6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Fon bankası sayılmayan bankanın alacağında 10 yıllık zamanaşımı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/1446 E. 2021/15 K. · · İlk derece: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiTemyiz yolu açık

★ EmsalZamanaşımı

Mahkemenin nitelemesi: Banka / kredi / finans

Davacının nitelemesi: Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor

Gerekçe özeti

Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesindeki 20 yıllık zamanaşımı süresi, ancak TMSF tarafından devralınmış fon bankalarının fon alacaklarına uygulanır; TMSF tarafından devralınmamış bankalar (Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. dahil) fon bankası sayılmadığından bu ayrıcalıktan yararlanamaz. 5411 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesindeki istisnai hükümler arasında 141. maddeye atıf bulunmadığından, bu bankaların alacaklarına genel 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; sürenin başladığı ve bittiği tarihlerdeki yürürlükteki kanun hükümleri esas alınır.

Ele alınan sorunlar

Davacı bankanın alacağına 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanıp uygulanmayacağı → ret

İddia: Davacı vekili, müvekkili banka açısından Bankacılık Kanunu 141. maddesi uyarınca 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğini, buna ilişkin Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, mahkemece yeterli inceleme yapılmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Bankacılık Kanunu'nun 132/8. maddesi gereğince TMSF tarafından devralınmayan fon bankalarının alacakları fon alacağı niteliğinde değildir. Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. TMSF tarafından devralınmadığından fon bankası değildir. Davacı bankanın dayandığı 4389 sayılı Kanun'a 5020 sayılı Kanun'la eklenen Ek 5. madde, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların tahsiline ilişkin düzenleme içermekte olup bu hüküm Anayasa Mahkemesi kararıyla 2009 yılında iptal edilmeden önce de 01.11.2005 tarihinde 5411 sayılı Kanun'un 168. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. 5411 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesi, sermayesinin yarıdan fazlası kamuya ait bankalarda (Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. dahil) belirli kredilerde fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123, 134, 136, 137, 138, 140, 142 ve 165. madde hükümlerinin uygulanacağını düzenlemiş, ancak zamanaşımını 20 yıl olarak belirleyen 141. maddeye bu maddede atıf yapılmamıştır. Bu nedenle davacı banka anılan maddede sayılan ayrıcalıklardan yararlanacak ise de, 141. maddeye açık atıf bulunmadığından genel dava zamanaşımı süresi olan 10 yıllık süre uygulanır. Zamanaşımı, hesabın kat edildiği 13.11.1998 tarihinde işlemeye başlamış; özel bir zamanaşımı öngörülmediğinden 4389 sayılı Kanun gereği 10 yıl olan süre, 12.12.2003 tarihli Ek 5. madde ile 20 yıla uzamış, ancak 01.11.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesi ile bu düzenleme tekrar kaldırılarak süre yeniden 10 yıla dönmüştür. Zamanaşımının başladığı ve sona erdiği tarihlerde yürürlükte bulunan kanun hükümleri gereği süre 10 yıl olarak uygulanmalıdır. Bu durumda ilk derece mahkemesinin 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle davanın zamanaşımı yönünden reddine dair kararında isabetsizlik bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TMSF tarafından devralınmamış (fon bankası sayılmayan) bankaların alacaklarına, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141. maddesindeki 20 yıllık özel zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı ve genel 10 yıllık sürenin geçerli olacağı yönündeki değerlendirme, benzer nitelikteki fon dışı banka alacaklarına ilişkin davalarda ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Usul tespitleri

Zamanaşımı
TMSF tarafından devralınmayan (fon bankası sayılmayan) bankaların alacaklarında, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun geçici 13. maddesindeki istisnai hükümler arasında 141. maddeye atıf bulunmadığından, genel dava zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır; bu süre, alacağın muaccel olduğu (hesabın kat edildiği) tarihten itibaren işlemeye başlar ve sürenin başladığı ile bittiği tarihlerde yürürlükte bulunan kanun hükümleri esas alınarak hesaplanır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zamanaşımı fon alacağı itirazın iptali hesabın kat edilmesi TMSF

Atıf yapılan mevzuat: 4389 sayılı Bankalar Kanunu — 4389 sayılı Bankalar Kanunu Ek 34389 sayılı Bankalar Kanunu Ek 5 · 5020 sayılı Kanun — 5020 sayılı Kanun 27 · 5411 sayılı Bankacılık Kanunu — 5411 sayılı Bankacılık Kanunu 1415411 sayılı Bankacılık Kanunu 132/85411 sayılı Bankacılık Kanunu 1685411 sayılı Bankacılık Kanunu 168/A5411 sayılı Bankacılık Kanunu geçici 13 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 153TBK 154

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/1446

KARAR NO 2021/15

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 12/04/2017

NUMARASI 2016/484 Esas 2017/358 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 12/01/2021

Davanın zamanaşımı nedeniyle reddine ilişkin hükmün davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ...'ün ... Sanayi ve Ticaret Ltd. ...nin müvekkili bankanın Bayrampaşa Şubesinden kullandığı 10.06.1998 tarihli 13.000.000.000-TL(eski) miktarlı krediye ilişkin olarak düzenlenen genel kredi sözleşmesini, müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalayarak borçtan sorumlu olduğunu, davalıların borcunu ödememesi üzerine borçlu firma ve kefillerine Eyüp ....Noterliğinin 13.11.1998 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarname ile durum bildirilerek hesabın kat edildiğini, iharnamelere rağmen ödenmeyen müvekkili banka alacağının İstanbul ....İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasıyla yasal takibe geçildiğini, davalının takibe konu borca itiraz ettiğini, davalının zamanaşımı iddiasının yerinde olmadığını,zamanaşımı süresinin dolmadığını, davalının banka alacağına uygulanan faiz oranına itiraz ettiğini,tüm bu nedenlerden dolayı davalının İstanbul ....İcra Dairesinin ...

esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazların iptaline, takip miktarının %20’ sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmasına rağmen davalının davaya cevap vermediği gibi duruşmalara da katılmamış,dava dilekçesindeki vakıaları inkar ettiği varsayılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, somut olayda TBK. 153. ve 154. maddesinde belirtilen durma veya kesinme hallerinden herhangi birinin gerçekleşmediği, davacı tarafından buna ilişkin bir delil sunulmadığı gibi bu yönde bir iddia dahi ileri sürülmediği hesabın kat edilip alacağın muaccel olduğu, 11.1998 tarihinden takibin yapıldığı 28.03.2014 tarihi arasındaki 10 yıllık sürenin geçtiği, TBK. 154. maddesinde icra takibinin zamanaşımını kesen sebeplerden biri olduğu ifade edilmiş ise de, zaten takibin yapıldığı tarih itibariyle yasada öngörülen 10 yıllık süre geçtiğinden artık takip tarihinden itibaren zamanaşımı süresinin kesildiği ve yeni bir sürenin işlemeye başlayacağı hususunun kabul edilemeyeceği, davalının takipteki zamanaşımı itirazının yerinde ve haklı olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili; müvekkili banka açısından Bankacılık Kanunu 141.maddesi uyarınca 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulandığını, buna ilişkin Yargıtay kararlarının mevcut olduğunu, mahkemece yeterli inceleme yapılmadığını, önceden davalılar hakkında icra takibinin açılıp açılmadığı hakkında herhangi bir araştırma yapılmadan hüküm tesis edildiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

4389 sayılı Bankalar Kanunu'na 12.12.2003 günlü, 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle eklenen Ek 3. maddesine göre, "Bu Kanundan kaynaklanan fon alacaklarına ve bu kanuna göre hazine alacağı sayılan alacaklara ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır. "01.11.2005 tarih ve 35983 Mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 141.maddesine göre "Bu Kanundan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi 20 yıldır." 168/A maddesine göre, Bu Kanunun geçici maddelerindeki düzenlemeler hariç olmak üzere, 18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu ile ek ve değişiklikleri yürürlükten kaldırılmıştır." Anayasa Mahkemesi'nin 04.06.2014 tarih ve 2014/85 esas 2014/103 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5411 sayılı Kanun'un 168.

maddesiyle yürürlükten kaldırılan 18.06.1999 tarihli 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun ilk hâlinde ayrıksı bir hüküm öngörülmediğinden anılan Kanun'dan kaynaklanan fon alacaklarında da zamanaşımı süresi on yıl olarak uygulanmıştır. Ancak 12.12.2003 tarih ve 5020 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle 4389 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddeyle, söz konusu kanun'dan kaynaklanan fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde zamanaşımı süresi yirmi yıl olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, 4389 sayılı Kanun'dan kaynaklanan Fon alacaklarına ilişkin dava ve takiplerde on yıl olan zamanaşımı süresi, 4389 sayılı Kanun'a eklenen Ek 3. maddenin yürürlüğe girdiği 26.12.2003 tarihinden itibaren 20 yıl olmuştur. l.l1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı Kanun'un 141.

maddesinde de mülga 4389 sayılı Kanun'un Ek 3. maddesine benzer bir hükme yer verilmektedir.Esasen fon alacaklarında zamanaşımı süresinin halen yürürlükte olan 141.madde ile 20 yıl olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesince verilen iptal kararlarının da elde ki davada incelenmesi gerekmemektedir. Uyuşmazlık davacı bankanın 20 yıllık zamanaşımından yararlanıp yararlanmayacağı noktasındadır. Bankacılık Kanunu 132/8 maddesi gereğince TMSF tarafından devralınmayan fon bankalarının alacakları fon alacağı niteliğinde değildir. Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. bu kapsamda TMSF tarafından devralınmadığından fon bankası değildir. Davacı banka lehine 20 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiğine yönelik iddianın dayanağı, 5020 sayılı yasa ile 4389 sayılı yasaya eklenen ek 5.

maddesidir. Ek 5. madde de, kredi sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların tahsiline ilişkin düzenleme yapıldığı, ancak bu hükmün Anayasa Mahkemesi kararıyla 2009 yılında iptal edildiği ,iptal edilmeden evvel de 01.11.2005 tarihinde 5411 sayılı 168.maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı anlaşılmaktadır.5411 sayılı kanunun geçici 13.maddesi ile “Sermayesinin yarıdan fazlası kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan ya da hisselerinin çoğunluğu üzerinde bu kurum ve kuruluşların idare ve temsil yetkisi bulunan ve özel kanunla kurulmuş bankalarda (Tasfiye Halinde ... Bankası A.Ş. dahil) 26.12.2003 tarihinden önce bankacılık teamüllerine göre teminatlı ve/veya yeterli teminatlı kredi kullanıp da vadesi geçtiği halde henüz ödenmemiş, süresi uzatılmamış veya yeniden yapılandırılmamış kredileri kullananlar ya da yeniden yapılandırma şartlarını ihlal edenler ile münferit veya....

hakların da diğer bankaların ve üçüncü kişilerin muvazaadan ari hakları aleyhine olmamak üzere fon alacaklarının tahsiline ilişkin 123,134,136,137,138,140,142 ve 165’inci madde hükümleri, tasarrufun iptali davalarında aciz vesikası şartı aranmaması, dahil bankalarınca uygulanır.” denilmiştir. Söz konusu maddede fon alacaklarında zamanaşımının 20 yıl olduğunu düzenleyen 141.maddeye atıf yapılmamıştır. Buna göre davacı banka fonun maddede yazılan ayrıcalıklardan yararlanacak ise de 141.maddeye açık atıf olmadığından genel dava zamanaşımı süresi olan 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Anlatılanlara göre zamanaşımının hesabın kat edildiği 13/11/1998 tarihinde işlemeye başladığı ve özel bir zamanaşımı öngörülmediğinden 4389 sayılı kanun gereği zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğu, arada 12.12.2003 tarihli ek 5.madde gereği 20 yıla uzadığı, kanun hükmünün l.l1.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5411 sayılı kanunun geçici 13.maddesi ile tekrar kaldırılarak 10 yıla düştüğü, zamanaşımının başladığı ve sona erdiği tarihlerde yürürlükte bulunan kanun hükümleri gereği 10 yıl olarak uygulanması gerekmektedir.Bu durumda ilk derece mahkemesinin 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmuş olması nedeniyle davanın zamanaşımı yönünden reddine dair vermiş olduğu karar da isabetsizlik bulunmayıp davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiş başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 12/01/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/239504 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.