6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Faturaya dayalı alacakta teslim ve teamül ispat yükü davacıdadır

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/474 E. 2021/528 K. · · İlk derece: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

İtirazın iptaliistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmayan ve borcun tamamen inkâr edildiği ticari ilişkilerde, fatura konusu mal veya hizmetin teslim edildiğini ispat külfeti davacı satıcıya aittir; fatura ve davacı ticari defter kayıtları, yasal delillerle (teslim/tebliğ belgesi vb.) desteklenmediği sürece tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli değildir. Fiyat farkı gibi ek alacak kalemlerinin talep edilebilmesi için taraflar arasında bu yönde bir sözleşme veya teamülün varlığının kanıtlanması gerekir; bu husus ispatlanamazsa söz konusu faturalara dayanan alacak talebi reddedilir.

Ele alınan sorunlar

Faturaların davalıya teslim/tebliğ edildiğinin ispat edilememesi → ret

İddia: Davacı vekili, Türk hukukunda faturanın karşı tarafa tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, tebliğin ispat edilememesinin fatura içeriğinin gerçeği yansıtmadığı anlamına gelmediğini, faturanın tebliğinin sadece temerrüt için gerekli olduğunu ve İİK gereği takip yapılmasına engel olmadığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya aittir; yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini ve uyuşmazlığın miktarına göre bu iddiasını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere, davacının dayanak faturaları davalının BA formlarında kayıtlı olmadığı gibi, faturaların teslim alan kısımları boş olup, faturaların davalıya tebliğ ve teslimine ilişkin delil ve kayıt bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Fiyat farkı faturalarının dayanağının (sözleşme/teamül) bulunmaması → ret

İddia: Davacı vekili, fiyat farkı faturalarının ayrı bir alacak kalemi olduğunu, bunların talep edilmesi için teamüle veya sözleşmeye gerek bulunmadığını, yerel mahkemenin fiyat farkı faturası ile vade farkı faturasının şartlarını karıştırdığını, kaldı ki müvekkilinin daha önce de fiyat farkı faturası düzenlediğini (01.07.2013 tarihli 22.793,03 TL'lik fatura) belirterek mahkemenin teamül olmadığı gerekçesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacının alacağının bir kısmı fiyat farkı faturalarından kaynaklanmakta olup, taraflar arasında fiyat farkı uygulamasına ilişkin bir sözleşme bulunmadığı gibi, bu konuda bir teamülün varlığı da kanıtlanamamıştır. Bu nedenle davacının fiyat farkı faturalarının dayanağı bulunmamaktadır.

Gerekçe kaynağı: özgün

İade faturalarına dayalı alacağın ispatlanamaması → ret

İddia: Davacı vekili, yerel mahkemenin davaya konu alacağın fiyat farkı ve iade faturasına dayandığını tespit etmesine rağmen salt fiyat farkı faturalarını inceleyip iade faturalarını değerlendirmeden tüm alacak hakkında ret kararı verdiğini, iade faturalarına dayalı alacağın ayrıca incelenerek karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: İade faturaları hiç ibraz edilmemekle birlikte, faturaların tebliğ ve teslimi de kanıtlanamamıştır. İade faturalarının da dayanağı bulunmadığı gibi, faturalandırmanın hangi kriterlere dayalı olarak yapıldığı da tespit edilememiştir. Davacıya ait ticari defter ve kayıtlarda alacağın kayıtlı olması ise, dayanak kayıtlarla desteklenmediği sürece tek başına alacağın varlığını kabule yeterli değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Yazılı sözleşme bulunmayan ve borcun inkâr edildiği ticari ilişkilerde, fatura konusu mal/hizmetin teslim edildiğinin ispat külfetinin davacıda olduğu, ticari defter kayıtlarının tek başına yeterli olmadığı ve fiyat farkı gibi ek taleplerin sözleşme veya teamül ile kanıtlanması gerektiği yönündeki değerlendirme, benzer ispat yükü uyuşmazlıklarında bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
itirazın iptali ticari satım cari hesap alacağı ispat yükü fatura ticari defter teamül fiyat farkı faturası iade faturası BA formu

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/474

KARAR NO 2021/528

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 17/04/2018

NUMARASI 2015/882 Esas - 2018/329 Karar

DAVA

İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 08/04/2021

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı-borçlu şirketten ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap alacağı bulunduğunu, müvekkilinin girişimlerine rağmen davalı şirketin borcunu ödemediğini, davalı-borçlu hakkında bir kısım alacağın tahsili için İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında 90.252,04 TL üzerinden icra takibi başlattıklarını, davalı/borçlunun icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, davacı tarafça sunulan ticari defter ve kayıtlar üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde, davacının cari hesabını ve takibe konu borç tutarını oluşturan faturaların fiyat farkı ve iade faturalardan oluştuğu belirlenmiş ise de, dosya kapsamında davacı alacağını oluşturan faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğine dair herhangi bir delil sunulmadığı, davalı tarafın, icra dosyasına sunduğu itirazında borcu olmadığını ileri sürdüğü gibi, mahkememize herhangi bir beyanda bulunmadığından akdi ilişki dahil davacının tüm iddialarını inkar etmiş konumunda olduğu, davacının kendisine ait ticari defter ve kayıtlarda alacağının kayıtlı olmasının, alacağın varlığını tek başına ispata yeterli delil olarak kabul edilemeyeceği, taraflar arası cari hesapta fiyat farkı uygulamasına ilişkin bir teamül olmadığı, daha önce fiyat farkı faturası düzenlenmediği, iade ve fiyat farkı faturalarının teslim alan kısımlarının boş olduğu, faturaların tebliğine ilişkin belge sunulmadığı, cari hesap ekstresinde alacak bakiyesi oluşturan 15 adet fatura gözükse de dosya kapsamında 6 adet fatura sunulduğu, sunulan faturalarda açıklama kısmında "...sayılı faturaya istinaden fiyat farkı faturası" açıklaması yazılmış olmasına rağmen, fiyat farkı oluşturduğu iddia edilen iş ve işlemlere dair açıklama yapılmadığı, yine davacının davalı şirket tarafından eksik ifa edildiği iddia edilen işler sebebi ile fiyat farkı faturası düzenlediğini beyan etmiş olmasına rağmen, dosya kapsamında buna ilişkin somut bir delil bulunmadığı, davacı şirketin faturalandırmayı hangi kriterlere göre yapmış olduğu anlaşılamadığından, takip konusu tutara yapılan itirazın yerinde olup olmadığının belirlenemediği, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

İstinaf yoluna başvuran davacı vekili; Türk hukuk sisteminde faturaların karşı tarafa tebliğ edilmesi gerektiğine ilişkin hiçbir hüküm bulunmadığını, faturaların karşı tarafa tebliğ edildiğinin ispat edilememiş olmasının, fatura içeriğinin gerçeği yansıtmadığı anlamına gelmediğini, faturaları tebliği salt borçluyu temerrüde düşürmek için gerekli olup, İİK gereği takip yapılmasına engel olmadığını, bu nedenle mahkemenin faturaların tebliğ edildiğine ilişkin evrak sunulmaması sebebi ile davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkemenin taraflar arasında daha önce fiyat farkı faturası düzenlenmediği ve cari hesapta fiyat farkına ilişkin teamül olmadığı yönündeki tespitinin hatalı olduğunu, fiyat farkı faturaları ayrı bir alacak kalemi olup, talep edilmesi için ortada bir teamüle, sözleşmeye gerek bulunmadığını, bilirkişi ile yerel mahkemenin fiyat farkı faturası ile vade farkı faturasının şartlarını karıştırdığını, fiyat farkı faturalarında teamül aranamayacağını, kaldı ki müvekkili şirket defter ve kayıtlarından daha öncede fiyat farkı faturası düzenlendiğinin açıkça anlaşıldığını, bu kapsamda takibe konu faturalardan önce vekiledeni tarafından davalı yana 01.07.2013 tarih ve 22.793,03 TL'lik fiyat farkı faturası düzenlendiğini, bu durumda yerel mahkemenin maddi gerçeğe aykırı bilirkişi raporuna dayanarak daha önce düzenlenmiş fiyat farkı faturası olmaması sebebi ile taraflar arasında teamül olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın münderecatında belirtildiği üzere faturaların düzenlendiği tarihte e-fatura uygulaması olmayıp, faturaların fiziki olarak düzenlenmekte olduğunu, fatura tarihleri de eski olduğundan bir kısmının dosyaya ibraz edilmediğini, ancak bir şirketin defter ve kayıtlarında işlenmiş olan faturaların salt defter ve kayıtları destekleyici fonksiyon oluşturduğunu, taraflardan birisi usul ve yasaya uygun tutulmuş lehine delil teşkil eden defterlerini sunmuş ve alacaklı olduğu tespit edilmiş, bunun karşısında diğer tarafın usul ve yasaya uygun tutulmamış lehine delil teşkil etmeyen defter sunması ya da defterlerini hiç sunmaması halinde fatura içeriğine girlmeden cari hesap üzerinden karar verilmesi gerektiğini, davaya konu olayda ise müvekkilinin usul ve yasaya uygun tutulmuş lehine delil teşkil eden defterlerini sunduğunu, ancak davalı yanca defter ve kayıt ibrazından kaçınıldığını, bu durumda ise faturalar sunulmamış olsa dahi usul ve yasaya uygun tutulan defterler gereği tespit edilen alacak ile faturaların mevcut olduğunun açık olduğunu, bu faturaların sunulamamış olmasının faturaların olmadığı anlamına gelmediğini, faturalar incelendiğinde fiyat farkı faturalarının davalının düzenlediği hangi faturaya istinaden düzenlendiği, hangi mağazaya ilişkin olduğunun açıkça yazdığını, bu durumda yerel mahkemenin faturalarda açıklama olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar vermesinin usul yasa ile maddi gerçeğe aykırı olduğunu, yerel mahkemenin gerekçeli kararında davaya konu alacağın fiyat farkı ve iade faturasına dayandığını tespit ettiğini, bu tespite rağmen salt fiyat farkı faturalarını inceleyerek iade faturalarını değerlendirmeden tüm alacak hakkında davanın reddine karar verdiğini, iade faturalarının geçerliliği yönünde tespitte bulunulmayarak bu faturalara ilişkin alacakları yönünden de hüküm kurulduğunu, iade faturalarına dayalı alacaklarının incelenmeyerek hükümde zikredilmediğini, bu nedenle iade faturalarına dayalı alacak değerlendirilerek bu alacak miktarı husunda karar verilmesi gerekirken, alacağın bir kısmının dayandığı fiyat farkı faturalarının değerlendirilmesi sonucu tüm alacak hakkında hüküm kurulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, cari hesap alacağına dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.Dava, ticari satım nedeniyle düzenlenen faturaya dayalı takibe yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalı, borcun varlığını inkar etmektedir. Kural olarak; fatura konusu mal veya hizmetin teslimini ispat külfeti davacı satıcıya ait olup, yasal delillerle desteklenmediği sürece fatura ve davacı defter kayıtları tek başına alacağın varlığını kanıtlamaz. Dolayısıyla davacı, fatura konusu mal veya hizmetin davalıya teslim edildiğini kanıtlamak zorundadır. Davacı bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre yazılı delille kanıtlamalıdır.

Hükme esas bilirkişi raporu ile tespit edildiği üzere; davacının dayanak faturaları davalının BA formlarında kayıtlı olmadığı gibi, faturaların teslim alan kısımları boş olup, faturaların davalıya tebliğ ve teslimine ilişkin delil ve kayıt bulunmadığı, davacı tarafça, davacının cari hesabına dayanak 15 adet faturadan fiyat farkına ilişkin 6 tanesinin ibraz edildiği, diğer fiyat farkı faturaları ile iade faturalarının ise ibraz edilmediği anlaşılmaktadır. Davacının alacağı fiyat farkı ve iade faturalarından kaynaklanmakta olup, taraflar arasında fiyat farkı uygulamasına ilişkin bir sözleşme bulunmadığı gibi, bu konuda bir teamülün varlığı da kanıtlanamamıştır. Bu nedenle davacının fiyat farkı faturalarının dayanağı bulunmamaktadır.

İade faturaları ise hiç ibraz edilmemekle birlikte, faturaların tebliğ ve teslimi de kanıtlanamamıştır. İade faturalarının da dayanağı bulunmadığı gibi, faturalandırmanın hangi kriterlere dayalı olarak yapıldığı da tespit edilememiştir. Davacıya ait ticari defter ve kayıtlarda alacağın kayıtlı olması ise, dayanak kayıtlarla desteklenmediği sürece tek başına alacağın varlığını kabule yeterli değildir. Bu nedenle davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Davacıdan alınması gereken 59,30-TL istinaf karar harcının, peşin alınan 1.542-TL harçtan mahsubu ile 1.482,70‬-TL fazla yatırılan harcın istek halinde davacıya iadesine, İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 08/04/2021

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/237888 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

Onandı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4765 E. 2022/9328 K. · Onandı

Ticari defter kaydının ve tebliğ edilmeyen fiyat farkı faturalarının cari hesap alacağını ispata yetmemesi

Gerekçe özeti

Yazılı sözleşme ve fiyat farkı teamülü bulunmayan ilişkide, ticari defter kaydı tek başına alacağı ispata yetmez; fiyat farkı ve iade faturaları karşı tarafa tebliğ edilmemiş, dayanağı ve teslim kaydı gösterilememişse cari hesap alacağı ispatlanamaz.

Emsal değeri

Cari hesap alacağının ispatında ticari defter kaydının ve tebliğ edilmeyen faturaların yeterliliği açısından emsaldir (Yargıtay'ca onanan İlk Derece holding'i).

Kavramlar: cari hesap ispat yükü ticari defter fiyat farkı faturası faturanın tebliği

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2021/4765 E.  ,  2022/9328 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 17.04.2018 tarih ve 2015/882 E. - 2018/329 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi’nce verilen 08.04.2021 tarih ve 2019/474 E. - 2021/528 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketten ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap alacağı bulunduğu halde davalının borcunu ödememesi üzerine başlatılan icra takibine davalının itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazının iptaline, icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmadığı, davacının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre davacının cari hesabını ve takibe konu borç tutarını oluşturan faturaların fiyat farkı ve iade faturalardan kaynakladığı, davacının alacağını oluşturan faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğine dair delil sunulmadığı, davalının icra dosyasına sunduğu itirazında borcu olmadığını ileri sürdüğü gibi mahkemede beyanda bulunmadığından akdi ilişki dahil davacının tüm iddialarını inkar etmiş konumunda olduğu, davacının ticari defter ve kayıtlarında alacağının kayıtlı olmasının, alacağın varlığını tek başına ispata yeterli delil olarak kabul edilemeyeceği, taraflar arası cari hesapta fiyat farkı uygulamasına ilişkin bir teamül olmadığı, daha önce fiyat farkı faturası düzenlenmediği, iade ve fiyat farkı faturalarının teslim alan kısımlarının boş olduğu, faturaların tebliğine ilişkin belge sunulmadığı, cari hesap ekstresinde alacak bakiyesi oluşturan 15 adet fatura gözükse de dosyaya 6 adet fatura sunulduğu, sunulan faturalarda açıklama kısmında "...sayılı faturaya istinaden fiyat farkı faturası" açıklaması yazılmış olmasına rağmen, fiyat farkı oluşturduğu iddia edilen iş ve işlemlere dair açıklama yapılmadığı, davacı davalı şirket tarafından eksik ifa edildiği iddia edilen işler sebebi ile fiyat farkı faturası düzenlediğini beyan etmiş olmasına rağmen, dosya kapsamında buna ilişkin somut bir delil bulunmadığı, davacı şirketin faturalandırmayı hangi kriterlere göre yaptığını anlaşılamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karara karşı davacı vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22.12.2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.