6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Çekince konmadan ifaya devam edilmesi halinde cezai şart istenemez

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/235 E. 2021/253 K. · · İlk derece: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ Emsal

Gerekçe özeti

Yıllık asgari ürün alımı taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart (kar mahrumiyeti) istenebilmesi için, tedarikçinin aykırılığın gerçekleştiği yılı takip eden yılda, mal vermeden önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi veya ihtarname göndermesi gerekir; bu yapılmadan çekincesiz ifaya devam edilirse önceki yıla ait ceza koşulu istenemez. TBK 179/2 emredici olmadığından taraflar sözleşmede aksini kararlaştırabilirse de, sözleşme süresi boyunca çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi, borçluda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşturur; bu durumda dürüstlük ilkesi gereği önceki yıllara ait cezai şart talep edilemez.

Ele alınan sorunlar

Asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart (kar mahrumiyeti) talebinin çekince/ihtirazi kayıt koşuluna bağlı olması → ret

İddia: Davacı vekili, sözleşmenin davalının sözleşmeye aykırı fiili ve bayilik lisansının sonlandırılması sonucunda sona erdiğini, bu hususun EPDK kayıtlarından tespit edilebileceğini, cezai şarta ilişkin hükümlerin emredici olmadığını ve tarafların sözleşme serbestisi ile aksi yönde düzenleme yapabileceğini, ihtirazi kayıt bildirilmeden ürün tedarik edilmesinin kar kaybı talebini ortadan kaldırmayacağını ileri sürerek kararın kaldırılıp davanın kabulünü talep etmiştir.

Gerekçe: TBK 179/2 uyarınca ceza, borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz kabul etmiş olmadıkça cezanın ifasını isteyebilir. Mal alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart isteminde iki halde alacaklı ceza koşulunu isteyemez: ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse veya çekince koymadan ifayı kabul etmiş ya da edimlerini ifa etmeye devam etmişse. Yıllık asgari alım taahhüdüne uyulmamışsa, tedarikçinin hem ifayı hem ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda mal vermeden önce çekince (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da noterden ihtarname göndermesi gerekir; çekince için şekil şartı yoktur, ilk fatura/irsaliyeye konulacak bir şerh de yeterlidir. Bu şekilde çekince konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi mal vermeye devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını zamanaşımı süresi içinde talep edebilir; bu kural sonraki yıllar için de geçerlidir. Çekince konulmadan/ihtar çekilmeden müteakip yılın ifası gerçekleşmişse önceki yıla ait ceza koşulu artık istenemez. TBK 179/2 emredici nitelikte olmadığından taraflar sözleşme serbestisi ilkesiyle farklı düzenleme yapabilir; örneğin sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem kar mahrumiyeti ödeneceği kararlaştırılabilir. Ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceği kararlaştırılmışsa, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşmuşsa, bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşulları talep edilemez. Somut olayda davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirmemesine rağmen, takip eden yıllarda davacı tarafça ihtirazi kayıt ileri sürülmediği ve ihtar keşide edilmediği, mal verilmeye devam edildiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin feshine ilişkin yazılı bir belge bulunmasa da EPDK kaydına göre sözleşme 14.08.2015 tarihinde sona ermiş, davacı sözleşmenin haklı veya haksız feshedildiğine dair bir iddia ve delil ileri sürmemiştir. Beş yıl süreli sözleşmenin 14.08.2015 tarihinde sona ermesi sonucunda, sözleşme bitiminden itibaren yaklaşık 1 yıl 4 ay suskun kalan davacının, sözleşme süresi içinde çekince koymadan uzun süre ifaya devam etmesi nedeniyle davalıda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşturduğu, bu nedenle artık alım taahhüdüne dayalı cezai şart talep edemeyeceği sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Akaryakıt bayilik sözleşmelerinde asgari alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart/kar mahrumiyeti talebinde çekince (ihtirazi kayıt) bildirilmemesinin ve uzun süre ifaya çekincesiz devam edilmesinin, borçluda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı güven oluşturarak talebi düşürmesi bakımından, benzer bayilik sözleşmesi uyuşmazlıklarında yol gösterici niteliktedir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
cezai şart kar mahrumiyeti ihtirazi kayıt (çekince) asgari alım taahhüdü haklı güven dürüstlük ilkesi sözleşme serbestisi

Atıf yapılan mevzuat: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 179/2

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/235

KARAR NO 2021/253

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 09/10/2018

NUMARASI 2016/1295 Esas- 2018/1036 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 25/02/2021

İlk derece mahkemesince verilen davanın reddine yönelik hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; taraflar arasında 15.05.2013 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin akdedildiğini, davalının bayilik sözleşmesine ilave olarak düzenlemiş olduğu ürün alım taahhütnamesi ile, anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 2.211 ton otogaz almayı, eksik kalan ton üzerinden 20-USD tutarında kâr mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, dava konusu sözleşmenin 17.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığını, davalının taahhüdü uyarınca 4.991 ton ürün alması gerekirken, bu dönemde 2.739 ton ürün aldığını, bu kapsamda davalının eksik aldığı 2.252 ton ürün için 45.044-USD kâr kaybı borcunun doğduğunu belirterek, kar mahrumiyeti alacağından şimdilik 1.000-USD’nin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde ise davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davaya konu kar mahrumiyeti ve cezai şart şeklindeki alacak taleplerinin sözleşmenin sona erdirilmesi, diğer bir deyimle sözleşmenin feshedilmesine bağlı talepler olduğu, davacının öncelikle geçerli ve usulüne uygun olarak sözleşmeyi feshettiğine ilişkin bilgi ve belgeleri dosyaya sunması gerektiği, ancak davacının iddiasının sözleşmenin feshedildiğine ilişkin olmayıp, davalının fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket etmesi halinde dahi bu alacağa hak kazanacağını beyan etmiş ise de, belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde de geçerli bir fesih ihtarı bulunmaksızın kar kaybı ve cezai şart alacaklarının muacceliyet kazanmadığı, bu alacak kalemlerinin sözleşmenin feshine bağlı talepler olduğu gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; taraflar arasındaki sözleşmenin davalının kusurlu eylemleri sonucunda sözleşmeye aykırı olarak sona erdiğini, EPDK kayıtlarında açıkça görülebilecek bu husus araştırılmadan feshe ilişkin belge sunulmaması gerekçesiyle davanın reddi ve sözleşme hatalı yorumlanarak kar mahrumiyeti talebinin sadece fesih durumuna özgü olduğunun iddia edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, taraflar arasındaki 17.05.2013 tarihli ve beş yıl süreli sözleşmenin, davalının sözleşmeye aykırı fiiliyle ve bayilik lisansının lisans sahibinin kendi isteğiyle sonlandırılması sonucunda bayinin kendi isteğiyle 14.08.2015 tarihinde sona erdiğini, bu hususun her zaman tespit edilebileceğini, alacağın sadece fesih halinde istenebileceği yorumuna dayalı hüküm kurulmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, cezai şarta ilişkin hükümler emredici olmadığından taraflarca sözleşmeyle aksi yönde hüküm getirilebileceğini, müvekkili şirketin ihtirazi kayıt bildirmeden ürün tedarik etmesi nedeniyle kar kaybı isteyemeyeceği iddiasının yerleşik uygulamaya ve sözleşme serbestisine aykırı olduğunu, bu yöndeki sözleşme hükümlerinin gözardı edilerek hatalı sonuca ulaşıldığını belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, akaryakıt bayilik sözleşmesi ve satış taahhüdünde öngörülen yıllık asgari ürün satışı taahhüdüne aykırı davranıldığı iddiasına dayalı cezai şart alacağının tahsili istemine ilişkindir.TBK'nın 179/2. maddesine göre; “ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkca feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.Mal alım taahhüdüne aykırılık nedeniyle cezai şart istemine ilişkin olarak Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında, iki halde alacaklının ceza koşulunu isteyemeyeceği; eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamayacağı, diğer yandan alacaklının, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemeyeceği, yıllık asgari ürün alımı taahhüdü bulunmasına rağmen yıllar itibariyle bu taahhüde uyulmamış ise tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, hem ifayı hem de ceza koşulunu talep edebilmesi için takip eden yılda henüz bayiye mal vermeden önce ceza koşulu ile ilgili “çekince” (ihtirazi kayıt) bildirmesi ya da bu konuda bayiye noterden bir ihtarname göndermesi gerektiği, çekince için bir şekil şartının getirilmediği, tedarikçinin, taahhüde aykırı davranılmış olan yılı takip eden yeni yıldaki ilk fatura ve irsaliyeye koyacağı bir açıklama (şerh) ile bu koşulu yerine getirebileceği, bu şekilde bir çekince (ihtirazi kayıt) konulduktan veya ihtar çekildikten sonra tedarikçi (sağlayıcı) firmanın, mal vermeye (ifaya) devam etse bile önceki yıla ilişkin ceza koşulu alacağını sözleşme zamanaşımı süresi içinde her zaman talep edebileceği, sonraki yıllarda da aynı kuralın geçerli olduğu, bunlar yapılmadan müteakip yılın ifası gerçekleşmişse artık bir önceki yıla ait ceza koşulu istenemeyeceği, çekince konmuş veya ihtar çekilmiş olan yıllarla ilgili ceza koşulunun istenebileceği, TBK’nın 179/2.

maddesi hükmü emredici nitelikte olmadığından, tarafların sözleşme serbestisi ilkesi gereğince aralarında farklı bir düzenleme yapabilecekleri, örneğin sözleşmenin feshi halinde hem cezai şart hem de kar mahrumiyeti ödeneceğinin kararlaştırabileceği, ancak sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğinin kararlaştırılmış olduğu hallerde, sözleşme süresi içinde çekince konmadan uzun süre ifaya devam edilmesi üzerine borçluda, ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşmuş ise, oluşan bu haklı güven ve dürüstlük ilkesi nedeniyle önceki yıla veya yıllara ait ceza koşullarının talep edilemeyeceği kabul edilmiştir. Somut olayda; taraflar arasında 15.05.2013 tarihli ve beş yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiği, yine davalı tarafça imzalanan alım taahhüdünde, davalının yıllık 2211 ton otogaz ürününü davacıdan satın almayı, alım taahhüdünün yerine getirilmemesi halinde anlaşma süresinin hitamında ve/veya her bir yıllık anlaşma süresinin sonunda hesaplanacak eksik miktar üzerinden 20-USD ödemeyi, kar mahrumiyeti miktarının davacı tarafından her bir yıllık anlaşma döneminin hitamında veya bizzat belirleyeceği dönemlerde anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceğini, anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın herhangi bir sebeple sona ermesini müteakip talep edilebileceğini kabul ve taahhüt ettiği, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine yönelik yazılı bir fesih belgesi bulunmasa da, sunulan EPDK kayıtlarına göre sözleşmenin davalı bayi tarafından 14.08.2015 tarihinde sonlandırıldığı, sözleşme süresince davalının eksik alım miktarının 2.252,595 ton olarak, eksik alım nedeniyle istenebilecek tutarın ise 45.051,90 USD olarak tespit edildiği görülmüştür.

Davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirmemesine rağmen, takip eden yıllar itibariyle davacı tarafça ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ve bu konuda davalı bayiye bir ihtar da keşide edilmeksizin mal verilmeye devam edildiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin bir kayıt bulunmasa da, sunulan EPDK kaydına göre sözleşmenin 14.08.2015 tarihinde sonlandığı görülmekle birlikte, davacı tarafça sözleşmenin kendilerince haklı nedenle veya davalı bayi tarafça haksız olarak feshedildiğine dair bir iddia ve delil de ileri sürülmemiştir. Dolayısıyla beş yıl süreli bayilik sözleşmesinin 14.08.2015 tarihi itibariyle sona ermesi sonucunda, sözleşme bitiminden itibaren de yaklaşık 1 yıl 4 ay suskun kaldığı anlaşılan davacının, sözleşme süresi içinde çekince koymadan uzun süre ifaya devam etmesi nedeniyle, davalıda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşturduğu, bu nedenle artık alım taahhüdüne dayalı cezai şart talep etmesinin mümkün olmadığı anlaşılmıştır.

Bu nedenle ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 23,4‬0-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 25/02/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/239549 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/3713 E. 2022/7764 K. · Bozuldu

Bayilik sözleşmesinin fiili imkânsızlıkla sona ermesinde kâr mahrumiyeti sorumluluğu

Gerekçe özeti

Sürekli edimli bayilik sözleşmesi, borçlunun kendi isteğiyle tesisi devretmesi sonucu lisansın iptaliyle sona ermişse, borç TBK 136/1 uyarınca sona erse de sona ermede kusurlu olan borçlu TBK 112 uyarınca doğan zarardan sorumludur. Asgari alım taahhüdüne dayalı kâr mahrumiyeti, taahhütnamenin bu alacağın hangi hallerde talep edilebileceğini düzenleyen hükümleri uyarınca değerlendirilir; alacak, geçerli bir fesih ihtarı şartına bağlanarak veya uzun süre çekince konulmadığı gerekçesiyle reddedilemez.

Emsal değeri

Bozma sebebi olarak; bayilik sözleşmesinin lisans iptaliyle fiili imkânsızlık nedeniyle sona ermesinde borçlunun kusuru ve TBK 112 sorumluluğu ile asgari alım taahhüdüne dayalı kâr mahrumiyetinin taahhütname hükümleri çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği yönünden bağlayıcı emsal değeri taşır.

Kavramlar: kâr mahrumiyeti asgari alım taahhüdü ifa imkânsızlığı (TBK 136) borçlunun kusuru ve sorumluluğu (TBK 112) sözleşmenin fiili imkânsızlıkla sona ermesi cezai şart

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/3713 E.  ,  2022/7764 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12.HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 09.10.2018 tarih ve 2016/1295 E- 2018/1036 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 25.02.2021 tarih ve 2019/235 E- 2021/253 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili; taraflar arasında 15.05.2013 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin akdedildiğini, davalının bayilik sözleşmesine ilave olarak düzenlemiş olduğu ürün alım taahhütnamesi ile, anlaşmanın yürürlüğü süresince geçerli olmak üzere yıllık asgari 2.211 ton otogaz almayı, eksik kalan ton üzerinden 20-USD tutarında kâr mahrumiyetini ödemeyi kabul ve taahhüt ettiğini, dava konusu sözleşmenin 17.08.2015 tarihine kadar yürürlükte kaldığını, davalının taahhüdü uyarınca 4.991 ton ürün alması gerekirken, bu dönemde 2.739 ton ürün aldığını, bu kapsamda davalının eksik aldığı 2.252 ton ürün için 45.044-USD kâr kaybı borcunun doğduğunu belirterek, kâr mahrumiyeti alacağından şimdilik 1.000-USD’nin temerrüt tarihinden itibaren yabancı paraya işleyecek en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, bilirkişi raporuna yönelik itiraz dilekçesinde ise davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece yapılan yargılamaya ve toplanan delillere göre, dosya kapsamı ve taraflar arasındaki somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde; davaya konu kâr mahrumiyeti ve cezai şart şeklindeki alacak taleplerinin sözleşmenin sona erdirilmesi diğer bir deyimle sözleşmenin fesih edilmesine bağlı talepler olduğu, davacının öncelikle geçerli ve usulüne uygun olarak sözleşmeyi fesih ettiğine ilişkin bilgi ve belgeleri dosyaya sunması gerektiği, ancak davacının iddiasının sözleşmeyi feshedildiğine ilişkin olmayıp davalının fesih sonucunu doğuracak şekilde hareket edilmesi halinde dahi bu alacağa hak kazanacağını beyan etmiş ise de belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde de geçerli bir fesih ihtarı bulunmaksızın kâr kaybı ve cezai şart alacaklarının muaceliyet kazanmadığı, bu alacak kalemlerinin sözleşmenin feshine bağlı talepler olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirmemesine rağmen, takip eden yıllar itibariyle davacı tarafça ihtirazi kayıt ileri sürülmeden ve bu konuda davalı bayiye bir ihtar da keşide edilmeksizin mal verilmeye devam edildiği, taraflar arasındaki sözleşmenin feshine ilişkin bir kayıt bulunmasa da, sunulan EPDK kaydına göre sözleşmenin 14.08.2015 tarihinde sonlandığı görülmekle birlikte, davacı tarafça sözleşmenin kendilerince haklı nedenle veya davalı bayi tarafça haksız olarak feshedildiğine dair bir iddia ve delil de ileri sürülmediği, dolayısıyla beş yıl süreli bayilik sözleşmesinin 14.08.2015 tarihi itibariyle sona ermesi sonucunda, sözleşme bitiminden itibaren de yaklaşık 1 yıl 4 ay suskun kaldığı anlaşılan davacının, sözleşme süresi içinde çekince koymadan uzun süre ifaya devam etmesi nedeniyle, davalıda ceza koşulu istenmeyeceğine dair haklı bir güven oluşturduğu, bu nedenle artık alım taahhüdüne dayalı cezai şart talep etmesinin mümkün olmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, kararı temyiz etmiştir.

Dava, taraflar arasında akdedilen akaryakıt bayilik sözleşmesinde yer alan asgari alım taahhüdüne uyulmamasından kaynaklanan kâr mahrumiyeti alacağına ilişkindir.

Taraflar arasında 15.05.2013 tarihinde 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi ve sözleşmenin eki niteliğinde ürün alım taahhütnamesi imzalanmıştır. Dosyada bulunan EPDK kaydına göre, davalı şirketin isteği üzerine, tesisin dava dışı bir şirkete devri nedeniyle 14.08.2015 tarihinde lisansın iptal edildiği görülmekte olup sözleşmenin fiili imkansızlık nedeniyle sona erdiği anlaşılmaktadır. TBK’nın 136/1. madde hükmü uyarınca borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkansızlaşırsa, borç sona erer. Sözleşmenin sona ermesinde davalı şirketin kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davalı kendi kusuruyla borcun ifasını imkansızlaştırdığından meydana gelen zarardan TBK’nın 112. maddesi uyarınca sorumludur.

Taahhütname ile davalı yıllık asgari 2.211 ton otogaz ürününü davacıdan almayı, sözleşme süresinin sonunda veya her bir yıllık anlaşma süresi sonunda hesaplanacak eksik alım miktarı üzerinden ton başına 20 USD kâr mahrumiyeti ödemeyi kabul etmiştir. Taahhütnamenin ( c) bendinde kâr mahrumiyeti miktarının anlaşmanın ifasıyla birlikte talep edilebileceği, (d) bendinde anlaşmanın hitamında veya anlaşmanın ne sebeple olursa olsun sona ermesini müteakip aynı ticari bölgede yeni bir bayilik tesis edilip edilmeyeceğine bakılmaksızın talep edilebileceği, (g) bendinde Akpet Gaz A.Ş.'nin anıla kâr mahrumiyeti tutarını mutabakat dahilinde anlaşma süresi sonunda toplam olarak talep etmesine muvafakat ettiği hüküm altına alınmıştır.

Davacının kâr mahrumiyeti alacağına ilişkin talebi hakkında taahhütnamedeki bu hükümler değerlendirilerek toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken dosya içeriğine uygun düşmeyen gerekçelerle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,03.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.