6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Likit alacakta itirazın iptali davasında icra inkar tazminatı koşulları

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1709 E. 2019/1269 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptalikaldırma ve esas hakkında yeniden hükümKesinlik belirsiz

★ EmsalHak düşürücü süre

Davacının nitelemesi: Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali davasında, alacağın miktarı sözleşme hükümleri çerçevesinde belirli veya belirlenebilir nitelikteyse alacak likit sayılır; likit alacağa ilişkin itirazın iptali davasında diğer yasal koşullar (usulüne uygun takip, süresinde itiraz, bir yıl içinde dava açılması, davanın haklı çıkılması ve talep) de gerçekleşmişse alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir; alacağın likit olmadığı gerekçesiyle tazminat talebinin reddi hatalıdır.

Ele alınan sorunlar

İcra inkar tazminatına hükmedilip hükmedilmeyeceği (alacağın likit olup olmadığı) → kabul

İddia: Davacı vekili, borçlunun itirazının haksız olduğunu, davalıların genel kredi sözleşmesi imzalayarak ticari kredi kullandıklarını ve ne kadar borçlu olduklarını bildiklerini ileri sürerek icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini istinaf sebebi yapmıştır.

Gerekçe: İtirazın iptali davasında alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içinde itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması, davada haklı çıkması ve inkar tazminatı talep etmiş olması gerekir; borçlunun kötü niyetli olması veya alacağın bir belgeye bağlanmış olması şartı aranmaz. Bu koşullar yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Likit alacak; miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından, bütün unsurları bilinerek veya bilinmesi gerekerek tespit edilebilir nitelikte olması demektir; yani borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu belirleyebilir durumda olmasıdır. Somut olayda takip ve dava konusu alacak genel kredi sözleşmesine dayandığından bilinebilir/belirlenebilir nitelikte, dolayısıyla likit alacak olup, bu nedenle davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken koşulları oluşmadığından reddine karar verilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: düzeltme

Emsal değeri

Genel kredi sözleşmesine dayalı alacaklarda 'likit alacak' kavramının tanımlanması ve bu tür alacaklarda icra inkar tazminatı koşullarının değerlendirilmesi bakımından bölgesel emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
İtirazın iptali davası, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süre içinde açılmalıdır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali icra inkar tazminatı likit alacak müteselsil kefalet genel kredi sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK) — İİK 67İİK 66 · 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) — HMK 353/1-b-2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1709

KARAR NO 2019/1269

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 07/05/2019

NUMARASI 2018/137 Esas 2019/540 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 10/10/2019

Davanın kısmen kabulüne ilişkin hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili ile davalı şirket arasında imzelenen genel kredi sözleşmesinde, diğer davalıların müteselsil kefil olduklarını, müvekkili bankanın alacağını tahsil edememesi üzerine davalılar aleyhine İstanbul Anadolu ...İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, davalıların takibe itiraz ettiklerini , davalıların itirazının iptaline, takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalılar davaya karşı cevap dilekçesi sunmadıklarından HMK 128 gereği davacı tarafça ileri sürülen vakıaları inkar ettikleri varsayılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece,bilirkişi raporu benimsenerek davacı bankanın asıl borçludan talep edebileceği alacağının; 114.051,70- TL olduğu, kefillerden talep edebileceği alacağın 114.236,67 TL olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, Davalıların İstanbul Anadolu .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasına yapmış oldukları itirazın kısmen iptaline takibin devamına, takip tarihinden itibarın asıl alacağa % 38,40 temerrüt faizi ve % 5 bsmv uygulanmasına, fazla talebin reddine, şartları oluşmadığından icra inkar ve kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; icra takibine itirazın borçluya tanınmış bir hak olup, haksız yere kullanılmasının da tazminatla cezalandırıldığını, itirazın haksız alacağın borçlu tarafından belirlenebilir olmasının kriter olduğunu, işbu davada müvekkili bankanın borçluları olan davalıların, Genel Kredi Sözleşmesi imzalayarak ticari kredi kullandıklarını ve ne kadar borçlu olduklarını bildiklerini belirterek kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına, müvekkili banka lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, alacaklı banka tarafından başlatılan genel kredi sözleşmesine dayalı olarak başlatılan icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince; davalılar asıl borçlu ve müteselsil kefiller aleyhinde ki başlatılan takibe itirazların kısmen iptaline ve sorumlulukları oranında belirlenen borçtan dolayı takibin devamına karar verilmiş bu hüküm icra inkar tazminatı dışında taraflar açısından kesinleşmiştir.İİK’nun 67.maddesi uyarınca itirazın  iptali davası; alacaklının, icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nun 66.maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçladığı bir eda davası olup, itirazın tebliğinden itibaren bir yıllık süresinde açılan davada borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına da hükmedilebilir.Alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde ödeme emrine itiraz etmesi, alacaklının bir yıl içinde itirazın iptali davasını açması ve davasında haklı çıkarak inkar tazminatı talep etmiş olması gereklidir.

Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tesbitinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.

Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Takip ve dava konusu alacak genel kredi sözleşmesine dayalı olup likit(bilinebilir, belirlenebilir) nitelikte olduğu, bu nedenle davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken ,koşulları bulunmadığından reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.Fakat ilk derece mahkemesinin kararındaki bu yanlışlık, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde.. yeniden esas hakkında karar verilir hükmü kapsamında değerlendirilmek suretiyle İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/137 Esas - 2019/540 Karar sayılı 07/05/2019 tarihli hükmün icra inkar tazminatına ilişkin 2. bendinin, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; yeniden hüküm verilmesine,2-%20 oranında hesaplanan 22.847,33-TL icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen alınarak (davalı ...San. ve Tic.ltd.şti 22.810,34-TL ile sorumlu olmak üzere )davacıya ödenmesine" İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 44,40-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Hükümden sonra davacı yan gider avansından karşılanan 146,70-TL tebligat ve masrafından ibaret istinaf yargı giderinin davalılardan müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.

maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 10/10/2019

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/249476 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.