Bayilik/intifa sözleşmesinde kullanılmayan süreye isabet eden bedelin sebepsiz zenginleşme ile iadesi
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/303 E. 2021/305 K. · · İlk derece: İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Alacakkaldırma ve esas hakkında yeniden hükümTemyiz yolu açık
★ EmsalZamanaşımıDava şartı (hukuki yarar / ehliyet / kesin hüküm)
Davacının nitelemesi: İtirazın İptali (birleşen) mahkemenin nitelemesiyle örtüşüyor
bayilik (acente-kıyas)
Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 3 (sebepsiz zenginleşme) — Sınır Cetveli / Negatif Alan
Gerekçe özeti
Rekabet Kurulu kararıyla geçersiz hale gelen bayilik/intifa ilişkisinde, sağlayıcı tarafından bayiye ödenen finansal destek ve yatırım bedellerinin kullanılmayan süreye isabet eden kısmının iadesi istendiğinde; bu bedelin sözleşme süresinin tamamını kapsayacak şekilde verildiği ispatlanamıyorsa (örn. muhasebe kayıtları aksini gösteriyorsa) o kalem talep dışı bırakılır. İade sorumluluğu sebepsiz zenginleşme hükümlerine (TBK 79) dayandığından davalı sadece kendisinin fiilen zenginleştiği (elinde kalan) tutar kadar sorumludur; davacının ödediği ancak davalının elinde kalmayan KDV gibi kalemler iade kapsamına girmez, ayrıca terkin tarihine kadarki kullanım için semere talep edilemez. İpotekli bir alacağa ilişkin icra takibinde, ipotek borçlusu (taşınmaz maliki) İİK 149 ve TMK 887 gereğince zorunlu takip arkadaşı olarak takipte taraf gösterilmemişse takip usulsüzdür; bu durumda alacaklının aynı alacağı önce açtığı alacak davasıyla talep etmiş olması halinde, sonradan açılan itirazın iptali davası HMK 114/1-ı gereğince derdestlik dava şartı yokluğundan reddedilmelidir; bu husus mahkemece re'sen dikkate alınır.
Ele alınan sorunlar
270.000 USD finansal destek bedelinin intifa süresinin tamamını kapsayıp kapsamadığı → ret
İddia: Davacı vekili, 270.000 USD dışında kalan tutar üzerinden hesaplama yapıldığını, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca davalının iade etmesi gereken tutarın daha yüksek olduğunu, bu bedelin de intifa süresinin tamamını kapsayacak şekilde verildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Ekli protokolün özel şartlarında davacının davalıya 270.000 USD finansal destek sağlamayı taahhüt ettiği ve bu bedelin fatura karşılığı ödendiği sabit olmakla birlikte, sözleşme süresi 5 yıl olup bu bedelin intifa süresinin tamamını kapsayacak şekilde verildiğini ispatlayacak delil bulunmamaktadır. Davacının bu bedeli kendi kayıtlarında 5 yıllık sözleşme süresiyle muhasebeleştirdiği anlaşıldığından, bu kalemdeki talebin reddi yerindedir. Ancak bilirkişi raporlarında bu husus tespit edilmesine karşın hesaplamalarda hem çıplak hem güncellenmiş değerlere bu tutar dahil edilerek hesaplama yapılması hatalıdır; bu tutarın hesaplamadan çıkarılması gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Sabit yatırım/demirbaş bedeli talebinin reddi → ret
İddia: Davacı vekili sabit yatırım ve demirbaş bedeline ilişkin talebinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacı vekili dava ettiği yatırımları açıklamamış, istasyondaki demirbaşlar ve kurumsal malzemelerin 01.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği anlaşıldığından bu kaleme ilişkin istek yerinde görülmemiştir; ilk derece mahkemesinin bu kalemi reddetmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kullanılmayan intifa süresine isabet eden yatırım bedelinin güncellenmiş değeri üzerinden ayrıca semere talep edilip edilemeyeceği → kısmi kabul
İddia: Davalı vekili, alınan bilirkişi raporlarına rağmen mahkemenin 01.09.2014 tarihli rapordaki hesaplamayı esas almadığını, davanın reddi gerekirken kabul edildiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının ödediği yatırım bedeli, intifa hakkının terkin edildiği tarihe kadar davalının kullanımında olduğundan bu süre için ayrıca semere istenmesi mümkün görülmemiştir. Terkinden itibaren semere istenebileceği düşünülse de, iyiniyetli sebepsiz zenginleşen olarak kabul edilmesi gereken davalının elinde kalan paranın (çıplak bedelin) iadesi ile sorumlu tutulması gerekmektedir. Bu nedenle hesaplama çıplak bedel üzerinden yapılmalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
İade edilecek bedelin miktarı ve taleple bağlılık ilkesi ile KDV'nin iade kapsamı dışında tutulması → kısmi kabul
Gerekçe: Bilirkişi raporuna göre çıplak bedel toplamda 611.278-TL olarak hesaplanmış, bundan USD ödemeye ilişkin 239.216-TL düşüldüğünde bakiye 372.062-TL olarak bulunmuştur. Ancak davalı vekilinin dilekçesi ekindeki hesaplama tablosunda bu tutar 362.687,75-TL olarak hesaplanmıştır. Taleple bağlılık ilkesi gereği davacının dava dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosunun esas alınması gerekmektedir. Davalının yatırım bedelinin kullanılmayan bölümünden doğan iade sorumluluğu sebepsiz zenginleşme hükümlerine (TBK 79) dayanmaktadır; davalı sadece kendisinin sebepsiz zenginleştiği miktar kadar sorumludur. Bu sebeple davacı tarafından ödenen ancak davalının elinde kalmayan KDV ödemesi iade tutarına dahil edilmemelidir.
Gerekçe kaynağı: özgün
İtirazın iptali davasının derdestlik dava şartı yokluğundan reddi → ret
Gerekçe: İcra takip dosyasında davacı alacaklı, davalı borçlu olarak gösterilmiş; ancak ipotek borçlusu olan taşınmaz maliki takipte taraf olarak gösterilmemiştir. İİK 149 uyarınca, taşınmazı rehneden üçüncü şahıs ile borçlu arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunduğundan haklarında birlikte takip yapılması zorunludur. TMK 887 gereğince ipotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu olmasa da, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması bu istemin hem borçluya hem kendisine yapılmış olmasına bağlıdır; taşınmaz maliki takipte zorunlu takip arkadaşı olarak gösterilmediğinden usulüne uygun bir takip bulunmamaktadır. İİK 45/1 uyarınca rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusuna karşı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapılabilirse de bu düzenleme, borçluya karşı alacak davası açılmasını engellememektedir; zira alacaklı bu dava sonunda elde edeceği ilama dayanarak ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatabilecektir. Davacı tarafından açılan alacak davası 06.04.2012 tarihinde, ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip de aynı tarihte başlatılmış; birleşen itirazın iptali davası ise 10.04.2013 tarihinde açılmıştır. İtirazın iptali davasının konusu olan 500.000-TL alacak, bu davadan önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında derdestlik durumu oluşmuştur. HMK 114/1-ı bendinde düzenlenen, aynı davanın daha önce açılmış ve halen görülmekte olmaması dava şartı olup mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır. Bu itibarla birleşen davanın derdestlik dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken itirazın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Reddedilen icra inkar tazminatı talebi bakımından davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmemesi → kabul
İddia: Davalı vekili, icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verildiği halde kendisi yararına vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı vekilinin, reddedilen icra inkar tazminatı bakımından vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin istinaf nedeni yerinde görülmüştür.
Gerekçe kaynağı: özgün
Davalının zamanaşımı def'i → ret
İddia: Davalı vekili, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını ve bu konudaki taleplerin değerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Sözleşme sonlandıktan sonra 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımına yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
İpotek veren üçüncü kişinin takipte taraf gösterilmediği hallerde takibin usulsüz olacağı ve aynı alacağın önceden açılmış alacak davasına konu edilmiş olması durumunda itirazın iptali davasının derdestlik dava şartı yokluğundan reddedilmesi gerektiği yönündeki tespit, ipotekli alacaklarda çoklu dava/takip stratejisi bakımından emsal niteliğindedir. Ayrıca Rekabet Kurulu kararıyla geçersiz kalan bayilik/intifa sözleşmelerinde sebepsiz zenginleşme esasına göre iade hesaplamasında KDV'nin ve semerenin dışlanması yönündeki değerlendirme de bölgesel emsal değeri taşımaktadır.
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- Sözleşme sona erdikten sonra alacak taleplerinde 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır.
- Dava şartı
- Aynı alacağın daha önce açılmış ve halen görülmekte olan bir dava ile talep edilmiş olması halinde, sonradan açılan itirazın iptali davası HMK 114/1-ı gereğince derdestlik dava şartı yokluğundan reddedilir; bu husus mahkemece re'sen dikkate alınır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
denkleştirici adalet ilkesi↗ sebepsiz zenginleşme↗ taleple bağlılık ilkesi↗ derdestlik dava şartı↗ zorunlu takip arkadaşlığı↗ ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip↗ itirazın iptali↗ icra inkar tazminatı↗ rekabetin korunması / muafiyet↗
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO 2019/303
KARAR NO 2021/305
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 02/11/2017
NUMARASI 2014/966 Esas 2017/795 Karar
BİRLEŞEN DOSYA İstanbul 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2013/113 Esas 2013/110 Karar sayılı dosyası
DAVA
Alacak
BİRLEŞEN DAVA
İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ 04/03/2021
Asıl davanın kısmen kabulüne ,birleşen davanın kabulüne ilişkin verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
Davacı vekili asıl dava dilekçesi ile 4054 Sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanunun 16. Maddesi gereğince Rekabet Kurulu tarafından geçersiz sayılan anlaşmalar gereğince taraflar arasında bağıtlanan protokol gereğince davalıya peşin satış teşvik primi adı altında ödenen 270.000 -usd ve KDV destek süresinin 15 yıl boyunca söz konusu ürünleri satacağı inancı ile verdiği ve davalı yanın gerçekleştirdiği istasyon inşaatına ilişkin olarak ibraz edilen 7 adet peşin satış teşvik primi açıklamalı faturalar karşılığı 672.313,78 -kdv dahil bedelin, sabit yatırım ve demirbaşlara ilişkin ödemelerin , geçersiz kılınan 18.09.2010 tarihini aşan sürelere ait olmak üzere denkleştirici adalet ilkesine göre saptanan 1.005.259,73-TL teşvik prim bedeli ve 27.295,08 -TL sabit yatırım ve demirbaş bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
ASIL DAVADA CEVAP
Davalı vekili asıl davaya verdiği cevapta dava konusu satış teşvik primi ödemelerinin 15 yıl intifa süresi ile ilişkilendirilemeyeceğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıl olduğunu, ödemelerinde 5 yıl için yapıldığını, intifa sözleşmesinin tarafı olmadıklarını davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
Asıl dava ile birleşen İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında davacı vekili, taraflar arasında 06.04.2015 tarihli 15 yıl intifa sözleşmesi akdedildiğini, intifa bedelinin tamamının malike ödendiğini, Rekabet Kurulu Kararı ile sözleşmenin sona erdiğini, davalının bedeli müvekkilinden tahsil ettiğini, ancak 18.09.2010 tarihinde akaryakıt istasyonunda başka bir dağıtım şirketinin bayisi olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirkete ödenmek üzere ipotekle güvence altına alınan 500.000- TL lik kısmı için davalı aleyhine İstanbul ....İcra Müd.... esas sayılı dosyası ile takip yapıldığını, borçlu davalının haksız itirazı ile takibin durduğunu, itirazın iptaline-takibin devamına %20 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA CEVAP
Davacı ile müvekkili arasında bayilik sözleşmesinin 5 yıl için yapıldığını ve 568.550,01-TL ödendiğini, işbu ödeme için davacı ... ile müvekkili şirket arasında düzenlenen protokol ve işletmecilik anlaşmasının esas alındığını davacı lehine tesis edilen ipoteğin amacının cari hesap sonucundaki alacağın varlığını garanti altına almak olduğunu, ipoteğin varlığının kesin borç anlamına gelmediğini, davacı ile müvekkili arasındaki sözleşmenin 5 yıl için yapılmış olduğundan sürenin dolması ile davacı tarafından sona erdirildiğini, intifa bedeli 24.285-TL+kdvnn davacı tarafından müvekkilinden tahsil edildiğini, davacının benzer taleplerle açtığı dava derdest iken ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yaptığını, İstanbul 26.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2012/86 esas sayılı dosya ile dava açıldığını, taleplerin sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak oluşan zararlara ilişkin olduğunu, aynı konuda açılmış dava varken takip yapılmasının usulsüz olduğunu derdestlik nedeni ile davanın davanın reddini, ayrıca davacının müvekkilinden hiçbir alacağı olmadığı İstanbul 34 Asliye Ticaret Mah.2012/129 E.
ve İstanbul 26.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/86 esas sayılı dosyası ile ispatlandığından davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ
Mahkemece; asıl dava yönünden bakiye intifa süresine ilişkin hesaplama yapılmak sureti ile denkleştirici adalet ilkesi gereğince 615.076-TL ye dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, Birleşen dosya yönünden davalının bayilik sözleşmesi gereğince verdiği ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte tahsilde tekerrür etmemek üzere yapılmış olduğundan yasal ve yerinde olduğu ve tespit edilen alacak üzerinden itirazın iptaline,takibin devamına ve icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacı vekili, ilk derece mahkemesince alınan 15.06.2015 tarihli raporda 270.000-usd dışında kalan tutar yönünden hesaplama yapıldığını, denkleştirici adalet ilkesi uyarınca davalının iade ile yükümlü olduğu tutarın 1.008.538-TL olduğu belirlendiği halde, zaten hesaba katılmamış tutar indirilmek sureti ile hüküm verilmesinin yerinde olmadığını, davacının intifa hakkı süresi için davalı şirkete 30.09.2004 tarihinde ödenen yatırım bedelinden karşılıksız kalan süreye isabet eden tutarı, intifa hakkının terkin tarihi itibarı ile denkleştirici adalet ilkesine göre hesaplama ile bulunacak tutarı istediğini verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, birleşen dava yönünden davalının iade etmesi gereken miktarı bilmesi nedeni ile inkar tazminatı talebinin reddedilmiş olmasının da yerinde olmadığını belirterek kararı istinaf etmiştir.2-Davalı vekili, taraflar arasındaki sözleşmenin 5 yıllık olarak yapıldığını, işletme sözleşmesinin intifa sözleşmesinden 5,5 ay sonra yapıldığını, sözleşmenin sona erme sebebinin 2002/2 sayılı tebliğ olmayıp 5 yıllık akdedilen sözleşme olduğunu, süre sonunda davacı tarafından gayrımenkuldeki petrol istasyonu işletmesini 5 yıldan sonra devam ettirmediğini, ödemelerinde 5 yıl için verildiğini, mahkemenin alınan bilirkişi raporlarına rağmen bu kararı verdiğini, hukuka ve hakkaniyete uygun 01.09.2014 tarihli rapor yok sayılarak karar verildiğini, alınan bu rapora göre davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını bu konudaki taleplerinin değerlendirilmediğini, davacının petrol istasyonu açılması için yapması zorunlu olan masrafları davalıdan talep edemeyeceğini, sabit yatırım bedelinin yapılması gereken yatırım olduğunu, bu sabit yatırımlarla davacıya hizmet verildiğini bu konudaki mahkemenin kabul kararının yerinde olmadığını, birleşen dosya yönünden davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, mahkemece ipoteğin paraya çevrilmesi ve takibin devamı kararının hatalı olduğunu, ayrıca inkar tazminatı reddedildiği halde vekalet ücreti verilmemesinin de hatalı olduğunu belirterek kararı istinaf etmiştir.
GEREKÇE
.Dava; davacı tarafından davalıya bayiilik sözleşmesi kapsamında ödenen 270.000usd finansal destek bedeli ile intifa süresi boyunca geçerli olacağı nedeniyle 672.313,78-TL peşin satış teşvik priminin 18.09.2010 tarihini aşan süre için denkleştirici adalet ilkesi gereğince güncellenmiş değerlerinin ve 27.295,08- TL sabit yatırım bedelinin tahsili ve birleşen dosya yönünden 500.000 -TL ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince ;
27. 295,98-TL tutarında sabit yatırım bedeline ilişkin istek ,davacı vekilinin dava ettiği yatırımları açıklamadığı ,istasyondaki demirbaşları ve kurumsal malzemelerin 1.12.2010 tarihinde davacıya iade edildiği bu kaleme ilişkin istek yerinde olmadığından red edilmiş,mahkemenin bu kalem isteği red etmesinde isabetsizlik görülmemiştir.Davacı ile davalı arasında 22.08.2005 tarihinde 5 yıllık süre ile bayilik sözleşmesi imzalanmıştır. Ekli protokol g maddesinde davacı işleticiye ticari faaliyetin geliştirilmesi için 270.000-usd( kdv hariç 366.228-TL) ödemeyi taahhüt ettiği ve ödemenin yapıldığı sabittir. Davacı tarafından dava dışı tapu maliki Güngören Güneştepe ...Okul Talebelerine Yardım Derneği ile 05.04.2005 tarihinde sözleşme tarihinden önce 27.000 TL bedelle 15 yıl intifa hakkı konusunda resmi senet ,14.04.2005 tarihinde dava dışı dernek tarafından davacı lehine davalının doğmuş ve doğacak bilumum hak ve alacakları ile verdiği borçların teminatını teşkil etmek üzere 500.000-TL lik ipotek tesis edilmiştir.Dağıtım şirketleri (sağlayıcılar) ile bayiiler arasındaki hukuki ilişkinin temeli işletme sözleşmesi ve intifa ve kira sözleşmesi olarak iki anlaşma şeklinde düzenlenmektedir.
Sağlayıcı(Davacı) öncelikle taşınmazı sahibi olan bayii yada üçüncü kişiden intifa hakkını almakta, daha sonra bayiye istasyonun işletmesini vermektedir. Sağlayıcı ile bayiler arasındaki tek ilişki 2 ayrı sözleşmeye konu edilmekte ise de amaç tek bir sözleşme yapmaktır. Rekabet Kurulunca 12.03.2009 tarihinde yayınladığı duyuru ile 18.09.2005 tarihinden olan ve süresi 5 yılı aşan bayilik sözleşmesi ve intifa, kira, kredi sözleşmeleri azami hadde indirme" ilkesi gereğince 18.09.2010 tarihine kadar muafiyetten yararlanacağı, bu tarihten sonra muafiyet koşullarının ortadan kalkacağı 4054 sayılı kanunu 56 maddesi gereğince geçersiz hale geleceği ,bu anlaşmaya göre ifada bulunmuş olan tarafın yerine getirdiği edimleri isteme hakkının ortaya çıkacağı, bu edimlerin geri istenmesinde tarafların iade borcunun BK 63 ve 64 maddesine tabi olduğu açıklanmıştır.Somut olayda, ekli protokol G Özel şartlarında davacı şirketin davalıya 270.000-usd finansal destek sağlamayı vaadettiği ve fatura karşılığı ödediği ancak sözleşme süresi 5 yıl olmakla, verilen bedelin intifa süresinin tamamını kapsar şekilde verildiğini ispatlayacak bir delil bulunmadığı, davacının bu bedeli kendi kayıtlarında bu şekilde (5 yıllık sözleşme süresi ile )muhasebeleştirdiği ve kayıtlara işlediği anlaşıldığından davacının bu konudaki talebinin reddi ile ilgili mahkeme kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak bilirkişi raporlarında bu husus belirlenmesine karşın yapılan hesaplamalarda gerek çıplak ,gerekse güncellenmiş değerlere bu tutar dahil edilerek hesaplanmıştır.Davacı tarafın diğer isteği ise kdv hariç ödenen 569.715,08- TL bedelin kullanılmamış süreye isabet eden güncellenmiş bedeline ilişkindir.Davacı ödenen yatırım bedeli dışında güncellenmiş bedeli de talep etmekte ise de anılan ödeme intifa hakkının terkin edildiği tarihe kadar davacı şirketin kullanımında kabul edilerek bu süre için ayrıca semere istemi mümkün görülmemiştir.Herne kadar terkinden itibaren semere istenibileceği düşünülse de iyiniyetli sebebsiz zenginleştiği kabul edilmesi gereken malik davalının elinde kalan paranın iadesi ile sorumlu tutulması gerekmektedir.Davacı tarafından taşınmaz üzerine inşası gerçekleştirilen akaryakıt istasyonunda kendi ürünlerini satacağı inancı ile davalının gerçekleştirdiği ödemelerine finansal destek amacı ile 569.715,08- TL+270.000-usd ödeme de bulunduğu,her iki ödemeden kullanılmayan süreye isabet eden geri kalan miktarın 17.3.2014 tarihli bilirkişi raporuna göre çıplak bedelin her iki kalemde 611.278-TL olarak hesaplandığı, bu tutardan usd ödemeye ilişkin olan 239.216 -TL düşüldüğünde kalan bakiye 372.062-TL olarak hesaplanmaktadır.Ancak davalı vekilinin 29.4.2014 tarihli dilekçesi ekinde bulunan hesaplama tablosunda (595.833,08-233.145,33= 362.687,75-TL)olduğu hesaplanmıştır.Taleple bağlılık ilkesi gereği davacı vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği bedeli gösteren hesaplama tablosu esas alınması gerekmektedir.Ancak davalının yatırım bedelinin kullanılmayan bölümünden doğan iade sorumluluğu sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanmaktadır.
Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin TBK’nın 79. maddesi hükmü gereğince davalı sadece kendisinin sebepsiz zenginleştiği miktar kadar sorumludur. Bu sebeple davacı tarafından ödenen ve ancak davalının elinde kalmayan KDV ödemesi dikkate alınmamalıdır.Birleşen dava alacak davasına konu edilen alacakların tahsilini teminen ipotekli takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir. İcra dosyasında , davacı alacaklı, davalı borçlu olarak gösterilmiş,örnek 9 ödeme emrinin de borçlu davalı adına düzenlendiği, ancak ipotek borçlusu olan taşınmaz maliki takipte taraf olarak gösterilmemiştir.İİK'nun 149. maddesinde; "İcra müdürü, ibraz edilen akit tablosunun kayıtsız şartsız bir para borcu ikrarını ihtiva ettiğini ve alacağın muaccel olduğunu anlarsa borçluya ve taşınmaz üçüncü şahıs tarafından rehnedilmiş veya taşınmazın mülkiyeti üçüncü şahsa geçmişse ayrıca bunlara birer icra emri gönderir" düzenlemesi mevcut olup, madde içeriğinden, borçlu ile ipotek veren arasında zorunlu takip arkadaşlığının bulunması nedeniyle haklarında birlikte takip yapılması zorunludur.TMK'nun 887.
maddesi gereğince; ipotekli taşınmazın maliki borçtan şahsen sorumlu değil ise de, alacaklının ödeme isteminin ona karşı etkili olması, bu istemin hem borçluya hem kendisine karşı yapılmış olmasına bağlıdır, ,takip dosyasında taşınmaz maliki takipte zorunlu takip arkadaşı olduğundan usulüne uygun bir takip bulunmamaktadır.İİK 45 maddesinin 1 fıkrası uyarınca rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusuna karşı yalnız rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapılabilir.Başka türlü takip yapılamaz.Ancak anılan madde hükmü , borçluya karşı alacak davası açılmasını engelleyen bir düzenleme içermemektedir.Zira alacaklı açtığı bu alacak davası sonunda elde edeceği ilama dayalı olarak ipotek hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı takip başlatabilecektir.(Yargıtay 19.H.D nin 2017/2886-2019/3446 emsal ilamı )Davacı tarafından açılan asıl dava alacak davası olup açılış tarihi 06.04.2012 dir.
İpoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip tarihide 06.04.2012 başlatılmıştır.Birleşen dava ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takip için açılan itiraz iptali davasının açılış tarihi ise 10.04.2013 tarihidir. İtirazın iptali davası alacak davası ile birleştirilmiştir. İtirazın iptali davasının konusu olan 500.000- TL alacak, itirazın iptali davasından önce açılan alacak davası içinde talep edilmiş olduğundan itirazın iptali davasında derdestlik durumu oluşturulmuştur. HMK’nın 114. maddesinin birinci fıkrasının “ı” bendinde düzenlenen aynı davanın, daha önce açılmış ve hâlen görülmekte olmaması dava şartı olup mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır. Bu itibarla davalı vekilinin red edilen icra inkar tazminatı bakımından vekalet ücretine hükmedilmesi ve sözleşme sonlandıktan sonra 10 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığından zamanaşımına yönelik istinaf nedenleri yerinde değildir.Ancak asıl ve birleşen davaya yönelik ileri sürdüğü diğer istinaf nedenleri yerinde görülmüş olup, birleşen davanın derdestlik dava şartı yokluğundan reddine karar verilmek gerekirken itirazın iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.Ancak bu hata/eksiklik nedeniyle yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden hükmün kaldırılmasına yeniden hüküm verilmesine ,asıl dava da 15 yıllık intifa süresi için davalıya verilen yatırım bedelinden 362.687,75 TL kullanılmamış süreye isabet eden kısmın davalıdan tahsiline ,fazla istemin reddine ,birleşen davanın da derdestlik dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
Yukarıda açıklanan nedenlerle:
1- Asıl ve birleşen davada;davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353(1)-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Asıl ve birleşen davada; davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/966 Esas-2017/795 Karar sayılı ve 02/11/2017 tarihli hükmünün HMK.'nun 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; "Asıl davada; davanın kısmen kabulüne, 362.687,75-TL yatırım bedelinin dava tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilerek davalıdan tahsiliyle davacıya ödenmesine, fazla istemin tümüyle reddine, Birleşen davanın derdestlik dava şartı yokluğu nedeniyle REDDİNE"İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; "Asıl dava yönünden; Alınması gereken 24.775,20-TL nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin yatırılan 15.333,45-TL harcın mahsubu ile bakiye 9.441,75-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,Davacı tarafından peşin yatırılan 15.357,90-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davacı tarafından yapılan 3.900-TL bilirkişi ücreti, 148-TL posta masrafı olmak üzere toplam 4.048-TL yargı giderinin, davanın kabulü oranında hesaplanan 1.421,87-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, Davalı tarafından yapılan 41-TL yargı giderinin davanın reddi oranında hesaplanan 27--TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, bakiye kısmın üzerinde bırakılmasına, Davacı vekili için takdir olunan 33.838,14-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Davalı vekili için takdir olunan 50.543,35-TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine Birleşen dava yönünden;
Alınması gereken 59,30-TL harcın; davacı tarafından peşin yatırılan 6.038,75-TL harçtan mahsubu ile fazla olan 5.979,45-TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, Davalı vekili için takdir olunan 4.080-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine" Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yatırılan peşin harcın istinaf karar harcına mahsubuna,eksik kalan 46.80-TL harcın davacıdan tahsiliyle hazineye gelir kaydına ,İstinaf yoluna başvuran asıl ve birleşen davada davalı tarafından yatırılan 19.042-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,Asıl ve birleşen davada davacı tarafından yapılan 107,70-TL istinaf yargı giderinden davanın kabulü oranında hesaplanan 38-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına,Asıl ve birleşen davada davalı tarafından yapılan 37,90-TL istinaf yargı giderinden davanın reddi oranında hesaplanan 25-TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalanın üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1.
maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 04/03/2021
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/238280 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi