

Boeing Company vekilinin yetki ilk itirazının kabulüne, mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine, davalı Boeing Internatıonal Corporatıon hakkındaki davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, istinaf yoluna başvurmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 3.050,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 14,90 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 23.06.2021 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.